Son Güncelleme Tarihi 24.03.2010
 
MART 2010-SAYI 97

 

Makale:

 

 

 

5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU’NDA YER ALAN

İDARİ BAŞVURULAR

                                                                                  Yrd.Doç.Dr. Hayrettin EREN*

                                                                                     Arş.Gör. Gülden ŞİŞMAN*

 

 

 

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ. 1

I-  Genel Olarak İdari Başvuruların Tasnifi 2

II- Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda Yer Alan Zorunlu İdari Başvurular  5

A-Bir İdari İşlem Ya Da Eylem Neticesinde, Dava Açmak İçin İşlemi Yapan  İdari Makama Yapılan Zorunlu İdari Başvurular. 7

    1-Kısa Vadeli Sigorta Kolları Prim Tarifesi ve İşkollarının ve İşlerin Tehlike Sınıf ve Derecelerinin Belirlenmesi 7

2-Asgari İşçilik Uygulaması 8

3-Primlerin Kurumca Resen Takdiri 12

4-Kurumca Verilecek İdari Para Cezaları ve İtiraz Yolu. 14

a- Kurumca Verilecek İdari Para Cezaları 14

b-İdari Para Cezalarına İtiraz. 19

B- Bireyler Veya Özel Girişim Faaliyetleri İçin Zorunlu Olan İdari Başvurular. 22

1-Sigortalı Bildirimi ve Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi 23

2-Sigortalılığın Sona Ermesine İlişkin Bildirim.. 23

3-İş Kazası ve Meslek Hastalığının Bildirilmesi 24

4-Prime Esas Verilerin Bildirilmesi 24

C- Kamu Görevlileri Veya Kamu Tüzel Kişileri İçin Zorunlu Olan İdari Başvurular  25

III- Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda Yer Alan Etkili ve İdarenin Herhangi Bir İşlem veya Eylemi Olmadan Yapılan İdari Başvurular. 27

1-İşten Ayrıldıktan Sonra Ortaya Çıkan Meslek Hastalığı ve Bildirilmesi 27

2- İş Kazası veya Meslek Hastalığı Nedeniyle Ölen Sigortalının Hak Sahiplerine Gelir Bağlanması İçin Yapılan İdari Başvuru. 28

3- Malûllük Sigortasından Sağlanan Haklardan Yararlanabilmek İçin Yapılan İdari Başvuru  29

4- Yaşlılık Sigortasından Sağlanan Haklardan Yararlanmak İçin Yapılan İdari Başvuru  30

5-Yaşlılık Toptan Ödemesi Ve İhya İçin Yapılacak İdari Başvuru. 31

6-Ölüme Bağlı Toptan Ödeme Ve İhya İçin Yapılacak İdari Başvuru. 31

7- Evlenme Ve Cenaze Ödeneği Alınması İçin Yapılacak İdari Başvuru. 32

8- Sigortalıların Borçlanabileceği Sürelere İlişkin Yapmaları Gereken İdari Başvuru  33

9-İsteğe Bağlı Sigortalılık Kapsamına Girebilmek İçin Yapılacak İdari Başvuru  33

10-Yol Gideri Gündelik Refakatçi Giderlerinin Kurumca Karşılanması İçin Yapılan İdari Başvuru  34

11- Kurumca Verilecek Sağlık Kurulu Raporlarına İtiraz. 35

12-Afet Durumunda Primlerin Ertelenmesi İçin Yapılan İdari Başvuru. 36

SONUÇ.. 36

KAYNAKLAR.. 40

 

 


 

 

 

5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU’NDA YER ALAN İDARİ BAŞVURULAR

 

GİRİŞ

 

Sosyal güvenlik, toplumu oluşturan herkesi, bütün hayatı boyunca ilgilendiren en geniş kapsamlı sosyal politika aracıdır. Diğer sosyal politika tedbirlerinden farklı olarak sosyal güvenlik bütün toplum kesimlerini ilgilendirir[1].

Güven verici ve sürdürülebilir bir yapıya sahip olmayı çoktan kaybetmiş olan Türk Sosyal Güvenlik Sistemini sürdürülebilir ve güvenilir bir yapıya kavuşturmak için çözüm arayışları son on beş yıldır siyasi iktidarların başlıca uğraş konularından biri oldu[2]. Özellikle son yirmi yıldır gelişmiş ülkelerde nüfusun yaşlanması nedeniyle ülkemizde ise sistemin kurgusundan kaynaklanan hatalar nedeniyle, sosyal güvenlik sisteminde kapsamlı bir reform ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bunun sonucu olarak 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (SSGSSK) 31.05.2006 tarihinde kabul edilmiş ve resmi gazetede yayınlanmıştır[3]. Anayasa Mahkemesi'nin 5510 sayılı Kanunun bazı maddelerini iptal etmesi, bazı maddelerinin de yürürlüğünü durdurmasının ardından, SSGSSK’nın yürürlüğe girmesi önce 01.07.2007 tarihine ve daha sonra 01.01.2008 tarihine ertelenmiştir. Belirtilen tarih itibari ile SSGSSK yürürlüktedir.

SSGSSK ile SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nın birbirinden farklı uygulamalarının meydana getirdiği rahatsızlıkların giderilmesi sağlanacak, çalışanlar arasında memur, işçi, köylü, esnaf ve işadamı statüsünden kaynaklanan haksız ve anlamsız ayrımcılık sona erdirilecektir[4].

Bu çalışmanın amacı 5510 Sayılı SSGSSK’da yer alan idari başvuru yollarının usul ve esaslarını incelemektir. Bu çerçevede SSGSSK’nun idari başvuru olarak değerlendirilebilecek maddeleri ayrıntılı olarak irdelenecektir.

İdari başvurular kişilerin menfaatleri bulunan ve idari işlev kapsamına giren konularda, kamusal makamlara yaptıkları başvuruların tümü ile; kamu yararını korumak üzere yetki verilen kamu görevlilerinin veya kamu tüzel kişilerinin diğer idari makamların yaptığı idari işlemlerin iptali, değiştirilmesi veya geri alınması gibi nedenlerle, yine kanunların gösterdiği idari işleve sahip makamlara yaptıkları idare hukukuna ilişkin başvurulardır[5]

İdari başvuruların nereye ve hangi esaslar çerçevesinde yapılacağının bilinmesi SSGSSK kapsamına girenler için birçok bakımdan öneme sahiptir. İdari başvurular öncelikle yargının iş yükünü azaltmakta, ayrıca hak sahiplerinin kısa sürede sonuca ulaşmasını sağlamaktadır. SSGSSK’da çok fazla idari başvuru olduğunu söylemek mümkündür. Çalışmamızda genel olarak idari başvuruların tanımı yapıldıktan sonra SSGSSK’da yer alan idari başvurular sınıflandırılarak, bu başvuruların hangi esaslar çerçevesinde yapılacağı üzerinde durulacaktır.

 

I- Genel Olarak İdari Başvuruların Tasnifi

 

İdari başvurular sınıflandırılırken birden fazla bakış açısı kullanılmaktadır. Ancak bu başvuruların hukuk düzeninde doğurduğu sonuçlar göz önünde bulundurulur ise tasnifin dört açıdan yapılması yerinde olacaktır[6].

Birincisi idari başvuruların hukuksal sonuç doğurup doğurmaması esas alınarak yapılan tasniftir.  Bu sınıflamaya göre idari başvurular etkili ve etkisiz idari başvurular olmak üzere iki başlık altında incelenir. Etkisiz idari başvurular idareyi bir işlem ya da eylem yapmaya zorlama gücü olmayan başvurulardır. Bu başvuruyu alan idareyi bir eylem ya da işlem yapmaya zorlayacak bir makam olmadığı gibi ilgilinin taleplerini yerine getirmeyen idareye karşı dava açma hakkı da mevcut değildir. Etkili idari başvurular ise kanunda düzenlenen bir hak ya da yetkiyi içeren başvurulardır. Dolayısıyla idarenin ilgiliye verdiği cevap neticesinde dava açılabilmektedir. Etkili idari başvuruyu etkisiz idari başvurudan ayıran temel fark; etkili idari başvuru sonrasında idarenin yaptığı işlem veya eylemin dava edilebilecek nitelikte olmasıdır[7].

İkinci tasnif idari işlemlerin müracaat zamanına göre yapılır. Müracaat zamanına göre idari başvuruları iki başlık altında toplayabiliriz. Herhangi bir idari işlem veya eylem olmadan yapılan idari başvurular ve idarenin işlemine veya eylemine karşı yapılan idari başvurular. İdarenin bir işlem ya da eylemine karşı yapılan idari başvurular, idarenin yaptığı bir işlem veya eylemin ilgilisi tarafından hukuka aykırı bulunmuş veya menfaatini zedelemiş olması nedeniyle idareye işlemin değiştirilmesi için yapılır[8]. Herhangi bir idari işlem veya eylem olmadan yapılan idari başvurular ise, idareye bir işlem yapması, yapmaması veya eylemde bulunması kısacası idareyi harekete geçirmek için yapılan başvurulardır[9]. İYUK gereğince ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurmaları halinde altmış gün içinde idare bu başvuruya cevap vermez ise istek reddedilmiş sayılır.  Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir. Ancak bekleme süresi altı ayı geçemez[10].

Üçüncü tasnif idari başvurunun yapıldığı makama göre yapılan sınıflandırmadır. Bu başvuruları beş başlık altında toplayabiliriz. İşlemi yapan makama başvuru, hiyerarşik başvuru,  idari vesayet makamlarına başvuru, idari eylem başvuruları, disiplin hukukuna ilişkin kurullara yapılan başvurular. İdarenin daha önce yaptığı idari işlemden hakları veya menfaatleri olumsuz etkilenen ilgililerin, söz konusu işlemi yapan idareye başvurmaları işlemi yapan makama başvuru olarak nitelendiririz. Bu başvuru ile işlemi yapan idareden söz konusu işlemin iptali geri alınması ya da içeriğinin değiştirilmesi istenmektedir[11]. SSGSSK’da bu başvuru türüne rastlamak mümkündür. İdari para cezalarına itiraz bu tür bir başvuru yoludur. Diğer bir makama başvuru yolu hiyerarşik başvurudur. Hiyerarşik başvuru ilgilinin alt makam tarafından yapılan bir işlem ya da eylemin kaldırılmasını veya değiştirilmesini dava açmadan önce üst makamlardan istemesidir. Üçüncü makama başvuru yolu idari vesayet makamlarına başvurudur. Yerinden yönetim idarelerinin eylemlerinden dolayı vesayet makamlarına başvuru ile kamu hizmeti gören imtiyazlı şirketlerin kamu hizmetlerine ilişkin işlem ve eylemlerine karşı vesayet makamlarına yapılan başvurulardır. Dördüncü makama başvuru yolu idari eylem başvurularıdır. İdarenin yapmış olduğu eylemden hakları zarar görenlerin yaptıkları başvurudur. Bu başvuru türüne doktrinde ön karar başvurusu da denmektedir. Beşinci ve son makama başvuru yolu disiplin hukukuna ilişkin kurullara yapılan başvurulardır[12].

Dördüncü tasnif başvurma iradesi açısından yapılan tasniftir. Başvurma iradesi açısından idari başvurular isteğe bağlı idari başvurular ve zorunlu idari başvurular olmak üzere iki başlık altında toplanır. İsteğe bağlı idari başvurular da özel hukuk özneleri ve kamu hukuku özneleri açısında iki başlık altında incelenebilir. Kanun koyucu çoğu zaman idari başvuruları ilgilinin iradesine bırakmıştır. İlgililer istek ve şikâyetleri konusunda idareye ya da mahkemeye başvurmakta serbesttir. Özel hukuk öznelerine isteğe bağlı olarak tanınan idari başvuru haklarının kullanılmamasının iki türlü yaptırımı vardır: Birincisi, idari dava açma süresinin durmaması ikincisi, eğer yapılmayan isteğe bağlı idari başvuru, başvuru zamanı açısından herhangi bir idari işlem veya eylem yokken yapılan bir başvuru ise, bunun da yaptırımı doğal olarak idarenin herhangi bir işlem ya da eylem yapmamasıdır. Kamu görevlileri veya kamu tüzel kişilerinin idari makamlara yaptıkları isteğe bağlı idari başvuruların konusu; başvurulan idari makamın bir idari işlem veya eylem yapmasının istenmesidir. Hangi kamu görevlisinin veya kamu tüzel kişisinin, hangi görev nedeniyle hangi idari makama isteğe bağlı idari başvuru yapabileceğini kanun koyucu belirler[13].

Zorunlu idari başvurular İYUK md.13’de düzenlenmiş olan idari başvurulardır. Kişiler idarenin işlemlerine karşı yargı yerine başvurmadan önce işlemin düzeltilmesi için ya da tümü ile kaldırılması için idareye başvurmak zorundadır. Böyle bir başvuru olması halinde idare hem yerindelik hem de hukuka uygunluk açısından inceleme yapacaktır[14]. Zorunlu idari başvurulara SSGSSK’da geniş ölçüde yer verilmektedir. Dolayısıyla zorunlu idari başvuruları SSGSSK’da yer alan örnekleri ile birlikte açıklamakta fayda vardır. Ancak idari başvuruların sınıflandırılmasında, farklı bakış açıları kullanıldığından dolayı, herhangi bir idari başvuru, birden fazla adlandırılmaktadır. Çalışmamızda SSGSSK’da yer alan idari başvurular, bu tasnifte yer alan idari başvurulardan bir ya da birden fazlası ile isimlendirilerek açıklanacaktır.

 

II- Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda Yer Alan Zorunlu İdari Başvurular

 

Kanun koyucu bazı idari başvuruların yapılmasını zorunlu kılmıştır. Bu idari başvurular ilgililer tarafından yapılmadığında bir hak kaybına uğrama söz konusu olacak ya da zaman zaman bir yükümlülük olarak karşımıza çıkan bu başvuru yapılmadığında ilgili ceza alacaktır. Zorunlu idari başvuruları dava açmak için zorunlu olan idari başvurular, bireyler veya özel girişim faaliyetleri için zorunlu olan idari başvurular, kamu görevlileri veya kamu tüzel kişileri için zorunlu olan idari başvurular olmak üzere üç başlık altında toplayabiliriz[15].

Dava açmak için zorunlu olan idari başvurular, kanunlarda dava açmak için ön şart olarak düzenlenmiştir. İlgili idareye başvurup bir ön karar almadan dava açamayacaktır.

İdari eylemler nedeniyle hakları zarara uğrayanlar için zorunlu idari başvuru yolu düzenlenmişken, idari işlemlere karşı yapılacak başvuruların bir kısmı isteğe bağlı ve bir kısmı da zorunlu tutulmuştur. Bir idari işlemin tesisinden sonra eğer ki kanun ilgiliye o idari işleme karşı bir idari makama başvuru yolu göstermiş ise; bu halde ilgilinin o işleme karşı iptal davası açmadan önce kanunun gösterdiği idari makama başvurması, yani idari başvuru yolunu tüketmesi gerekmektedir[16]. Aksi takdirde “idari mercii tecavüzü” gerçekleşecektir. Süresi içinde idareye başvurulmaması halinde de dava hakkı düşecektir[17].  SSGSSK zorunlu idari işlem başvuruları md.83, 85, 86 ve 102’de düzenlenmiştir.

Bireyler veya özel girişim faaliyetleri için zorunlu olan idari başvurular, kanunların özel hukuk öznelerine birtakım sorumluluklar yüklemesinden kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede SSGSSK’da yer alan bildirim yükümlülüklerini zorunlu idari başvuru kategorisine sokabiliriz. SSGSSK md.8, 9, 13, 86’da yer alan bildirim yükümlülükleri zorunlu idari başvurulardır.

Kamu görevlileri veya kamu tüzel kişileri için zorunlu olan idari başvurular, hukuk kurallarının kamu görevlileri veya kamu tüzel kişilerine tanıdığı bağlı yetkilerden kaynaklanmaktadır. Kamu görevlileri veya kamu tüzel kişilerinin organlarında bulunan gerçek kişiler bu zorunlu başvuruları kendi ad ve hesaplarına yapmazlar; bunları yürüttükleri idari faaliyetin bir parçası olarak yaparlar [18]. SSGSSK md.8’de yer alan düzenlemeyi bu çerçevede zorunlu idari başvuru olarak kabul edebiliriz.

Yapılan bu tasnif çerçevesinde ilgili SSGSSK maddelerini irdelemekte fayda vardır.

 

A-Bir İdari İşlem Ya Da Eylem Neticesinde, Dava Açmak İçin İşlemi Yapan İdari Makama Yapılan Zorunlu İdari Başvurular

1-Kısa Vadeli Sigorta Kolları Prim Tarifesi ve İşkollarının ve İşlerin Tehlike Sınıf ve Derecelerinin Belirlenmesi

Kısa vadeli sigorta kolları[19] primi, yapılan işin iş kazası ve meslek hastalığı bakımından gösterdiği tehlikenin ağırlığına göre tespit edilir. İş kolları tehlikenin ağırlığına göre sınıflara, bu sınıflarda özel iş şartlarına ve tehlikeyi önlemek için alınmış olan tedbirlere göre derecelere ayrılır. Tehlike kavramı yönünden önemli olan iş kolunun bütünü olup yoksa o işyerinin eklentilerinde veya başka başka bölümlerinde çalışan sigortalıların münferiden yaptıkları işin niteliği değildir[20]. Hangi iş kollarının hangi tehlike sınıfına girdiği, tehlike sınıf ve derecesine ait prim oranlarının ve tehlike derecelerinin belirlenmesinde uygulanacak esaslar, ilgili bakanlıklarında görüşü esas alınarak bakanlığın teklifi üzerine bakanlar kurulunun kararı ile yürürlüğe konulacak bir tarife ile tespit edilir. İşyerinde görülen asıl iş önceden belirlenen herhangi bir iş koluna girmiyor ise bu işin çalışma koşulları, iş kazalarıyla meslek hastalığına neden olma olasılığının oranı dikkate alınarak en yakın iş koluna dahil edilir ve buna göre de prim oranı belirlenir[21]. Kurum[22], işyerinin tespit edilmiş bulunan tehlike sınıf ve derecesini yaptıracağı incelemelere dayanarak kendiliğinden veya işverenin ya da sigortalı sayılanların isteği üzerine değiştirebilir. Kurumca yapılacak değişikliklere ilişkin kararın takvim yılından en az bir ay önce işverene, işveren tarafından değişiklik isteğinin de takvim yılından en az iki ay önce Kuruma bildirilmesi şarttır.  

İşverenler ile SSGSSK md.4’e göre sigortalı sayılanlar, tehlike sınıf ve derecesi ile prim oranı hakkında Kurumca yapılacak yazılı bildirimi aldıktan sonra bir ay içinde Kuruma itiraz edebilir. Bir aylık süre hak düşürücü nitelikte bir süre olup bu süre geçtikten sonra yapılan itiraz dikkate alınmaz. Kurum, bu itirazı inceleyerek en geç üç ay içinde karara bağlayarak sonucunu itiraz edene bildirir. Kurumun itirazı kabul etmesi halinde verilen kabul kararı geriye yönelik hüküm ifade eder ve Kurumun düzeltme kararı Kurumun tehlike sınıf ve derecesi ile prim oranını belirleyen ilk kararının yerine geçer. Eğer Kurum itirazı reddeder veya üç aylık süre içinde cevap vermezse (bu durum zımni red kabul edilecektir) ilgililer Kurumun kararı üzerine kararın tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili mahkemeye başvurabilir.

Kuruma itiraz edilmesi veya mahkemeye başvurulması primlerin takip ve tahsilini durdurmayacaktır. Bu durumda işveren prim ödemeye devam edecektir. Ancak itiraz veya idari yargıya açmış olduğu dava sonunda ödemesi gerekenden fazla prim ödediği ortaya çıkarsa fazla ödediği primi kanunen geri isteme olanağı vardır. Kurum işveren tarafından yapılan fazla ödemeleri geri vermeye yanaşmaz ise işveren Kuruma karşı istirdat davası açabilecektir[23].

SSGSSK md.84 gereği işverenler ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlar, tehlike sınıf ve derecesini etkileyebilecek her türlü değişikliği bir ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim üzerine Kurum, yaptıracağı incelemeler sonunda tehlike sınıf ve derecesini değiştirebilir. Tehlike sınıf ve derecesini etkileyebilecek değişiklik bir ay içinde bildirilirse bu konuda Kurumca verilecek karar, değişikliğin meydana geldiği tarihten sonraki aybaşından başlanarak uygulanır.

Tehlike sınıf ve derecesini etkileyebilecek değişiklik bir ay içinde bildirilmezse;

a) Tehlike sınıfı yükseliyorsa, değişikliğin meydana geldiği,

b) Tehlike sınıfı düşüyorsa, değişikliğin Kurumca öğrenildiği tarihler esas alınmak ve bu tarihlerden sonraki aybaşından itibaren uygulanmak üzere, Kurumca karar alınır ve ilgililere tebliğ olunur. Bu kararın kesinleşmesi yazılı bildirimden sonra bir aylık sürede Kuruma itiraz edilmemesine veya itirazın reddi nedeniyle açılan idari davada kararı hâkimin onamasına bağlıdır.

 

2-Asgari İşçilik Uygulaması

506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 130. maddesine 4958 sayılı Kanun ile getirilen bir uygulama olup, 5510 sayılı SSGSSK’nın 85. maddesinde de bu uygulamaya yer verilmiştir. Bu prosedür sigortalı sayısı, çalışma süresi veya prime esas kazanç tutarının eksik bildirildiği saptanan işyerlerinde, prime esas kazanç tutarının belirlenmesi amacıyla, işin yürütümü açısından gerekli olan asgari işçilik tutarının Kurum bünyesinde kurulan özel bir komisyon tarafından belirlenmesi işlemidir[24]. 1994 öncesinde “ölçümleme” denen uygulama, 2003 yılına gelinceye kadar “asgari işçilik uygulaması” olarak adlandırılmıştır[25]. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun prim kaybını, sigortalıların da sosyal güvence kayıplarını önlemeye yönelik bir düzenlemedir. Kurum açısından üç türlü kaçak bulunmaktadır. Birincisi çalışanların Sosyal Güvenlik Kurumu'na hiç bildirilmemesi, ikincisi çalışma gün sayılarının eksik bildirilmesi ve üçüncüsü de sigorta primine esas kazanç tutarlarının eksik olarak bildirilmesidir[26].

İşverenin, işin emsaline, niteliğine, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütümü açısından gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun tespiti halinde, işin yürütümü açısından gerekli olan asgarî işçilik tutarı; yapılan işin niteliği, kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan sigortalı sayısı, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurlar dikkate alınarak tespit edilir. Söz konusu tespitler, Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından yapılır.

Kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar ile bankalar tarafından ihale mevzuatına göre yaptırılan işlerden ve özel nitelikteki inşaat işlerinden dolayı bu işleri yapan işveren tarafından yeterli işçilik bildirilmiş olup olmadığı Kurumca araştırılır. Bu araştırma sonucunda yeterli işçiliğin bildirilmemiş olduğu anlaşılırsa, eksik bildirilen işçilik tutarı üzerinden hesaplanan prim tutarı, 89 uncu madde gereği hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte bir ay içinde ödenmek üzere işverene tebliğ edilir. Tebliğ edilen prim ve gecikme cezası ve gecikme zammının ödendiği veya ödeneceğinin işveren tarafından yazılı olarak taahhüt edilmesi halinde borç kesinleşir. Kuruma verilecek taahhütnamede üstlenilen ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde, işveren hakkında 88 inci ve 89 uncu maddeler uyarınca işlem yapılır. Tebliğ edilen prim ve gecikme cezası ve gecikme zammının ödenmemesi, taahhütname verilmemesi veya Kurumca işyerinin denetlenmesine gerek görülmesi durumunda Kurumca inceleme yapılır. Kurum sigorta yoklama memurları vasıtası ile işyerlerinin mevcut durumları, faal olup olmadıkları, sigortalı çalıştırılıp çalıştırılmadığı, çalıştırılıyor ise kimlerin hangi sürede ne kadar ücretle çalıştırıldıkları, prime esas kazanç ve prim ödeme gün sayılarıyla diğer bilgileri içeren ilgili belgelerin işyerlerinde asılı olup olmadığı hususlarında ve bu hususların tutanağa kaydedilmesi, adres, malvarlığı, sağlık yardımlarına müstahaklık ve kendilerine verilecek benzeri görevlerde inceleme, araştırma, tespit ve yoklama yaptırabilir[27].

SSGSSK 85. maddenin birinci ve ikinci fıkrasında belirtilen usûllerle Kuruma bildirilmediği tespit edilen asgarî işçilik tutarı üzerinden Kurumca re'sen tahakkuk ettirilen sigorta primleri, 88 inci ve 89 uncu maddeler dikkate alınarak işverene tebliğ edilir. İşveren, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde Kuruma itiraz edebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazın reddi halinde işveren, kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz.

Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarınca, Kuruma asgarî işçilik tutarının bildirilmediği tespit edilen işyerleri hakkında ayrıca 102 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi ile (e) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca idarî para cezası uygulanır.

Kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ile bankalar, bu maddenin uygulanmasıyla ilgili Kurumca istenilecek bilgileri ve belgeleri yazılı olarak en geç bir ay içinde vermeye mecburdur.

Kuruma yeterli işçilik tutarının bildirilmiş olup olmadığının araştırılmasında, işin yürütümü için gerekli olan asgarî işçilik tutarının tespitinde dikkate alınacak asgarî işçilik oranlarının saptanması ve asgarî işçilik oranlarına vaki itirazların incelenerek karara bağlanması amacıyla Kurum bünyesinde; Kurum teknik elemanlarından dört üye, Yönetim Kurulunda temsil edilen işçi ve işveren konfederasyonlarınca görevlendirilecek iki üye, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden bir üye olmak üzere toplam yedi teknik elemandan oluşan, Asgarî İşçilik Tespit Komisyonu kurulur.

Kurumca gerek görüldüğünde, aynı esaslara göre birden fazla Asgarî İşçilik Tespit Komisyonu kurulabilir. Komisyon salt çoğunlukla toplanır ve kararlar en az dört üyenin aynı yöndeki oyu ile alınır. Kurum dışındaki üyelerin üst üste üç toplantıya, son altı ay içinde ise beş toplantıya katılmaması halinde, toplantıya katılmayan üyeyi görevlendiren konfederasyonların yerine, üye sayısı bakımından en yüksek bir sonraki konfederasyondan üye davet edilir.

Asgarî İşçilik Tespit Komisyonuna Kurum dışından görevlendirilenlere, katıldıkları her toplantı günü için (2500) gösterge rakamının memur aylıklarının hesabında kullanılan katsayı ile çarpılarak bulunacak tutarı üzerinden huzur hakkı Kurumca ödenir.

Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurları tarafından devamlı mahiyetteki işyerlerinde yapılan asgari işçilik incelemesi sonucunda tespiti yapılan ve sigortalılara maledilemeyen fark sigorta primine esas kazanç matrahı üzerinden gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte hesaplanacak sigorta primi ve buna bağlı uygulanacak idari para cezalarında, konuya ilişkin raporun Kurumun ilgili birimine gönderilmesinden önce işverenle uzlaşma yapılabilir. Uzlaşmaya varılması halinde, bu durum tutanakla tespit edilir. Uzlaşılan tutarlar kesin olup, uzlaşma konusu yapılan tutarlar hakkında işverence dava açılamaz ve hiçbir mercie şikayet ve itirazda bulunulamaz. Uzlaşılan prim ve idari para cezaları, uzlaşma tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir ay içinde ödenir. İşveren, uzlaşılan idari para cezası tutarı için ayrıca peşin ödeme indiriminden yararlandırılmaz. Uzlaşılan tutarların, bu sürede tam olarak ödenmemesi halinde uzlaşma bozulur ve uzlaşılan tutarlar kazanılmış hak teşkil etmez. Uzlaşmanın temin edilememiş veya uzlaşma müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış olması veya uzlaşmanın bozulması hallerinde işveren, bu konuya ilişkin daha sonra uzlaşma talep edemez.

Uzlaşma neticesinde indirim yapılması nedeniyle tahsil edilmemiş olan sigorta primlerinin daha sonra Kurum veya mahkeme kararıyla sigortalılara mal edilmesi halinde, daha önce eksik tahsil olunan sigorta primleri, sigortalının çalıştığı süre ve sigorta primine esas kazancı dikkate alınarak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil olunur.

 

3-Primlerin Kurumca Resen Takdiri

Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile Kurum yönetim giderlerinin karşılığı olarak sigortalı ve işverenden, sigortalının kazancının belli bir yüzdesi üzerinden alınan parayı ifade eder[28]. SSK prim karşılığı yardımları öngörmektedir[29]. Bu nedenle iş kazalarıyla meslek hastalıkları, yaşlılık ve ölüm sigortalarının gerektirdiği her türlü yardım ve ödemelerle her türlü yönetim giderlerinin karşılamak üzere SSGSSK çerçevesinde prim alınmaktadır.  

İşveren bir ay içinde 4 üncü ve 5 inci maddeye tâbi çalıştırdığı sigortalıların ve sosyal güvenlik destek primine tâbi sigortalıların;

a) Ad ve soyadlarını, T.C. kimlik numaralarını,

b) 80 inci maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlarını,

c) Prim ödeme gün sayıları ile prim tutarlarını,gösteren ve örneği Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenen asıl veya ek aylık prim ve hizmet belgesini,  4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındakiler için en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar, diğer sigortalılar için ise ait olduğu ayı takip eden ayda Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma vermekle veya sigortalı çalıştırmadığı takdirde, bu hususu sigortalı çalıştırmaya son verdiği tarihten itibaren, onbeş gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.

Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re'sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre bir ay içinde prim borcunu ödeyecek ya da tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edecektir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz.

İlgili madde çerçevesince Kurumun, sigortalı işe giriş bildirgesi ve aylık prim ve hizmet belgesini resen düzenleyebilmesi için her şeyden önce anılan belgelerin Kuruma hiç verilmemiş olması ya da eksik verilmiş olması gerekmektedir. Bu durumun tespiti halinde ilgili belgelerin bir ay içinde Kuruma verilmesi için işverene tebligat yapılacak, şayet tebligata rağmen istenilen belgeler bir ay içinde Kuruma verilmez ise Kurum bu belgeleri resen düzenleyecektir. Bu belgeler çerçevesinde de işverenin ödeyeceği sigorta primini Kurum resen tespit edip işverene tebliğ edecektir.

Sistem, sigortasız işçi çalıştırmayı önlemek yanında, sigorta primlerinin daha etkin bir şekilde tahsil edilmesi amacına yöneliktir[30].

Kuruma yapılacak itiraz, Kurum ünitesinde kurulan itiraz komisyonunda incelenerek karara bağlanır. Alınan karar biri itiraz eden işverene tebliğ edilmek üzere üç nüsha halinde düzenlenir. İtirazın reddi halinde işveren ilgili kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilecektir. Bu bir aylık süre hak düşürücü süre olup eğer bu süre içinde dava açılmaz ise karar kesinleşecektir.  

Eğer bu bir aylık itiraz süresi içinde işveren Kuruma değil de doğrudan İş Mahkemesi’ne itiraz ederse, davacı işverene, ilgili Kurum ünitesine itiraz etmesi için mehil verilecektir[31]. Ancak itiraz için öngörülen süre itiraz etmeksizin geçtikten sonra İş Mahkemesinde dava açılması halinde resen hesaplanan prim borcu idari aşamada kesinleştiği için davanın reddi gerekecektir[32].

 

4-Kurumca Verilecek İdari Para Cezaları ve İtiraz Yolu

Sosyal güvenlik sistemine ilişkin idari para cezaları 506 sayılı Kanun çerçevesinde yürütülmekte iken sosyal güvenlik sisteminde yapılan reform neticesinde, amacı sosyal güvenliği yaygınlaştırmak ve bir düzen dahilinde yürütümünü sağlamak olan sosyal güvenlik uygulamalarına yönelik müeyyideler, 5510 sayılı SSGSSK’nın 102. maddesinde idari para cezaları başlığı altında toplanmıştır. Mevzuatta düzenlenen idari para cezaları tamamen prim belgelerinin ve bildirgelerin (işe giriş bildirgesi, işyeri bildirgesi, aylık prim ve hizmet belgesi) verilmemesine ilişkindir.

 

a- Kurumca Verilecek İdari Para Cezaları

SSGSSK ile işverenlere bir takım sorumluluklar yüklenmiştir. Bu sorumlulukların gereği gibi yerine getirilmesini sağlamak amacı ile Kanunla Kuruma denetim yetkisi verilmiştir. Ancak bu denetim tek başına işverenlerin sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlamamaktadır. Dolayısıyla bu hukuki yaptırımın yanı sıra Kurumun cezai müeyyide uygulama yetkisi de vardır. Çalışanların sosyal güvenlik haklarını güvence altına almak, kayıt dışı sigortasız çalışmayı önlemek, kayıt dışı çalışmanın sosyal sigortalar ve kamu maliyesi üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak cezai müeyyidelerin en başında gelen amaçlardır[33].   

Kurumca verilecek cezai müeyyide dayanağı belirtilmek kaydıyla idari para cezasıdır. SSGSSK’nın 102.maddesinde hangi hallerde idari para cezası verileceği sınırlı ve sayılı halde düzenlenmiştir. İlgili madde çerçevesinde idari para cezası verilmesi gereken hususları şu şekilde sıralayabiliriz:

v    İşverenler, SSGSSK md.8/1’e göre, Kanun gereği sigortalı sayılan kişileri sigortalılık başlangıç tarihinden önce sigortalı işe giriş bildirgesi ile 61 inci maddede belirtilen genel sağlık sigortası giriş bildirgesi bu Kanunda belirtilen süre içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usûle uygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu hâlde anılan ortamda göndermeyenler hakkında her bir sigortalı için asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır.

v    SSGSSK md.8/1’de belirtilen bildirgenin verilmediğinin, mahkeme kararından veya Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden ya da diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarının kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden anlaşılması halinde bildirgeyi vermekle yükümlü olanlar hakkında her bir sigortalı için asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.

v    İşyeri esas alınmak suretiyle bildirgenin verilmediğine ilişkin; mahkemenin karar tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarının tespit tarihinden, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının denetim elemanlarının rapor tarihinden, bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi veya belgelerin Kuruma intikal tarihinden itibaren bir yıl içinde denetim neticesinde tekrar bildirge verilmediğinin anlaşılması halinde, bildirgeyi vermekle yükümlü olanlar hakkında bu defa her bir sigortalı için asgari ücretin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır.

SSGSSK’nın 11. maddesi gereği işveren, örneği Kurumca hazırlanacak iş yeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma vermekle yükümlüdür. Belirtilen bildirgeyi, Kurumca belirlenen şekle ve usûle uygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde, anılan ortamda göndermeyenler veya bu Kanunda belirtilen süre içinde Kuruma vermeyenlere;

1) Kamu idareleri ile bilânço esasına göre defter tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin üç katı tutarında,

2) Diğer defterleri tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin iki katı tutarında,

3) Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için bir aylık asgari ücret tutarında, idari para cezası uygulanır.

v    İşveren SSGSSK 86/1 maddesi uyarınca bir ay içinde sigortalıların ad ve soyadlarını, TC. kimlik numaralarını, prime esas kazançlarını, prim ödeme gün sayıları ile prim tutarlarını gösteren ve örneği Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenen asıl veya ek aylık prim ve hizmet belgesini yabancı uyruklu kişilerden hizmet akdi ile çalışanlar için en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar, diğer sigortalılar için ise ait olduğu ayı takip eden ayda Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma vermekle veya sigortalı çalıştırmadığı takdirde, bu hususu sigortalı çalıştırmaya son verdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Kuruma vermekle yükümlüdür. Verilmesi gereken belgeleri, Kurumca belirlenen şekilde ve usûlde vermeyenler ya da Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler veya belirlenen süre içinde vermeyenlere her bir fiil için;

1) Belgenin asıl olması halinde aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin beşte biri tutarında,

2) Belgenin ek olması halinde, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin sekizde biri tutarında,

3) Ek belgenin 86 ncı maddenin beşinci fıkrasına istinaden Kurumca re'sen düzenlenmesi durumunda, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin yarısı tutarında,

4) Belgenin mahkeme kararı, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde ya da bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden, hizmetleri veya kazançları Kuruma bildirilmediği veya eksik bildirildiği anlaşılan sigortalılarla ilgili olması halinde, belgenin asıl veya ek nitelikte olup olmadığı, işverence düzenlenip düzenlenmediği dikkate alınmaksızın, aylık asgari ücretin iki katı tutarında,

idari para cezası uygulanır.

v    SSGSSK md.59 uyarınca Kurumun defter ve belge incelemeye yetkili denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından veya 59 uncu maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen serbest muhasebeci malî müşavirler ile yeminli malî müşavirlerce düzenlenen raporlara istinaden, Kuruma bildirilmediği tespit edilen eksik işçilik tutarının mal edildiği her bir ay için, aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.

v    SSGSSK md.86 gereği işveren, işyeri sahipleri kayıt ve belgelerini ilgili olduğu yılı takip eden yılbaşından başlamak üzere on yıl süreyle, kamu idareleri otuz yıl süreyle,  tasfiye ve iflas idaresi memurları ise görevleri süresince saklamak ve Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilen memurlarınca istenilmesi halinde on beş gün içinde ibraz etmek zorundadır. Bu yükümlülüğü Kurumca yapılan yazılı ihtara rağmen on beş gün içinde mücbir sebep olmaksızın tam olarak yerine getirmeyenlere;

1) Bilânço esasına göre defter tutmakla yükümlü olanlar için, aylık asgari ücretin on iki katı tutarında,

2) Diğer defterleri tutmakla yükümlü olanlar için, aylık asgari ücretin altı katı tutarında,

3) Defter tutmakla yükümlü değil iseler, asgari ücretin üç katı tutarında,

4) Tutmakla yükümlü bulunulan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamak kaydıyla; defter ve belgelerin tümünü verilen süre içinde ibraz etmekle birlikte; kanunî tasdik süresi geçtikten sonra tasdik ettirilmiş olan defterlerin tasdik tarihinden önceki kısmı, işçilikle ilgili giderlerin işlenmemiş olduğu tespit edilen defterler, sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançların kesin olarak tespitine imkân vermeyecek şekilde usûlsüz veya noksan tutulmuş defterler, herhangi bir ay için sigorta primleri hesabına esas tutulması gereken kazançların ve kazançlarla ilgili ödemelerin (sigorta primine esas kazancın ödemeye bağlı olduğu durumlar dahil) o ayın dahil bulunduğu hesap dönemine ait defterlere işlenmemiş olması halinde, o aya ait defter kayıtları geçerli sayılmaz ve bu geçersizlik hallerinin gerçekleştiği her bir takvim ayı için, aylık asgari ücretin yarısı tutarında; kullanılmaya başlanmadan önce tasdik ettirilmesi zorunlu olduğu halde tasdiksiz tutulmuş olan defterler geçerli sayılmaz ve tutmakla yükümlü bulunulan defter türü dikkate alınarak bu bendin (1) ve (2) numaralı alt bentlerine göre; Vergi Usûl Kanunu gereğince bilanço esasına göre defter tutulması gerekirken işletme hesabı esasına göre tutulmuş defterler geçerli sayılmaz ve bu bendin (1) numaralı alt bendine göre,

5) İşverenler tarafından ibraz edilen aylık ücret tediye bordrosunda; işyerinin sicil numarası, bordronun ilişkin olduğu ay, sigortalının adı, soyadı, sigortalının sosyal güvenlik sicil numarası, ücret ödenen gün sayısı, sigortalının ücreti, ödenen ücret tutarı ve ücretin alındığına dair sigortalının imzasının bulunması zorunludur. Belirtilen unsurlardan herhangi birini ihtiva etmeyen (imza şartı yönünden makbuz mukabilinde veya banka kanalıyla yapılan ödemeler hariç) ücret tediye bordroları geçerli sayılmaz ve her bir geçersiz ücret tediye bordrosu için aylık asgari ücretin yarısı tutarında, idari para cezası uygulanır. İbraz süresi geçirildikten sonra incelemeye sunulan ve tümünün veya bir bölümünün geçersiz olduğu tespit edilen defter ve belgeler yönünden, ayrıca geçersizlik fiilleri için idari para cezası uygulanmaz, sadece tutulan defter türü dikkate alınarak bu bendin (1), (2) ve (3) numaralı alt bentlerine göre idari para cezası uygulanır.

v    SSGSSK md.85 uyarınca kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar kanunla belirtilen kurum ve kuruluşlar ile bankalar asgari işçilik uygulaması ile ilgili Kurumca istenilecek bilgi ve belgeleri yazılı olarak en geç bir ay içinde vermeyenlere ve 86. maddenin altıncı fıkrasında belirtilen yükümlülükleri belirtilen sürede yerine getirmeyenlere, aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.

v    SSGSSK 8  inci maddenin üçüncü fıkrasında, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilenler için aynı maddenin üçüncü fıkrasında, 47 nci maddenin üçüncü fıkrasında ve 90 ıncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen kurum ve kuruluşlar ile tüzel kişilere, aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. 8 inci maddenin yedinci fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen kamu idareleri ile bankalara sigortalı başına aylık asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır.

v    SSGSSK md.11/3 gereği işveren örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma vermekle yükümlüdür. Şirketin kuruluş aşamasında çalıştıracağı sigortalı sayısını ve bunların işe başlama tarihini, ticaret sicili memurluklarına bildiren işverenlerin bu bildirimleri Kuruma yapılmış sayılır. Ticaret sicili memurlukları kendilerine yapılan bu bildirimi en geç en geç on gün içinde Kuruma bildirmek zorundadır. Bu yükümlülüğünü kanuni süre içerisinde yerine getirmeyen ticaret sicili memurlukları ile aynı maddenin altıncı fıkrasında belirtilen yükümlülüğü kanuni süre içerisinde yerine getirmeyen kurum ve kuruluşlara yerine getirilmeyen her bir bildirim yükümlülüğü için aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır.

v    Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarının;

l) Bu Kanunun uygulanmasından doğan inceleme ve soruşturma görevlerini yerine getirmeleri sırasında işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişiler görevlerini yapmasına engel olamazlar; engel olanlar hakkında eylemleri başka bir suç oluştursa dahi, asgari ücretin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır.

2) Görevlerini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit kullanan işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişiler fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde Türk Ceza Kanununun 265 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre cezalandırılır. Bu suçu işleyenler hakkında ayrıca asgari ücretin on katı tutarında idari para cezası uygulanır.

v    Kurum tarafından SSGSSK md.100 kapsamında Kurum tarafından istenen bilgi ve belgeleri belirlenen süre içinde mücbir sebep olmaksızın vermeyen kamu idareleri, bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler hakkında, aylık asgari ücretin beş katı tutarında, geç verilmesi halinde ise aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.

Mahkeme kararına, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelere ya da kamu idarelerinden alınan belgelere istinaden düzenlenenler hariç olmak üzere, bildirgenin kanuni süresi geçtikten sonra ilgililerce kendiliklerinden verilmesi halinde, bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde öngörülen cezalar üçte ikisi oranında uygulanır.

 

b-İdari Para Cezalarına İtiraz

Kurumun tek taraflı verdiği idari para cezalarının denetimini sağlamak, haksız ve yersiz ceza uygulamasını önlemek için mutlaka verilen cezalara karşı itiraz ve denetim yolunun açık olması gerekmektedir[34].

İdari para cezalarına itiraz ve dava yolu SSGSSK md.102’de düzenlenmiştir[35]. İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir. SSGSSK md.102’de idari para cezalarına karşı idare mahkemesine başvurmanın on koşulunun Kuruma yapılan itirazın reddedilmiş olması gerektiği vurgulanmaktadır. Buna göre idare mahkemesine başvurunun önkoşulu, tahakkuk ve tebliğ edilen idari para cezasına karşı Kuruma itiraz edilmiş olması ve bu itirazın Kurumca reddedilmesidir[36]. Uygulamada işverenlerin tebliğ edilen idari para cezalarına karşı Kuruma itiraz etmeden, doğrudan yargı yoluna başvurmaları görülmekte olup bu durum idari merci tecavüzünü oluşturmaktadır. Bu hususlara uyulmadan dava açılması ve Kuruma ödenen idari para cezasının geri istenilmesi mümkün değildir[37].

Sosyal güvenlik alanındaki idari para cezalarında görevli yargı yeri konusunda oldukça karmaşık bir süreç işlemiştir. Süreç Anayasa Mahkemesinin 08.10.2002 tarih ve 2001/225 E., 2002/88 sayılı kararı ile 506 sayılı Kanunun 140. maddesinde yer alan “Kurumca itirazı reddedilenler kararın kendilerini tebliğinden itibaren yedi gün içinde Sulh Ceza Mahkemesine başvurabilirler” hükmünün iptali ile başladı[38]. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra durum 4958 Sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve idari para cezalarına itirazın idare mahkemelerinde karara bağlanacağı belirtilmişti. İdare Mahkemesine başvuru süresi de tebliğden itibaren 60 gün olarak belirlenmişti. Daha sonra bu konudaki düzenleme 5454 Sayılı Kanun ile tekrar değiştirilmiş ve idari para cezalarına karşı itiraz merciinin Sulh Ceza Mahkemesi olduğu yönünde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme de Anayasa Mahkemesinin 04.10.2006 tarih ve 75/99 E.K. sayılı kararı ile tekrar iptal edildi. Bunun üzerine son olarak 506 sayılı Kanun’da 5655 sayılı Kanun ile değişiklik yapılarak, görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğu yönünde düzenleme yapıldı ve idare mahkemesine başvuru süresi de otuz gün olarak belirlendi. Şu an yürürlükte olan 5510 sayılı SSGSSK’da bu husus 102. maddede düzenlenmekte olup Kurumun itirazın reddine ilişkin verdiği karar karşı 30 gün içinde yetkili idare mahkemesinde dava açılacaktır.

İdari para cezalarına karşı işverenlerce açılacak davalar, İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 32. maddesinde düzenlenen genel yetki kuralına tabidir. Buna göre göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.

İdarî para cezalarının, Kuruma itiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde peşin ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez. Ancak Kurumca veya mahkemece Kurum lehine karar verilmesi halinde, daha önce tahsil edilmemiş olan dörtte birlik ceza tutarı, 89 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü de dikkate alınarak tahsil edilir.

Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde ödenmeyen idari para cezaları, 89 uncu madde hükmü gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.

İdari para cezasına süresi içinde itiraz etmeyip ilgili cezayı ödeyen işveren daha sonra menfi tespit ve itiraz davası açabilir mi? Y.10.HD.’ye intikal eden bir olayda, idari para cezasına süresi içinde itiraz etmeyip cezayı ödeyen işverenin daha sonra bu cezaya karşı iş mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açmasını Yüksek Mahkeme kanuna uygun bulmamış ve idari para cezalarına karşı ancak kanunda gösterildiği şekil ve sürede itiraz edileceğini hüküm altına almıştır[39]. Yargıtay’ın bu hususa ilişkin birçok kararı vardır[40].

İdarî para cezaları on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlar.

İdarî para cezaları hakkında, bu Kanun ve 16/5/2006 tarihli 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununda hüküm bulunmayan hallerde 30/3/2005 tarihli 5326 sayılı Kabahatler Kanunu[41] hükümleri uygulanır.

 

B- Bireyler Veya Özel Girişim Faaliyetleri İçin Zorunlu Olan İdari Başvurular

SSGSSK sigortalılara zaman zaman da işverenlere bir takım bildirim yükümlülükleri yüklemiştir. Bu yükümlülükleri zorunlu idari başvurular başlığı altında toplamak mümkündür. SSGSSK md.8, 9, 13, 86’de sigortalıların ve işverenin bildirim yükümlülükleri düzenlenmiştir.

 

1-Sigortalı Bildirimi ve Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi

SSGSSK md.8 çerçevesince “işverenler, bu kanun kapsamında sigortalı sayılan kişileri, kanunda belirtilen sigortalılık başlangıcından önce, sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirmekle yükümlüdür.” Bu bildiri işveren açısından zorunluluk arz etmektedir. İşveren tarafından sigortalı işe giriş bildirgesi;

a) İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün Kuruma verilmesi halinde,

b)Yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde; ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar, Kuruma verilmesi halinde,

c) Kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, işten ayrılmış olsalar dahi, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren üç ay içinde, Kuruma verilmesi halinde, sigortalılık başlangıcından önce bildirilmiş sayılır.

Sigortalılar, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde, sigortalı olarak çalışmaya başladıklarını Kuruma bildirirler ve sigortalı işe giriş bildirgesini de sigortalılık başlangıcından itibaren, doksan gün içinde Kuruma vermekle yükümlüdürler.

 

2-Sigortalılığın Sona Ermesine İlişkin Bildirim

SSGSSK md.9 gereği, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, mütekabiliyet esasına dayalı olarak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olanlar hariç olmak üzere, yabancı uyruklu kişilerden hizmet akdi ile çalışanlar ve bir hizmet akdi çerçevesinde çalışmamakla birlikte SSGSSK md.5 çerçevesinde sigortalı sayılanlardan  sigortalılığı sona erenlerin durumları işverenleri tarafından en geç on gün içinde Kuruma bildirilmek zorundadır. Bu bildiri zorunlu idari başvurudur.

 

3-İş Kazası ve Meslek Hastalığının Bildirilmesi

 İş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, bu kanun kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olaydır.

 İş kazasının gerçekleşmesi halinde durum, sigortalının bağlı bulunduğu işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa kendisi tarafından, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kuruma bildirilmelidir.

Süre, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlar.

 

4-Prime Esas Verilerin Bildirilmesi

İşveren SSGSSK 86/1 maddesi uyarınca bir ay içinde sigortalıların ad ve soyadlarını, TC. kimlik numaralarını, prime esas kazançlarını, prim ödeme gün sayıları ile prim tutarlarını gösteren ve örneği Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenen asıl veya ek aylık prim ve hizmet belgesini yabancı uyruklu kişilerden hizmet akdi ile çalışanlar için en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar, diğer sigortalılar için ise ait olduğu ayı takip eden ayda Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma vermekle veya sigortalı çalıştırmadığı takdirde, bu hususu sigortalı çalıştırmaya son verdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Kuruma vermekle yükümlüdür. Aksi takdirde kanunda öngörülen idari para cezası uygulanacaktır.

 

C- Kamu Görevlileri Veya Kamu Tüzel Kişileri İçin Zorunlu Olan İdari Başvurular

Kanun koyucu ve diğer türevsel kural koyucular kamu görevlileri ve kamu tüzel kişilerine sistemin daha iyi işleyebilmesi için bazı durumlarda idari başvuruları bir görev olarak yüklemektedir. SSGSSK’da da bu tür idari başvurulara yer verilmiştir. Bu başvurulara ilişkin aşağıdaki örnekleri verebiliriz:

SSGSSK md.4 kapsamında sigortalı sayılan kişiler için; bu kanunda belirtilen sigortalılık başlangıcından itibaren kendi mevzuatlarına göre kayıt veya tescili yapan ilgili kurum, kuruluş ve birlikler veya vergi daireleri sigortalı işe giriş bildirgesi düzenleyerek, en geç on beş gün içinde Kuruma vermekle yükümlüdür. Kurum bu bildirimden itibaren bir ay içinde tescili yapılan kişilere, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başladığını bildirir.

SSGSSK md.5 kapsamında sigortalı sayılan kişiler için ise Türkiye İş Kurumu, işsizlik ödeneğinin fiilen ödenmeye başlandığı tarihten itibaren bir ay içinde, sigortalı işe giriş bildirgesini Kuruma bildirmekle yükümlüdür.

Kamu idareleri ile bankalar, Kurumca sağlanacak elektronik altyapıdan yararlanmak suretiyle, Kurumca belirlenecek işlemlerde, işlem yaptığı kişilerin sigortalılık bakımından tescilli olup olmadığını kontrol etmek ve sigortasız olduğunu tespit ettiği kişileri, Kuruma bildirmekle yükümlüdürler.

Kanun koyucu tarafında kamu tüzel kişileri ve kamu görevlilerine ilişkin olarak düzenlenen diğer bir bildirim yükümlülüğü de SSGSSK md.9’da düzenlenmiştir. Bu düzenleme çerçevesinde;

 1) Gelir vergisi mükellefi olanlar için, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri tarihten,

 2) Gelir vergisinden muaf olanlar için, esnaf ve sanatkâr sicili kaydının silindiği tarihten,

 3) Şahıs şirketlerinden kolektif, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları ve donatma iştiraki ortaklarının vergi mükellefiyetlerinin sona erdiği tarihten, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının, şirketin ticaret sicil memurluğundan kaydının silindiği tarihten, limited şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği tarihten,

 5) Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetlerinin sona erdiği tarihten,

 6) Köy ve mahalle muhtarlarının, muhtarlık görevlerinin sona erdiği tarihten,

 7) Herhangi bir yabancı ülkede ikamet eden ve o ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başladığı veya ikamet esasına bağlı olarak, o ülke sosyal güvenlik sistemine dahil olduğu tarihten,

 8) Köy ve mahalle muhtarlarından; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmasından dolayı gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar hariç, aynı zamanda hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı tarihten,

 9)Gelir vergisinden muaf olan, ancak esnaf ve sanatkârlar sicili kaydına istinaden sigortalı sayılanlardan, bu sigortalılıklarının devamı sırasında, hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı tarihten, sigortalılıkları sona erer.

Kanunda belirtilen şekillerde sigortalılığı sona erenlerin durumları ise kendileri ve sözü edilen bentte belirtilen faaliyetin sona erme halinin bildirildiği kuruluşlar veya vergi daireleri tarafından, en geç on gün içinde Kuruma bildirilir. Bu kişilerin meslek kuruluşlarına ya da vergi dairelerine olan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları, sigortalılığın sona ermesine ilişkin belge ya da bilginin verilmesine engel teşkil etmez.

 

III- Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda Yer Alan Etkili ve İdarenin Herhangi Bir İşlem veya Eylemi Olmadan Yapılan İdari Başvurular

 

Etkili idari başvurular kanunlarda düzenlenen sübjektif bir kamusal hakkı veya yetkiyi içeren başvurular olup başvurunun içerdiği talep dilek veya şikayet kanunlar tarafından güvence altına alınmıştır. Eğer idare söz konusu başvurunun içerdiği talep, dilek ve şikâyetleri açıkça veya zımnen reddederse yahut da kısmen kabul edip kısmen reddederse idarenin yapmış olduğu işlem davaya konu olabilir[42]. Bu başvurular aynı zamanda herhangi bir idari işlem ya da eylem olmaksızın yapılan başvurulardır. Herhangi bir idari işlem veya eylem olmadan yapılan idari başvurular, idareye bir işlem yapması, yapmaması veya eylemde bulunması için yapılır. Bu başvurular neticesinde idare harekete geçer.

 

1-İşten Ayrıldıktan Sonra Ortaya Çıkan Meslek Hastalığı ve Bildirilmesi

Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir (SSGSSK md.14). Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi, Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur.

Meslek hastalığı, işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmış ise, sigortalının bu Kanunla sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması, alacağı hekim raporu ve gerekli belgelerle doğrudan doğruya Kuruma müracaat etmesi gereklidir[43]. Söz konusu hastalık, ancak Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir (SSGSSK 14). Kanunda belirtilen bu idari başvuru yapılmaz ise sigortalının hastalığının meslek hastalığı olarak kabulü mümkün değildir.

 

2- İş Kazası veya Meslek Hastalığı Nedeniyle Ölen Sigortalının Hak Sahiplerine Gelir Bağlanması İçin Yapılan İdari Başvuru

İş kazası sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, sigortalının işveren tarafından görev ile bir başka yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda sigortalıların işveren tarafından sağlanan bir taşıt ile işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen ya da sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır[44]. Meslek hastalığı ise sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık sakatlık veya ruhi arıza hallerdir[45].

SSGSSK md.20 gereği iş kazası veya meslek hastalığına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine, tespit edilecek aylık kazancının % 70'i,  gelir olarak bağlanır.

İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü % 50 veya daha fazla oranda kaybetmesi nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış iken ölenlerin, ölümün iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olup olmadığına bakılmaksızın hak sahiplerine gelir olarak bağlanır (SSGSSK md.20).

İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü % 50 oranının altında kaybetmesi nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış iken ölenlerin, ölümün iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olmaması halinde sigortalının almakta olduğu sürekli iş göremezlik geliri hak sahiplerine gelir olarak bağlanır(SSGSSK md.20).

İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanabilmesi için ilgilinin Kuruma yazılı olarak başvuruda bulunması gereklidir. Yazılı başvurudan sonra Kurum, sonucu hak sahiplerine gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek yazı ile bildirir. İlgililer, yazıyı aldıkları günden başlamak üzere iki ay içinde Kuruma veya Kurumca verilen karar üzerine, yetkili mahkemeye başvurarak Kurum kararına itirazda bulunabilir. Mahkemeye itiraz, kararın uygulanmasını geciktirmez.

İş kazası, meslek hastalığı ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları, beş yıl geçtikten sonra, yazılı istek tarihini takip eden aybaşından itibaren başlar (SSGSSK md.97).

 

3- Malûllük Sigortasından Sağlanan Haklardan Yararlanabilmek İçin Yapılan İdari Başvuru

Malûllük sigortasından sigortalılara sağlanan hak, malûllük aylığı bağlanmasıdır.

Sigortalıya malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının SSGSSK md.25’e göre:

 Malûl sayılması, en az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise en az beş yıldan beri sigortalı bulunup toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması, malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması gereklidir. Kurum, yazılı istekte bulunan ilgiliye, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde sonucu yazı ile bildirir. İlgililer, yazıyı aldıkları günden başlamak üzere iki ay içinde Kuruma veya Kurumca verilen karar üzerine, yetkili mahkemeye başvurarak Kurum kararına itirazda bulunabilir.

 İlgili madde metninden anlaşılacağı üzere ilgili tüm kanuni şartları taşımış olsa bile eğer Kuruma idari başvuruda bulunmaz ise bu haklardan yaralanamayacaktır.

 

4- Yaşlılık Sigortasından Sağlanan Haklardan Yararlanmak İçin Yapılan İdari Başvuru

Yaşlılık sigortasından sigortalıya sağlanan haklar: Yaşlılık aylığı bağlanması ve toptan ödeme yapılmasıdır (SSGSSK md.28). Sigortalılar, kanunda yer alan yaş hadlerine üç yıl eklenmek ve adlarına en az 5400 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla da yaşlılık aylığından yararlanabilirler.

Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya özrü bulunan ve bu nedenle malûllük aylığından yararlanamayan sigortalılara, en az on beş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3960 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla yaşlılık aylığı bağlanır. Ancak sigortalının, yaşlılık sigortasından kaynaklanan haklardan yararlanabilmesi için kanunda belirtilen belgeleri tamamladıktan sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması şarttır. Eğer gerekli şartları taşıyor ise yazılı istekte bulunan sigortalıya istek tarihini izleyen aybaşından itibaren aylık bağlanır. Ancak Kurumun kararı olumsuz ise ilgililer, Kurumun ret kararına ilişkin yazıyı aldıkları günden başlamak üzere iki ay içinde Kuruma veya Kurumca verilen karar üzerine, yetkili mahkemeye başvurarak Kurum kararına itirazda bulunabilir.

 

5-Yaşlılık Toptan Ödemesi Ve İhya İçin Yapılacak İdari Başvuru

Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılan veya işyerini kapatan ve yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli yaş şartını doldurduğu halde malûllük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalıya, ödediği malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin her yıla ait tutarı, primin ait olduğu yıldan itibaren yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için, her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek toptan ödeme şeklinde verilir (SSGSSK md.31).

Bu Kanun veya bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına göre toptan ödeme yapılarak hizmetleri tasfiye edilmiş bulunanlardan, yeniden bu Kanuna tâbi olarak yahut bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış kanunlara göre malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olanlar, yazılı olarak müracaat etmeleri halinde, aldıkları toptan ödemenin ödeme tarihi ile yazılı istek tarihi arasında geçen yıllar için her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan tutarını talep tarihini takip eden ayın sonuna kadar ödemeleri halinde, bu hizmetler ihya edilerek bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınır.

Yaşlılık toptan ödemesi ve ihya için ilgilinin Kuruma yazılı başvurusu gereklidir. Yazılı başvurudan sonra Kurum ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını ilgiliye yazı ile bildirir. İlgililer, yazıyı aldıkları günden başlamak üzere iki ay içinde Kuruma veya Kurumca verilen karar üzerine, yetkili mahkemeye başvurarak Kurum kararına itirazda bulunabilir. Mahkemeye itiraz, kararın uygulanmasını geciktirmez (SSGSSK md.42).

 

6-Ölüme Bağlı Toptan Ödeme Ve İhya İçin Yapılacak İdari Başvuru

SSGSSK md.36 gereği, ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanamaması durumunda, ölüm tarihi esas alınmak kaydıyla hesaplanan tutar, hak sahiplerine toptan ödeme şeklinde verilir. Hak sahiplerine toptan ödeme yapılabilmesi için ilgililerin Kuruma yazılı olarak başvurması gereklidir. Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine yapılacak toptan ödeme başvurusu sonuçlarını, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek yazı ile bildirir. İlgililer, yazıyı aldıkları günden başlamak üzere iki ay içinde Kuruma veya Kurumca verilen karar üzerine, yetkili mahkemeye başvurarak Kurum kararına itirazda bulunabilir. Mahkemeye itiraz, kararın uygulanmasını geciktirmez.

Bu Kanun veya bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına göre toptan ödeme yapılarak tasfiye edilmiş süreler, borçlanılarak veya yurt dışı hizmetleri birleştirilerek ya da sonradan hizmet tespiti nedeniyle hak kazanılan sürelerin eklenmesi suretiyle ölüm sigortasından yararlanmak için gerekli prim ödeme gün sayısının tamamlanması halinde, hak sahiplerinin yazılı isteği üzerine ihya edilebilir.

 

7- Evlenme Ve Cenaze Ödeneği Alınması İçin Yapılacak İdari Başvuru

SSGSSK md.20 hükümleri çerçevesinde iş kazası ve meslek hastalığı neticesinde ölen sigortalıların gelir almakta iken evlenen eş ve çocuklarına evlenme ve cenaze yardımı da yapılacaktır[46].

Evlenmeleri nedeniyle 34 üncü maddeye göre bağlanan gelir veya aylıkları kesilmesi gereken eş veya çocukların, evlenmeleri ve talepte bulunmaları halinde almakta oldukları aylık veya gelirlerinin bir yıllık tutarı bir defaya mahsus olmak üzere evlenme ödeneği olarak peşin ödenir. Evlenme ve cenaze ödeneği eş ve çocuklara kanun ile tanınan bir hak olmakla beraber bu hakkı elde edebilmek için ilgililerin mutlaka idareye başvuruda bulunması gerekmektedir.

 

8- Sigortalıların Borçlanabileceği Sürelere İlişkin Yapmaları Gereken İdari Başvuru

SSGSSK çerçevesinde sigortalı sayılanların;

a) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri,

b) Er veya erbaş olarak silâhaltında veya yedek subay okulunda geçen süreleri,

c) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanların, personel mevzuatına göre aylıksız izin süreleri,

d) Sigortalı olmaksızın doktora öğrenimi veya tıpta uzmanlık için yurt içinde veya yurt dışında geçirdikleri normal doktora veya uzmanlık öğrenim süreleri,

e) Sigortalı olmaksızın avukatlık stajını yapanların normal staj süreleri,

f) Sigortalı iken herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan bu suçtan dolayı beraat edenlerin tutuklulukta veya gözaltında geçen süreleri,

g) Grev ve lokavtta geçen süreleri ve Kurumca kabul edilecek sektörel veya genel ekonomik kriz dönemlerinde işvereni tarafından ücretsiz izinli sayılanların, her yıl için 3 ayı geçmemek üzere bu süreleri,

h) Hekimlerin fahrî asistanlıkta geçen süreleri,

ı) Seçim kanunları gereğince görevlerinden istifa edenlerin, istifa ettikleri tarih ile seçimin yapıldığı tarihi takip eden ay başına kadar açıkta geçirdikleri süreleri, kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve kanunda düzenlenen diğer şartları da yerine getirmeleri halinde borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır. İlgililerin sigortasız olarak geçirdikleri bu sürelerin borçlandırılarak sigortalılıklarına sayılabilmesi için mutlaka Kuruma yazılı başvurmak gereklidir.

 

9-İsteğe Bağlı Sigortalılık Kapsamına Girebilmek İçin Yapılacak İdari Başvuru

İsteğe bağlı sigorta, Türkiye'de AB uyum sürecinde 2007 yılı itibariyle herkesin sigorta kapsamı altına alınması amacıyla daha önceki isteğe bağlı sigortaya geçebilme hakkı kazanabilmek için 1080 gün işyeri primi yatırılması şartını ortadan kaldırarak, sosyal güvence kapsamına girmek isteyen serbest meslek sahibi geçici işçilere sağlanılan kolaylıktır[47].

 İsteğe bağlı sigortalılık kapsamına girebilmek için SSGSSK’ya tâbi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamak veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte, ay içerisinde 30 günden az çalışmak veya son bir yıl içinde 360 günden az çalışmak ya da tam gün çalışmamak, kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olmak, 18 yaşını doldurmuş bulunmak, isteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunmuş olmak şartları aranmaktadır[48]. Kanunla tanınan bir hak olmakla beraber eğer ilgili, Kuruma yazılı olarak başvurmaz ise bu haktan yararlanamayacaktır.

 

10-Yol Gideri Gündelik Refakatçi Giderlerinin Kurumca Karşılanması İçin Yapılan İdari Başvuru

SSGSSK md.65 gereği, “Hekimin veya diş hekiminin muayene veya tedavi sonrası tıbben göreceği lüzum üzerine genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetinden yararlanmaları için muayene ve tedavi edildikleri yerleşim yeri dışına yapılan sevkinde, ayakta tedavilerde kendisinin ve bir kişi ile sınırlı olmak üzere refakatçisinin gidiş ve dönüş yol gideri ve gündelikleri; yatarak tedavilerde ise gidiş ve dönüş tarihleri için gündelikleri ile yol gideri Kurumca karşılanır.

Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yatarak tedavileri sırasında, hekimin veya diş hekiminin tıbben göreceği lüzum üzerine yanında kalan refakatçinin yatak ve yemek giderleri bir kişi ile sınırlı olmak üzere Kurumca karşılanır.”

2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’nde bu hususa ilişkin ayrıntılı düzenleme yapılmıştır. İlgili düzenleme çerçevesinde “Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, gerekli ve teşhis veya tedavi cihazlarının veya ilgili branş uzmanının bulunmaması gibi tıbbi ve zorunlu nedenlerle belediye/ büyükşehir belediye mücavir alanı dışındaki sağlık hizmeti sunucusuna sevk edilmeleri halinde kendilerinin ve bir kişi ile sınırlı olmak üzere refakatçisinin yol ve gündelik giderlerinin Kurumca ödenebilmesi için;

a) Sevkin, sevk formu tanzim edilerek yapılmış olması,

b) Kurumca, sürekli iş göremezlik veya malûllük durumlarının tespiti, kontrolü veya periyodik sağlık muayenesi amacıyla sevk yapılmış olması,

c) Sevkin yapıldığı tarihten itibaren 3 (üç) işgünü içinde sevkin yapıldığı sağlık hizmeti sunucuna müracaat etmiş olmaları,  gerekmektedir.”

Sevkin yapıldığı tarihten itibaren ilgili, Kuruma idari başvuruda bulunmayan sigortalı kanundan doğan bu hakkını kaybedecektir.

 

11- Kurumca Verilecek Sağlık Kurulu Raporlarına İtiraz

SSGSSK md.95 gereği, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade ederek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.

Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.

 

 

12-Afet Durumunda Primlerin Ertelenmesi İçin Yapılan İdari Başvuru

İşyerleri yangın, su baskını, yer kayması, deprem gibi afete uğrayan, tabii afet nedeniyle tarımsal faaliyetinden dolayı zarar gören işverenler ile SSGSSK md.4/b kapsamında yer alan sigortalılar, bu durumu belgelemeleri kaydıyla olayın meydana geldiği tarihten itibaren üç ay içinde talepte bulunmaları ve prim ödeme aczine düştüklerinin, yapılacak inceleme sonucu anlaşılması halinde, afet tarihinden önce ödeme süresi dolmuş mevcut prim borçları ile afetin meydana geldiği tarihten itibaren tahakkuk edecek üç aylık prim borçları, olayın meydana geldiği tarihten itibaren bir yıla kadar Kurumca ertelenebilir (SSGSSK md.91).

Sigortalının ya da işverenin kanundan kaynaklanan bu haktan yararlanabilmesi için olayın meydana geldiği tarihten itibaren 3 ay içinde Kuruma başvurması gereklidir. Aksi takdirde bu haktan yararlanamayacaktır.

 

 

SONUÇ

 

Sosyal güvenlik reformu çerçevesinde, hem dağınık sosyal güvenlik mevzuatının tek elde toplanması ve hem de çalışanların eşit kurallara tabi olması ve aynı haklara kavuşturulması amacıyla 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu çıkarılmıştır. Bu Kanunun bazı maddelerinde sosyal güvenlik alanıyla ilgili idari başvuru yolları düzenlenmiştir.

Bir idari işlem ya da eylem neticesinde, dava açmak için işlemi yapan idari makama yapılan zorunlu idari başvurular SSGSSK md.83, 85, 86, 102’da düzenlenmektedir. Bu idari başvuruları dava açmak için zorunlu idari başvurular sınıfı içinde değerlendirmemizin nedeni dava açmak için kanun koyucu tarafından ön şart olarak öngörülmüş olmalarıdır. Ayrıca bu başvurular idarenin bir işlemine karşı yapıldığı için idarenin herhangi bir eylem veya işlemine karşı yapılan idari başvurular olarak da isimlendirilebilirler.

SSGSSK’nun 83. maddesinde kısa vadeli sigorta kolları primi, işkollarının ve işlerin tehlike sınıf ve derecesinin Kurum tarafından belirlenmesine ilişkin düzenleme yer almıştır. İlgili düzenlemeye göre  tehlike sınıf ve derecesi ile prim oranı Kurum tarafından tespit edildikten sonra işverene yazılı olarak bildirilecektir. İşveren Kurumca yapılacak yazılı bildirimi aldıktan sonra bir ay içinde Kuruma itiraz edebilir. Kurum, bu itirazı inceleyerek en geç üç ay içinde karara bağlayarak sonucunu itiraz edene bildirir. İlgililer, Kurumun kararı üzerine, kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili mahkemeye başvurabilir. Kuruma itiraz edilmesi veya mahkemeye başvurulması, primlerin takip ve tahsilini durdurmaz.

SSGSSK’nun 85. maddesinde asgari işçilik uygulaması ve uzlaşma düzenlenmiştir. İşverenin, işin emsaline, niteliğine, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütümü açısından gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun tespiti halinde, işin yürütümü açısından gerekli olan asgarî işçilik tutarı; yapılan işin niteliği, kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan sigortalı sayısı, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurlar dikkate alınarak tespit edilir. Söz konusu tespitler, Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından yapılacaktır. Kuruma bildirilmediği tespit edilen asgarî işçilik tutarı üzerinden Kurumca re'sen tahakkuk ettirilen sigorta primleri, işverene tebliğ edilir. İşveren, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde Kuruma itiraz edebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazın reddi halinde işveren, kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz.

SSGSSK’nun 86. maddesinde primlerin Kurumca re’sen takdiri düzenlenmiştir. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re'sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir.

SSGSSK’nun 102. maddesinde hangi hallerde Kurumca para cezası verilebileceği düzenlenmiştir. İlgili maddede belirtilen sebeplerden birinin gerçekleşmesi halinde Kurumca verilecek idari para cezası ilgiliye tebliğ ile tahakkuk edecektir. Bu para cezaları tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde cezaya Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir. Bu tür idari başvuru için kanunda öngörülen süreler hak düşürücü sürelerdir. Bu sürelerin itirazsız geçmesi halinde Kurumca yapılan işlem kesinleşecektir. Bu süreleri itirazsız geçiren ilgilinin dava yoluyla da hakkını araması mümkün değildir.

Diğer bir zorunlu idari başvuru türü bireyler veya özel girişim faaliyetleri için zorunlu olan idari başvurulardır. Bu idari başvurular genelde bildirim yükümlülüğü olarak karşımıza çıkmaktadır. SSGSSK sigortalılara zaman zaman da işverenlere idari başvuru olarak kabul ettiğimiz bir takım bildirim yükümlülükleri yüklemiştir. Bunlar SSGSSK md.8, 9, 13, 86’de düzenlenmiş olup sigortalı bildirimi ve sigortalı işe giriş bildirgesi, sigortalılığın sona ermesine ilişkin bildirim, iş kazası ve meslek hastalığının bildirilmesi, prime esas verilerin bildirilmesidir. Bu tür idari başvurular kanun gereği zorunlu olduğu için bu zorunluluğa uymayanlar için yaptırım söz konusudur.

Diğer bir zorunlu idari başvuru türü kamu görevlileri veya kamu tüzel kişileri için zorunlu olan idari başvurulardır. Kanun koyucu ve diğer türevsel kural koyucular kamu görevlileri ve kamu tüzel kişilerine sistemin daha iyi işleyebilmesi için bazı durumlarda idari başvuruları bir görev olarak yüklemektedir. SSGSSK’da md.4 ve 5 bu başvurulara örnek olarak verilebilir. Bu başvurular da genelde bildirim yükümlülüğü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tür idari başvuruların yapılmaması halinde kamu hizmeti ve idarenin işleyişi aksayacaktır dolayısıyla bu tür başvuruların yapılması zorunlu ve gereklidir.

SSGSSK’nın bazı maddelerinde de etkili ve idarenin herhangi bir işlem veya eylemi olmadan yapılan idari başvurular olarak nitelendirebileceğimiz başvurular vardır. Bu başvurular: işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkan meslek hastalığı ve bildirilmesi, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması için yapılan başvuru, malûllük sigortasından sağlanan haklardan yararlanabilmek için yapılan başvuru, yaşlılık sigortasından sağlanan haklardan yararlanmak için yapılan başvuru, yaşlılık toptan ödemesi ve ihya için yapılacak başvuru, ölüme bağlı toptan ödeme ve ihya için yapılacak başvuru, evlenme ve cenaze ödeneği alınması için yapılacak başvuru, sigortalıların borçlanabileceği sürelere ilişkin yapmaları gereken başvuru, isteğe bağlı sigortalılık kapsamına girebilmek için yapılacak başvuru, yol gideri gündelik refakatçi giderlerinin Kurumca karşılanması için yapılan başvuru, Kurumca verilecek sağlık kurulu raporlarına itiraz, afet durumunda primlerin ertelenmesi için yapılan başvurudur. Bu başvurular idarenin herhangi bir eylem ya da işlemi olmadan yapılan başvurular olup, subjektif bir kamusal hak ya da yetkiyi içeren başvurulardır. Eğer idare söz konusu başvurunun içerdiği talepleri açıkça ya da zımnen reddeder veya kısmen kabul edip kısmen reddederse ilgili bu idari işleme karşı dava açabilecektir. Bu başvurulardan bazıları için zamanaşımı bazıları için de hak düşürücü süre öngörülmüştür.  Bu süreler içinde yapılamaması halinde hak kaybı söz konusu olacaktır.        

 

 

KISALTMALAR

 

E.                     : Esas

ET.                  : Erişim Tarihi

HD.                  : Hukuk Dairesi

K.                     : Karar

md.                  : Madde

RG.                  : Resmi Gazete

S.                      : Sayı

s.                      : Sayfa

SSK                 : Sosyal Sigortalar Kurumu

SSGSSK          : Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu

T.                     : Tarih

Y.                     : Yargıtay

YHGK.           : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

 

 

KAYNAKÇA

 

ALPER, Yusuf, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem, TİSK Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem ve İşveren Yükümlülükleri Semineri, İstanbul, 2006.

ANDAÇ, Faruk, İş Hukuku, Ankara, 2008.

ASLANKÖYLÜ, Resul, Sosyal Sigortalar Kanunu Yorumu, Ankara, 2003.

AYDEMİR, Murtaza, İş ve Sosyal Sigorta Hukukunda İdari Para Cezaları, Ankara, 2002.

BİLGİLİ, Özkan, Yeni Sosyal Güvenlik Uygulaması, Ankara, 2008.

DEMİRCİOĞLU, A. Murat / GÜZEL, Ali, İşverenin Sosyal Sigortalar Yükümlülükleri ve Sorumluluğu, İTO Yayın No:2001-23, İstanbul, 2001.

EROL, Selim, Sosyal Güvenlik Reformu İsteğe Bağlı Sigortalılığı Değiştiriyor mu?, www.resulkurt.com

EVCİL, Cahit, İdari Para Cezalarına İtiraz Edilmemesi Halinde İdare Mahkemesine Başvurulabilir mi?, www.legalisplatform.net/Makale, ET. 25.11.2008.

GÖZÜBÜYÜK, Şeref / TAN, Turgut, İdare Hukuku Cilt II İdari Yargılama Hukuku, Ankara, 2003.

GÜNAY, Cevdet İlhan, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, Ankara, 2004.

GÜVEN, Yener/ BİLGİLİ, Özkan, Sosyal Güvenlik Mevzuatı ve Uygulamaları, İzmir, 2004.

GÜZEL, Ali/OKUR, Ali Rıza/CANİKLİOĞLU, Nurşen, Sosyal Güvenlik Hukuku, İstanbul, 2008.

GÜZEL, Ali/ OKUR, Ali Rıza, Sosyal Güvenlik Hukuku, İstanbul, 1988.

IŞIKLI, İbrahim, Sosyal güvenlik reformuyla asgari işçilik uygulaması değişiyor, 14.05.2008 Dünya Gazetesi, www.mevzuatbankasi.com, ET.20.11.2008.

KALABALIK, Halil, İdari Yargılama Usulü Hukuku, Sakarya, 2006.

KARAVELİOĞLU, Celal, Değişiklik Açıklama ve En Son İçtihatlarla İdari Yargılama Usulü Kanunu, Cilt I, Kayseri, 2001.

Kazancı Bilişim ve İçtihat Programı, ET.26.11.2008.

KOÇAK, Muhsin, SSK Prim Alacakları İle İdari Para Cezalarında Zamanaşımı ve İtiraz Yolları, www.MuhasebeTr. Com, ET. 25.11.2008.

KURT, Resul, İş Hukuku ve Sosyal Sigortalar Mevzuatında Usul ve Esaslar, İSMMMO Yayın No: 37, İstanbul, 2003.

KURT, Resul, Eğrisiyle Doğrusuyla Sosyal Güvenlik Reformu, Dünya Gazetesi, 21.11.2007.

ÖZAY, İl han, Günışığında Yönetim, İstanbul, 1996.

ŞEN, Murat, Genel Gerekçe ve Madde Gerekçeleriyle İş Kanunları Sosyal Güvenlik Kanunları, Ankara, 2008.

TEZEL, Ali/KURT, Resul, Yargı Kararlarıyla Donatılmış Sosyal Sigorta Mevzuatı, İstanbul, 1998.

TUNCAY, Can/EKMEKÇİ, Ömer, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, İstanbul, 2005

TUNÇOMAĞ, Kenan, Sosyal Güvenlik Kavramı ve Sosyal Sigortalar, İstanbul, 1987.

TUNCAY, Can/EKMEKÇİ, Ömer, Sosyal Güvenlik Hukukunun Esasları, İstanbul, 2008.

YILDIRIM, Ramazan, İdari Başvurular, Konya, 2006.

 



* Erciyes Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, İdare Hukuku ABD Öğretim Üyesi

* Erciyes Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Vergi Hukuku ABD Araştırma Görevlisi

[1] ALPER, Yusuf, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem, TİSK Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem ve İşveren Yükümlülükleri Semineri, İstanbul, 2006.

[2] TUNCAY, Can/EKMEKÇİ, Ömer, Sosyal Güvenlik Hukukunun Esasları, İstanbul, 2008, s.95.

[3] RG. 16.06.2006 T., 26200 S.

[4] KURT, Resul, Eğrisiyle Doğrusuyla Sosyal Güvenlik Reformu, Dünya Gazetesi, 21.11.2007.

[5] YILDIRIM, Ramazan, İdari Başvurular, Konya, 2006, s. 30.

[6] YILDIRIM, s. 213.

[7] YILDIRIM, s. 69.

[8] YILDIRIM, s. 70-71.

[9] YILDIRIM, s.70- 71.

[10] KALABALIK, Halil, İdari Yargılama Usulü Hukuku, Sakarya, 2006, s. 219.

[11] YILDIRIM, s. 77.

[12] YILDIRIM, s. 77, 88, 95, 99.

[13] YILDIRIM, s. 11, 112, 116.

[14] GÖZÜBÜYÜK, Şeref / TAN, Turgut, İdare Hukuku Cilt II İdari Yargılama Hukuku, Ankara, 2003, s.910.                                       

[15] YILDIRIM, s. 116.

[16] KARAVELİOĞLU, Celal, Değişiklik Açıklama ve En Son İçtihatlarla İdari Yargılama Usulü Kanunu, Cilt I, Kayseri, 2001, s.72.

[17] ÖZAY, İl Han, Günışığında Yönetim, İstanbul, 1996, s.739.

[18] YILDIRIM, s.125.

[19] Kısa vadeli sigorta kolları, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortası kollarından oluşmaktadır. ANDAÇ, Faruk, İş Hukuku, Ankara, 2008,s. 280.

[20] ASLANKÖYLÜ, Resul, Sosyal Sigortalar Kanunu Yorumu, Ankara, 2003, s.664.

[21] ASLANKÖYLÜ, s.664.

[22] Çalışmada büyük harfle ifade Kurum’dan kastedilen Sosyal Güvenlik Kurumu’dur.

[23] TUNÇOMAĞ, Kenan, Sosyal Güvenlik Kavramı ve Sosyal Sigortalar, İstanbul, 1987, s.163.

[24] TUNCAY/EKMEKÇİ, s.137.

[25] BİLGİLİ, Özkan, Yeni Sosyal Güvenlik Uygulaması, Ankara 2008, s.349.

[26] IŞIKLI, İbrahim, Sosyal güvenlik reformuyla asgari işçilik uygulaması değişiyor, 14.05.2008 Dünya Gazetesi, www.mevzuatbankasi.com, ET.20.11.2008

[27] GÜZEL, Ali / OKUR, Ali Rıza / CANİKLİOĞLU, Nurşen, Sosyal Güvenlik Hukuku, İstanbul, 2008, s.240.

[28] GÜZEL, Ali / OKUR, Ali Rıza, Sosyal Güvenlik Hukuku, İstanbul 1988, s.147.

[29] GÜNAY, Cevdet İlhan, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, Ankara 2004, s.579.

[30] GÜZEL / OKUR / CANİKLİOĞLU, s.238.

[31] Y.10.HD. 02.07.2002 T., 2002/5436 E. 2002/6003 K., ASLANKÖYLÜ, s.700.

[32] Y.21.HD. 28.11.1998 T. 1995/4931 E. 1995/7107 K., TEZEL, Ali / KURT, Resul, Yargı Kararlarıyla Donatılmış Sosyal Sigorta Mevzuatı, İstanbul, 1998, s.93.

[33] AYDEMİR, Murtaza, İş ve Sosyal Sigorta Hukukunda İdari Para Cezaları, Ankara, 2002, s. 140.

[34] AYDEMİR, 2002, s.141.

[35] İdari para cezalarına itiraz 5510 sayılı Kanun’dan önce mülga 506 sayılı Kanunun 140. maddesinde düzenlenmişti. İdari para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Kuruma ödenmesi veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilmesi gerektiği yönünde düzenleme bulunmaktaydı. İdari para cezasına karşı yapılan itirazı Kurumca reddedilen işverenler veya aracılar, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesine başvurabilmekteydi. Yetkili Sulh Ceza Mahkemelerince verilen karar kesin olup temyiz edilememekteydi.

[36] EVCİL, Cahit, İdari Para Cezalarına İtiraz Edilmemesi Halinde İdare Mahkemesine Başvurulabilir mi?, www.legalisplatform.net/Makale, ET. 25.11.2008.

[37] KURT, Resul, İş Hukuku ve Sosyal Sigortalar Mevzuatında Usul ve Esaslar, İSMMMO Yayın No: 37, İstanbul 2003, s.369; DEMİRCİOĞLU, A. Murat / GÜZEL, Ali, İşverenin Sosyal Sigortalar Yükümlülükleri ve Sorumluluğu, İTO Yayın No:2001-23, İstanbul, 2001, s.139.

[38] KOÇAK, Muhsin, SSK Prim Alacakları İle İdari Para Cezalarında Zamanaşımı ve İtiraz Yolları, www.MuhasebeTr. Com, ET. 25.11.2008.

[39] “…506 sayılı Kanun'un 140. maddesinde idari para cezasını gerektiren haller, cezayı uygulayacak makam, cezaya itiraz ve itirazı inceleyecek merci ve itiraz üzerine verilen karara karşı hangi mahkemelerde dava açılabileceği, özel bir şekilde belirlenmiştir.

Gerçekten, anılan maddeye göre cezayı gerektiren haller oluştukta, idari para cezasını kurum verir. Bu idari para cezasının tebliğinden itibaren 7 gün içinde kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz reddedilmişse, red kararının tebliğinden itibaren 7 gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesinde dava açılabilir. Yasal nedenleri gösterilerek, itirazın reddi kararının kaldırılması ve kurum ünitesine itiraz, takibi durdurmayacağından, bu arada ceza tahsil edilmişse geri ödenmesi istenebilir. Olayda, davacı idari para cezasına itiraz etmemekle, ceza kesinleşmiş ve tahsil edilmiştir. Davacı, üniteye itiraz ve onun kararına karşı sulh ceza mahkemesine başvurma yollarını kullanmamış ve olanakları kaçırmıştır.

Bu durumda, anılan özel hükümleri ve prosedürü atlayarak, artık iş mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açamaz…”Y.10.HD. 01.04.1996 T. 1996/2725 E. 1996/2708 K., TUNCAY, Can/EKMEKÇİ, Ömer, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, İstanbul, 2005, s.2002; Kazancı Bilişim ve İçtihat Programı, ET.26.11.2008.

[40]“…. İdari para cezalarına karşı süresi içerisinde kuruma itiraz edilmemesi veya edilip de cezaya itirazın reddine karar verilmesi halinde, yine süresi içinde Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılmaması hallerinde idari para cezası kesinleşir ve artık İş Mahkemelerinde menfi tespit ve itiraz davası açılamaz…” Y.10.HD., 12.12.2005 T. 2005/9277 E.  2005/12984 K., YHGK. 02.12.1992 T. 1992/10-378 E., 1992/716 K., Kazancı Bilişim ve İçtihat Programı, ET.26.11.2008.

[41] Madde 3-(1) Bu Kanunun;

a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,

b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,uygulanır.

[42] YILDIRIM, s.68.

[43] GÜVEN, Yener/ BİLGİLİ, Özkan, Sosyal Güvenlik Mevzuatı ve Uygulamaları, İzmir, 2004, s.104.

[44] GÜNAY, s.589.

[45] GÜNAY, s.589.

[46] ŞEN, Murat, Genel Gerekçe ve Madde Gerekçeleriyle İş Kanunları Sosyal Güvenlik Kanunları, Ankara, 2008, s.305.

[47] www.fikiristan.com, ET. 01.01.2009.

[48] EROL, Selim, Sosyal Güvenlik Reformu İsteğe Bağlı Sigortalılığı Değiştiriyor mu?, www.resulkurt.com, ET.10.01.2009