|
 |
 |
Makaleler / Articles / Aufsätze / Articles |
|
 |
|
|
 |
 |
|
 |
|
I- Temsilde Adalet Yönetimde İstikrar İkileminde Seçim Sistemleri
Ulusun yasa koyucusu olarak belirdiği modern demokrasiler, zorunlu olarak, temsili demokrasi niteliği taşırlar. Bunun anlamı şudur: Ulus yasanın yaratıcısı olsa bile, yasa koyma işini doğrudan üstlenmez; bunu temsilcileri aracılığıyla yerine getirmek zorundadır. Seçimleri, demokrasinin “olmazsa olmaz” koşulu ya da demokratik rejimlerin temeli kılan neden budur[1]. Elbette ulus temsilcilerini belirleme işini belli teknik usullerle gerçekleştirecektir. İşte, bu usullere seçim sistemi adı verilir.
Modern demokrasilerde seçim sisteminin iki temel işlevinden söz edilebilir. Birincisi, halkın yönetime katılımını, halk içindeki değişik görüşlerin iktidara yansımasını sağlamak, ikincisi ise, hükümetin oluşması sonucunu doğurmaktır. Seçim kurumunun birinci yönü seçim hukukunda “adalet” ya da “demokratik temsil” ilkesi ile birlikte anılırken, ikinci yönü “istikrar” ilkesi çerçevesinde ele alınmaktadır.
Temsil adaleti, sistemin çok partililiğe uygun düşmesi ve çok sesliliğe uygun siyasal zeminin oluşması açısından son derece önemli ve bu yüzden de vazgeçilmez bir ilkedir. Yönetimde istikrar ise, bütün ülkelerin olduğu gibi Türkiye’nin de ihtiyacı olması bakımından önemlidir.
Ne var ki, bu iki ilke arasında doğal bir çekişme vardır. Temsil adaleti ön plana alındığında, istikrarlı hükümetlerin kurulması zorlaşmakta; yönetimde istikrar esas alındığında ise, temsil adaleti zedelenebilmektedir. Modern demokrasilerin önündeki sorun, bu iki yönden hangisine ağırlık verileceği, başka bir deyişle, demokratik temsil ya da istikrar olgularından hangisinin tercih edileceği sorunudur.
|
 |
 |
|
Yazan
: Nihat BULUT
|
|
|
|
Bu
yazı 5173 kez okunmustur.
|
|
 |
 |
|
 |
 |
 |
Makaleler / Articles / Aufsätze / Articles |
|
 |
|
|
 |
 |
|
Versicherungsrechtliche Aspekte des Terrorismus im internationalen Luftverkehr –Insbesondere die Frage der Versicherung des Kriegsrisikos
ÖZET: New York’daki 11. Eylül 2001 olayları Sigorta sektöründe de önemli etkiler yarattı. Özellikle uçak sigortası alanında hala devam eden, önemli zorluklar tekrar gündeme geldi. Öncelikle ortaya çıkan ilk sorun: Sigorta sektörü savaş ve terörizmden kaynaklanacak zarar riskini gelecekte yalnız başına karşılayabilir mi, karşılamalı mı, yoksa uçak sigorta şirketlerinin boyunu aşan zararlarda devlet güvencesi getirilmeli midir? Bu çalışmanın birinci bölümde uluslararası hava taşımacılığına dair hukuki mesuliyet anlaşmaları özetlenip, Varşova Mesuliyet Sisteminden Montreal Anlaşmasına kadar ki gelişmeler belgelenmektedir. Daha sonra sigorta hukukunda savaş ve terörizm riskinin mesuliyeti incelenmekte ve son olarak da saldırıların ardından sigorta hukukundaki gelişmelere yer verilmektedir.
|
 |
 |
|
Yazan
: Aynur GÖK
|
|
|
|
Bu
yazı 2196 kez okunmustur.
|
|
 |
 |
|
 |
 |
 |
Makaleler / Articles / Aufsätze / Articles |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
Mahkeme Kararı / Judgement / Rechtsprechung / Jugement |
|
 |
|
|
 |
 |
|
 |
|
T.C
YARGITAY 5.CEZA DAİRESİ YARGITAY İLAMI
ESAS NO:2002/6200
KARAR NO:2002/5567
TEBBLiG.NO:YE/2002-132253
Hükümlü G... M....`m, TCK.nun 17. maddesi uyarınca şartla salıverilme kararı geri alınan 5.1.1997 ile 26.9.2003 tarihleri arasındaki 6 yıl 264 gün bakiye cezasının ve Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.6.1998 gün ve 1997/113-103 sayılı kararı kapsamındaki 20 yıl ağır hapis cezasının yerine getirilmesinde, şart1a tahliye talebinin reddine, şartla salıverilme tarihinin 28.9.2009 olarak kabulünü ilişkin, Çorum Ağır Ceza Mahkemesinin 15.5.2002 gün ve 2002/233 Müt. sayılı kararına vaki itirazın kısmen kabul, kısmen reddi ile tahliye talebine ilişkin itirazın reddine, aynen infaz edilecek ceza ile alıkoyma suçundan verilen 5 yıllık cezanın 4616 Sayılı Kanundan yararlandırılması suretiyle müdddetname tanzimine dair, Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 31.5.2002 gün ve 2002/207 D.İş. sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre 4616 Sayılı Kanunun bazı hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptali nedeniyle yeniden yapılan düzenlemeleri içeren ve 23.5.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4758 Sayılı Kanun hükmüne, Yargıtay Ceza Genel Kurulu`nun 5.2.2002 gün ve 2002/6-43-151 sayılı kararına nazaran, şartla salıvermenin geri alınmasına sebebiyet veren ırza geçmek ve alıkoymak 5u91ar`n1n aynı tarihte işlenmesi ve ırza geçme suçunun 4616 Sayılı Kanunun 1. maddesinin 5. bendi kapsamında sayılan suçlardan olması sebebiyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu`nun anılan kararında da belirtildiği üzere gerek şartla salıvermeye esas, gerekse şartla salıvermenin geri alınmasına konu suçların her ikisinin birden süre ve diğer koşullar yönünden 4616 Sayılı Kanun kapsamında bulunması halinde anılan Kanundan yararlanabileceğinin belirtilmesi karşısında, alıkoyma suçundan verilen 5 yıl ağır hapis cezasının 4616 Sayılı Kanundan istifade ettirilmesi suretiyle, şartla salıvermenin geri alınmasına sebebiyet veren ırza geçme suçundan verilen cezanın ve geri alınan bakiye cezanın tabi oldukları infaz hükümleri gereğince aynen infazlarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde gerekçe ile itirazın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet görülemediğinden bahisle CMUK.nun 343. maddesi gereğince bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 16.8.2002 gün ve 34558 sayılı yazılı emrine atfen C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye ihbar ve dava evrakı birlikte tevdi kılınmakla gereği düşünüldü:
C.G.K.nun 5.2.2002 gün 2002/6-41-155 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere geriye alınan bakiye cezaya 4616 Sayılı Yasa Hükümlerinin uygulanabilmesi için gerek şartlı salıverilmeye esas gerekse şartla salıverilmenin geri alınmasına konu olan suçların her ikisinin birden süre ve diğer koşullar yönünden 4616 Sayılı Yaşanın kapsamında bulunması gerekir.
|
 |
 |
|
Yazan
: Anonim
|
|
|
|
Bu
yazı 3636 kez okunmustur.
|
|
 |
 |
|
 |
|
|
|