Son Güncelleme Tarihi 01.12.2006
 
ARALIK 2006-SAYI 58

 

 

Makale:

CUMHURİYET SAVCISININ GÖZETİM VE DENETİM GÖREVİ

Ahmet TAŞKIN*

I. ADLİ KOLLUK HİZMETLERİNİN DENETİMİ

Adlî Kolluk Yönetmeliğinin[1] “Adlî kolluk hizmetinin denetimi” başlıklı 13 üncü maddesine göre; “Cumhuriyet başsavcıları ve Cumhuriyet savcıları;

a) Adlî kolluk hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülebilmesi amacıyla, adlî kolluk görevlilerince ifa edilen adlî işlemleri her zaman denetler.

b) Yürütülen soruşturma evrakını gerektiğinde ilgili adlî kolluk biriminde inceleyerek, soruşturmaya ilişkin eksik gördüğü hususların ikmalini emredebileceği gibi, soruşturma evrakı ve taraflarının bulunduğu hâl üzere Cumhuriyet başsavcılığına intikal ettirilmesi talimatını da verebilir.

Birden fazla Cumhuriyet başsavcılığının yetki çevresinde faaliyet gösteren adlî kolluk sorumluları hakkında, değerlendirme raporları her yıl sonunda diğer yer Cumhuriyet başsavcılıklarının görüşü de alınarak adlî kolluk biriminin merkezinin bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcısı tarafından düzenlenir.”

CMK’nın 166 ncı ve Adlî Kolluk Yönetmeliğinin 11 inci maddesi ile Cumhuriyet Başsavcılarına verilen yetki, adlî kolluk personeli hakkında “bunların soruşturma ve kovuşturma işlemlerindeki ehliyetiyle bu işlemlerde gösterdikleri çalışkanlık, iş disiplini ve başarı durumlarına” ilişkin kanaat ve görüşünü içeren bir değerlendirme raporu düzenleyerek İllerde Valilere, İlçelerde Kaymakamlara göndermekten ibarettir. Bu nedenle, adlî kolluk görevlisi olarak görev yapan Emniyet ve Jandarma Teşkilatı personelinin sicil raporlarının veya sicil özetlerinin Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilmesi ya da incelettirilmesi mümkün değildir. 

A. Adlî Kolluk ve Görevi

1. Genel Olarak Adlî Kolluk Kavramı

Adlî kolluk kavramı ile neyin ifade edileceği Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 164 üncü maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; adlî kolluk; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 7 nci maddesi, 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 8 inci maddesi ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu’nun 4 üncü maddesinde belirtilen soruşturma işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder (CMK, m.164/1). Adlî kolluk, savcılaşan emniyet ve jandarma görevlileri değildir. Savcının yeri ile kolluğun yeri ayrıdır.

Emniyet Teşkilâtı Kanunu’na göre polis, adlî, idarî ve siyasî olmak üzere üç kısma ayrılır (m.8). Adlî polis, asgarî tam teşekküllü bir polis karakolu bulunan yerlerde, adlî işlerle uğraşmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğünce kadrodan ayrılan bir kısımdır. Tam teşekküllü bir kadrodan daha az kuvvette olan polis teşekküllerinin tamamı veya bir kısmı adlî polis olarak da ayrılabilir (m.9/C). Adlî Kolluk Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde de adlî kolluğun "asgari tam teşekküllü bir polis karakolu bulunan yerlerde" görevlendirileceği hüküm altına alınmıştır. Adlî Kolluk Yönetmeliği, adlî kolluk görevlilerinin kimler olduğuna değinmemiştir.

Adlî polis toplu olarak veya ihtiyaç oranında bölgelere dağıtılmış bir halde bulundurulur. Adlî polis, adlî soruşturma görevleri dışındaki hizmetlerde, üstlerinin (amirlerinin) emrindedir (3201 SK, m.10). Adlî işlere ait soruşturmalar, yetkili adlî otoritelerin (Cumhuriyet savcısı) direktifleri altında ve kanunlarına uygun olarak yalnızca adlî kolluğa yaptırılır. Polis teşkilâtı bulunmayan yerlerde teşkilat kuruluncaya kadar adlî polis görevleri diğer kolluk tarafından yapılır. İdari kolluk adlî kolluğa gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının talebi üzerine yardımla mükelleftir (3201 SK, m.12).

        İdari polis adlî zabıta vazifesini tahrik eden herhangi bir hal karşısında kaldığı takdirde bir taraftan adlî zabıta vazifesini ifa etmekle beraber, diğer taraftan adlî zabıtayı haberdar eder ve adlî zabıta gelince işi ona devreder. Adlî zabıta vazifesini gerek aslen ve gerek yardım suretile gören zabıta memurları hakkında bu vazifeden mütevellit suçlardan dolayı Ceza Mahkemeleri Usulü Kanununa göre takibat yapılır.

2. Adlî Kolluk Görevlisi

Adlî kolluk amir ve memurlarından oluşan adlî kolluk görevlileri; il ve ilçe teşkilatları bünyesinde kurulu bulunan polis karakolları ile polis merkezi amirliklerinde; adlî kısım/büroda görevli olanlar, suça el koyan grup görevlileri ile karakol veya polis merkezinin amirleridir. Bu personel adlî kolluk görevlerini yürütmekle yükümlüdür. Adlî kolluk görevlileri için getirilen bu tanım yetersizdir. Zira bu tanım ve düzenlemeler, polis karakolları ile polis merkezleri dışında çalışan ve adlî görev ifa eden kolluk görevlilerini kapsamamaktadır. İl veya ilçe emniyet müdürlüğüne bağlı olarak çalışan ve adlî görev ifa eden her kesin adlî kolluk görevlisi tanımına sokulması gerekir. Bu şekilde kaçakçılık, organize suçlar, terör, asayiş gibi suçla mücadele eden birimlerde çalışan amir ve memurların adlî kolluk görevlisi tanımına alınması gerekir.

Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini yerine getirir. Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde, üstlerinin emrindedir (CMK, m.164/2-3). Gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının talebi halinde, diğer kolluk birimleri de adlî kolluk görevini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu durumda, kolluk görevlileri hakkında, adlî görevleri dolayısıyla CMK hükümleri uygulanır (CMK, m.165).

Cumhuriyet savcıları, adlî görevlere ilişkin emir ve talimatlarını öncelikle adlî kolluk sorumlularına veya adlî kolluk görevi ifa eden diğer birim âmirlerine verir. Adlî kolluk, bağlı bulunduğu kolluk teşkilâtının bir parçası olup, öncelikli görevi, karşılaştığı suçun işlenmesini önlemektir[2]. Cumhuriyet savcılarınca, adlî görevler ile ilgili emir ve talimatlar zorunluluk bulunmadıkça, kolluk birimlerinin aralarındaki işbölümü ile kolluk teşkilâtlarının görev ve yetki alanları gözetilerek verilir. Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde üstlerinin emrindedir. Adlî kolluk görevlilerine, adlî görevi bulunmayan üstleri tarafından, yürütülen soruşturma ile ilgili emir ve talimat verilemez. Adlî kolluk görevlileri, kadrolarında yer aldıkları birimlere mevzuatla verilmiş ve adlî görev kapsamı dışında kalan diğer görev ve hizmetleri de yerine getirirler (Adlî Kolluk Yönetmeliği, m.5).

Adlî kolluk birimlerinde görev yapacak personelin konusunda uzmanlaşması için mümkün olduğunca aynı veya benzer görevlerde çalışması için kendi teşkilâtlarınca gerekli  tedbirler alınır. Adlî kolluk görevlileri, yürütülecek soruşturmalarla ilgili olarak, katılacakları meslek içi kurslar sonunda belirli branşlarda ihtisaslaşırlar. Meydana gelen olayın özelliğine göre, kolluk âmiri, soruşturma esnasında ihtiyaç duyduğu konularda ihtisaslaşmış personeli görevlendirerek soruşturmanın daha kapsamlı yapılmasını sağlar (AKY, m.12).

Adlî kolluk personelinin bulunduğu teşkilâta göre görevlendirilmesi Adlî Kolluk Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, soruşturma yapmak üzere; a) Emniyet Genel Müdürlüğünce, asgarî tam teşekküllü bir polis karakolu bulunan yerlerde, b) Jandarma Genel Komutanlığınca, asgarî tam teşekküllü bir jandarma karakolu bulunan yerlerde, c) Sahil Güvenlik Komutanlığınca, asgarî sahil güvenlik bot komutanlıklarının bulunduğu yerlerde, d) Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğünce, gümrük muhafaza müdürlüğü ile müstakil bölge ve kısım âmirlikleri bulunan yerlerde, mevcut imkanlar ölçüsünde yeterince adlî kolluk personeli görevlendirilir.

Jandarma Teşkilâtı, Görev ve Yetkileri Yönetmeliği’nin 149 uncu maddesine göre; “Jandarma adlî kolluk makam ve memurları, Cumhuriyet Savcılarının kanun ve nizam hükümlerine uygun isteklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Bu istekler, İlçe Jandarma Bölük Komutanına yazıyla iletilir. Önemli ve ivedi durumlarda bu silsileye uyulmadan, sözlü olarak iletilen istekler; görev istenen makam ve memurlarca, yazılı istekler gibi yerine getirilir.

Böyle durumlarda sözlü istekte bulunan Cumhuriyet Savcısı; İlçe Jandarma Bölük Komutanına ivedilikten bilgi vererek, isteğini en kısa sürede yazıyla doğrular. Ayrıca hazırlık soruşturması sırasındaki tutuklu ve acele işlerde; olayın sanık ve tanıkları, Cumhuriyet Savcılığının yazılı istekte bulunması üzerine belirtilen gün, saat ve yerde, adlî kolluk makam ve memurlarınca hazır bulundurulur. Bu konuda sözlü istekte bulunulamaz. Ve sözlü istekler yerine getirilemez. Bu yazılı istekler, kanunen yetkili bir merciin emri niteliğinde olup; gereğinde zor kullanılarak yerine getirilir. Zor kullanmaya ilişkin diğer ayrıntılar yönünden, bu yönetmeliğin ihzar müzekkerelerinin yerine getirilmesine ilişkin hükümlerine uyulur. 3005 sayılı Kanunun 7 nci maddesi hükmü saklıdır. Hazırlık soruşturmasının bir bütün olarak jandarma tarafından yapılması yolundaki istekler, yalnızca yazılı istek şeklinde bildirilebilir… Adlî görevlerle ceza ve tutukevlerine ilişkin hizmetler yönünden Cumhuriyet Savcılığı ile doğrudan yazışma yapılır.”

Kendilerine ilgili mevzuatla adlî kolluk görevleri verilen tüm kolluk birimleri (örneğin İl Emniyet Müdürlüklerinde Asayiş, Terörle Mücadele, Mali, Narkotik, Organize, Kaçakçılık ve Organize, Çocuk, Olay Yeri İnceleme, Yabancılar, Güvenlik, Özel Harekât Şube Müdürlükleri; Merkezde Terörle Mücadele ve Harekât, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlıklarının ilgili birimleri) Adlî Kolluk Yönetmeliği’nin 5 inci maddesi uyarınca bu görevlerini yapmaya devam edeceklerdir. Bu birimlerdeki kolluk görevlileri; ilgili mevzuat uyarınca gerektiğinde veya Cumhuriyet Savcısının talebi halinde adlî kolluk görevlerini ifa ederken, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 165 inci maddesi gereğince, bu görevleri dolayısıyla CMK hükümlerine tabi olacaklardır[3].

Jandarmanın genel olarak görevleri 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 7 nci maddesinde sayılmıştır. Buna göre; Jandarmanın sorumluluk alanlarında genel olarak görevleri mülki, adlî ve askeri olmak üzere üç kısımdır. İşlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adlî hizmetleri yerine getirmek jandarmanın adlî görevini oluşturmaktadır. Adlî makamlar; kanun ve nizam hükümlerine uygun isteklerini acele hallerde jandarmaya sözlü olarak yapabilirler. Ancak bu istek en kısa zamanda yazılı olarak teyit edilir (2803 SK, m.12/2).

2803 SK, m.15 e) Adlî hizmetlerden doğan suçlarda; ilçe ve merkez ilçe jandarma bölük komutanları ile bu hizmetleri vekaleten yürütenler hakkında 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 154/4 üncü maddesi gereğince 24/2/1983 gün ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 82 ve müteakip maddelerinde gösterilen hâkim ve savcıların tabi oldukları muhakeme usulü uygulanır.

3. Adlî Kolluk Amir, Makam ve Memurları

Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adlîye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır (CMK, 161/5). Kanun maddesindeki “kolluk amiri” ile il veya ilçedeki en üst adlî kolluk amirine kadar uzanan sıralı amirler kast edilmektedir.

a) Jandarmanın Adlî Kolluk Amir, Makam ve Memurları

Jandarmanın adlî kolluk amirleri ile adlî makam ve memurları, Jandarma Teşkilâtı, Görev ve Yetkileri Yönetmeliği’nin 148 inci maddesinde belirtilmiştir. Buna göre;  Jandarmanın adlî görevleri bakımından; adlî kolluk amirlik ve makamları, adlî teşkilat esas tutularak belirlenir. Adlî teşkilatın ilçe esasına göre kurulmuş olması nedeniyle;

— Her ilçedeki asliye mahkemesi teşkilatının yanında bulunan, ilçe Jandarma bölük komutanları; o ilçe bakımından Jandarmanın adlî kolluk amiridir. Bu sıfatla görev yapan ilçe jandarma bölük komutanları ile bu hizmetleri vekâleten yürütenlerin, adlî hizmetlerden doğan suçlarda; hâkim ve savcıların tabi oldukları yargılama usulü uygulanır. Ayrıca bu konuda; 2552 Sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri hakkındaki Kanunun 22 nci maddesiyle 2845 Sayılı Devlet Güvenlik Mahkemeleri Kanunun 15 inci maddesi hükmü gözetilir.

— İl Jandarma alay komutanlarının, adlî kolluk görevini fiilen yürütme yükümlülükleri yoktur. Ancak, ilçe jandarma bölük komutanlıklarının diğer görevleri yanında; adlî kolluk görevlerini, denetim ve gözetim altında bulundurma yetki ve sorumlulukları saklıdır. Bu bakımdan, adlî görevlerin tam, düzgün ve mevzuata uygun yürütülmesi için gerekli önlemleri alırlar.

— İlçe Jandarma bölük komutanlığının, İlçe Jandarma Bölük Komutanı dışında kalan, Subay ve Astsubayları ile Uzman Jandarma, erbaş ve erleri; adlî görevlerin yerine getirilmesi bakımından adlî kolluk memuru sayılırlar.

— İlçe Jandarma bölük komutanlığı, bucak Jandarma takım ve Jandarma karakol komutanlığı olarak adlandırılan komutanlıklar; adlî kolluk makamı olarak nitelenir.

2803 sayılı Jandarma Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 15/e maddesine göre; “Adlî hizmetlerden doğan suçlarda; ilçe ve merkez ilçe jandarma bölük komutanları ile bu hizmetleri vekaleten yürütenler hakkında 1412 sayılı “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu”nun 154/4 üncü maddesi gereğince 24/2/1983 gün ve 2802 sayılı “Hâkimler ve Savcılar Kanunu”nun 82 ve müteakip maddelerinde gösterilen hâkim ve savcıların tabi oldukları muhakeme usulü uygulanır.” Bu maddeye göre, illerde merkez ilçe jandarma komutanı, ilçelerde ise ilçe jandarma bölük komutanı hâkim ve savcılar gibi soruşturma izninden yaralandığı için il jandarma alay komutanlarının adlî görevi bulunmadığı ve dolayısıyla adlî kolluk amiri olmadığı ileri sürülmektedir. Fakat Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliği’nin 14 üncü maddesine göre, “İl Jandarma Alay Komutanları, il içindeki bütün Jandarma İç Güvenlik Birliklerinin sorumlu amiri ve komutanı” olarak tanımlanmıştır.

Yine aynı Yönetmeliğin 14 üncü göre, il Jandarma Alay Komutanlarının görevleri; 1) Astlarını mesleki askeri eğitim ve öğretim yönünden yetiştirmek, 2) Disiplini sağlamak, 3) Kendi görev ve sorumluluk alanında emniyet asayişi sağlamak için gereken önlemleri almak, 4) Personelin özlük işlemlerini yürütmek, 5) Seferberlik hazırlıklarını yapmak ve emrindeki birliklere yaptırmak, 6) İl içindeki Jandarma birliklerinin mülki, adlî, askeri ve mesleki görevlerine ilişkin görev ve işlemlerin tam, doğru ve zamanında yapılmasını sağlamak, denetlemek; yanlış ve eksikliklerin nedenlerini inceleyerek gidermek, gerektiğinde soruşturma yapmak, şeklinde belirlenmiştir. İl Jandarma alay komutan yardımcıları, komutan tarafından verilen görevleri yaparlar. Komutanın yokluğunda aynı yetkileri taşır ve görevlerini yerine getirirler.

Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliği’nin 14 üncü maddesinin (f) bendine göre, il jandarma alay komutanının ilçe ve merkez ilçe jandarma bölük komutanlarına ve daha alt rütbedeki görevlilere adlî konularda emir verme yetkisi olduğuna göre suç soruşturmasının tek patronu durumundaki Cumhuriyet savcılarından emir alması[4] da normaldir ve gereklidir. Zira bir memurun aynı konuda ve aynı düzeyde iki amiri olamaz. Adlî soruşturmanın en üst amiri Cumhuriyet savcısıdır. Diğer kolluk görevlileri savcı adına ve onun talimatıyla hareket eden amir ve memurlardır. İl jandarma alay komutanına, adlî konularda emir verme yetkisi kanunla tanınmıştır. Adlî soruşturmanın herhangi bir aşamasında astlarına emir veren bir kimsenin Cumhuriyet savcısından emir almaması ve sorumlu tutulmaması beklenemez.

Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliği’nin 148 inci maddesinin (a) bendine göre, “Her ilçedeki asliye mahkemesi teşkilatının yanında bulunan, ilçe Jandarma bölük komutanları; o ilçe bakımından Jandarmanın adlî kolluk amiridir. Bu sıfatla görev yapan ilçe jandarma bölük komutanları ile bu hizmetleri vekâleten yürütenlerin, adlî hizmetlerden doğan suçlarda; hâkim ve savcıların tabi oldukları yargılama usulü uygulanır”. İl jandarma alay komutanı, il içindeki jandarma birliklerinin mülki, adlî, askeri ve mesleki görevlerine ilişkin görev ve işlemlerin tam, doğru ve zamanında yapılmasını sağlamak, denetlemek; yanlış ve eksikliklerin nedenlerini inceleyerek gidermek ve gerektiğinde soruşturma yapmakla görevlidir. Görev ve sorumluluk sahibi hem emir verme, hem de yetki sahibi olmak zorundadır. Yetkisiz sorumluluktan söz etmek mümkün değildir. Astlara emir ve talimat vermek de yetkinin bir gereğidir. O halde il jandarma alay komutanı adlî konularda “adlî amir”dir ve adlî kolluk amiri sıfatıyla görevi sırasında işlemiş olduğu suçlardan dolayı da 2803 sayılı Kanun’un 15/e maddesi uyarınca hâkimler ve savcıların muhakeme usulüne tabidir.

İlçe Jandarma bölük komutanlarını Jandarma Teşkilat ve Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 15 inci maddesinin (e) fıkrasında Hâkimler ve Savcılar Kanunu’na tabi tutarak soruşturma izni alınması mecburiyeti getirilirken, adlî konularda sorumluluğu olduğu görülen il jandarma alay komutanlarına aynı korumanın sağlanmaması bir eksiklik gibi görülebilir. Fakat il jandarma alay komutanının bir ildeki en üst rütbeli kolluk amiri olduğu kabul edilirse onun da CMK’nın 161/5 inci maddesi gereği adlî konularda emir verirken işlediği suçlardan dolayı dava açılabilmesi için Adalet Bakanlığından izin alınması gerekecektir. Adalet Bakanı inceleme ve soruşturmayı, adalet müfettişleri veya hakkında soruşturma yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle yaptırılabilir. Soruşturma ile görevlendirilen hâkim ve savcılar, adalet müfettişlerinin yetkilerini (2802 SK, m.101 deki yetkiler[5]) haizdirler.

b) Emniyet Teşkilatı Kolluk Amir, Makam ve Memurları

İl ve ilçe emniyet müdürleri adlî kolluktan sorumlu en üst adlî kolluk amirleridir.

4. Adlî Kolluk Sorumlusu

Her şeyden önce adlî kolluk amiri ile adlî kolluk sorumlusunun aynı şeyler olmadığını belirtmek gerekir. CMK, adlî kolluk amiri (m.161/5, 163/2), adlî kolluk görevlisi (m.164, 167, 168) ve adlî kolluk sorumlusu (m.166) gibi kavramlar kullanarak bunların aynı şeyler olmadığını göstermek istemiştir. Sözlük anlamıyla sorumlu, üstüne aldığı veya yaptığı işlerden dolayı hesap vermek zorunda olan, sorumluluk taşıyan kimsedir. Adlî kolluk sorumlusunu geniş anlamda ele alırsak, adlî kolluk faaliyeti ile kanunen görevli olan ya da fiilen adlî kolluk görevini ifa eden kişinin sorumluluğunu anlarız. CMK’nın 161/5 inci maddesine göre; “Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adlîye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır.” Bu maddeye göre kanunen adlî kolluk faaliyeti yapan veya kanuna dayanılarak kendisinden adlî kolluk faaliyeti beklenen kimse bu faaliyetlerinden sorumludur. Bu sorumluluk, kolluk amir ve memurlarını da içerecek şekilde geniş anlamda adlî kolluk sorumluluğunu ifade eder.

Adlî Kolluk Yönetmeliği’nin 3 üncü maddesine göre; adlî kolluk sorumlusu, İçişleri Bakanlığına bağlı Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Gümrük Müsteşarlığı tarafından atamalarındaki usule göre görevli adlî kolluğun komutanını/âmirini, ifade eder.

Adlî kolluk sorumlusunun kimler olacağı yönetmelikte açıkça belirtilmemiştir. Şu anda İçişleri Bakanlığı’nın 06.07.2005 tarihli ve 2005/69 sayılı Genelgesi adlî kolluk sorumlularının kimler olması gerektiğini belirlemekte ve uygulamayı şekillendirmektedir. Genelgeye göre;

a) İl ve ilçe teşkilatları bünyesinde kurulu bulunan polis karakolları ile polis merkezi amirliklerinde; adlî kısım/ büroda görevli olanlar, suça el koyan grup görevlileri, karakol veya polis merkezinin amirleri, adlî kolluk amir ve memurlarını teşekkül ettireceklerdir.

b) İl merkezlerinde ağırlıklı olarak (Asayiş, Kaçakçılık, Narkotik, Mali, Organize, Terörle Mücadele Şube Müdürlükleri)[6] kolluk amir ve memurları, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 165 inci maddesi uyarınca bu görevlerinin ifası süresince adlî kolluk amir ve memurlarıdır. Bu şubelerin müdürleri adlî kolluk sorumlusu olarak kabul edileceklerdir.

c) İlçe Emniyet Müdürlüklerinde; yukarıda sayılan şube müdürlüklerinin uzantısı olan Büro Amirliklerinde görevli kolluk amir ve memurları Şube Müdürlüğü personeli gibi adlî kolluk amir ve memurları kabul edilecek, bu Büro Amirliklerinden sorumlu bulunan Emniyet Amiri veya İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı veya vekili (en az başkomiser rütbesinde) adlî kolluk sorumlusu olacak, Emniyet Amiri veya İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı (en az başkomiser rütbesinde vekili) bulunmayan İlçe Emniyet Müdürlüklerinde, İlçe Emniyet Müdürü adlî kolluk sorumlusu olarak kabul edilecektir.

d) İlçe Emniyet Amirliklerinde; yukarıda belirtilen Şube Müdürlüklerinin uzantısı olan Büro Amirliklerinde görevli kolluk amir ve memurları, Şube Müdürlüğü personeli gibi adlî kolluk amir ve memurları kabul edilecek, İlçe Emniyet Amirleri adlî kolluk sorumlusu olacaklardır.

B. Kolluk Teşkilatının Yapılanması

1. Emniyet Teşkilatı

3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi hükmüne göre Emniyet Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatı “İllerde il emniyet müdürlükleri, ilçelerde ilçe emniyet müdürlükleri veya ilçe emniyet amirliği ile güvenlik hizmetlerine ilişkin diğer birimlerden oluşur.”

Emniyet Teşkilatı İçişleri Bakanlığına bağlı bir kuruluş olup, bu Teşkilatın il ve ilçe birimleri de Valilere ve Kaymakamlara bağlı ve bu makamların emirleri altındadırlar. Jandarma Teşkilatı da İçişleri Bakanlığının bağlı bir kuruluşudur. Bu Teşkilatın mülki ve adlî görevlerini yürütmekle görevli ve yetkili olan İl ve İlçe Jandarma Komutanlıkları mülki teşkilata tabi bulunmaktadırlar. Bir başka deyişle Emniyet ve Jandarma teşkilatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına bağlı olmaları söz konusu değildir.

Ayrıca, Bakanlıkların ve bağlı kuruluşların il ve ilçe teşkilatlarının kurulması, kaldırılması veya değiştirilmesi, ancak kanunla veya belirli şartlarda Bakanlar Kurulu kararıyla mümkündür. Bunlar dışında herhangi bir tasarrufla, bu arada Cumhuriyet Başsavcılıklarının talimatlarıyla “adlî kolluk birim amirliği, adlî kolluk komutanlığı veya amirliği” veya başka herhangi bir şekilde Bakanlığımızın ve bağlı kuruluşlarının taşra teşkilatlarında düzenleme yapılarak birim oluşturulması mümkün bulunmamaktadır.  

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ek geçici 54 üncü maddesi hükmüne göre, Emniyet teşkilatı mensupları hakkında 14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. Dolayısıyla 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri Emniyet Teşkilatı personeli için de caridir. Nitekim Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra teşkilatı kadroları, 18.07.1984 tarihli ve 84/8360 sayılı Bakanlar Kurulu kararının ekindeki (1) sayılı Cetvelde 275 kurum koduyla ve kurumu “İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü” olarak gösterilmiştir. Diğer yandan 2803 sayılı Kanunun 13 ve 20 nci maddelerinin delaletiyle Jandarma Teşkilatı mensupları özlük işleri bakımından 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personeli Kanununa tabi bulunmaktadırlar.

2. Jandarma Teşkilatı

Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliği’nin “Teşkilat ve Kuruluş” başlıklı 5 inci maddesine göre Jandarma Genel Komutanlığı Teşkilatı; Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı ve Bağlı Birlikleri, Jandarma İç Güvenlik Birlikleri, Jandarma sınır (seyyar) Birlikleri, Jandarma Eğitim Birlikleri, Jandarma Okulları, Jandarma idarî ve lojistik Destek Birlikleri, görevin özelliğine bağlı olarak kurulacak diğer kuruluşlardan oluşur. Jandarma İç Güvenlik Birlikleri “mülki teşkilata tabi olan ve olmayan” şeklinde ikili bir ayrıma tabi tutulmuş; Jandarma Bölge Komutanlıkları, İl Jandarma Komutanlıkları, İl Merkez ve İlçe Jandarma Komutanlıkları, Bucak Jandarma Komutanlıkları, Jandarma Karakol Komutanlıkları, Jandarma Karakol Komutanlıkları, Jandarma Koruma Birlikleri, Jandarma Asayiş Komando Birlikleri, “mülki teşkilata tabi olan Jandarma Birlikleri” arasında sayılmıştır. Aynı Yönetmelik maddesinde  “Bu karargâh, kıt'a ve birlikler; görevin özelliği ve Türk Silahlı Kuvvetlerindeki esaslar göz önünde tutularak, kendi kuruluş ve kadrolarında gösterilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.

Yine aynı Yönetmeliğin “Fiili kadrolar” başlıklı 191 inci maddesinde de “Bütçenin hazırlanmasına ve uygulanmasına esas olan personel fiili kadroları, 30/6/1929 tarih ve 1453 sayılı ve 19/7/1931 tarih ve 1844 sayılı Kanuna istinaden her yıl Jandarma Genel Komutanlığınca hazırlanır.” denilmektedir. Dolayısıyla Jandarma Teşkilatının kadro işleri de anılan özel Kanunlara göre yürütülmektedir.

Mevcut kadro cetvellerinde ve düzenlemelerinde “Jandarma Adlî Komutanlığı” veya “Emniyet Adlî Kolluk Amirliği” şeklinde ya da benzeri herhangi bir kadro ve unvan bulunmamaktadır. 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 10 uncu maddesinin açık hükmü karşısında, kadro cetvellerinde yer almayan  bir kadro unvanının kullanılması da mümkün değildir.

3. Sahil Güvenlik Teşkilatı

09.07.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu’nun 2 nci maddesi hükmüne göre de bu Komutanlık “Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşu içerisinde olup, barışta görev ve hizmet yönünden İçişleri Bakanlığına bağlıdır.” Yine 2692 sayılı Kanun’un “Kadro ve kuruluş” başlıklı 6 ncı maddesinde “Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilâtı; görevin özelliği ve Türk Silâhlı Kuvvetlerindeki esaslara uygun olarak kendi kuruluş ve kadrolarında gösterilir. Sahil Güvenlik Komutanlığının kuruluş ve kadroları, Genelkurmay Başkanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca düzenlenir…” hükmü yer almıştır. Yine 2692 sayılı Kanunun “Emir Komuta Bağlantısı” başlıklı 10 uncu maddesinde ise “Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli, görevlerini 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununa tabi olarak kendi emir ve komuta bağlantısı içerisinde yapar.” hükmü bulunmaktadır. Ayrıca, söz konusu Komutanlık mensupları 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanuna tabidir. Diğer yandan 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu hükümlerine göre “Valilerin ve Kaymakamların, il ve ilçelerde bulunan genel ve özel bütün kolluk kuvvet ve teşkilatının amiri oldukları” hususu, ilgili bölümlerde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Sahil Güvenlik Komutanlığının bağlılığı, teşkilat yapısı ve kadrosu, emir-komuta bağlantısı, personel rejimi nazarı itibara alındığında; anılan Komutanlık da, Emniyet ve Jandarma Teşkilatlarıyla ilgili olarak yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda hareket edecektir. 

4. Gümrük Muhafaza Teşkilatı

485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca gümrük ve gümrük muhafaza hizmetlerini düzenlemek ve yürütmek, kaçakçılık fiil ve teşebbüsleri ile mücadele etmek üzere, Başbakanlığa bağlı Gümrük Müsteşarlığı kurulmuştur. Müsteşarlığın merkez teşkilatı, ana hizmet birimleri ile danışma ve denetim birimleri ve yardımcı birimlerden meydana gelmektedir.

Ana hizmet birimleri; a) Gümrükler Genel Müdürlüğü, b) Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, c) Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğü ve d) Avrupa Topluluğu ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü birimlerinden; Danışma ve denetim birimleri; Teftiş Kurulu Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği ve Müsteşarlık Müşavirlerinden; Yardımcı birimler ise, Personel Dairesi Başkanlığı, Eğitim Dairesi Başkanlığı, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı, Muhabere ve Elektronik Dairesi Başkanlığı ve Savunma Uzmanlığı birimlerinden oluşmaktadır.

Gümrük Muhafaza Görev Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesine göre; “Gümrük muhafazanın taşra teşkilatı; Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlükleri, Başmüdürlüklere bağlı Şube Müdürlükleri ve Gümrük Muhafaza Müdürlükleri ile bu Müdürlüklere bağlı Bölge ve Kısım Amirlikleri şeklinde teşkilâtlanmıştır.” Gümrük Müsteşarlığı, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname esaslarına uygun olarak yurtdışı teşkilatı kurmaya da yetkilidir.

Taşra teşkilatında görev yapan personel, Gümrük Muhafaza ve Muamele Sınıfı Memurları olmak üzere ikiye ayrılır. Gümrük Muhafaza sınıfına dâhil personel; Gümrük ve Muhafaza Başmüdürü, Başmüdür Yardımcısı, Gümrük Muhafaza Müdürü, Müdür Yardımcısı, Bölge ve Kısım Amiri ile Gümrük Muhafaza Memurlarından oluşur. Gümrük ve Muhafaza Başmüdürü, Başmüdür Yardımcısı, Müdürler ve Müdür Yardımcıları dışında kalanlar, resmi görevli oldukları zamanlarda niteliği ve şekli yönetmelikle belirlenen resmi kıyafet giymek zorundadırlar. Gümrük Muhafaza sınıfı personelinden, Kaçakçılık, İstihbarat, Takibat ve Narkotik Gümrük Muhafaza Müdürlüklerinde görevli olanlar ile Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüklerince münhasıran sivil olarak çalıştırılması uygun görülen Gümrük Muhafaza personeli bu hükmün dışındadır (Gümrük Muhafaza Görev Yönetmeliği, m.5).

C. Adlî Kolluk ile İdarî Kolluk Ayrımı

Adlî ve idarî kolluk madalyonun iki yüzü gibi ya da iniş ve yokuş gibi iç içe görevlerdir. Bunları kesin ve net bir şekilde ayrıma tâbi tutmak kolluğun tabiatına ve hayatın gerçeğine aykırıdır. Adli kolluk uygulaması fonksiyonel bir ayrımlamadır[7]. Genel olarak görev tanımlamaları yapılsa da kesin olarak görev ayrımı yapmak mümkün değildir. Çünkü birisinin bittiği yerde diğeri başlayabilmektedir.

İlk olarak adlî ve idarî kolluğun sorumlu olduğu adlî ve idarî görev ayrımını tam olarak ve kesin hatları ile ayırmak mümkün değildir. Örneğin, toplumsal olaylarda güvenliğin sağlanması idarî görev, toplumsal bir görev sırasında meydana gelen suça müdahale ve suçla ilgili delil toplama, yakalama ve arama gibi faaliyetler ise adlî bir görevdir. Yine aynı şekilde kolluğun rutin devriye görevi idarî, bu sırada bir suçla karşılaşılması halinde şüphelinin üzerinin aranması ve yakalanması adlî görevdir[8]. Adlî ve idarî olarak hatları kesin bir şekilde ayrılmış kolluk, bu durumda diğerini beklemek zorunda kalacaktır.

İkinci olarak, adlî ve idarî kolluk ayrımıyla ilgili Batı Avrupa uygulamalarında adlî olaylara idarî kolluğun müdahale etmediği, adlî kolluğun da idarî işleri idarî kolluğa havale ettiği görülmüştür[9]. Kesin hatlı görev ayrımı, olaylara müdahale de zaman kaybı, sorumluluktan kaçma, görevi tanımlamasında hata ve sonuçta güven zaafı meydana getirmiştir. Üçüncü olarak, adlî görevler doğrudan sorumluluk doğurduğu ve bu sırada suç işleyenler hakkında Cumhuriyet savcılığınca doğrudan dava açılabildiği için adlî kolluk görevinde çalışmak isteyenler pek olmayacaktır[10].

2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun Ek 4 üncü maddesine göre, “Polis, görevli bulunduğu mülki sınırlar içinde, hizmet branşı, yeri ve zamanına bakılmaksızın, bir suçla karşılaştığında suça el koymak, önlemek, sanık ve suç delillerini tespit, muhafaza ve yetkili zabıtaya teslim etmekle görevli ve yetkilidir.” Bu madde de, polisin adlî ve idarî görevlerinin iç içe olduğunu göstermektedir. “Bir suçla karşılaştığında” ibaresi suçüstü hallerini ifade etmektedir. Suça el koyma ve önleme, işlenmekte olan suça müdahale ederek onun tamamlanmasını önlemek veya henüz bitmiş bir suçun faillerinin kaçmasını önlemek ve delillerin kaybolmasını engellemek amacıyla gerekli işlemleri yapmaktır. Maddede ki “yetkili zabıta” ile hem adlî kolluk görevlilerini hem de yetki ve görev bölgesini anlamak gerekir. Yani, adlî kolluk görevlileri dışındaki kolluk görevlileri (polis) idarî görevli olduğunu beyanla karşılaşmış olduğu suça el koymaktan, önlemekten sanık ve suç delillerini tespit, muhafaza ve yetkili kolluğa teslim etmekten kaçınamaz.

Gümrük Muhafaza Görev Yönetmeliği’nin 76 ncı maddesine göre; “Adlî kolluk görevi bulunmayan Gümrük Muhafaza amir ve memurları kendi görevleri ile ilgili suça ilişkin şikâyet ve ihbarları derhal görev yerindeki adlî kolluk sorumlusuna, görev alanında olmayan suça ilişkin ihbar ve şikâyetleri ise ilgili diğer adlî kolluk sorumlusuna iletir. Adlî kolluk görevlileri, kendilerine yapılan bir suça ilişkin ihbar veya şikâyetleri; el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhâl Cumhuriyet savcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerine başlar. Kaçakçılığın diğer bağlantılarıyla bir bütün olarak ortaya çıkarılmasının başka bir Başmüdürlüğün görev ve yetki alanı içinde bir takip ve operasyon gerektirmesi halinde, İdareler arasındaki koordinasyon ve işbirliğinde Cumhuriyet savcısının talimatına göre hareket edilir.” Bu yönetmeliğe göre de adlî kolluk görevi bulunmayan, yani idarî kolluk ile görevli kimseler, suça ilişkin şikâyet ve ihbarları derhal görev yerindeki adlî kolluk sorumlusuna, görev alanında olmayan suça ilişkin ihbar ve şikâyetleri ise ilgili diğer adlî kolluk sorumlusuna iletmekle görevlidirler.

İçişleri Bakanlığı’nın 2005/115 sayılı Genelgesine göre; adlî kolluk personelinin belirlenmesinde Cumhuriyet Başsavcılıklarından görüş alınmasını zorunlu kılan herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu itibarla adlî kolluk personelinin belirlenmesi ve görevlendirilmesi hususu, valiler ve kaymakamlar ile anılan teşkilatlarının sıralı amirlerinin yetkisi dâhilinde ve sorumluluğu altındadır. 

İdarî  görev içinde kalan ve önleyici kolluk görevi niteliğinde olan “adlîye binalarının ve yargı mensupları ile adalet teşkilatının diğer personelin korunmasına” ilişkin her türlü tedbirin Valiler ve Kaymakamlar tarafından alınarak kolluk kuvvetlerine uygulatılması gerekir. Bu nedenle, Cumhuriyet başsavcılıklarının, bu tür “önleyici kolluk” hususlarında herhangi bir karar ve tedbir alma yetkileri bulunmadığından dolayı Emniyet ve Jandarma Teşkilatının il ve ilçelerdeki birimlerine bu yönde talimat vermeleri mümkün olmayıp; Cumhuriyet başsavcılıklarının bu türden önleyici kolluk tedbirlerine ilişkin talep veya önerileri bulunduğu takdirde, bunları (Emniyet ve Jandarma birimlerine değil) valilere veya kaymakamlara intikal ettirmeleri gerekmektedir. 

 

D. Adlî Kolluk Birimleri İle Yazışmalar

Emniyet ve Jandarma Teşkilatının il ve ilçe kuruluşlarının resmi yazışmalarında başlıkların, (Jandarmanın askeri görevleri kapsamındaki hususlar saklı kalmak üzere) 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu hükümleri, yani mülki idare teşkilatlanması ile mevcut teşkilat yapıları esas alınarak belirlenmesi icap etmektedir. 

 

E. Diğer Kolluk Birimlerinin Adlî Kolluk Görevi

Gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının talebi halinde, diğer kolluk birimleri de adlî kolluk görevini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu durumda, kolluk görevlileri hakkında, adlî görevleri dolayısıyla bu Kanun hükümleri uygulanır (CMK, m.165).

 

II. NEZARETHANE VE İFADE ALMA ODALARININ DENETİMİ

Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin[11] “Nezarethane ve ifade alma odalarının denetimi” başlıklı 26 ncı maddesine göre; “Nezarethane ve ifade alma odalarının standartlara uygunluğunu sağlamak amacı ile kolluk kuvvetlerinin yetkili birimleri tarafından denetleme yapılır. Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak, gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunu Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Deftere kaydederler. Yetkili ve görevli mercilerin mevzuatta öngörülen denetim yetkileri saklıdır.”

A. Cumhuriyet Savcısının Dikkat Edeceği Hususlar

Nezarethanelerin denetlenmesinde nelere dikkat edileceği Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 11 inci maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; üst araması yapılan kişinin nezarethaneye girişi adı geçen Yönetmeliğinin ekinde bulunan "Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Defter"e kaydedilerek sağlanır. Aynı suçla ilgisi olanlar, birbirine hasım olanlar, erkek ve kadınlar bir araya konulmazlar, çocuklar yetişkinlerden ayrı tutulurlar. Nezarethanede zarurî hâller dışında beşten fazla kişi bir arada bulundurulmaz. Zaruret hali gözaltına alınanların sayısı ile ilgili bir husustur. Diğer bir ifadeyle zaruret olduğu gerekçesi ile kadınlar erkeklerle, hasımlar veya aynı suçla ilgisi olanlar birbirleri ile aynı yerde bulundurulamazlar. Tuvalet ve temizlik gibi zorunlu ihtiyaçların giderilmesi görevli memurun gözetiminde sağlanır. Yiyecek ve içecekler önceden kontrol edilir.

Gözaltına alınan kişi saldırgan bir tutum sergilemeye başladığı veya kendisine zarar vermeye kalkıştığı takdirde önce sözle kontrol altına alınmaya çalışılır. Bu mümkün olmadığı takdirde, hareketini giderecek derecede kuvvet kullanılabilir. Kişinin hareketini giderecek kuvvet onun vurularak ya da dövülerek etkisiz hale getirilmesi değildir. Kuvvet kullanma, saldırgan kişinin el ve kollarının tutulması, hareket kabiliyetinin durdurulması anlamındadır. Zarurî olmadıkça gerek kendisinin gerek başkasının hayatı, vücut bütünlüğü veya sağlığı tehlikeye girmedikçe de kuvvet kullanılmaz. Saldırgan tutum ve davranışları kontrol altına alınamayan kişiler tıbbî müdahalede bulunulması için sağlık kuruluşlarına gönderilir. Gözaltına alınan kişilerin yaşama haklarını koruyucu gerekli önlemler alınarak, bu amaçla ilgili gözetlenebilir. Gözetleme işlemi teknik imkânlar ölçüsünde kayda alınabilir.

Gözaltındaki kişinin beslenme, nakil, sağlığının korunması ve gerektiğinde tedavisi, yakalandığının yakınlarına haber verilmesi giderleri ilgili birimin bağlı olduğu Bakanlığın bütçe ödeneklerinden karşılanır.

Yakalanan ve gözaltına alınan şüpheli ve sanıklar için form düzenlenmeli, sevk edilen veya serbest bırakılanlar için tutanak tutulmalıdır[12]. Yine, nezarethaneye giren şüpheli veya sanıkların üst araması yapılır ve bu konuda

B. Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Defter

Gözaltı işlemleri nezarete alınanların kaydına ait deftere yazılmak suretiyle tespit edilir. Denetime tâbi olan bu defterde bulunması gereken hususlar şunlardır:

a) Kimlik bilgileri (Adı ve soyadı, Anne ve baba adı, Cinsiyeti, Doğum yeri ve tarihi, Nüfusa kayıtlı olduğu yer, Cilt, aile sıra ve kayıt numarası, Yabancılar için pasaport numarası, İkamet adresi, iş adresi ve telefon numaraları, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası).

b) Gözaltına alınmasına esas bilgiler (İsnat edilen suç, gözaltına alınma nedeni, Suç yeri ve tarihi, Kimin emri ile yakalandığı ve nezarete alındığı, Haber verilen Cumhuriyet savcısının adı ve soyadı, Cumhuriyet savcısına haber verildiği tarih ve saat, Bilgi toplama işlem kısmı kaydı).

c) Giriş işlemleri (Yakalamanın yeri, tarihi ve saati, Giriş tarihi ve saati, Girişte alınan hekim raporunun verildiği makam, tarihi, sayısı ve özeti, Üst aramasında teslim alınan malzemeler, teslim eden ve teslim alanın imzası, Giriş işlemini yapan görevlinin adı, soyadı, rütbesi ve imzası).

d) Şüpheli ile ilgili işlemler (Haber verilen yakını veya belirlediği kişi, adres ve telefon numarası, Haber verilen diplomatik temsilciliğin adı ve telefon numarası, Haber veren personelin adı, soyadı, sicili ve imzası, Haber verme tarihi ve saati, Şüphelinin, hakkında haber verildiğine dair imzası, Tercüman temin edilip edilmediği, tercümanın adı, soyadı ve imzası, Müdafi istediği hakkındaki beyanı ve imzası, Müdafi talep etmiş ise baronun adı veya kendi avukatının adı ve soyadı, Gelen müdafiin adı ve soyadı, sicil numarası, geliş saati ve imzası, Süre uzatımına karar veren makam, kararının tarihi, sayısı ve uzatılan süre).

e) Çıkış işlemleri (Çıkarıldığı tarih ve saat, Sevk edildiği makam, Sevk evrakının tarihi ve sayısı, Teslim alan görevlinin adı, soyadı ve imzası, Kişinin kendisine teslim edilen malzemeler ve imzası, Görevliye teslim edilen malzemeler ve imzası, Geçici ayrılışlar, İlân, işlemler ve sonuç, Çıkış işlemini yapan görevlinin adı, soyadı, rütbesi ve imzası, Kontrol eden âmirin adı, soyadı, rütbesi ve imzası).

Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Defter’de, yukarıda belirtilen zorunlu bilgilerin dışında gerekli görülen diğer bilgilere de yer verilebilir. Cumhuriyet savcısı defterde yer alan kayıtları tek tek inceler ve eksik doldurulan kısımları adlî kolluk makamına bildirir.

C. Nezarethane ve İfade Alma Odasının Özellikleri

Nezarethane ve ifade alma odalarının nasıl olması gerektiği Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 25 inci maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; nezarethaneler en az 7 metrekare genişliğinde, 2,5 metre yüksekliğinde ve duvarlar arasında en az 2 metre mesafe olacak şekilde düzenlenmeli, yeterli doğal ışıklandırma ve havalandırma imkânları sağlanmalıdır. Ancak, şüpheli sayısının çokluğu sebebiyle nezarethane imkânlarının yetersiz olması durumunda, nezarethaneler için öngörülen fizikî şartlara sahip başka yerler de kullanılabilir.

Nezarethanelerde gözaltına alınan kişilerin yatmaları ve oturmaları için yeteri kadar sabit ve dayanıklı oturma yerleri bulundurulmalı, mevsim ve gözaltı yerlerinin maddî şartları da dikkate alınarak, geceyi gözaltında geçirecek şahıslar için yeterli miktarda battaniye ve yatak temin edilmelidir. Tuvalet, banyo ve temizlik ihtiyaçlarının giderilmesi için gerekli tedbirler alınmalı, nezarethane girişine, onaylanmış nezarethane talimatı asılmalıdır.

İç ve dış emniyeti sağlanmış, özel surette hazırlanmış, teknik donanımlı, bağımsız yerlerin ifade alma odası olarak kullanılmasına özen gösterilmeli, mevcut nezarethane ve ifade alma odalarının standartlara uygun hâle getirilmesi bütçe imkânları çerçevesinde sağlanmalıdır.

III. ADALET EMANET DAİRESİNİN GÖZETİM VE DENETİMİ

Suç Eşyası Yönetmeliğinin[13] “Adalet emanet dairesinin kurulması, işlemlerinin denetim ve gözetimi” başlıklı 4 üncü maddesine göre; “Suç eşyası ile ilgili işlemler, Cumhuriyet başsavcılığının sürekli gözetim ve denetimi altında adalet emanet dairesince yürütülür. Her Cumhuriyet başsavcılığı nezdinde bir adalet emanet dairesi bulunur. Emanet memurunun atanmasına lüzum görülmeyen hâllerde bu görev, ilgili yer Cumhuriyet başsavcısının teklifi üzerine adalet komisyonunca, adalet komisyonu bulunmayan yerlerde bu yer Cumhuriyet başsavcısınca belirlenecek yazı işleri müdürü veya zabıt kâtiplerinden birine geçici olarak verilir. Görevlendirilen  müdür ya da zabıt kâtibi  kefalet altında değil ise, 2/6/1934 tarihli ve 2489 sayılı Kefalet Kanununa göre kefalete bağlanır.

Adalet dairelerinin bulunduğu binalarda suç eşyasının muhafazası maksadıyla, mümkün ise penceresiz, değil ise dışarıdan sökülemeyecek biçimde demir parmaklıklı pencereli, çift kilitli çelik ya da demir kapılı, rutubet almayan muhkem bir yer tahsis edilir.”

IV. CUMHURİYET SAVCILARININ GÖZETİM VE DENETİMİ

Anayasanın “Hâkim ve savcıların denetimi” başlıklı 144 üncü maddesine göre, Hâkim ve savcıların görevlerinin; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (Hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarının denetlenmesi Adalet Bakanlığının izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılır. Adalet Bakanı soruşturma ve inceleme işlemlerini, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırabilir.

2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun “Gözetim ve denetim hakkı” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Yargıtay, bütün adalet mahkemeleri üzerinde, Danıştay, bütün idarî mahkemeler üzerinde yargı denetimi ve gözetimi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet savcıları üzerinde, Danıştay Başsavcısı, Danıştay savcıları üzerinde, ağır ceza Cumhuriyet başsavcıları, merkezdeki Cumhuriyet savcıları ile bağlı ilçe Cumhuriyet başsavcıları ve Cumhuriyet savcıları üzerinde, gözetim ve denetim hakkına sahiptir (f.1). Mahkeme başkanlarının, yargılamanın düzenli bir şekilde yürütülmesine ilişkin olarak görevli oldukları mahkeme dairelerindeki hâkimler üzerinde gözetim hakkı vardır (f.2). Adalet Bakanı, yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin görevler hariç olmak üzere hâkim ve savcılar üzerinde gözetim hakkını haizdir (f.3). Hâkim ve savcılar idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar (f.4).

2802 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre hâkim ve savcılar üzerindeki gözetim ve denetim hakkı[14] iki yönlüdür. Bunlardan birincisi yargıya ilişkin, ikincisi ise idarî işlemlere ilişkindir. Buna göre; 1) Yargıtay’ın adalet mahkemeleri üzerinde, 2) Danıştay’ın idarî mahkemeler üzerinde, 3) Mahkeme başkanlarının görevli oldukları mahkeme dairelerindeki hâkimler üzerinde gözetim ve denetimi yargısal; 4) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Yargıtay Cumhuriyet savcıları üzerinde, 5) Danıştay Başsavcısının Danıştay savcıları üzerinde, 6) Ağır ceza Cumhuriyet başsavcılarının merkezdeki Cumhuriyet savcıları ile bağlı ilçe Cumhuriyet başsavcıları ve Cumhuriyet savcıları üzerinde gözetim ve denetimi ise idarî dir. Ayrıca Adalet Bakanının hâkimler ve savcılar üzerinde idarî gözetim ve denetim hakkı vardır. Anayasanın 140 ıncı maddesinin 6 ncı fıkrasına göre “Hâkimler ve savcılar idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.”

A. Cumhuriyet Başsavcısının Göreve İlişkin Denetleme Yetkisi

Ağır ceza Cumhuriyet başsavcısının birlikte görev yaptığı savcıları denetleme yetkisi vardır. Denetleme yetkisi alt seviyedeki savcıların gözetimi, işlemlerin hukuka uygun yapılmasını isteme ve bunlar hakkında şikâyetleri dinleme yetkisi verir[15].

B. Cumhuriyet Başsavcısının Yönetme Yetkisi

Başsavcı, kendisine bağlı olan savcıları idarî yönden yönetmek yetkisine sahiptir. Bu bakımdan Cumhuriyet başsavcısının emir verme, görevi bizzat yerine getirme ve ikame yetkisi bulunmaktadır.

1. Emir Verme Yetkisi

Ağır ceza Cumhuriyet başsavcısı çalıştığı savcılara göreve ilişkin emirler verebilir. Bu emirler görevin gereği gibi yerine getirilmesi için genel nitelikte olabileceği gibi belirli bir olaya ilişkin de olabilir. Örneğin, başsavcı adlî soruşturma sonucunda kamu davası açması veya mahkemenin kararına karşı temyiz yoluna gidilmesi için emir verebilir[16].

2. Görevi Bizzat Yerine Getirme Yetkisi

Başsavcı, savcılığın yetki çevresi içindeki tüm işlemleri yapmak ve görevi yürütmek yetkisine sahiptir. İsterse bunları kendisi bizzat yapar veya yönetimi altındaki başka bir savcıya verebilir.

3. İkame Yetkisi

Başsavcı bir işin takibinde görevlendirdiği bir savcının yerine bir başkasını ikame etmek yetkisine sahiptir. İsterse bir işi bir savcıdan alır ve diğer savcıya verebilir ya da savcılar arasında görev değişikliği yapabilir[17].

V. NOTERLİRLERİN GÖZETİM VE DENETİMİ

Noterlik Kanununun “Noterliklerin teftişi” başlıklı 122 nci maddesine göre; Noterlikler, Cumhuriyet savcılarının devamlı denetimi altında olup, yılda en az bir defa teftiş olunurlar. Münferit sulh mahkemesi yanındaki noterlikler, bu mahkemenin bağlı bulunduğu asliye mahkemesinin Cumhuriyet savcılığının teftişine tabidirler. Noterlikler adalet müfettişleri tarafından da teftiş edilirler. Teftiş, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliğinde gösterilen usul ve esaslara göre yapılır. Adalet müfettişleri ve Cumhuriyet savcıları lüzum gördükleri takdirde noterlik dairelerindeki evrak, defter ve cilt bentleri daire içinde muhafaza altına alabilirler. Türkiye Noterler Birliği, gözetim ve denetim görevini, yetkili kılacağı birlik ve Noter Odalarının yönetim kurulu başkan veya üyeleri veya kuracağı denetleme kurulu marifetiyle yerine getirir (m.122).

Adalet Bakanlığı, Türkiye Noterler Birliği ile Birliğin mahalli organları olan odalar üzerinde gözetim ve denetim hakkına sahiptir. Birlik ve odaların her türlü faaliyetleri ile hesap ve işlemleri adalet müfettişleri veya Cumhuriyet savcılarınca denetlenir. Denetleme usulü yönetmelikte gösterilir. Noterlik Kanununun 198 inci maddesinin 14 üncü bendinde “Noterlerin teftişlerinin ne suretle yapılacağı, raporda ve hal kâğıdında nelerin bulunacağı, Cumhuriyet savcıları tarafından düzenlenen raporların Adalet Bakanlığına gönderilmesi gereken süre”nin Noterlik Kanununun uygulanması hususlarını gösteren yönetmelik düzenleneceği belirtilmektedir (Noterlik Kanunu, m.164)

Noterlik Kanunu Yönetmeliğinin “Denetim yetkisi ve zamanı” başlıklı 83 üncü maddesine göre; “Noterlikler, Türkiye Noterler Birliği ve Birliğin Mahalli organları olan Noter Odalarının her türlü faaliyetleri ile hesap ve işlemleri Adalet Müfettişleri ve Cumhuriyet Savcılarınca denetlenir. Türkiye Noterler Birliği ve Odaların Cumhuriyet Savcılarınca denetimi, Adalet Bakanlığı tarafından gerekli görüldüğünde verilecek talimata göre yapılır. Ayrıca, Noterlikler ile Noter Odaları, Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu ile görevlendireceği bölgesel organları tarafından da denetlenir (f.1). Adalet Müfettişleri ve Türkiye Noterler Birliği tarafından yapılacak teftişlerin zamanı gereğine göre ilgili mercilerce tayin ve tesbit olunur. Noterliklerin, Cumhuriyet Savcılarınca yılda en az bir defa yapılması öngörülen teftişlerin her yıl Mayıs ayı içinde yerine getirilmesi zorunludur (f.2).”

Noterlik Kanunu Yönetmeliğinin “Denetime başlama” başlıklı 84 üncü maddesine göre; Denetimin ilgili dairenin çalışma saati içinde ve mesai saatlerine riayet olunarak yapılmasına gayret edilir. Denetimi yapacak kimse, denetlenen dairenin yetkilisine, kimlik kartı veya yetki belgesini gerektiğinde veya istendiğinde gösterir (f.1).

Hizmetin gereği gibi yürütülebilmesi için denetimi yapan kimsenin sıfatına yakışır uygun bir yer sağlanır. Göreve başlandığında başlama tutanağı düzenlenir ve altı, denetimi yapan kimse ile dairenin yetkilisi tarafından imzalanır. İki nüsha düzenlenen bu tutanağın bir nüshası dosyasına konmak üzere daire yetkilisine verilir (f.2).

Denetlenen dairenin yetkilisi, denetimden beklenen sonucun elde edilmesi için gerekli kolaylıkları göstermek suretiyle deneticiye yardımcı olur. Özellikle istek halinde hizmeti aksatmamak şartı ile eleman ile gerekli araç ve gereç sağlanır (f.3).

Noterlik Kanunu Yönetmeliğinin “Denetim usulü” başlıklı 85 inci maddesine göre; “Adalet Müfettişleri tarafından yapılacak denetim, Teftiş Kurulu Başkanlığı Yönetmeliğinde gösterilen; Türkiye Noterler Birliği tarafından yapılacak denetim ise, Birliğin saptayacağı usul ve şekilde yürütülür. Cumhuriyet Savcıları tarafından noterliklerin denetiminde izlenilecek usul, Adalet Bakanlığınca saptanır ve denetim sırasında düzenlenecek rapor örneği bir genelge ile gönderilir. Cumhuriyet Savcılarınca üç nüsha olarak düzenlenecek denetim raporunun bir nüshası notere verilir, bir nüshası Savcılıkta saklanır ve diğer nüshası da denetimi izleyen bir hafta içinde Adalet Bakanlığına gönderilir.

  Noter odalarının, Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunca yaptırılacak teftişlerinde; a) Kanun ve yönetmelikte yer alan defterlerin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı, b) Harcamaların ve bütçe uygulamalarının usulüne uygun olup olmadığı, c) Kanuni görevleri ile Birlikçe verilmiş diğer görevlerin yerine getirilip getirilmediği, d) Kanun, yönetmelik, genelge, emir ve talimatlara uyulup uyulmadığı, e) Teftiş yapan tarafından gerekli görülecek sair hususlara bakılır.”

VI. CEZA İNFAZ KURUMLARININ GÖZETİM VE DENETİMİ

Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevlerinin Kuruluş ve İdaresine Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin[18] “Kurum Personeli, Nitelikleri, Atanmaları, Yetki ve Sorumlulukları” başlıklı 3 üncü maddesine göre; “Cumhuriyet başsavcısı kurumlar ve personel üzerinde her türlü denetim ve gözetim yetkisine sahiptir. Ancak bu yetki işletmeler ve işyurtlarında disiplin ve güvenlik ile sınırlıdır. Cumhuriyet başsavcısı bu yetkilerini, kendi sorumluluğu altında işbölümünde cezaevi yönetimi ile görevlendireceği kurum Cumhuriyet savcısı vasıtasıyla da kullanabilir.” (Anayasa Mahkemesi’nin 8/7/1994 tarih ve E. 1994/55, K. 1994/50 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir).

20.03.2006 tarih ve 2006/10218 Karar sayılı “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük”ün 4 üncü maddesine göre; Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı; kurumun mevzuata göre yönetilmesini ve infaz hizmetlerinin temel insan haklarına uygun olarak yerine getirilmesini ister ve denetler. Görüş ve önerilerini denetleme defterine yazar, gerekli gördüğü durumlarda Bakanlığa bilgi verir. Kurumda çalışan tüm görevliler Cumhuriyet başsavcısının veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısının istediği her türlü bilgiyi vermekle yükümlüdür.

Kamu kurum ve kuruluşları ile bakanlıklar tarafından istenilen istatistikî bilgi ve belgelerin hazırlanmasını sağlamak ve Cumhuriyet başsavcılığına sunmak (Tüzük, m.19/e), asayiş, güvenlik, sağlık ve benzeri konularda  ortaya çıkan sorunlarla ilgili gecikmeksizin önlem almak, önlemlerin yetersiz kalması halinde, durumu derhal Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla  Bakanlığa bildirmek (Tüzük, m.19/h), kurum müdürünün görevleri arasındadır.

Bir ceza infaz kurumunda birden fazla ikinci müdürün bulunması hâlinde, birinci müdüre kimin vekâlet edeceği Cumhuriyet başsavcısının görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir (Tüzük, m.20/1).

Personel yetersizliği nedeniyle, dörtlü vardiya sisteminin uygulanmadığı kurumlarda, kurum amirinin önerisiyle, mahallindeki Cumhuriyet başsavcılığı tarafından uygulanacak vardiya sistemine uygun çalışma saatleri belirlenir (Tüzük, m.22/11).

İdare tarafından uygun görülmesi durumunda, her zaman sayım yapılabilir. Olağanüstü durumlarda, kurum en üst amirinin talebi, Cumhuriyet başsavcısının oluru ile dış güvenlik görevlileri sayımlara katılabilir (Tüzük, m.46/7).

VII. AMBARIN DENETİMİ

Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personelinin İaşe Yönetmeliği’nin “Ambarın Sayım ve Denetimi” başlıklı 14 üncü maddesine göre; Ambar mevcudu; cumhuriyet başsavcısının bu işle görevlendireceği bir cumhuriyet savcısının başkanlığında, cezaevi müdürü, bulunmaması halinde cezaevi 2. müdürü, onun da yokluğunda idare memuru ve ambar memurundan oluşan bir heyet tarafından, her ay en az bir defa sayılır ve denetlenir.

Sayım ve denetimle ilgili olarak düzenlenecek cetvel ve tutanaklar, teftişe hazır bir vaziyette özel bir dosyada saklanır.

VIII. İCRA VE İFLÂS DAİRELERİNİN GÖZETİM VE DENETİMİ

A. Teftiş ve Denetim

İcra mahkemesinde görev yapan hâkimler, icra ve iflâs dairelerini denetlerler. Bu daireler, ayrıca Cumhuriyet savcılarının da devamlı denetimi altında olup, en az yılda bir kez teftiş olunurlar. Bundan başka icra daireleri, görevlendirilecek Adalet müfettişleri aracılığı ile de sürekli olarak teftişe tâbi tutulurlar (İİKY, m.102).

Cumhuriyet savcılarınca İİKY’nin 102 nci maddesi gereğince yapılacak ilk teftişin geçen bir yıllık işlemleri kapsamak üzere, her yıl Ocak ayı içinde yapılması ve bu hususta, üç örnek olarak düzenlenecek raporların birer örneğinin icra ve iflâs dairesi ile Cumhuriyet savcılığında saklanması, diğer örneğinin ise en geç Ocak ayı sonuna kadar Adalet Bakanlığına gönderilmesi gereklidir.

1. Teftişte Gözönünde Bulundurulacak Hususlar

Cumhuriyet savcılarının, icra ve iflâs dairelerini teftişleri sırasında gözönünde bulunduracakları hususlar şunlardır (İİKY, m.104):

a) Teftişe başlarken kasaya el koyarak, kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıtları esas alınmak üzere kasada ve bankada bulunması gereken para miktarı ve son tahsilât ve reddiyat makbuzu numaralarını bir tutanakla tespit ettikten sonra, banka ve maliyeden alınacak cevapları tespit tutanağı ile karşılaştırıp, mevcut ile kayıtlar ve cevaplar arasında bir uyumsuzluk bulunduğu takdirde bunun nedeni ve farkın nereden ileri geldiği.

b) Paraların tahsil ve reddinde makbuz kullanılıp kullanılmadığı, makbuz içeriklerinin günü gününe ve aynen kayıtlara geçirilip geçirilmediği, kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterinde günlük toplamların bağlanarak sayfa toplamalarının doğru ve düzenli olarak yapılıp yapılmadığı.

c) Kıymetli evrak ve değerli şeylerin alınmasında 38 inci maddedeki makbuzun kullanılıp kullanılmadığı.

d) İcra dairelerince tahsil olunan para veya alınan kıymetli evrak ve değerli şeylerin bankaya yatırılmasında veya verilmesinde İcra ve İflas Kanununun 9 uncu ve bu Yönetmeliğin 93 üncü maddeleri hükümlerine uyulup uyulmadığı.

e) Kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterinde yıl sonlarında ayrıntılı devir yapılıp yapılmadığı.

f) Bankadaki para faizleri ile zamanaşımına uğrayan paraların zamanında maliyeye aktarılıp aktarılmadığı, bu hususu belgelendiren makbuzların özel bir kartonda saklanıp saklanmadığı.

g) Posta ve banka aracılığı ile gelen paraların günü gününe defter kayıtlarına geçirilip geçirilmediği.

h) İcra takiplerine ait işlemlerde haciz ve satış işlerinin İcra ve İflas Kanununun hükümlerine uygun şekilde ve kanunî süre içinde yapılmasına dikkat edilip edilmediği.

ı) İş durumuna göre sondaj suretiyle derdest, icra etme/yerine getirme, takipsizlik ve vazgeçmeyle işlemden kaldırılan yeter sayıda dosyanın incelenmesiyle, gerekli harç ve cezaevi yapı pullarının doğru olarak hesaplanıp hesaplanmadığı.

j) Haciz ve satış işlemleri için alınan gider ve ücretlerin kanuna uygun olarak hesaplanıp hesaplanmadığı.

k) Diğer icra ve iflâs dairelerinden gelen talimatların kayıt ve dosyalarının düzenli olup olmadığı ve bunlara ait işlemlerde bir gecikme ve yolsuzluk bulunup bulunmadığı, artan para varsa gecikmeksizin iade edilip edilmediği.

l) İcra ve İflas Kanununun 223 üncü maddesi ile iflâs dairelerine yükletilen görevlerin yerine getirilip getirilmediği.

m) Takip dosyaları, tutanaklar ve kartonların tertip ve düzenlenmesi ve basılı kâğıtların kullanılmasında kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığı.

n) İcra ve iflâs dairelerinde kullanılması gereken defterlerin usûlüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı.

o) 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine uyulup uyulmadığı.

p) Devir, gelen ve çıkan iş miktarları gözönünde tutularak, işlerin yığılmasına neden olunup olunmadığı.

r) İcra ve iflâs dairelerinin bulunduğu yerin ekonomik durumu dikkate alınarak büyük meblâğa ilişkin olduğu kanısına varılan reddiyat makbuzları sondaj usulü ile incelenip, içeriklerinin dosya kayıtlarına uygun olup olmadığı ve bankadan para çekilmesini haklı gösterir nedenlerin bulunup bulunmadığı.

s) Yukarıdaki bentler dışında kalıp, teftişinde yarar olduğu düşünülen diğer konularda kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığı.

2. Teftiş Raporunun Düzenlenme Şekli

Teftiş raporlarının düzenleme şekli İİKY’nin 105 inci maddesinde belirtilmiştir. Buna göre;

a) Teftişi yapan Cumhuriyet savcısının adı, soyadı, sicil numarası,

b) Teftiş edilen icra ve iflâs dairesinin adı,

c) İcra ve iflâs müdürünün adı, soyadı, sicil numarası,

d) Teftişin başladığı ve bittiği tarih,

e) Teftiş raporunun düzenlenme tarihi,

f) Kadro durumu,

g) Esas ve talimat ayrı ayrı tablo halinde gösterilmek suretiyle iş durumu, (Devir-gelen-toplam-çıkan-kalan)

h) Para hesap durumu, kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterindeki kayıtlarla, devir, tahsilât ve reddiyat miktarları ile kasada ve bankada bulunan ve bulunması gereken miktarlar, fazla veya eksik varsa nedenleri,

ı) Bankaya yatırılan para için tahakkuk ettirilen faiz ve diğer menfaatlerin ve Hazine lehine zamanaşımına uğrayan paraların 492 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi uyarınca maliyeye aktarılıp aktarılmadığı,

j) İncelenen esas ve talimat dosyalarının numaraları,

k) İcra ve iflâs dairelerinde tutulması gereken defter ve kartonların ve basılı kâğıtların Yönetmeliğin öngördüğü biçimde kullanılıp kullanılmadığı,

l) Yapılacak teftişler sırasında gözönünde bulundurulması gereken hususları belirten 104 üncü maddede belirtilen diğer konuların da incelenip incelenmediği,

m) Dairenin işleyiş tarzı,

n) Yapılan teftişe göre eleştiri konusu olarak tespit edilen hususların nelerden ibaret bulunduğu,

o) Varsa alınması gerekli görülen tedbirlerin niteliği,

gösterilmek suretiyle düzenlenir.

Teftiş raporları, teftişi yapan Cumhuriyet savcısı tarafından imzalanır ve mühürlenir.

İncelenen defter ve kartonlara "görüldü" şerhi verilip tarih konularak imzalanır.

Teftişe başlandığında, 104 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca düzenlenecek olan tespit tutanağının onaylı bir örneği teftiş raporuna eklenmek suretiyle Adalet Bakanlığına gönderilir.

B. İcra ve İflâs Dairesinde Tutulması Zorunlu Defterler

İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliğinin (İİKY) 3 üncü maddesine göre; her icra ve iflâs dairesinde, a) Esas defteri, b) Talimat defteri, c) Disiplin soruşturması defteri, d) Kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defteri, e) Cezaevi yapı pulları yevmiye defteri, f) Zimmet defteri, g) İcra dairesince alınan kıymetli evrak ve değerli şeylerin kaydına ilişkin defter, h) Posta mutemet defteri ve ı) Muhabere defterinin tutulması zorunludur.

1. Esas defteri

Esas defteri; takip talepleri, ihtiyatî haciz ve tedbire yönelik isteklerin kaydedildiği defterdir. Bu defterde, sıra numarası; başvurma tarihi; alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin adı, soyadı, vergi kimlik numarası ve yerleşim yerindeki adresi (yabancı ülkede oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yerindeki adresi); borçlunun (bir terekeye karşı söz konusu olan takiplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı ve soyadı, yerleşim yerindeki adresleri) ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası ve yerleşim yerindeki adresi; takibin şekli ve niteliği; alacağın veya teminatın Türk parasıyla tutarı ve faiz miktarı ile faizin işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; takibin dayanağı olan belgenin niteliği, tarihi, varsa sayısı; alacaklının ve varsa vekilinin uygulamaya elverişli imza veya mührü; alacaklının takip talebinde bulunduğuna ve ibraz ettiği belgelerin talep ve takip giderinin alındığına ilişkin verilen makbuzun tarih ve numarası; İcra ve İflas Kanununun 62 ve 176/a maddelerinin son fıkraları gereğince borçluya verilmesi zorunlu olan belgenin tarih ve numarası; işlem sonuçlandığında bu sonucun neden ibaret olduğunu belirten sütunlar yer alır. Yıl sonunda sonuçlanmayan takip dosyaları, yeni yıl esas defterine devir suretiyle kaydedilmez. Yıl sonunda o yıla ait esas defterinin sonuna, gelen işlerden, ne kadarının icra edildiği, ne kadarının takipsiz bırakıldığı ve ne kadarının yeni yıla devredilmiş olduğu yazılarak, devredilen dosyaların sıra numaraları, bir cetvel halinde gösterilir veya bir liste halinde def-tere eklenir (İİKY, m. 4)

2. Talimat Defteri

Talimat defteri; başka yer icra ve iflâs dairelerinin talimat evrakının kaydedildiği defterdir. Bu deftere, sıra numarası, talimat evrakının geldiği tarih ve gönderen icra dairesi; talimat evrakının tarih ve numarası; alacaklı ve varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin adı ve soyadı, yerleşim yerindeki adresi; borçlu ve varsa kanuni temsilcisinin adı ve soyadı, yerleşim yerindeki adresi; talimat evrakıyla yapılması istenilen işlem ve sonucunun neden ibaret olduğu kaydedilir. Bu defterde de, dördüncü maddenin son fıkrası hükmü gereğince yıl sonunda devir işlemi yapılır (İİKY, m.5).

3. Kasa ve Yol Giderleri ve Tazminatı Kayıt Defteri

“Kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defteri; tahsilât ve reddiyat makbuzları karşılığında kasaya giren ve çıkan para miktarının günü gününe olarak kaydedildiği defterdir. Kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterinde, tahsilât ve reddiyata ait iki ayrı sayfa açılır. Tahsilât sayfasında sırasıyla, genel toplam; günlük alınan para (lira-kuruş); tahsilât makbuzunun tarih ve numarası; dosya numarası; paranın kimin tarafından ve ne için yatırıldığı; reddolunan paranın miktarı (lira-kuruş); tarih ve numarası ve toplam naklini gösteren sütunlar bulunur. Reddiyat sayfasında genel toplam; günlük reddolunan para (lira-kuruş); reddiyat makbuzunun tarih ve numarası; dosya numarası; tahsilât makbuzunun numarası; kime verildiği; toplam naklini gösteren sütunlar bulunur. Kasaya giren ve çıkan paraların mutlaka bir tahsilât veya reddiyat makbuzuna dayanması gerekir.

2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca alınacak yol giderleri ve tazminatları da bu deftere işlenir. Günlük tahsilât ve reddiyat toplamları, tahsilât ve reddiyat makbuzları ile karşılaştırılarak mevcut kontrol edilir. Sayfadaki günlük tahsilât ve reddiyat tutarı, sayfa sonunda genel toplama eklenir; diğer sayfadaki (toplam nakil) kelimesinin karşısına her gün mesai saati sonunda aktarılır.

Takvim yılı sonuna kadar bu şekilde işlem yapılır. Yıl sonunda bir önceki yılın devri de dahil olmak üzere, yıllık tahsilât toplamından yıllık reddiyat çıkarılır. Yıl içinde reddedilmeyen ve ertesi yıla kalan paralar, Devlet Muhasebesi Muamelât Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, yeni yıl kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterine ayrıntılı olarak yeni tahsil edilmiş bir para gibi eski tahsilât makbuzu, tarih ve numaraları da gösterilmek suretiyle geçirilir. Bir önceki yıla ait kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterine de bu paranın devir işlemine tâbi tutulduğu açıklaması yazılır.

Hak sahipleri tarafından on yıl geçmiş olmasına rağmen başvurulup alınmayan paralar, Hazineye intikal ettirilip defterdeki kayıtlarının karşısına açıklama yazılır.

Yıl başında bankaya yatırılan paraların faizleri çekilip, Hazineye intikal ettirilir ve alınan makbuz, ayrı bir kartonda saklanarak yıl sonu cetvelinde bu husus gösterilir” (İİKY, m.6).

4. Cezaevi Yapı Pulları Yevmiye Defteri

“Cezaevi yapı pulları yevmiye defteri; icra ve iflâs dairesi tarafından kullanılan cezaevi yapı pullarının günü gününe olarak kaydedildiği defterdir. Bu defter, yevmiye numarası; tarihi; cezaevi yapı pulunun genel toplamı ve günlük satışı (lira-kuruş); dosya numarası; ilgilinin adı ve soyadı sütunlarını içerir.

Makbuz karşılığı tahsil edilen cezaevi yapı pulu bedeli her gün bu deftere işlenir. Mesai saati sonunda cezaevi yapı pullarının günlük toplamları alınır. Her sayfanın sonunda günlük toplam, genel toplama eklenir. Cezaevi yapı pulu genel toplamı, sonraki sayfanın ilgili sütununa geçirilir. Takvim yılı sonuna kadar bu şekilde işlem yapılır. Yıl sonunda, o yıl içinde kullanılan cezaevi yapı pulları toplam olarak gösterilir. Cezaevi yapı pulları karşılığı olan paralar, en geç ertesi günü mesai saati sonuna kadar 93 üncü madde uyarınca Adalet Bakanlığınca uygun görülen bankalardaki hesaplara yatırılır” (İİKY, m.7).

5. Kıymetli Evrak ve Değerli Şeylerin Kaydına İlişkin Defter

İcra dairesince alınan kıymetli evrak ve değerli şeylerin kaydına ilişkin defter; kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterine geçirilmeyen, kıymetli evrak, altın, gümüş ve diğer değerli şeylerin 38 inci maddedeki örneğine uygun makbuz kullanılmak suretiyle kaydedildiği defterdir.

Bu defter, sıra ve dosya numarası; verilen makbuzun tarih ve numarası; kıymetli evrakın ve değerli şeyin cinsi ve niteliği; sahibinin adı ve soyadı; değerli şeyin takdir edilen kıymeti; satılmış veya paraya çevrilmişse bedeli; kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defteri tahsilât tarih ve numarası; aynen iade olunmuşsa iade tarihi; alanın adı, soyadı ve imzası; nerede saklandığı sütunlarını içerir. İcra ve İflas Kanununun 88 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca icra dairesinde muhafazası gereken haczedilen kıymetli evrak ve değerli şeylerin de, bu deftere kaydedilmesi zorunludur (İİKY, m.8).

6. Posta Mutemet Defteri

Posta mutemet defteri; icra ve iflâs dairesine posta ile gelen havale veya kolilerin kaydedildiği defterdir. Bu defter, havale veya kolinin çıkış yeri; numarası; tarihi; değeri, cinsi, miktar veya ağırlığı; gönderenin adı ve soyadı ve açık adresi; dosya numarası ve posta memurunun imza ve mühürü; kasa ve yol giderleri ve tazminatı kayıt defterinin kayıt tarihi ve numarası; tahsilât makbuzunun tarih ve numarası sütunlarını içerir.

Posta ve Telgraf Teşkilâtından mutemetlerce havale veya kıymetli koli alındığında, posta memurunun imza ve mühürü sütununa kadar olan sütunlar, mutemet tarafından doldurulur ve ilgili posta memurunun imza ve mührü alınır. Daireye gelinir gelinmez tahsilât makbuzu kesilerek kasa defteri ve ilgili defterlere işlenmesi ve gerek makbuz gerek defterlerdeki tarih ve numaranın da son iki sütuna geçirilmesi gerekir.

Cumhuriyet savcıları, posta merkezinden havale ve kolileri almaya yetkili mutemetlerin adı, soyadı ve memuriyetleri ile uygulamaya elverişli imzalarını, bu kişilerden başkasına ödeme ve teslimat yapılmamasını o yer Posta ve Telgraf Teşkilatı Müdürlüklerine bir yazı ile bildirirler.

Banka havaleleri hakkında da yukarıdaki hükümler kıyasen uygulanır (İİKY, m.9).

7. Muhabere Defteri

Muhabere defteri; icra dairesinden yazılan veya icra dairesine gelen ve yukarıdaki maddelerde isimleri yazılı defterlere kaydı gerekmeyen evrakın kaydedildiği defterdir.

Bu defter, sıra numarası; evrakın tarih ve numarası; gönderilen veya gönderen daire; geliş veya sevk tarihi; evrakın özeti ve düşünceler sütunlarını içerir.

Bir takip dolayısıyla çeşitli mercilere gönderilen yazılarla, onlara verilen cevaplar ve icra talimat defterine kayıtlı işlere ait yazışmalar ayrıca muhabere defterine geçirilmez.

Muhabere defterine kaydı gereken yazıya gelen cevap, ayrı muhabere numarası verilmek suretiyle ayrıca deftere kaydedilmez; böyle bir yazı, cevap teşkil ettiği icra ve iflâs dairesinin ilk yazısının defterde aldığı numaranın sırasındaki sütuna işaret olunur (İİKY, m.10).

8. Zimmet Defteri

Zimmet defteri; icra ve iflâs dairesinden çeşitli mercilere gönderilen evrakın kaydedildiği defterdir. Bu defter, sıra ve evrak numarası; gönderildiği yer; alındığı tarih; imza yeri; evrakı alanın adı ve soyadı sütunlarını içerir (İİKY, m.11).

9. Disiplin Soruşturması Defteri

Disiplin soruşturması defteri; icra ve iflâs daireleri görevlileri hakkında yürütülen disiplin soruşturması ile ilgili tutulan defterdir. Bu defterde, sıra numarası; müşteki veya varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin adı, soyadı, adresi; başvurma tarihi; hakkında şikâyette bulunulanın adı, soyadı, unvan ve sicil numarası; karar tarih ve numarası yer alır (İİKY, m.12).

C. Defterler Hakkında Yapılması Gerekenler

İcra ve iflâs dairelerinde tutulan defterlerin her sayfasına kullanılmadan önce sıra ile numara verilir ve sayfaların birleştiği yerin üst kısmına daireye ait mühür basılır. Defterin son sayfasına, kaç sayfadan ibaret olduğu icra ve iflâs müdürü tarafından yazı ile belirtildikten sonra, icra hâkimi tarafından imza ve mühür ile onaylanır. Bir defter dolmadan yenisine geçilemez (İİKY, m.13).

Defterler mavi veya siyah mürekkepli kalemle tutulur. Defterde kazıntı ve silinti yapılamaz. Yanlış yazılan kelime ve rakamlar okunabilecek şekilde çizilip doğrusu yazılır ve altı imzalanır. İşler ve işlemler, işlem sütunları takip edilerek defterlere tarih sırası ile yazılır (İİKY, m.14).

İcra hâkimi, icra ve iflâs dairelerinde bu defterlerden başka gerekli görülen yardımcı defterlerin tutulmasını emredebilir (İİKY, m.15).

IX. KALEM HİZMETLERİNİN DENETİMİ

Cumhuriyet başsavcılıkları kalem hizmetlerinin denetlenmesi “Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’de[19] düzenlenmiştir. Kalem hizmetlerinin denetimi, Cumhuriyet başsavcılıkları ve adlî yargı ilk derece ceza mahkemelerinin kalem görevlilerince tutulacak defter, karton ve dosyalar ile yazı işlerinin tüm işlemlerini kapsamaktadır.

A. Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesi

Kalem Hizmetlerinin Yürütlmesine Dair Yönetmeliğin 5 inci maddesine göre; Kalem hizmetleri, yazı işleri müdürünün yönetiminde kalemde görevlendirilen zabıt kâtipleri, memurlar ve mübaşirler tarafından yürütülür. Cumhuriyet başsavcılıkları kalem hizmetlerinin denetiminden Cumhuriyet başsavcısı, mahkemelerdeki kalem hizmetlerinin denetiminden de mahkeme başkanı veya hâkim sorumludur. Gerektiğinde Cumhuriyet başsavcısı Cumhuriyet savcısına, mahkeme başkanı da üyelere, işbölümüne göre kalem hizmetlerinin yürütülmesinin denetlenmesinde görev verebilir.

Yazı işleri müdürü ilgisine göre Cumhuriyet başsavcısı, mahkeme başkanı veya hâkiminin onayını alarak yönetimi altındaki zabıt kâtibi ve memurlar arasında iş bölümü yapabilir. Bir zabıt kâtibine çok iş gelmesi hâlinde diğer zabıt kâtipleri ona yardım ederler. İşlerin birikmesinden kalemde görevli zabıt kâtipleri ile birlikte yazı işleri müdürü sorumludur (KHYDY, m.6). Yazı işleri müdürü, yönetimi altında bulunan zabıt kâtipleri ve memurların yetiştirilmeleriyle de görevlidir (KHYDY, m.7).

Hâkim adayları ve avukat stajyerleri, kalem işlerinde ilgisine göre Cumhuriyet başsavcısı, mahkeme başkanı veya hâkimin tensibi ile uygulama bilgilerini geliştirmek amacıyla çalıştırılabilir. Ancak, bir defa görmekle öğrenilebilecek işler devamlı yaptırılamaz (KHYDY, m.8).  

B. Cumhuriyet Başsavcılığı Kalem Hizmetlerinde Tutulacak Defterler

Kalem Hizmetlerinin Yürütlmesine Dair Yönetmeliğe göre, Cumhuriyet başsavcılığı kalem hizmetlerinde; a) Soruşturma defteri, b) Kabahat eylemleri kayıt defteri, c) Esas defteri, d) İnfaz defteri, e) Adlî kontrol kararlarının kaydına mahsus defter, f) Hapis ile tazyik defteri, g) Arama defteri, h) İstinabe defteri, i) Kitaplık defteri, j) Muhabere defteri, k) Zimmet defteri, l) Suç eşyası esas defteri ve m) Denetimli serbestlik genel defteri tutulur. Söz konusu defterlerin bulundurulması zorunludur.

1. Soruşturma Defteri

Soruşturma defteri, Cumhuriyet başsavcılığına gelen tüm soruşturma evrakının kaydedildiği ve soruşturma evresinin işlendiği defterdir.

Soruşturma defteri; sıra numarası, mağdur veya şikâyetçinin adı ve soyadı, şüphelilerden her birinin kimliği, TC kimlik numarası, suçun nev'i, suçun haber alındığı tarih veya başvurma tarihi, tutuklama tarihi, tahliye tarihi, suç eşyası esas defteri numarası, soruşturma için evrakın adlî kolluğa veya diğer kolluk birimlerine gönderildiği ve gelip-gittiği tarihler, adlî kolluk veya diğer kolluk birimleri tarafından gönderilen soruşturma evrakının tarih ve sayısı ile birim adı, tekit tarihleri, davanın açıldığı tarih ve Cumhuriyet başsavcılığı esas defteri numarası, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse tarih ve numarası ile suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye tebliği tarihi, bu karara itiraz edilmişse neticesi ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Kimlik bilgisi sütunlarına adres dışında varsa ev, iş, cep telefonu, faks numaraları ile elektronik posta adresinin de yazılması gerekir. Mahkemelerce, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170 inci maddesindeki unsurları içermeyen, ön ödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın kamu davası açılan iddianame ve soruşturma evrakının Cumhuriyet başsavcılığına iadesine karar verildiğinde yeni bir soruşturma numarasına kaydedilir, soruşturma defterindeki önceki numarasının düşünceler sütununa bu durum not edilir (m.10).

Başka yer Cumhuriyet başsavcılığından yetkisizlik kararı ile gönderilen soruşturma evrakı derhal soruşturma defterine kaydedilir (m.24).

Birleştirilmesine karar verilen soruşturma evrakının hangi soruşturma evrakı ile birleştirildiği hususu düşünceler hanesine yazılır ve işlemlere birleştirilen soruşturma evrakı üzerinden devam olunur (m.25). Soruşturma evrakının ayrılmasına karar verildiği takdirde, ayrılan evrak için ayrı bir soruşturma numarası verilir ve bu soruşturmaya ilişkin işlemler bu numara üzerinden yürütülür. Ayrılmasına karar verilen soruşturma evrakından, ayrılan soruşturma evrakını ilgilendiren belgelerin onaylı örnekleri bu evraka eklenir (m.26).

2. Kabahat Eylemleri Kayıt Defteri

Kabahat eylemleri kayıt defteri, doğrudan veya herhangi bir ihbar veya şikâyet üzerine kabahat türünden eylem sebebiyle Cumhuriyet başsavcılığınca karar verilecek evrakın ve infaz işlemlerinin kaydedildiği defterdir. Kabahat eylemleri kayıt defteri; sıra numarası, ihbar eden veya şikâyetçinin kimliği, kabahat eylemini işleyen kişinin kimliği, TC. kimlik numarası, kabahat eyleminin türü, tarihi, uygulanan yaptırım, verilen karar ve tarihi, başvurma yolu tarihi ve neticesi, itiraz yolu tarihi ve neticesi, infaz için merciine gönderilme tarihi, infaz tarihi, kararı veren Cumhuriyet savcısının sicili ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder (m11).

3. Esas Defteri

Esas defteri, ceza davasının başlangıcından sonuna kadar takip ettiği safahatın kaydedildiği defterdir. Esas defteri; sıra numarası, mağdur ve şikayetçinin adı ve soyadı, şüphelilerden her birinin kimliği, T.C kimlik numarası, suçun nev'i soruşturma defteri sıra numarası, tutukluluk tarihi, tahliye tarihi, evrakın mahkemeye veriliş tarihi, kanun yolları işlemleri ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder (m12).

4. İnfaz Defteri ile Denetimli Serbestlik Genel Defteri

a) Genel Olarak

İnfaz defteri, mahkeme ilâmlarının düzenli ve aksamayacak bir şekilde infaz edilmesini sağlamak amacıyla tutulan defterdir.

İnfaz defteri; sıra numarası, hükümlünün kimliği, T.C. kimlik numarası, ilâmı veren mahkeme, ilâmın tarih ve numarası, ilâmın geldiği tarih, Cumhuriyet başsavcılığının esas numarası, hükmün özeti, evvelce gözaltında ve tutuklu kalmışsa giriş ve çıkış tarihleri, cezaevine girdiği tarih ve saat, cezaevinden çıktığı tarih ve saat, muhafaza tedavi ve tedbirin uygulanmaya başlandığı tarih, muhafaza, tedavi ve tedbirin sona erdiği tarih, ceza bildirme fişinin gönderildiği tarih, tali karar fişi, yerine getirme fişinin gönderildiği tarih ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.

Bir hüküm ile aynı şahsın hürriyeti bağlayıcı ceza ile adlî para cezasına ve güvenlik tedbirine hükmedilmesi hâlinde, bu cezalara ait ilâmlar ayrı ayrı numaralara kaydedilir.

İşin çok olduğu yerlerde adlî para cezasına dair ilâmlar için müstakil bir defter tutulabileceği gibi, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanuna, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 32 nci maddesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 60 ıncı maddesi ve 203 üncü maddesinin (3) üncü fıkrasına göre verilen disiplin cezaları, tedbir niteliğindeki kararlar ile muayene ve tedavi kararları, dahili ve harici ilâmlar hakkında da müstakil bir defter tutulabilir.

Tedbir kararlarının düzenli ve aksamayacak bir şekilde yerine getirilmesi amacıyla denetimli serbestlik genel defteri tutulur. Bu deftere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (c), (d), (e) ve (f) bentleri ile 51 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde, 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkrasında, 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında, 221 inci maddesinin beşinci fıkrasında, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, 107 nci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkrasında, 108 inci maddesinin dördüncü ve altıncı fıkrasında, 110 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 19 uncu maddesi ile 23 üncü maddesinde belirtilen ilâmlar kaydedilir.

Denetimli serbestlik genel defteri; sıra numarası, hakkında tedbir uygulanan kişinin; kimliği, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, kararı veren Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemenin adı, kararın tarih ve numarası, suçu, kararın geldiği tarih, kararın konusu, takip eden uzmanın kimliği, kararın uygulanmasına başlanıldığı ve bitirildiği tarih sütunlarını içerir (m.13).

b) İnfaz Defterine Ait Devir İşlemleri

İnfaz defterine kaydedilmiş olup da, yıl sonuna kadar bir sonuca bağlanmamış ilâmlar, eski numarası düşünceler hanesine şerh verilerek yeni yıl defterine devir suretiyle kaydolunur. Kaydedildiği yeni defter üzerinden işlemlerin yürütülmesine devam olunur. Eski defterdeki düşünceler hanesine de yeni defter numarası yazılır. Yıl sonunda, yıl içinde gelen ilamlardan ne kadarının sonuçlandığı ve ne kadarının yeni yıla devredilmiş olduğu toptan yazılmakla beraber devir olunanların sıra numaraları bir cetvel hâlinde gösterilir ve cetvelin bir örneği deftere yapıştırılır. İlamların kaydının tutulmasında bilgisayar kullanılan Cumhuriyet başsavcılıklarında ilâmların yeni yıla devir işlemi yapılmaz (m.27). 

5. Adlî Kontrol Kararlarının Kaydına Mahsus Defter

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 109 ila 115 inci maddeleri gereğince verilen adlî kontrol kararlarının infazını takip amacıyla kaydedildiği defterdir. Adlî kontrol kararlarının kaydına mahsus defter; sıra numarası, şüphelinin kimliği, T.C. kimlik numarası, kararı veren mahkeme, kararın tarih ve numarası, kararın özeti, kararın süresi, kontrol kararının sona erdiği tarih ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder (m.14).

6. Hapis ile Tazyik Defteri

Bu defter, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tahsili lazım gelen bilumum vergi, resim, harç ve para cezaları ile 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümleri uyarınca infaz edilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen hapisle tazyik kararlarının kaydına mahsus defterdir.

Hapis ile tazyik defteri; sıra numarası, borçlunun kimliği, borç nev'i ve miktarı, hapis ile tazyik kararını veren merci, tarih ve numarası, tutulduğu tarih, tutukevine alındığı tarih, tutulacağı süre, salıverme tarihi ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder (m.15).

7. Arama Defteri

Arama defteri, haklarında yakalama emri ile yokluğunda tutuklama kararı verilenlerle, zamanaşımına kadar aranmaları gereken şüpheli, sanık ve hükümlülerin aranmaları için ilgili mahkeme veya başka yer Cumhuriyet başsavcılıklarından gelen müzekkerelerin kaydedildiği defterdir.

Arama defteri; sıra numarası, evrakın geldiği tarih, evrakı gönderen daire, tarih ve numarası, aranan şahsın hüviyeti, suçun nev'i, şüpheli veya sanık ise suçun işlendiği tarih, tutuklama ve yakalama emri kararı varsa tarih ve numarası, hükümlü ise hükmün kesinleştiği tarih, cezanın nev'i ve miktarı, aranan şahsın yakalanması için yapılan muamele ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder (m.16) .

8. İstinabe Defteri

İstinabe defteri, başka yer Cumhuriyet başsavcılıklarının yaptıkları soruşturma ile ilgili olarak gönderilen talimatların alındığı ve gönderildiği tarihleri gösteren defterdir.

İstinabe defteri; sıra numarası, talimatın geldiği tarih, talimatı gönderen daire, tarih ve numarası, dinlenilmesi istenilenin adı ve soyadı, sıfatı, yapılması istenilen işlem, talimatın iade tarihi ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder (m.17).

9. Kitaplık Defteri

Kitaplık defteri, Cumhuriyet başsavcılıklarına ve mahkemelere gönderilen kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer kitap ve dergilerin işlendiği defterdir. Bu defter "Adalet Kütüphaneleri Yönetmeliği" hükümlerine göre tutulur (m.18).

10. Muhabere Defteri

Yukarıda gösterilen defterlere kaydı gerekmeyen ancak, Cumhuriyet başsavcılıklarından, mahkemelerden veya diğer mercilerden gelen veya bu mercilere gönderilen evrakın ve yazıların kaydedildiği defterdir. Bu defterlere, soruşturma dolayısıyla muhtelif mercilere yazılan yazılarla onlara verilen cevaplar ve istinabe defterine kayıtlı işlere ait yazışmalar geçirilmez. Bunların zimmet defterine kaydı ile yetinilir. Muhabere defterindeki kayıtlı yazıya gelen cevap ayrı bir kayıt işlemine tâbi tutulmaz. Sadece defterde aldığı numaranın karşısına geldiği işaret olunur.

Bakanlıkla olan yazışmalar ile faks, telgraf haberleşmesi için ayrı ayrı muhabere defteri tutulur. İşin yoğun olduğu Cumhuriyet başsavcılıklarında, Bakanlık yazışmaları ile faks, telgraf haberleşmesi dışında kalan diğer yazışmalar için tek ve çift numaralar olmak üzere iki ayrı muhabere defteri tutulabilir. Muhabere defteri; sıra numarası, evrakın tarih ve numarası, geliş ve sevk tarihi, evrakın özeti ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder (m.19).

11. Zimmet Defteri

Cumhuriyet başsavcılıklarından muhtelif mercilere gönderilen evrakın kaydedildiği zimmet defterleri, sıra numarası, evrak numarası, gönderildiği daire, alındığı tarih, evrakı alanın adı ve soyadı, evrakı alanın imzası sütunlarını ihtiva eder. Tutuklama, zorla getirme yazısı ile çağrı kağıdı için müstakil bir zimmet defteri tutulması zorunludur (m.20).

12. Suç Eşyası Esas Defteri

Suç eşyası esas defteri, ispat aracı olarak yararlı görülen, suçta kullanılan veya suçun işlenmesi tahsis edilen ya da suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan, suçtan meydana gelen, üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alınması ve satılması suç oluşturan eşya veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesiyle elde edilen maddî menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan yahut bunların karşılığını oluşturan ekonomik mal varlığı değerlerinin (kazanç) kaydedildiği defterdir. Bu defter "Suç Eşyası Yönetmeliği" hükümlerine göre tutulur (m.21).

C. Defterin Numaralandırılması ve Düzeni

Defterlere sayfa numarası konur ve her sayfaya Cumhuriyet başsavcılığı mührü basılır. Defterlerin başına ve sonuna kaç sayfadan ibaret olduğu yazılır ve bu yazı Cumhuriyet başsavcılığı mührü ile mühürlenerek Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı tarafından imzalanır (m.22).

Cumhuriyet başsavcılıklarında bulunan defterler temiz, düzgün ve sağlıklı bir şekilde tutularak saklanır. Belirtilen hususların yerine getirilmesinden asıl görevli zabıt katibi ve memur ile birlikte yazı işleri müdürü sorumludur. Defterlerde silinti ve kazıntı yapılmaz. Yanlışlık yapılırsa düzeltilmesi lazım gelen yazıların üstüne okunmasına engel olmayacak şekilde ince bir çizgi çizilip, defterin kenarına gerekli düzeltme yapıldıktan sonra keyfiyet Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısı tarafından onaylanır (m.23).

D. Cumhuriyet Başsavcılıkları Kaleminde Tutulan Dosya ve Kartonlar

Cumhuriyet başsavcılıklarında tutulacak dosya ve kartonlar Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’te düzenlenmiştir. Buna göre Cumhuriyet başsavcılıklarında tutulacak dosya ve kartonlar şunlardır: a) Soruşturma dosyası, b) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kartonu, c) İddianame kartonu, d) Kabahat eylemleri karar kartonu, e) Görevsizlik ve yetkisizlik kartonu, f) Fezleke kartonu, g) İnfaza ara verme kartonu, h) İş cetvelleri kartonu, i) Teftiş tavsiye raporları kartonu, j) Denetleme kartonu, k) İstinaf kartonu, l) Temyiz kartonu, m) Adlî tebligat ve posta gönderilerine dair karton, n) Değişik işler kartonu, o) Otopsi kartonu.

1. Soruşturma Dosyası

Her soruşturma evrakı için gününde ayrı bir dosya düzenlenir (m.29). Uygulamada her bir soruşturma evrakı ayrı bir dosya içinde tutulmamakta, birden fazla soruşturma evrakı zımbalı olarak bir dosyada bulundurulmaktadır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun başka hüküm koyduğu haller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek şartıyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir. Müdafi soruşturma evresinde soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla görevlendirme yazısı veya vekâletname ibraz ederek soruşturma evrakı içeriğini inceleyebilir ve dilekçeyle müracaatı halinde istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir. Mağdur veya şikâyetçinin vekili soruşturma evresinde soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla görevlendirme belgesi veya vekâletname ibraz ederek soruşturma evrakının içeriği ile elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceleyebilir ve dilekçeyle müracaatı hâlinde istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.

Mağdur veya şikâyetçi soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak şartıyla vekili olmadan da Cumhuriyet savcısından dilekçeyle başvurarak belge örneği isteyebilir. Soruşturma evrakı soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla Cumhuriyet savcısı huzurunda incelenir (m.45).

2. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Kartonu

Bu karton, Cumhuriyet başsavcılıklarının soruşturma evresi sonunda verdikleri kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur. Bu kartona konulacak karar örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur (m.30).

3. İddianame Kartonu

İddianame kartonu, soruşturma evresi sonunda ilgili mahkemeye kamu davası açılmasına dair iddianamelerin tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur. Her mahkeme için ayrı bir iddianame kartonu tutulur. Örneğin, sulh ceza mahkemesi, asliye ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemesi için yazılan iddianameler kendi kartonlarına konulmaktadır. Bu kartona konulacak iddianame örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur (m.31). Uygulamada iddianameler suret olarak birden fazla yazılmakta ve her biri Cumhuriyet savcısı tarafından imzalanıp başsavcılığa ait mühürle mühürlenmektedir.

4. Kabahat Eylemleri Karar Kartonu

Kabahat eylemleri kartonu Cumhuriyet başsavcılıklarınca kabahat eylemleri hakkında verilen kararların tarih ve sıra numarasına göre saklandığı kartondur. Bu kartona konulacak karar örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur (m.32).

5. Görevsizlik ve Yetkisizlik Kartonu

Bu karton, Cumhuriyet başsavcılıklarınca verilen görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur. İşin yoğunluğuna göre bu kartonlar ayrı tutulabilir. Bu kartona konulacak karar örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur (m.33).

6. Fezleke Kartonu

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar sebebiyle ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen soruşturma evrakı için mülhakat Cumhuriyet başsavcılıklarınca düzenlenen fezlekelerin tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur. Çocuk Mahkemeleri ile Fikrî ve Sınaî Haklar Mahkemesinin görevine giren suçlarla ilgili düzenlenen fezlekeler de bu kartonda saklanır. Bu kartona konulacak fezleke örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur (m.34).

7. İnfaza Araverme Kartonu

İnfaza araverme kartonu, Cumhuriyet başsavcılarınca 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ve 17 inci maddeleri gereğince mahkûmiyetlerin infazına ara verilmesi halinde bu kararların tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur. Bu kartona konulacak araverme kararları örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur (m.35).

8.  İş Cetvelleri Kartonu

Bu karton, Cumhuriyet başsavcılıklarından Bakanlığa gönderilen iş cetveli örneklerinin düzenli bir şekilde tarih sırasıyla konulduğu kartondur (m.36).

9.  Teftiş Tavsiye Raporları Kartonu

Adalet müfettişleri, adlî ve idarî yargı hakim ve savcıların görevlerini kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelere (hakimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetlerler. Teftiş sonucunda düzenlenen tavsiye raporları Teftiş Tavsiye Raporları Kartonu’na konuulur .

10. Denetleme Kartonu

Denetleme kartonu, ilgili kanunlar gereğince Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının noterlik ve icra müdürlüğü işlemlerini denetlemeleri sonucunda düzenledikleri raporlar ile değişik tarihlerde kıdemli hâkim ile birlikte mahkeme yazı işleri müdürleri ile paraya vaziülyed tüm görevlilerin kasa hesaplarının tesbitine ilişkin tutanakların saklandığı kartondur. Bu kartona konulacak rapor örneklerinde ve tutanaklarda Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısı ile kıdemli hakimin imzası ve Cumhuriyet başsavcılığı ile mahkeme mührünün bulunması zorunludur (m.38).

11. İstinaf Kartonu

İstinaf kartonu, mahkeme kararlarının usul ve esas bakımından kanuna aykırı olduklarından bahisle, bu kararların Bölge Adlîye Mahkemesi tarafından incelenmesi için Cumhuriyet başsavcıları veya Cumhuriyet savcılarınca ilgili mahkemeye verilen dilekçelerin bir örneğinin tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur. Bu kartona konulacak dilekçe örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur (m.39).

 12. Temyiz Kartonu

Temyiz kartonu, mahkeme kararlarının usul ve esas bakımından kanuna aykırı olduklarından bahisle, bu kararların Yargıtay tarafından incelenmesi için Cumhuriyet başsavcıları veya Cumhuriyet savcılarınca ilgili mahkemeye verilen dilekçelerin bir örneğinin tarih ve numara sırasına göre saklandığı kartondur. Bu kartona konulacak dilekçe örneklerinde Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet savcısının imzası ile Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur (m.40).

13. Adlî Tebligat ve Posta Gönderilerine Dair Karton

PTT görevlisi tarafından imza ve mühür ile teslim alınan tebligat ve posta evrakına ait sevk irsaliyelerinin bir nüshası ile ödeme talimatının ve aylık posta gideri cetvelinin bir suretinin saklandığı kartondur. Yargıtay'a ve Bölge Adlîye Mahkemelerine giden dosyalar ile harici ilâmlar hakkında ayrı irsaliyeler düzenlenir ve bunlar ayrı kartonlarda muhafaza edilir (m.41).

14. Değişik İşler Kartonu

Değişik işler kartonu, yukarıda sayılan kartonlara konulan işler dışında Cumhuriyet başsavcıları ve Cumhuriyet savcılarınca yapılan diğer işlemler ve kararların konulduğu kartondur (m.42).

15. Otopsi Kartonu

Otopsi kartonu, Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan otopsi sonucu düzenlenen rapor suretinin saklandığı kartondur (m.43).

E. Bilgisayar Kullanılarak Kayıt Tutulması

Bilgisayar kullanan Cumhuriyet başsavcılığı, mahkeme kalemleri ve bunlara bağlı birimlerde; bilgisayar kullanılarak tutulan kayıtlarla ilgili defterler ve kartonlar bir yıllık deneme süresinin bitiminden sonra tutulmaz. Bilgisayarın bir yıllık deneme süresinin yıl içine rastlaması hâlinde, defter ve kartonlar o yılın sonuna kadar tutulur. Bilgisayarla tutulan kayıtlar manyetik ortamda saklanır (m.88). Yukarıda sayılan defterler bilgisayar ortamında elektronik olarak tutuluyorsa aynı şekilde manyetik ortamda saklanırlar.

Cumhuriyet başsavcılıklarında ve adlî yargı ilk derece ceza mahkemelerinde kullanılacak defter ve basılı evrakın örnekleri Bakanlıkça tesbit edilerek bastırılır ve dağıtılır. Değişiklikleri kapsayan defter ve basılı evrak örneklerinin yenileri bastırılıncaya kadar elde bulunan mevcutlar bu yönetmelikteki değişikliklere göre kullanılmasına devam olunur (m.89).



* Tetkik Hakimi, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü .

[1] RGT: 01.06.2005, RGS: 25832. Adli Kolluk Yönetmeliği; adlî kolluğun çalışma esaslarını, adlî kolluk görevlilerinin niteliklerini, adlî işlemlerinin denetimini, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimini, diğer hizmet birimleri ile ilişkilerini, değerlendirme raporlarının düzenlenmesini, uzmanlık dallarına göre hangi bölümlerde çalıştırılacaklarını ve diğer hususları düzenlemek amacıyla yürürlüğe girmiştir.

[2] Burada anlatılmak istenen adli kolluğun görevinin öncelikle suçun işlenmesinin önlenmesidir. Yani adli kolluğun idari görevi de bulunmakta ve zaman olarak idari görevi öncelik taşımaktadır. Çünkü bir olayı önlemek zamanlama yönüyle öncelik taşır. Önleyici tedbirlere rağmen suç meydana gelmişse suça müdahale ve suçla ilgili işlemler zaman yönünden ikinci aşamayı oluşturur. Aynı şekilde idari kolluğun da adli kolluk görevi bulunmaktadır.

[3] İçişleri Bakanlığının 2005/115 sayılı Genelgesi.

[4] ERYILMAZ, M. Bedri, “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Adli Kolluk: Adli Kolluk Amirleri, Sorumluları ve Görevlilerinin Belirlenmesi”, in:TCK-CMK- Kabahatler Kanunu ve İlgili Yönetmeliklerin Uygulamalarının Değerlendirilmesi Semineri Tebliğleri”, EGM Yayınları, Ankara, (10-11 Şubat 2006), s.122.

[5] 2802 SK, m.101: “Adalet müfettişleri lüzum gördükleri kimseleri yeminle dinler gerektiğinde istinabe yoluna başvurabilir ve soruşturmanın zorunlu kıldığı hallerde arama yaparlar. Sübut delillerini, gereken bilgileri bütün daire ve kuruluşlardan doğrudan doğruya toplarlar. Adalet müfettişlerince yapılacak denetim, inceleme ve soruşturmalarda ilgili kuruluş ve kişiler istenecek her türlü bilgi ve belgeyi vermek zorundadırlar.” Adli kolluk amirleri hakkında işledikleri adli suçlar nedeniyle kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde evrak Adalet Bakanlığınca ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Cumhuriyet savcısı 5 gün içinde iddianamesini düzenleyerek evrakı, kovuşturmanın açılmasına veya kovuşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. İddianamenin bir örneği hakkında kovuşturma yapılana tebliğ olunur. Bu tebliği üzerine ilgili kanunda yazılı süre içinde delil toplanmasını ister ve kabul edilebilir istekte bulunursa bu husus göz önünde bulundurulur ve soruşturma gerekirse başkan tarafından genişletilebilir. Bkz. Adalet Bakanlığının 01.01.2006 tarihli Genelgesi.

[6] İçişleri Bakanlığı’nın 2005/115 sayılı Genelgesinde “Asayiş, Terörle Mücadele, Mali, Narkotik, Organize, Kaçakçılık ve Organize, Çocuk, Olay Yeri İnceleme, Yabancılar, Güvenlik, Özel Harekat Şube Müdürlükleri, örnek olarak sayılmıştır.

[7] FİRİK, Mehmet, “Mülki Amir- Savcı- Adli Kolluk İlişkileri”, in: TCK-CMK- Kabahatler Kanunu ve İlgili Yönetmeliklerin Uygulamalarının Değerlendirilmesi Semineri Tebliğleri”, EGM Yayınları, Ankara, (10-11 Şubat 2006), s.127.

[8] ERYILMAZ, s.115.

[9] ERYILMAZ, s.115.

[10] ERYILMAZ, s.116.

[11] RGT: 01.06.2005, RGS: 25832

[12] Söz konusu form ve tutanağın örneği Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin ekinde gösterilmiştir.

[13] RGT: 01.06.2005, RGS: 25832

[14] İlgili makam ve kişilerin gözetim ve denetim hakkı aynı zamanda görevdir.

[15] YURTCAN, s.4.

[16] YURTCAN, s.5.

[17] YURTCAN, s.5.

[18] KHK Tarihi: 18/5/1994, RGT: 20/5/1994

[19] Bundan sonra ki kısımlarda kısaca “Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik” ve kısaltma olarak da “KHYDY” kullanılacaktır.