Guncelleme : 28.04.2016 23:18:45
 
 
 
 
Ana Sayfa Dergi Hakkında Yayın İlkeleri iletişim
 
 
Arama
Aramak için:
Site icinde Ara
Internette Ara


Site Icerigi
Makale
Çeviri
Belge
Karar Çevirisi
Kitap İncelemesi
Uluslararasi Sözlesmeler
Mahkeme Kararı
Kanun Tasarısı
Anayasa Mahkemesine İptal Başvurusu
Mevzuat
Yönetmelik Taslağı
Yönetmelik Değişikliği
E-Kitap

E-Akademi NİSAN  2016 sayisina Hosgeldiniz.

Makaleler / Articles / Aufsätze / Articles
TÜRK MEDENİ KANUNUNDA NİŞANLILIĞIN SONA ERMESİ VE SONUÇLARI

Türk Medeni Kanununda nişanlılık 118-123. maddeler arasında düzenlenmiştir. Nişanlanma kavram olarak, evlenme sözleşmesi yapmak üzere, bir erkekle bir kadının anlaşması, yani birbirlerine evlenme vaadinde bulunmalarıdır. Nişanlanma akdinin gerçekleşmesi için iki tarafın karşılıklı evlenme vaadinde bulunması gerekir. Nişanlanma bir şekil şartına bağlı kılınmamıştır. Nişanlanma sözleşmesi hukuki niteliği itibariyle bağımsız bir medeni hukuk (aile hukuku) sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Nişanlanma nişanlıları evlenmeye zorlama hakkı vermez. Nişanlanma, evlenmeye zorlama hakkı vermemekle birlikte, nişanlılığın nişanlıların birbirleriyle evlenmesi dışında bir nedenle sona ermesi halinde, nişanlılığa bağlanan sonuçlar nedeniyle nişanın taraflarının bir takım hakları bulunmaktadır. Türk Hukuk sisteminde, nişanlanmanın nişanlıların birbirleriyle evlenmeleri dışında bir nedenle sona ermesi halinde, nişanlılara tazminat isteme hakkı tanınmıştır. Maddi ve manevi tazminat kalemlerini ayrı ayrı düzenleyen TMK’nın ilgili maddelerinde (m. 120-121) maddi tazminat yapılan masraflar ve katlanılan maddi fedakârlıklar ile sınırlı tutulurken, manevi tazminatta kişilik haklarına saldırının varlığı aranmaktadır. Bu tazminatlar, bir aile hukuku sözleşmesi olan nişanlanma sözleşmesinin sona erdirilmesinin bir yaptırımı olup, Kanun genel tazminat kurallarından farklı olarak özel şartlar öngörmüştür. Nişanın bozulması halinde tazminattan başka, nişan hediyelerinin geri verilmesi de öngörülmüştür. Kanunda ancak alışılmış (mutad) dışı hediyelerin istenebileceği kabul edilmiştir. Nişanlılığın sona ermesi halinde maddi tazminat ile nişan hediyelerinin geri verilmesini isteyecekler; nişanlılar, nişanlıların ana babaları ile onlar gibi hareket edenler olarak kabul edilmiştir. Manevi tazminatı ise ancak nişanlılar talep edebilirler. Nişanlılığın sona ermesi halinde tazminata veya nişan hediyelerinin geri verilmesine hükmedilmesi için ilişkinin bir nişanlılık ilişkisi olması gerekir. Flört ve evlilik dışı ilişkiler nişanlılık ilişkisi olarak kabul edilmemektedir. Nişanlılığın sona ermesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile nişan hediyelerinin geri verilmesi davasında özel bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olup, bu süre bir yıl olarak belirlenmiştir.

Yazan : Dr. Süleyman MORTAŞ
Bu yazı 107 kez okunmustur.



Makaleler / Articles / Aufsätze / Articles
ESER SÖZLEŞMESİNDE İŞİN YAPILMASINDAKİ GECİKMEDEN DOLAYI SÖZLEŞMEDEN DÖNME- TBK m. 473/I HÜKMÜNE BAKIŞ

1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, “işe başlama ve yürütme” kenar başlığı altında 473. maddenin birinci fıkrasında şu düzenlemeye yer vermiştir:
“Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.”
TBK m. 473/I hükmü, yüklenicinin eseri meydana getirmedeki temerrüdüne ilişkin özel bir kuraldır. Diğer bir ifadeyle anılan hüküm, eseri meydana getirmedeki temerrüt olgusuna uygulanır. TBK m. 473/I hükmü uyarınca yüklenicinin eseri meydana getirmede temerrüde düşmesi halinde, işsahibi, teslim tarihini beklemek zorunda kalmaksızın sözleşmeden dönebilir. Bu noktada TBK m. 473/I hükmü, yüklenicinin eseri meydana getirmedeki temerrüdünü yaptırıma bağlayan yönüyle, dolaylı da olsa, eser sözleşmesinde sadece tamamlanmış bir eserin tesliminin borçlanılmadığını, bilakis aynı zamanda onun meydana getirilmesinin de borçlanıldığını göstermektedir.
Anılan hüküm, yürürlükten kalkan 818 sayılı Borçlar Kanununda “akit dairesinde işe başlama ve icra” kenar başlığı altında, 358. maddenin birinci fıkrasında düzenlenmişti. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun gerekçesinde 473. maddede, metninde yapılan düzeltme ve arılaştırmanın dışında, 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği olmadığı ifade edilmiştir. Ancak bize göre madde metnindeki düzeltme ve arılaştırma, TBK m. 473/I hükmünü farklı yorumlanmaya açık hale getirmiştir.

Yazan : Yrd. Doç. Dr. S. Hülya İmamoğlu
Bu yazı 89 kez okunmustur.



Site Menu

Bu site INTERNETsahibi Int. Hiz. Tarafindan Host Edilmektedir.
Ttec Plus Cep Telefonu Aksesuarı