Son Güncelleme Tarihi 02.10.2006
 
EKİM 2006-SAYI 56

 

 

Makale:

 

 

 

ANONİM ORTAKLIĞIN KENDİ PAYLARINI İKTİSABINDA

EŞİT İŞLEM İLKESİNİN İHLAL EDİLMESİ

 

İlyas ÇELİKTAŞ*

 

I. GİRİŞ

Parg. 1.          Anonim ortaklıklarda eşitlik ilkesi, pay sahipliği mevkilerinin maliklerine sağladığı haklar ve yükledikleri borçlar bakımından diğerleri ile aynı olması şeklinde ifade edilmektedir[1]. Diğer bir deyişle aynı hukuki konumda olan pay sahipleri aynı nimete sahip ve aynı külfete tabi olmalıdırlar. TTK’da bu konuda bir hüküm bulunmamasına rağmen genel bir hukuk ilkesi olarak anonim ortaklıklar bakımından da geçerlidir[2]. İlke kaynağını MK. m. 2’de yer alan dürüstlük kurallarından ve Tekinalp’in ifade ettiği gibi bu kuralların adaletten, güven yaratılmasından ve hakkaniyetten kaynaklanan yüksek değerli ideallerinde bulur[3]. Ancak günümüzde “mutlak eşitlik” yerini “nispi eşitlik” ilkesine bırakmıştır[4]. Nisbi eşitlikten kasıt, anonim ortaklığın, haklı, makul, objektif surette meşru sebepleri olmadıkça aynı şartlar altındaki pay sahipleri arasında ayırım ve farklılıklar yaratmamasını, pay sahibinin sahip olduğu payın itibari değeri ve ödeme tutarının yani oransallık ilkesinin esas alınarak keyfi ayırım yapılmaması, farklı şartların varlığının farklı işlemi gerekli kılmasıdır[5]. Nispi eşitlik ilkesinin bir görünümü olan oransallık ilkesine göre, payın sağladığı haklardan yararlanmada ölçü olarak pay sahibinin sermayeye katılım oranı esas alınacaktır[6]. Ekonomik koşullar sonucunda beliren yeni ihtiyaçların karşılanması amacıyla imtiyazlı pay kavramının gündeme gelmesi ile bu ilkeden dahi ayrılınmış payların bir kısmının, payın sağladığı haklardan sermayeye katılım oranına göre değil, bu orandan daha üstün bir şekilde yararlanabileceği öngörülmüştür[7]. Pay sahiplerine farklı işlem yapılması bütün ortakların yararına olarak ortaklığın amacının gerçekleşmesinde zaruri ise veya farklı davranma meşru amaca ulaşmadaki gerçek vasıtalardan birini teşkil ediyorsa eşitlik ilkesinden ayrılmak mümkündür[8]. Bu sınırlar çerçevesinde ortaklık tarafından uygulanan herhangi bir tasarrufun pay sahipleri açısından farklı ekonomik sonuçlar doğurması imkan dahilinde olup bu tasarrufu hukuka aykırı hale getirmeyecektir[9]. Ancak böyle bir durumda eşitsizlik meşru bir gayeye ulaşmanın makul ve uygun aracı olmalıdır[10]. Çünkü bu ilke, pay sahibine ortaklık menfaatleri ile doğrulanmamış, ortaklığın amacı açısından objektif ve orantılı olmayan her farklı işleme karşı çıkmak hakkını verir[11].

II. ANONİM ORTAKLIĞIN KENDİ PAYLARINI İKTİSABI VE EŞİT İŞLEM İLKESİ

Parg. 2.          Bir anonim ortaklığın kendi paylarını iktisap edip edemeyeceği çeşitli hukuk sistemlerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Türk hukuk sistemine göre istisnalar dışında anonim ortaklığın kendi paylarını iktisabı veya rehin olarak kabulü yasaktır (TTK. m. 329, f. 1). Ancak bazen ekonomik ve hukuki sebepler ortaklığın kendi paylarını iktisap etmesini zaruri kılabilmektedir. Bu gibi durumları göz önüne alan kanun koyucu yasağa bir takım istisnalar getirmiştir. Ancak bu istisnai haller tahdidi olup, yorum yoluyla genişletilemez[12]. Mevcut Türk Ticaret Kanunu Tasarısı[13] ise anonim ortaklığın kendi paylarını iktisabı konusunda sınırlı da olsa bir serbesti getirerek yasağı hafifletmiştir[14]. İşte anonim ortaklığın kendi paylarını iktisap ederken pay sahipleri arasında eşit işlem ilkesine uyması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Parg. 3.          Anonim ortaklığın kendi paylarını iktisap ederken yönetime yakın bir kısım pay sahiplerini diğerlerine tercih etmesi eşitsizliğe sebep olabilir. Payları ortaklık tarafından satın alınmayanlar işleri bozulan ortaklığın feshedilmesi halinde, ortaklık alacaklıları karşısında koydukları sermayelerini kaybederken diğerlerine ortaklığın iflasından önce adeta sermayelerini kurtarabilme imkanı verilmek suretiyle iltimaslı bir durum yaratılabilir[15]. Eşit davranmama sadece kriz zamanlarında değil şu hallerde de söz konusu olabilmektedir[16]: ortaklığın paylarını devreden ortaklara payın piyasa değerinin üzerinde bir fiyat ödemesi yahut diğer ortaklara tanınmayan bir takım haklar tanıması[17], yalnızca belirli ortaklara teklif götürülmesi, ortaklığın iktisap ettiği payları tekrar satmak için yalnızca belirli ortaklara teklif götürmesi gibi. Von Steiger’e göre, yönetim kurulunca hoş görülmeyen azınlıkların bu suretle bertaraf edilebilmesi imkan dahilindedir[18]. Eşit davranma ilkesinin mutlak değil nispi olduğunu bu ilkeden sapmayı haklı kılacak objektif sebeplerin varlığı halinde eşit davranmamanın hukuka uygun olacağını ifade ettik. Ortaklığın varlığını iktisadi ve hukuki açıdan koruyan ve işletmenin varlığını devam ettirmesi için gerekli olan ve objektif olarak kabul edilen sebeplere şunlar gösterilebilir[19]: ortaklığın yabancı kimselerin eline geçmesini engellemek, düşmanca devralmalardan korumak, genel kurul toplantısında ortaklığın karar yeter sayısının engellenmesi veya diğer ağır zararlardan ortaklığın korunmasını temin etmek gibi. Doktrinde anonim ortaklığın kendi paylarını iktisap ederken bütün ortaklara eşit davranmada şu hususlara dikkat etmesi gerektiği ifade edilmektedir[20]:

1)Geri alma teklifinin bütün ortaklara eşit şekilde yöneltilmesi gerekir. Ortaklık sözleşmesi ile bazı pay kategorilerine imtiyaz tanınmışsa bu durumda farklı geri alma şekilleri olabilir.

2) Ortaklığın kendi paylarını devralması hakkındaki şartlar (alış fiyatı ve şartları, ödeme süreleri ve şekilleri gibi) ile bununla bağlantılı haklar (örneğin temettü hakkı), paylarını devretmek isteyen bütün pay sahipleri açısından aynı olmalıdır.

3) Pay sahiplerinin subjektif düşünceleri ve karar verme anları dikkate alınmamalıdır. Zira pay sahiplerinin eşitliği sübjektif kriterlerden bağımsız olarak onların pay sahipliği ile ilgilidir.

4) Oransallık ilkesine göre hareket edilerek ortaklığın pay sahiplerinin esas sermayeye katılma oranlarını esas alarak davranmasıdır[21].

5) Belirli bir geri alım yönteminin dikte edilmemesi, geri alım yöntemleri seçme konusunda ortaklığın sınırlandırılmaması gerekir. Eşit muamele ilkesinin bütün yöntemler için geçerli olması halinde gelecekteki yöntemlerin de önü kapanmamış olacaktır[22].

III. KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA ANONİM ORTAKLIĞIN KENDİ PAYLARINI İKTİSABINDA EŞİT İŞLEM İLKESİ

A. AMERİKAN HUKUKU

Parg. 4.          ABD’de şirketin kendi paylarını devralmasının temelde üç değişik şekli bulunmaktadır: Borsa üzerinden geri alma, alenen yapılan bir devralma teklifine binaen geri alma ve nihayetinde münferit pay sahipleriyle yapılan görüşmeler (negotiated repurchase) sonucunda yapılan geri alma[23]. Borsa üzerinden iktisapta şirket işlem yaptığı ortağını seçme hakkına sahip değildir. Şirketin belli ortaklara ayrıcalık tanıma onları tercih etme gibi bir imkanı yoktur. Ayrıca şirketin kendi paylarına ödediği fiyat borsa fiyatı olduğundan paylarını satamayanlar açısından herhangi bir dezavantaj söz konusu değildir. Aleni pay alım teklifi yoluyla yapılan geri alımın bütün ortaklara eşit şans tanıması için belli bir hissedar grubuna değil tüm hissedarlara yapılması gerekmektedir. Burada eşit işlem ilkesi, yöneticilerin iyiniyet sorumluluğunun ve dürüst işlem yükümlülüğünün gereği olarak algılanmaktadır. Aleni pay alım teklifinde eşitlik ilkesinin gereği olarak fiyat eşitliği ve fırsat eşitliği benimsenmiştir[24]. Ortaklarla bireysel olarak pazarlıkla yapılan “negotiated repurchase” pay geri alımında, seçilen ortaklar açısından bir malvarlığı menfaati temin edilmesi tehlikesi mevcuttur. Zira diğer ortakların anlaşılan şartlarla paylarını şirkete devretme şansları olmadığından bir eşit davranmama teşkil eder[25]. Bu yöntem şirket yönetimi açısından ortakların ortaklık hukukundan doğan haklarını daha fazla koruyucu bir geri alım yöntemi olmamalıdır. Burada şirket yönetiminin belli bir hareket alanı ve esnekliğe sahip olmasından dolayı kötüye kullanma imkanı olabilir düşüncesiyle yöntemin sınırlayıcı bir düzenlemeyi gerektirdiği sonucu çıkarılamaz. Aksi takdirde bu konudaki çok yoğun bir düzenleme şirketin karar alma mekanizmasındaki azmini kıracaktır[26].

Parg. 5.          Amerikan hukukunda çoğunluk hissedarların ve şirket idarecilerinin özen ve sadakat borçlarının eşit davranma ilkesini temin edeceği varsayılır. ABD hukukunda şirketin kendi paylarını devralması hakkındaki düzenlemelerin ağırlık noktasını sermaye piyasası kısmı oluşturduğundan eşit davranma borcu hakkında burada açık bir hükme rastlamak mümkün. SEC, 13e–4 hükmüne göre, borsada işlem gören bir şirket aleni bir geri alım teklifinde ortaklarına eşit davranmalıdır. Her ortağa payı için aynı fiyatın ödenmesi gerekir. Fazla talep gelmesi halinde ise oransallık esasına göre hareket edilmesi gerekir[27].

B. ALMAN HUKUKU

Parg. 6.          Alman Paylı ortaklıklar Kanunu (Aktiengesetz / AktG) § 71- 71e hükümleri Almanya’da anonim ortaklıkların kendi paylarını iktisap etmesinin hukuki çerçevesini oluşturmaktadır. Avrupa Birliğinin 2 nolu Yönergesine uygun olarak kendi paylarının iktisabı kural olarak yasaktır. § 71, mümkün olabilen istisnaları ve bu durumlar için ilave gerekleri ve sınırlamaları ortaya koymaktadır. § 71’in kenar başlığı “Şirketin kendi paylarını devralması”[28] şeklindedir. Önceden § 71 I, b. 1–7 de düzenlenen kendi paylarını iktisap halleri dar bir çerçevede mümkün olup bir takım şartlara bağlanmıştı. Ancak KonTraG[29] ile yapılan değişiklik ile kendi paylarını iktisap konusu Alman hukukunu liberal bir yapıya kavuşturmuştur. Avrupa Birliğinin anonim şirketlerde kuruluş ve sermayenin korunmasına ilişkin ikinci konsey yönergesi ile de uyumludur[30]. Yapılan değişiklik ile şirketin genel kurul kararına dayanarak kendi paylarını devralması mümkün hale gelmiş ve bu husus § 71 I’de, b. 8 olarak[31] yer almıştır[32]. Şirketin kendi paylarını iktisabı yasak olmaktan çıkmış ve sadece belirli sınırlamalara tabi tutulmuştur. Bu sınırlamalar şunlardır; Genel kurul kararında geri alım için en düşük ve en yüksek değerlerin belirtilmesi, geri alımın esas sermayenin % 10’u ile sınırlı olması, genel kurulun vereceği yetkinin 18 ayı aşmaması, § 53a’da öngörülen eşit muamele ilkesine uyulması. § 53a’nın kenar başlığı “Hissedarlara eşit davranma” şeklinde olup, “Hissedarlara eşit şartlar altında eşit davranılmalıdır” hükmünü ihtiva etmektedir. Bu hüküm genel bir hüküm olup sadece § 71 I, b. 8’deki iktisaplarda değil bütün (b. 1–7) kendi paylarını iktisaplarda uygulanır.

C. İSVİÇRE HUKUKU

Parg. 7.          İsviçre Borçlar Kanununda (İsv. BK), 1 Temmuz 1992’de yürürlüğe giren Anonim Şirketler Hukuku Hakkındaki Federal Kanun[33]ile yapılan değişiklik sonucunda başlıca iptal edilebilirlik halleri arasında “pay sahiplerine eşit işlemde bulunulmaması” (İsv. BK. m. 706, f. 2, b. 3) sayılmıştır. Kanun ayrıca pay sahiplerine eşit davranma ilkesini yönetim kuruluna bir görev olarak yüklemektedir[34]. Bu ilkeler anonim ortaklığın kendi paylarını iktisabı ile ilgili hükümleri (İsv. BK. m. 659 vd.) yanında eşitlik ilkesi ile ilgili genel sınırlar koymaktadır.

D. AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKU

Parg. 8.          Avrupa Birliği Hukukunda anonim ortaklığın kendi paylarını devralması “Anonim Şirketlerde Kuruluş ve Sermayenin Korunmasına İlişkin 13 Aralık 1976 Tarihli İkinci Konsey Yönergesi”[35]ile (18 ve 24a maddeleri) düzenlenmiştir[36]. Bu hükümler, aynı durumda bulunan pay sahipleri için eşit işlem ilkesi gözetilerek uygulanacaktır (m. 42).

IV. EŞİT İŞLEM İLKESİNİN İHLAL EDİLMESİNİN SONUÇLARI

A. GENEL KURUL KARARI İLE İHLAL EDİLMESİ HALİNDE

Parg. 9.          Eşit işlem ilkesine aykırı, bu ilkeden haksız ve keyfi biçimde uzaklaşan genel kurul kararları “afaki iyiniyete aykırılık” oluşturduğundan iptal edilebilir nitelikteki kararlardır[37]. Örneğin, ortaklığın kendi paylarını iktisap ederken alış fiyatının bütün ortaklar açısından aynı olmaması gibi. Omağ ise, iptal talebinin TTK. m. 381’deki “kanuna aykırılığa” da dayandırılabileceğini zira “kanuna aykırılığın” kapsamına kanun hükümlerinin ihlallerinin yanı sıra örf ve adet kuralları ile eşit işlem ilkesi gibi yazılı olmayan genel hukuk ilkelerinin ihlallerinin de dahil olacağını ifade etmektedir. Yıldız’a göre[38], eşit işlem ilkesinin ihlali nedeniyle dava açılırken hem kanuna hem de afaki iyiniyet kurallarına aykırılığa dayanılabilirse de bu zorlama bir yorum olacaktır. En uygun çözümün eşit işlem ilkesinin bağımsız ve genel bir hüküm olarak düzenlenmesi ve bunun ihlalinin genel kurul kararlarının iptal sebepleri içine yerleştirilmesidir[39]. İsviçre hukukunda da eşit muamele ilkesini ihlal genel kurul kararlarının iptal sebebi olarak düzenlenmiştir (İsv. BK. m. 706, f. 2, b. 3)[40]. Alman hukukunda ise, ortaklığın kendi paylarını iktisap etmesine ilişkin bir genel kurul kararı Alm. POK. § 53a’daki eşit davranma ilkesine aykırı olduğu takdirde Alm. POK. § 243 I (iptal sebepleri) hükmüne göre iptal edilebilir. Moroğlu’na göre, eşit muamele ilkesini gelecek için sürekli olarak ortadan kaldırmayı ve ortaklara keyfi muamelede bulunmayı amaçlayan anasözleşme değişikliğine ilişkin bir genel kurul kararı hem ahlaka ve adaba aykırılık hem de anonim ortaklığın bünye ve niteliği ile bağdaşmayacağı için BK. m. 20 gereğince batıl sayılmak gerekir[41].

B. YÖNETİM KURULU KARARI İLE İHLAL EDİLMESİ HALİNDE

Parg. 10.      Yönetim kurulu da eşit işlem ilkesini ihlal edebilir. Çoğu halde ortaklığın kendi paylarını devralması konusundaki yetki yönetim kurulunda bulunmaktadır[42]. Örneğin, ortaklığın kendi paylarını bazı pay sahiplerine satması ortaklıktaki katılım oranlarını değiştirerek eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil edeceğinden yönetim kurulunun sorumluluğunu doğurur. TTK’da organ kararlarına karşı iptal davası sadece genel kurul kararları için düzenlenmiş olup yönetim kurulu kararları konusunda ise kanun suskun kalmıştır[43]. Ancak genel kurula itiraz edilebilir ve onun kararına karşı şartları varsa TTK. m. 381’e göre, iptal davası yoluna gidilebilir. Eğer yönetim kurulunun bu nitelikteki bir kararı henüz uygulanmamışsa, genel kurul alacağı bir kararla yönetim kurulunun bu ilkeyi ihlal eden kararının uygulanmasını yasaklayabilir[44]. Bunun için münferit pay sahiplerinin veya azınlığın genel kurulu olağanüstü toplantıya davet ettirmeleri ve konuyu gündem maddesi haline getirmeleri gerekir[45]. Yönetim kurulu aldığı kararı uygularsa sorumluluğu söz konusu olur (TTK. m. 336, İsv. BK. m. 754). Nitekim İsv. BK. m. 717, f. 2 hükmü ortaklara eşit davranma ilkesini yönetim kuruluna bir görev olarak yüklemiştir[46]. Buradaki hukuki sorumluluk bir tazminat sorumluluğudur[47]. Kayıtlı sermaye sisteminde ise yönetim kurulunun SerPK. m. 12’deki esaslar çerçevesinde aldığı kararlar aleyhine muhalif yönetim kurulu üyelerine, denetçilere ve hakları ihlal edilen pay sahiplerine iptal davası açılabilme imkanı tanınmıştır.

C. PAY SAHİBİ TARAFINDAN ANONİM ORTAKLIĞIN HAKLI NEDENLE FESHİ

Parg. 11.      Anonim ortaklığın esas sözleşmesinde özel bir hüküm bulunmaksızın haklı sebeplerle feshi kanunda öngörülmemiştir[48]. Sermayeye dayalı yapısı, niteliği ve kişisel unsurlara yabancı olmasından dolayı haklı nedenlerle feshinin talep ve dava edilemeyeceği, bu konuda TTK’nunda bir boşluk bulunmadığı aksine kanun koyucunun anonim ortaklığın bünyesine yabancı olan fesih imkanına bilinçli olarak yer vermediği doktrinde ifade edilmektedir[49]. Ancak esas sözleşmeye ortaklığın haklı sebeplerin gerçekleşmesi halinde feshedilebileceği yolunda bir hüküm konulabilir[50]. Omağ’a göre, özellikle aile tipi kapalı anonim ortaklıklarda eşit işlem ilkesinin ihlali pay sahipleri arasındaki güven temelini zedeleyeceğinden feshi gerektiren haklı sebep sayılarak münferit pay sahibi, belli bir grup pay sahibi veya belli orandaki sermayeyi temsil eden azınlık kendilerine tanınan esas sözleşmedeki yetkiyi kullanarak ortaklığın feshini dava edebilirler[51]. Tekinalp’de bu konuda bir kanun boşluğu olduğunu ve bu boşluğu olumlu olarak nitelendirmeye imkan olmadığını, fesih sebepleri konusunda örneksemede bulunmak veya MK. m. 1’den yararlanmanın kanun koyucunun öngörmediği hatta reddettiği bir sebebe dayanarak ortaklığın ortadan kaldırılmasını kabul etmek anlamına geleceğini ifade ederek İsv. BK. m. 736, b. 4’ün öngördüğü imkanın esas sözleşme ile veya bir yasal değişiklikle sağlanmasının zorunlu olduğunu ifade etmektedir[52]. Çamoğlu ise kanun koyucunun suskunluğunun olumsuz olarak nitelendirilemeyeceğini bu konuda özellikle kişi ortaklıklarına özgü haklı nedenlerle fesih hakkını tanıyan hükümlerin kıyas yoluyla anonim ortaklıklara uygulanması gerektiğini ifade eder[53]. Kanaatimizce bir konuda kıyas yapılabilmesi için kanunda düzenlenmiş konu ile düzenlenmemiş konu arasında bir benzerlik bulunması gerekir[54]. Moroğlu’nun da haklı olarak belirttiği gibi kanun koyucunun haklı sebebe dayalı fesih hakkı tanıdığı iki taraflı sürekli sözleşmeler ve diğer bütün ortaklık türleri ile anonim ortaklıklar arasında temelde önemli farklar söz konusudur[55]. Bu konuda kanuni bir düzenleme yapılıncaya kadar çözüm olarak haklı sebeple fesih hakkının esas sözleşme ile tanınması mümkündür ve bu halde pay sahipleri eşit işlem ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürerek bu haklarını kullanabileceklerdir[56].



* Arş. Grv. Dr., Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi. Bu makale yazarın “Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını İktisabı” adlı doktora tezinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

[1] Fadlullah Cerrahoğlu, Menkul Kıymetler Hukuku Ders Notları, İstanbul, 1978, s. 12; Şükrü Yıldız, Anonim Ortaklıkta Pay Sahipleri Açısından Eşit İşlem İlkesi, Ankara: Seçkin Yayınevi, 2004, s. 39.

[2] Ancak TTK Tasarısı bunu düzenlemiştir: TTKT. m. 357: “Pay sahipleri eşit şartlar altında eşit işleme tabi tutulur”. Böylelikle evrensel nitelikteki eşit işlem ilkesinin kanuni bir üst kural haline getirildiği maddenin gerekçesinde belirtilmiştir.

[3] Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 9. Bası, İstanbul: Beta Basım Yayım, 2003, s. 508; Eşit işlem ilkesinin hukuki temelleri konusunda ayrıntılı bilgi için bkz.: Merih Kemal Omağ, “Anonim Şirketler Hukukunda Eşit İşlem İlkesi”, Hukuk Araştırmaları Dergisi, 1986, C. I, S. 1, s. 3 vd.; Y. Can Göksoy, “Anonim Ortaklıkta Pay Sahibinin Yeni Pay Alma Hakkının Kaldırılması”, Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal Tekinalp’e Armağan, C. I, İstanbul: Beta Basım Yayım, 2003, s. 403.

[4] “nispi eşitlik” kavramı, farklı durumdaki pay sahiplerine farklılıkları ölçüsünde farklı işlem yapılmasına müsaade eder, bkz.: Omağ, s. 5; Füsun Nomer, “Anonim Ortaklıkta Eşit Davranma (Eşit İşlem) İlkesi”, Prof. Dr. Oğuz İmregün’e Armağan, İstanbul: Beta Basım Yayım, 1998, s. 485.

[5] Omağ, s. 2; Yıldız, s. 75; Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), s. 509.

[6] ; Abuzer Kendigelen, Anonim Ortaklıkta Yönetime Katılma Haklarında İmtiyaz, İstanbul: Beta Basım Yayım, 1999, s. 28.

[7] Kendigelen, s. 28.

[8] Bu konudaki İsviçre Federal Mahkemesi Kararı - JdT 1970 I 344-350 (RO 95 II 157) için bkz.: Akar Öçal, Anonim Şirketlerle İlgili Federal Mahkeme Kararları (1960-1970), Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, 1972, s. 105.

[9] Göksoy, s. 403.

[10] Tekil, Fahiman Tekil, Şirketler Hukuku, C.II, Anonim Şirketler, İstanbul, 1976, s. 379.

[11] Tekil, Şirketler, C.II, s. 455, dpn. 62.

[12] Y. 11. HD., 27. 10. 1994, E. 4243, K. 7894, karar için bkz.: Gönen Eriş, Açıklamalı-İçtihatlı Ticari İşletme ve Şirketler 2, 3. baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2004, s. 1895; Esas mukaveleye konulacak bir hükümle veya genel kurulda alınacak bir kararla bu istisnaların dışına çıkılamaz, bkz.: Ziya Gökçe, “Şirket Hisselerinin Devir Engelleri Ve Hukuki Sonuçları”, Türkiye Noterler Birliği Hukuk Dergisi, S. 106 (Mayıs 2000), s. 44.

[13] 24 Şubat 2005 tarihinde Türk kamuoyuna sunulan Tasarı, Adalet Bakanlığı web sayfasında yayımlanmıştır, bkz.: http://www.kgm.adalet.gov.tr/turkticaretkanunutasarisi.htm (30 Mart 2005). 17.10.2005 tarihinde Bakanlar Kurulunca son şekli verilen Tasarı, Başbakanlık tarafından 09.11.2005 tarihinde TBMM’ne gönderilmiştir, bkz.: http://www2.tbmm.gov.tr/d22/1/1-1138.pdf (15.01.2006). 15.11.2005 tarihinde Adalet ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına havale edilen Tasarı’nın ilgili komisyonlarda görüşülmesi tamamlamıştır.

[14] Hafifletme, istisnalar yoluyla değil serbesti tanınması yoluyla olmuştur. Bu konuda yapılan düzenlemeler ise genel gerekçede “eskisi ile karşılaştırılmayacak kadar esnek, liberal ve market-maker’lığa da olanak sağlayan bir yapıda” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre bir anonim şirkette yönetim kurulu, sermayesinin onda birine kadar olan satın almak konusunda genel kurulundan on sekiz ay içinde kullanılmak üzere izin alabilir, bkz.: TTKT. m. 379, f. 1, c. 1, “Bir Şirket kendi paylarını, esas veya çıkarılmış sermayesinin onda birini aşan veya bir işlem sonunda aşacak olan miktarda, ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edemez”, f. 2, “Payların yukarıdaki hükme göre iktisap edilebilmesi veya rehin olarak kabul olunabilmesi için, genel kurulun bu hususta yönetim kurulunu yetkilendirmiş olması gerekir. En çok onsekiz aylık bir süre için verilebilecek bu yetkinin, iktisap veya rehin olarak kabul edilecek payların toplam itibari değerlerini ve iktisap edilecek paylara ödenebilecek bedelin alt ve üst sınırını göstermesi gerekir. Yönetim kurulunun, her izin talebinde, kanuni şartların gerçekleşmiş bulunduğunu belirtmesi şarttır”.

[15] Tuğrul Ansay, Anonim Şirketler Hukuku Dersleri, Ankara: AÜHF Yayını, 1973, s. 242; Ernst Giger, Der Erwerb eigener Aktien aus aktienrechtlicher und steuerrechtlicher Sicht, Bern 1995, s. 12; Andreas Benckendorff, Erwerb eigener Aktien im deutschen und US-amerikanischen Recht, Baden-Baden, 1998, s. 90.

[16] Giger, s. 12; Peter Böckli, Das neue Aktienrecht; Darstellung für den Pratiker, Bundesgesetz vom 4. Oktober 1991 über die Revision des 26. Titels des schweizerischen Obligationenrechts “Die Aktiengesellschaft”, Zürich, 1992, N. 371; Benckendorff, s. 90.

[17] Eğer ortaklık bu şekilde bir kısım paylara adil olmayacak şekilde yüksek fiyatlar öderse, bu ortaklığın özkaynaklarının azaltılmasına ve diğer ortakların zarara uğratılmasına neden olur, bkz.: Eılis Ferran, Company Law and Corporate Finance, New York: Oxford University Press, 1999, s. 435.

[18] Fritz Von Steiger, İsviçre’de Anonim Şirketler Hukuku, çev. Tahir Çağa, İstanbul, 1968,  s. 177.

[19] Giger, s. 65.

[20] Giger, s. 64.

[21] Ali Murat Sevi, “Anonim Ortaklığın Kendi Payını Devralması Üzerine Bir İnceleme”, Batider (Haziran 2003), C. XXII, S. 1,s. 248.

[22] Benckendorff, s. 245.

[23] Benckendorff, s. 73 vd.; Ok-Rial Song, “Hidden Social Costs of Open Market Share Repurchases”, The Journal of Corporation Law (Spring 2001), S. 27, s. 426; Ulrich Wastl, Franz Wagner, Thomas Lau, Der Erwerb eigener Aktien aus juristischer sicht, Frankfurt: Peterlang, 1997, s. 23 vd.

[24] Fiyat eşitliği SEC, § 14d. 10 kuralı ile düzenlenmiş olup, “en iyi fiyat” kuralı olarak da anılmaktadır. Buna göre, teklif içinde herhangi bir pay sahibine ödenen bedel, yine teklif süresince bir başka pay sahibine ödenen bedelden aşağı olamaz. SEC, § 10b. 13 kuralı, teklif sahibinin farklı bedeller karşılığında pay satın almasını engellediği için esas itibariyla fiyat eşitliğini sağlamaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz.: Çağlar Manavgat, Aleni Pay Alım Teklifi, Ankara: SPK Yayını, 1997, s. 111 vd.

[25] Benckendorff, s. 245.

[26] Benckendorff, s. 246.

[27] SEC, 13e–4 kuralı, şirkete, SEC ve yatırımcıların talebi olmaksızın, yatırımcılar açısından bir pay geri alımı için önemli olabilecek hususlarda kapsamlı bir açıklama yükümlülüğü getirmektedir. Devralmanın ne şekilde finanse edildiği, şirketin sermaye yapısına tesiri ve devralmanın amacı belirtilmelidir. Bu şekilde elindeki pay senetlerini satacak olan ortaklar, daha iyi karar verebilirler. Paylarını satmayacak olan ortaklar ve gelecekteki yatırımcılar bu şekilde, yatırım ile bağlantılı rizikoları daha iyi tanımaları imkanı sağlanır, bkz.: Benckendorff, s. 314.

[28] “Erwerb eigener Aktien”

[29] 27.04.1998 tarihli “İşletmeler Alanındaki Kontrol ve Şeffaflığa İlişkin Kanun (Gesetz zur Kontrolle und Transparenz im Unternehmensbereich) 6. 3. 1998, BGB1. I, 30.04.1998, G 5702 – Nr.24, s. 786–794. Kanun hakkında genel bilgi için bkz.: Fatih Bilgili, Yeni Gelişmelerle İsviçre ve Alman Hukuklarında Anonim Ortaklıkların Organlarının Davranışlarından Dolayı 3. Kişiler Karşısındaki Sorumluluğu ve Organların Tazminat Borcu, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2004, s. 80 vd.

[30] Sermaye Yönergesi m. 19, f. 1, b. a’ya dayanmaktadır.

[31] § 71 I, b. 8; “En düşük ve en yüksek hisse bedelinin tespit edilmiş olduğu ve ayrıca esas sermayenin yüzde on oranını aşamayacağını belirten ve en fazla 18 ay süre ile geçerli olan şirket Genel Kurulu kararına dayanarak devralabilir. Şirketin kendi hisselerinin alım satımını amaçlaması caiz değildir. § 53a hükmü devralma ve tekrar devretmeye uygulanır. Borsa üzerinden devralma ve tekrar devretme buna kafidir. Diğer türlü bir devretme şeklini Genel Kurul kararlaştırabilir; § 186 f.3, 4 ve § 193 f. 2 b. 4 bu halde uygun düştüğü ölçüde uygulanır. Genel Kurul, yönetim kuruluna kendi hisselerini genel kurul kararı olmaksızın alma konusunda yetki verebilir”.

[32] Benckendorff, s. 223. Yazara göre bu hüküm 8 numaralı bent olarak değil ya § 71 AktG’nin başına alınmalı veya ayrı ve bağımsız bir madde olarak düzenlenmesi gerekir, s. 224.

[33] İsviçre Avrupa Birliği’ne üye değilse de etrafını bu birliğe dahil ülkelerin çevirdiği bir gerçektir. İsviçre bu Kanun ile şirketler hukukuyla ilgili Avrupa Birliği Direktiflerinin gerektirdiği minimum standartların çoğunu karşılamaktadır, bkz.: Rolf Watter, Swiss Company Law in the European Context: The New Swiss Company Law and the Euro-Council Directives, St. Gallen: ReMax Verlags, 1994, s. 354; Poroy’a göre “değişiklik toplamı 190 kadardır. 143 madde üzerinde 190’a varan değişiklik, işin kapsamını göstermektedir”, bkz.: Poroy (Tekinalp /Çamoğlu), s. 242. Kanunun İngilizce metni için bkz.: Bruno Becchio ve diğerleri, Swiss Company Law, 2 nd edition, The Hague: Kluwer Law International, 1996, s. 104 vd.

[34] İsv. BK., “Özen ve Sadakat Borcu” kenar başlıklı  m. 717’de (OR 717 f. 2); “Yönetim kurulu üyeleri ve aynı şekilde yönetimle uğraşan sair kimseler görevlerini ortaklığın çıkarlarına gerekli özen ve sadakati göstererek ifa ederler. Aynı durumdaki pay sahiplerine karşı da eşit biçimde davranmakla yükümlüdürler” hükmünü getirmiştir, bkz.: Fahiman Tekil, Anonim Şirketler Hukuku, İstanbul: Alkım Yayınevi, 1998, s. 209.

[35] ATRG (1977) No. L 26/1. Yönerge hükümleri anonim ortaklıklara ilişkin olmasına rağmen pek çok üye devlet Yönerge hükümlerini limited şirketlere de uygulamaktadır, bkz.: Karel Van Hulle, Avrupa Birliği’nin Şirketler Hukuku Müktesebatı ve Türkiye’nin Uyumu, İstanbul: İKV Yayınları, 2003, s. 21. Yönerge  92/101 sayılı başka bir yönerge ile [ATRG (1992) No. L 347/64] değiştirimiş olup değişiklik bir anonim ortaklığın kendi paylarını iktisap etmesini sınırlayan kuralları, yavru ortaklıkları veya alt-yavru ortaklıkları tarafından yapılan iktisaplara da genişletmeye yöneliktir, bkz.: Tekil, Anonim, s. 15.

[36] Yönergenin tamamı için bkz.: Jürgen Basedow (Ed.), European Private Law, Sources/Fonti/Quellen I, Company and Labour Law, The Hague: Kluwer Law International, 1999, s. 43-55.

[37] Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul: Beta Basım Yayım, 2004, s. 191.

[38] Yıldız, s. 215.

[39] Nitekim Tasarı (TTKT. m. 357) bunu gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla bu ilkeye aykırı genel kurul kararları “kanuna aykırılık” sebebiyle iptal davasına konu olabilecektir.

[40] Düzenleme şu şekildedir: “Aşağıdaki kararlar özellikle iptal edilebilir (annulable) niteliktedir: … 3. Pay sahipleri için bir işlem eşitsizliği yaratan veya şirketin gayesi ile doğrulanmamış kararlar”, bkz.: Tekil, Anonim, s. 68.

[41] Moroğlu, s. 38. Nitekim TTKT. m. 447, c’de anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu ifade edilmiştir. (Bu hüküm İsv. BK. m. 706b ‘de düzenlenen genel kurul kararlarının butlanına ilişkin hükümlerden esinlenmiştir) Tasarıda eşit işlem ilkesinin temel ilkeler başlığı altında düzenlendiği göz önüne alınırsa bu ilkeyi keyfi olarak ortadan kaldıran veya ihlal eden genel kurul kararları anonim ortaklığın temel yapısını bozduğundan batıl olacaktır.

[42] Genellikle genel kurul; iktisap süresini ve koşullarını, maksimum ve minimum bedeli, yetkilendirme süresini belirler iktisap yönetim kurulu tarafından gerçekleştirilir. Örneğin, Avrupa Birliği Sermaye Yönergesi m. 19, f. 1, a.

[43] Tekil, Anonim, s. 200. Bu suskunluk Alm. POK’da da mevcut olup doktrin ve mahkeme kararlarında yönetim kurulu kararlarının iptal edilemeyeceği ileri sürülmektedir. İsviçre hukukunda, yönetim kurulu kararlarına karşı iptal imkanının kanunda yer almaması üzerine değişik doktrin ve mahkeme kararları ortaya çıkmıştır. Ancak çoğunluk görüşü yönetim kurulu kararlarının iptal edilemeyeceği yönündedir. İsv. BK’nun 1991 değişikliklerinde de yönetim kurulu kararlarının iptali ile ilgili olarak bir düzenleme getirilmemiştir. Türk hukukunda ise, çoğunluk görüşü ve Yargıtay kararlarına göre, pay sahiplerinin kişisel haklarını ihlal eden kararları istisna yönetim kurulu kararlarına karşı iptal davası açılamaz ancak genel kurula itiraz edilebilir. Bu görüşler için bkz.: Korkut Özkorkut, Anonim Ortaklıklarda Yönetim Kurulu Kararlarının İptali, Ankara: SPK Yayını, 1996, s. 96 vd.

[44] Omağ, s. 6.

[45] Omağ, s. 6.

[46] Karahan’a göre de eşit işlem ilkesi pay sahiplerine tanınmış bir talep veya hak değil ortaklık organlarına yüklenmiş bir yükümlülüktür, bkz.: Sami Karahan, Anonim Ortaklıklarda İmtiyazlı Paylar ve İmtiyazların Korunması, İstanbul: Kazancı Yayınları, 1991, s. 42.

[47] Omağ, s. 6.

[48] “Anonim ortaklıkta, ortaklar, ortaklığın feshini isteyemezler. Ancak, ortaklık münfesih duruma düşmüşse, bunun tespitini isteyebilirler” Y. 11. HD., 25. 3. 1985, E. 1278, K. 1669. “Anonim ortaklıkta, haklı nedenlerle fesih davası açılamaz” Y. 11. HD., 28. 6. 1993, E. 5356, K. 4799, kararlar için bkz.: Gönen Eriş, Anonim Şirketler Hukuku, Ankara: Seçkin Yayınevi, 1995,  s. 700, 702.

[49] Halil Arslanlı, Anonim Şirketler, IV. Anonim Şirketin Hesapları – V. Anonim Şirketin İnfisahı ve Tasfiyesi, İstanbul: Fakülteler Matbaası, 1961, s. 166; Oğuz İmregün, Anonim Ortaklıklar, İstanbul: Yasa Yayınları, 1989, s. 481; Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), s. 821; Yıldız, s. 222. “Anonim ortaklıkların infisah nedenlerini dokuz fıkra halinde düzenleyen TTK. nun 434 üncü maddesinde, bu tür ortaklıkların (muhik nedenlerle) feshedilmesi olanağı öngörülmemiştir”, Y. 11. HD., 7. 6. 1979, E. 2160, K. 3061, karar için bkz.: Eriş, s. 698. Moroğlu azınlıkta kalan pay sahiplerine (% 10 sermayeyi temsil eden) böyle bir imkanın İsviçre hukukunda olduğu gibi (İsv. BK. m. 736, b. 4) tanınması gerektiğini ancak bu konuda anonim ortaklığın bünyesine yabancı kalan “haklı neden” kavramından yararlanmaya kalkışmanın gereksiz bir çaba olduğunu ifade eder. Yapılması gereken yalın olarak egemen pay sahiplerinin azınlığı doğrudan ve dolaylı sömürmesinin, dava yoluyla ileri sürülebilecek bir fesih nedeni sayılmasıdır. Açılacak fesih davasının başka kanuni imkanların sonuç vermeyeceğinin kabul edilmesi şartına bağlanması bu imkanın bir tehdit ve şantaj aracı haline gelmesini önleyecektir, bkz.: Erdoğan Moroğlu, “Fesih, İnfisah ve Tasfiye”, Makaleler I, İstanbul: Beta Basım Yayım, 2. Baskı, 2001, s. 311 vd.

[50] Arslanlı, s. 166; İmregün, Anonim, 481; Oğuz İmregün, Anonim Şirketlerde Pay Sahipleri Arasında Umumi Heyet Kararlarından Doğan Menfaat İhtilafları Ve Bunları Telif Çareleri, İstanbul, 1962, s. 79; Moroğlu, Fesih, s. 315; Yıldız, s. 222.

[51] Omağ, s. 6. Arslanlı’da anonim ortaklıkların sermaye ortaklığı bünyesine uygun bir gelişme gösteremeyip sınırlı sayıda kimseler arasında kurulan şahıs ortaklıkları gibi, birkaç  kurucunun  katılımı ile kurulduğu ve bunların menfaatlerine hizmet ettiği bir yapıda pay sahiplerine şahsi menfaatlerini daha geniş ölçüde korumaları için kendilerine feshi ihbar hakkı tanınmasının menfaatler dengesine uygun düşeceğini savunur, bkz.: Arslanlı, s. 185.

[52] Ünal Tekinalp, “Türk Ticaret Kanunundaki Boşluk: Anonim Ortaklığın Önemli Sebeplerle Feshi Çoğunluk Gücünün Kötüye Kullanılmasına Karşı Etkili Bir Araç”, İktisat ve Maliye (Kasım 1974), C. XXI, S. 8, s. 325. Ancak Tekinalp kapalı aile tipi veya pilot nitelikteki anonim ortaklıklarda tek pay sahibinin veya esas sözleşmede belirlenecek bir azınlığa bu yetkinin tanınmasının  mümkün olabileceğini ifade etmektedir, bkz.: Tekinalp (Poroy/Çamoğlu), s. 821.

[53] Yazar, az ortaklı aile anonim ortaklıklarındaki ortaklar arası ilişkilerin kişi ortaklıklarından farklı olmadığını ileri sürerek kişi ortaklıklarındaki haklı sebebin değerlendirilmesine ilişkin ölçülerin bu ortaklıklarda doğrudan doğruya uygulanabileceğini ifade eder, bkz.: Ersin Çamoğlu, Kollektif Ortaklıkta Haklı Sebep Kavramı ve Ortağın Haklı Sebeplerle Çıkarılması, İstanbul, 1976, s. 67-73.

[54] Erdoğan Moroğlu, “Anonim Ortaklıkta Azınlık Paysahiplerinin Korunması ve Haklı Nedenlerle Fesih”, Halil Arslanlı’nın Anısına Armağan, İstanbul: İÜHF Yayını, 1978, s. 468; Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, Ankara: Turhan Kitabevi, 12. bası, 1998, s. 169.

[55] Borçlar ve Ticaret Kanunlarında yer alan ve ortaklıklar için haklı nedenlerle fesih imkanını düzenleyen hükümlerin anonim ortaklıklarda kıyas yoluyla uygulanmayacağı konusunda ayrıntılı bilgi için bkz.:Moroğlu, Azınlık, s. 469 vd.

[56] TTK. Tasarısında haklı sebeplerle fesih düzenlenmiştir. TTKT. m. 531’e göre; “Haklı sebeplerin varlığında, esas sermayenin en az onda birini temsil eden paysahipleri, mahkemeden şirketin feshine karar verilmesini talep edebilirler. Mahkeme fesih yerine, davacı paysahiplerine paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve bunların şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir”. Haklı sebep kavramı tanımlanmadığı gibi örnek olarak da gösterilmemiş bu hususun yargı kararlarına ve doktrine bırakıldığı maddenin gerekçesinde ifade edilmiştir. Maddenin son cümlesinde yer alan “veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözümü karara bağlama” inisayatifi tamamıyla mahkemeye aittir. Mahkeme fesih yerine davacı pay sahiplerinin paylarının ortaklık tarafından alınmasına da karar verebilir, bkz.: Giger, s. 8.