|
||||
|
YATIRIM ORTAKLIKLARINA HAKİM OLAN İLKELER
Dr. İlyas ÇELİKTAŞ*
1. YATIRIM ORTAKLIĞI KAVRAMI VE TANIMI
1.1. Yatırım Ortaklığı Kavramı
Parg. 1. 19. yüzyılın ilk yarısında ilk kez Kara Avrupa’sında görülmekle birlikte en fazla İngiltere’de gelişme gösteren ve Birinci Dünya Savaşından sonra Amerika’da yayılmaya başlayan yatırım ortaklıkları, bir Anglo-Sakson buluşu olup, bu ülkelerde güçlü bir sermaye piyasasının oluşumunda büyük rol oynamışlardır[1]. Yatırım ortaklığı kavramına karşılık gelmek üzere çeşitli ülkelerin hukuk sistemlerinde ifade edilen terimlere bakacak olursak; İngiliz hukukunda “Investment Trust”, Amerikan hukukunda “Investment Company”, Fransız hukukunda “Société d’Investissement”, Alman hukukunda “Kapitalanlagegesellschaft” terimlerinin kullanıldığını görmekteyiz[2]. Yatırım ortaklığı kavramı, uluslararası alanda genellikle “Investment Trust” olarak tanındığından Amerikan hukukunda “Investment Trust” ve “Investment Company” deyimleri birlikte kullanılmaktadır[3]. Bununla beraber ikinci deyim birincisine tercih edilmektedir. Çünkü “company” terimi bir üst kavram olarak, tüzel kişiliği haiz “corporation” ları kapsadığı gibi, tüzel kişiliği bulunmayan “trust”, “partnership” vs. gibi kurumları da kapsamaktadır[4].
Parg. 2. Investment trust’ın sözlük manasını, investment ve trust kelimelerinden hareketle saptamak mümkündür. Investment kelimesinin Türkçe’deki karşılığı “yatırım”dır. Yatırım kavramı, belirli bir dönemde ülkedeki mevcut üretim araçları toplamına ya da mevcut sermaye stokuna yapılan ilaveler anlamına geldiği gibi, işletmecilikte ve günlük konuşma dilinde, eldeki parasal fonların taşınır ve taşınmaz gelir getiren varlıklara dönüştürülmesi ve bu değerlerin belirli bir süre elde tutulması anlamında kullanılır. Bu anlamda plasman manasında da kullanılmaktadır[5]. Trust kelimesi ise; güven, itimat, emniyet, güvenilir şahıs veya şey anlamında kullanılmaktadır[6].
Parg. 3. Trust kurumu, İngiliz yazılı hukuku ve İngiliz örf ve adet hukukunun işlediği bir konudur[7]. Trust’ler ilk başlarda ayni haklar ve miras hakları ile ilgili olarak meydana çıkmış, giderek iş hukuku alanına da geçmişlerdir. Kıta Avrupası hukukunda yaygın bir yeri olmayan trust, Türk hukuk sisteminde, vakıftan vesayeti infaz organına, hayır cemiyetinden bir yed-i emine ya da büyük mali müesseselere kadar çok çeşitli hüviyetlere girebilmekte ve çok çeşitli görevler yüklenebilmektedir. Genel bir ifade ile, “trust” un Medeni Kanun’daki “vakıf” kurumuna benzediği söylenebilir. Gerçekten “trust” te de, vakıfta olduğu gibi üçlü bir ilişki vardır. Trust’u yapan (vakıf kurucusu), trust’u yöneten “trustee” (vakıf idare makamı) ve trust’ten faydalananlar. Trust tabiri çok geniş manada ve çok geniş sahalarda kullanılan bir tabir olmasına karşılık, burada ele alınan iktisadi gayeli, yatırım için kurulmuş olan bir trust çeşididir. Yoksa buradaki trust, iktisadi anlamda rekabeti önlemek ve fiyatları kontrol altında bulundurmak maksadıyla çeşitli şirketlerin anlaşmalarını yahut hukuki yapı olarak itimada dayalı inançlı muameleleri ifade etmemektedir[8].
Parg. 4. Yatırım ortaklıkları, tabi bulundukları hukuki rejim ve işleyişleri bakımından farklı şekiller almakla beraber, temel fonksiyonları yatırım yapmak isteyen özellikle küçük ve orta tasarruf sahiplerinin tasarruflarını riskin dağıtılması ve kar elde etme ilkesine göre genel olarak menkul değerlere yatıran ve bunların iyi yönetilmesini sağlayarak ortaklarına menfaat sağlayan mali kurumlardır[9].
1.2. Yatırım Ortaklığının Tanımı
Parg. 5. Gerek doktrinde gerekse çeşitli hukuk düzenlerinde yatırım ortaklığı kavramı üzerine değişik tanımlar yapılmıştır. Bunlardaki ortak özellik kollektif bir yatırım olgusunun var oluşudur. Bunun manası çok sayıda kapital sahibinin bir araya gelerek yatırımda bulunmasıdır[10].
Parg. 6. Tasarruf sahipleri, genellikle, bu tasarruflarını sermaye piyasasında finansal varlıklara yatırma becerisi, bilgisi ve deneyimine sahip değillerdir. Çünkü, sermaye piyasalarının bir özelliği, bu piyasanın mekanizmasının kolay bir şekilde herkes tarafından anlaşılır olmamasıdır. Ayrıca, küçük tasarruf sahiplerinin tasarruflarının hacmi, çeşitlendirilmiş bir portföy oluşturmaya yetecek büyüklükte olamamaktadır. Küçük portföyler hem güçsüzdürler hem de riski yeterince dağıtmadıklarından tehlikelere açıktırlar. Bütün bu nedenler kollektif yatırım kurumlarının oluşmasına neden olmuştur. Böylelikle, bireysel olarak sermaye pazarına fon sunma yerine, bireye, tasarruflarını bilinçli kullanma ve yatırım çeşitlendirilmesi yolu ile riski dağıtma imkanları sağlanmıştır[11].
Parg. 7. Yatırım ortaklıkları, tasarruf sahiplerinin veya yatırımcıların birikimlerini en iyi şekilde değerlendirebilmelerini sağlayabilmek amacıyla, gerekli uzman kadrosuna ve teşkilatına sahip kollektif yatırım kuruluşlarıdır. Yatırım ortaklıklarına ilişkin klasik bir tanım bir hukuki trust olarak 1868 yılında İngiltere’de kurulan daha sonra anonim ortaklık şekline dönüştürülen ilk yatırım ortaklığı olan “Foreign and Colonial Trust” ın kuruluş belgesinde görülmektedir. Burada “yatırım ortaklığının hedefi, sermaye yatırımını farklı paylara dağıtması ile rizikonun azaltılması sonucu küçük tasarruf sahiplerine de büyük sermayedarların sahip oldukları yararları sağlamaktır” şeklinde tarif edilmiştir[12].
2. TÜRK HUKUKUNDA YATIRIM ORTAKLIKLARI
Parg. 8. Hukuk sistemimize 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK) ile giren yatırım ortaklıkları, bu Kanunun 3794 sayılı Kanun[13] ile değişmeden önceki halinde “Sermaye Piyasasında Yardımcı Kuruluşlar”ın yer aldığı V. bölümde “Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklıkları” adı altında 33. ve 34. maddelerinde tanzim edilmiş, Seri: VI, No:3 sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tebliğinde[14] ise Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklıklarına ilişkin açıklamalar yapılmıştı. SerPK‘da yapılan değişiklikten sonra bu tür ortaklıkların adı, sadece “Yatırım Ortaklığı” oldu ve “Sermaye Piyasası Kurumları” arasında yer aldı (SerPK. m. 32, 35, 36). SPK, söz konusu maddeler gereğince yatırım ortaklıklarını Seri: VI, No: 4 sayılı Tebliği[15] ile düzenlemiş ve 3 nolu Tebliği uygulamadan kaldırılmıştır. SerPK. m.35, f. 1’e göre: yatırım ortaklıkları sermaye piyasası araçları, gayrimenkul, altın ve diğer kıymetli madenler portföylerini işletmek amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır. Tanımdan yatırım ortaklığının en belirgin özelliğinin portföy işletmek olduğu ortaya çıkmaktadır. Kanundaki değişiklik ile yatırım ortaklıkları yalnız menkul kıymetler portföyü işletmekten kurtarılmıştır. Ortaklık portföyleri, esas sözleşmelerinde hüküm bulunmak ve Tebliğ ile belirlenen sınırlar saklı kalmak kaydıyla yukarıda sayılan araçlardan her biri esas alınarak oluşturulabileceği gibi karma da olabilecektir. SerPK. m. 36, f. 1 uyarınca yatırım ortaklıkları kayıtlı sermayeli olarak kurulmak zorundadırlar. Buna göre yatırım ortaklıkları kısaca, “kanunda gösterilen kıymetlere ilişkin portföyleri işleten kayıtlı sermayeli anonim ortaklıklar”[16] şeklinde tanımlanabilir.
Parg. 9. Burada haklı olarak yatırım ortaklıklarının TTK içinde düzenlenmesinin mümkün olup olmadığı şeklinde bir soru akla gelebilir. Kanun koyucunun sermaye piyasasının yardımcı kuruluşlarını tanzim ederken, yatırım ortaklığını, Ticaret Kanununun şirketler ile ilgili hükümlerinden istifade etmek suretiyle tanzim etmesi en kolay yoldu. Zira ortaklığa dayanan model olarak yatırım ortaklıkları genellikle anonim ortaklık şeklinde kurulur ve faaliyet gösterirler. Yatırım ortaklıkları, konusu menkul kıymetler portföyü işletmek olan bir anonim ortaklıktır[17]. Ancak TTK Kara Avrupasının etkisi altında anonim ortaklıklarda sabit sermaye esasını benimsemiştir. Bu sistemde esas sermaye, ortaklarca tamamen taahhüt edilir ve kanunda öngörülen kısmı ödenir. Ortaklık sermayesinin artırılması veya azaltılması ana sözleşme değişikliğini gerektirdiğinden, kanunda belirtilen merasime uyularak gerçekleşmekte, uzun ve masraflı formaliteleri gerektirmektedir[18]. Bu sistemde sabit sermayeli yatırım ortaklıklarının kurulması mümkündür. TTK’nun 271. maddesine göre, ”Anonim şirketler kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulabilirler”. Kurulacak bu ortaklık konusu menkul kıymetler portföyü işletmek olan AO olacaktır. Değişir sermayeli yatırım ortaklıklarının TTK’na göre kurulması mümkün gözükmemekteydi. Zira bunlarda asıl özellik sermayenin her gün değişebilmesidir. Bu durum acaba kooperatif bünyesinde yatırım ortaklığı kurulup kurulamayacağı sorusunu akla getirebilir. Ancak yatırım ortaklıkları halka açık, yani dışa dönük olmalarına karşı, kooperatifler içe dönük ve ilk planda ortaklarının yararlarına yöneliktir. Ayrıca menkul değerler portföyü işletmek kooperatif ortaklarının ekonomik menfaatleri, meslek ve geçimleri ile ilgili değildir[19]. Değişir sermayeli yatırım ortaklığında şirket kendi hisse senetlerini satın alabilmekte ve satmakta, böylece ortaklığa giriş ve çıkış kolaylaşmaktadır. TTK’ nda AO’nun kendi pay senetlerini iktisap ve rehin olarak kabul etmesi yasaklanmıştır (TTK. m. 329). Bu yasağın gerekçesi, ortaklığın kendi hisse senetlerinin piyasa değeri üzerinde bir etki icra etmesini ve ayrıca esas sermayenin azaltma hakkındaki kurallara uyulmamak suretiyle indirilmesi yolunu önlemektir[20]. Ancak aynı maddenin 4. bendine göre; AO’nun hisse senetlerini devir alması veya rehin olarak kabulü esas sözleşmeye göre AO nun iştigal konusuna giren işlemlerden ise AO’nun kendi hisse senetlerini geri alabileceğini öngörmektedir. Buna göre, konusu menkul değerlerin satılması, alınması ve yönetilmesi olan AO kendi hisse senetlerini alabilecektir. AO hisse senetlerini geri alma imkanına sahip olmasına rağmen, istenildiği kadar hisse senedi satamaz. Zira bu ortaklığın esas sermayesi ile sınırlı olacaktır. yatırım ortaklığına giriş çıkışın serbest olması, AO’da sınırlı kalmaktadır[21]. Diğer taraftan yatırım ortaklığında hisse senetlerinin itibari değeri yoktur ve ortaklığın tüm aktifleri göz önünde tutularak bunların gerçek değerleri her gün hesaplanır. Oysa TTK’da itibari değerden yoksun hisse senetleri çıkarılamamaktadır (m.399). Buna göre hisse senetleri hem itibari bir kıymetle ihraç edilecek, hem de bu kıymet kanunda belirtilen miktardan aşağı olmayacaktır[22].
Parg. 10. Bütün bu nedenler, kanun koyucunun, TTK’ nun ihtiyaca cevap vermeyen sistemi yerine, yatırım ortaklığından beklenen gayeyi gerçekleştirebilecek başka bir sistemi tercih etmesine yol açmıştır. Bu sistem, yatırım ortaklıklarını alelade AO’dan farklı olarak Sermaye Piyasası Kanununun bir kurumu olarak kanunlaştırmak yoluyla gerçekleştirilmiştir[23]. Ancak SerPK’nun 2. maddesinin 2. fıkrasında “Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır” hükmü yer almaktadır. Genel hükümler öncelikle TTK, Medeni Kanun ve Borçlar Kanununun ilgili hükümleridir[24]. Buna göre yatırım ortaklıkları, öncelikle TTK’nun ticaret ortaklıklarına ilişkin genel hükümlerine (m. 136 vd.) ve anonim ortaklığı düzenleyen hükümlerine tabidir (m. 269) tabidir.
3. YATIRIM ORTAKLIKLARINA HAKİM İLKELER
3.1. Riskin Dağıtılması İlkesi
Parg. 11. Yatırım ortaklıkları portföylerini oluştururken yatırımlarını sadece bir işletmeye ya da konuya sınırlamayıp değişik işletmelere, bölgelere, ülkelere, sektörlere ve değerlere yatırımda bulunurlar. Sermayeyi çok sayıda farklı endüstri ve ortaklıkların üzerine yayarak herhangi bir yatırım üzerindeki zararı sınırlamak bunu diğer yatırımlardaki karlarla karşılayarak denkleştirmek gerekmektedir[25]. Riskin dağıtılması yatırımları çok fazla yayarak aşırı derecede dağıtılması demek değildir. Aksi halde ortaklığın bu dağınık yatırımları kontrolü güçleşir[26]. Yatırımların çeşitli alan ve konulara yayılarak riskin dağıtılmasına çeşitlendirme (diversification) denir. Çeşitlendirme menkul kıymet çeşitleri (adi ve imtiyazlı hisse senetleri, tahviller vs.) itibariyle olabileceği gibi endüstri kolu (tekstil, otomotiv, makine, kimya vs.), şirket ve coğrafi bölgeler itibariyle veya bunların hepsini içine alacak şekilde de olabilir[27]. Yatırım ortaklıkları küçük yatırımcıların tek başlarına yapamayacakları geniş bir portföy çeşitlendirmesi sağlayarak rizikoyu en aza indirirler ve klasik tabirle bütün yumurtaları aynı sepete koymamış olurlar[28]. Böylece bir kısım yatırımlarda zarar olsa bile diğerlerinden elde edilen kar sayesinde bir denge kurulmuş olur[29]. Yoksa, karın azami buna karşılık riskin asgari olması arzu edilen bir husus olmasına rağmen kar ve risk ters orantılı değil aksine doğru orantılıdır. Esas olan azami karla asgari risk arasında optimal bir denge kurmaktır ki bu amaç yatırım ortaklıklarında gerçekleştirilmektedir[30].
Parg. 12. Bireysel yatırımcının böyle geniş bir çeşitlendirme yapmasına mali imkanları müsait değildir. Oysa bir yatırım ortaklığı bu çeşitlendirmeyi otomatik olarak sağlar. Çünkü çoğu kez bu bir kanuni gereklilik olarak ortaya çıkar. Örneğin, 1940 tarihli Amerikan Yatırım Ortaklıkları Kanunu (Investment Company Act) bunlardan biridir[31]. Yatırım ortaklığının portföy çeşitlendirmesi yaparken hangi tip menkul değerlere hangi oranda sahip olacakları, katıldıkları ortaklıklarda sermayenin ya da tüm oy haklarının yüzde olarak ne kadarına sahip olacakları gibi çeşitlendirme oranları, her ülkenin kanunlarında belirtilir. Bu hallerde rizikonun dağıtılması bir kanun emri olarak ortaya çıkar. SerPK. m.35, f. 1’e göre: yatırım ortaklıkları sermaye piyasası araçları, gayrimenkul, altın ve diğer kıymetli madenler portföylerini işletmek amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır. Tanımdan yatırım ortaklığının en belirgin özelliğinin portföy işletmek olduğu ortaya çıkmaktadır. Kanundaki değişiklik ile yatırım ortaklıkları yalnız menkul kıymetler portföyü işletmekten kurtarılmıştır. Ortaklık portföyleri, esas sözleşmelerinde hüküm bulunmak ve Tebliğ ile belirlenen sınırlar saklı kalmak kaydıyla yukarıda sayılan araçlardan her biri esas alınarak oluşturulabileceği gibi karma da olabilecektir. Riskin dağıtılması ilkesine uygun olarak çalışmak zorunda olduklarından tebliğ ile bazı sınırlamalar getirilmiştir. Portföy değerlerinin %10’undan fazlasını bir ortaklığın menkul kıymetlerine yatıramazlar. Bu sınır, portföy değerinin değişmesi veya rüçhan haklarının kullanılması nedeniyle aşıldığı takdirde fazla kısmın en geç 3 ay içinde tasfiyesi gerekir. Belirtilen süre içinde menkul kıymetleri elden çıkarmanın imkansız olduğu veya söz konusu süre içinde elden çıkarmanın yatırım ortaklığı aleyhine “büyük zarar” doğuracağının belgelenmesi hallerinde, Kurul tarafından bu süre uzatılabilir (Tebliğ, m. 18, b.). Yatırım ortaklıkları hiçbir ortaklıkta sermayenin ya da tüm oy haklarının %9’undan fazlasına sahip olamazlar (Tebliğ, m. 18, b. a). Örneğin (X) ortaklığının sermayesi 200 milyar liradır. Bir yatırım ortaklığı bu şirketin en fazla 18 milyar liralık hisse senedini portföyünde bulundurabilir. Bu sınırlama yatırım ortaklığının holdingleşmesini önlemeye yönelik olduğu gibi, yatırım ortaklığını yönetenlerin belli şirketlerin hisseleri üzerinde yoğunlaşarak kişisel menfaat elde etmelerine engel olma amacını taşımaktadır.
3.2. Uzman Kadro İle Yönetim İlkesi
Parg. 13. Yatırım ortaklıkları uzman bir kadro tarafından yönetilir. Yukarıda sermaye piyasasının karmaşık yapısına değinmiştik. Böyle bir yapıda verimlilik hesapları yapmak, riziko unsurunu değerlendirmek uzmanlık işidir. Yatırım ortaklıkları sahip oldukları uzman kadrolar vasıtasıyla, yatırım yapılacak menkul kıymet çeşitlerini, sanayi kollarını, şirketleri seçer ve bunların faaliyetlerini devamlı olarak inceleyerek ortaklığın portföyünü devamlı olarak ayarlayarak kısa vadeli pazar işlemlerinden de yararlanırlar. Bunlar bireysel yatırımcının kolay kolay elde edemeyeceği hizmetlerdir[32]. Yatırım ortaklığının başarısı genellikle uzman kadronun eseridir. Çoğu yatırım ortaklıkları gerekli uzman kadroyu bünyesinde istihdam ederken bir kısmı da finansal danışman olarak kiralama yoluna gider. Finansal yöneticiler mali, istatistik ve teknik analizleri yapmak, portföye dahil olabilecek menkul kıymetleri seçmekle sorumludurlar[33].
3.3. İşlem Maliyetlerinin Asgariye İndirilmesi İlkesi
Parg. 14. Yatırım ortaklıklarının tabiatında var olan diğer önemli bir avantaj, portföy oluştururken menkul kıymetlerin alım-satım maliyetlerinin tamamen bertaraf edilmesi ya da azaltılmasıdır. Bireysel bir yatırımcı da pekala çeşitlendirilmiş bir portföy oluşturabilir fakat, portföy için satılan ve/veya satın alınan her bir menkul kıymet için menkul kıymet brokerlarının komisyonlarını ödemek zorundadır. Komisyon maliyetleri portföy için yapılan muameleler sıksa büyük olabilecektir. Ayrıca broker’lar araştırma materyalleri, danışma ya da takip gibi hizmetleri yapmazlar. Yatırım ortaklıkları bütün bu hizmetleri iyi bir ücretle uzman kadrosuna yaptırabilir.
Parg. 15. Bunlara ilaveten zaman maliyeti de söz konusudur. Bildiğimiz gibi vakit nakittir. Portföyü devamlı olarak izlemek için zamanınızı araştırmaya harcamak, değişikliklerle ilgili kayıtları tutmak zorundasınız. Eğer geniş bir portföyünüz varsa ve kendinize bir yatırım danışmanı ve muhasebeci istihdam etmek niyetinde değilseniz, bütün bu muameleler tek başına yorucu olacaktır. Yatırım ortaklıklarına yatırım yapmakla bütün bunlar otomatik olarak gerçekleşiyor ve işlem maliyetleri hemen hemen asgariye indirilmektedir[34].
3.4. Kamuyu Aydınlatma İlkesi
Parg. 16. “Kamuyu aydınlatma” teriminin İngiliz ve Amerikan Hukuk sistemlerindeki karşılığı disclosure, Alman Hukukundaki karşılığı Publizität şeklinde ifade edilmektedir. “Disclosure” kelime anlamı ile açma, açıklama, ifşa etme, bildirme, bilgi verme karşılığına gelmektedir[35]. Kamuyu aydınlatma ilkesi, halka açık anonim ortaklıklar için kabul edilmiş olup, yatırım ortaklıkları da halka açık olduklarından bu ilkeye tabidirler[36]. Poroy[37] kamuyu aydınlatma ilkesi ile ilgili olarak anonim ortaklıklar alanında şu tanımı vermektedir: “İç ve dış denetime rağmen ve onunla birlikte, gerek hisse senedi sahiplerinin, gerek katılmayı düşünenlerin -kamu- en iyi korunmalarının yolu AO’nun faaliyeti hakkında gerçek, açık ve yeterli bilgi sahibi olmalarıdır. AO, ticari sırlar istisna edilirse, camdan bir evde oturmalıdır. Bilanço, rapor, izahname, sirküler gibi belgeler gerekçeler hakkında tam bilgi verecek usul ile yeterli ayrıntıları gösterecek modellere göre düzenlenmelidir, açıklanmalıdır. A.B.D. sisteminde üzerinde en önemle durulan bu açıklamadır: Disclosure. Diğer sistemler de bu ilkeyi benimsemişlerdir. Fransa’da publicité, Almanya’da Publizität, Türk sisteminde bu ilke “kamuyu aydınlatma” olarak adlandırılmıştır”. Yatırım ortaklıklarının faaliyeti hakkında geniş bilgi vermesi, bilanço hazırlaması, kar ve zarar hesabını açıklaması, portföyünün hangi menkul değerlerden oluştuğunu, bunların borsa değerlerini bildirmesi gerekir. Bu kamuyu aydınlatma ilkesinin bir sonucudur[38].
Parg. 17. SPK, Kamunun aydınlatılmasını sağlamak amacı ile, istediği bilgilerin esaslarını tebliğde göstermiştir.
1- Portföyün oluşturulmasına ilişkin açıklama zorunluluğu: Yatırım ortaklığı, ani kuruluş işlemlerini izleyen en geç üç ay içinde menkul kıymetler portföyünü oluşturmak ve portföyün terkibi hakkında portföyün oluşturulmasını izleyen bir hafta içinde Kurul’a ve ortaklarına bilgi vermek zorundadır (Tebliğ, m. 28, b. a).
2- Portföyün değerlendirilmesi: Portföyde bulunan menkul kıymetler kurulun belirlediği ilke ve esaslara göre değerlendirilir. Portföydeki menkul kıymetlerin ayrıntılı bir dökümü ile portföy değeri haftalık dönemler itibariyle kurula iletilir. Portföy yapısı ile değeri ortakların incelemesine sunulmak üzere yine haftalık olarak ortaklık merkezi ve şubelerinde hazır tutulur (Tebliğ, m. 28, b. b).
3- Mali tablo ve raporların açıklanması: Yatırım ortaklığı, mali tablo ve raporlarını hazırlarken muhasebe standartlarına ve bağımsız denetlemeye yönelik kurul düzenlemelerine uymak zorundadır (Tebliğ, m. 24). Portföydeki menkul kıymetlerin türleri itibariyle maliyet ve rayiç bedelleriyle gösterildiği “portföy değeri tablosu” ve bağımsız denetim öngörülen mali tablolar için bağımsız denetim raporu ile birlikte Kurul’un ilgili tebliğleri çerçevesinde kamuya açıklamak ve bu açıklamaları Kurul’a gönderme zorunluluğu vardır (Tebliğ, m. 28, b. c).
4- Kurulun bilgi isteme yetkisi: Kurul, yatırım ortaklıklarının denetimi, gözetimi ve izlenmesine yönelik her türlü bilgi ve belgeyi isteyebilir. Söz konusu bilgi ve/veya belgeler istenilmelerini takip eden 6 iş günü içinde ortaklık yetkililerince Kurul’a verilmesi şarttır.
4. SONUÇ
Parg. 18. Yukarıda sayılan faydaları bütün yatırım ortaklıkları aynı derecede sağlamazlar. Bazıları devamlı ve güvenli bir gelir sağlamayı ön plana alır; diğerleri portföyünün değerini yükseltmeyi (appreciation) esas alır; bir kısmı idarelerine hareket ve takdir serbestisi (discretion) tanırken diğer bir kısmı da sağlayabildikleri çeşitlendirme derecelerine göre farklılık gösterirler. Önemli olan yatırım yapacak tasarruf sahibinin kendisine en uygun yatırım ortaklığını seçmesidir. Nihayet, yatırım ortaklıklarının hissedarlarına sunduğu; muhasebe ve raporlama, karların otomatik olarak tekrar yatırımı, muhafaza hizmetleri, gelir vergisi indirimi plan hizmetleri, takas hakkı gibi hizmetleri de vardır.
* Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Ticaret Hukuku Anabilim Dalı.
[1] İbrahim Öngüt, “Yatırım Şirketleri ve Yatırım Fonları”, İktisat ve Maliye (Mayıs 1967), C.XIV, S.2, s. 61; Cumhur Ferman, “Investment Trust”, II. Ticaret ve Banka Hukuku Haftası, II. Kısım, Investment Trust (18 Mayıs 1961), Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, 1963, s.15; İbrahim Toptepe, “Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklıkları”, Maliye Dergisi (Eylül-Ekim 1982), S.59, s. 23.
[2] Ayşe Nur Berzek, “Yatırım Ortaklıkları”, Vergi Sorunları (Mayıs 1995), S. 59, s. 7; Hamdi Yasaman, “Fransız Yatırım Ortaklıkları ve Yatırım Fonları”, İktisat ve Maliye (Temmuz 1973), C. XX, S. 4, s. 148.
[3] Peter S. Rose and Donald R. Fraser, Financial Institutions, 3rd ed., Illinois: Homewood, 1988, s. 635.
[4] Güven Vural, Yatırım Ortaklıkları, Ankara: A.İ.T.İ.A. Yayını, 1978, s. 19. Tarihsel gelişimi içinde değişik şekillerde ortaya çıkan yatırım ortaklıkları bir takım kriterlere göre sınıflandırılabilmektedir. Örneğin, hisse senedi ihraç ve geri alma statüsüne göre: açık (open-end) ve kapalı (close-end) yatırım ortaklıkları, sermayenin oluşumuna göre: sermayesi yalnız adi hisse senetlerinden oluşan ve sermayesi adi hisse senetleri yanında banka kredileri, tahviller, imtiyazlı hisse senetleri veya bunların bileşiminden oluşan yatırım ortaklıkları, vergilendirme sistemine göre: özel vergi rejimine tabi olan ve olmayan yatırım ortaklıkları gibi, bkz.: Herbert E. Dougall, Investments, 9th ed., New Jersey: Prentice Hall, Inc.,Englewood Cliffs, 1973, s.147; Gordon J. Alexander and William F. Sharpe, Fundamentals of Investments, New Jersey: Prentice Hall, Inc., Englewood Cliffs, 1989, s. 523; Atilla Gönenli, İşletmelerde Finansal Yönetim, İstanbul: İ.Ü. İşletme Fakültesi Yayını, 1991, s. 491. Peter S. Rose and Donald R. Fraser, s. 638; Seth C. Anderson and Jeffery A. Born, Closed-End Investment Companies Issues and Answers, Boston: Kluwer Academic Publishers, 1992, s. 5. Raif Olgun, “Investment Trust’ler”, III. Ticaret ve Banka Hukuku Haftası (13-18 Mayıs 1963), Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, 1964, s. 400.
[5] Halil Seyidoğlu, Ekonomik Terimler Ansiklopedik Sözlük, Ankara: Güzem Yayınları, 1992; Ömer Demir ve Mustafa Acar, Sosyal Bilimler Sözlüğü, İstanbul: Ağaç Yayıncılık, 1992.
[6] Ender Gürol ve Ali Kılıçlıoğlu, İngilizce-Türkçe Çağdaş iş Dünyası Sözlüğü, İstanbul: Cem Yayınevi, 1994.
[7] Bu konuda geniş bilgi için bkz.: Yaşar Karayalçın, “İngiliz Hukukunda “Trust” ve Avrupa Hukuku”, Prof. Dr. Ali Bozer’e Armağan, Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, 1998, s. 651vd.
[8] Trust’un benzeri diğer kurumlardan farkı için bkz.: Tuğrul Ansay, “Amerikan Hukukunda Investment Trust”, II. Ticaret ve Banka Hukuku Haftası, II. Kısım, Investment Trust (18 Mayıs 1961), Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, 1963, s. 313.
[9] Olgun, s. 393.
[10] Murat Uğur Aksoy, “Yatırım Ortaklıklarının Temel Kavramları Üzerine”, İktisat ve Maliye (Şubat 1974), C.XX, S.11, s.413.
[11] Cevat Sarıkamış, Sermaye Pazarları, İstanbul: Alfa Basım Yayım Dağıtım, 1995, s. 103; Ünal Tekinalp, Sermaye Piyasası Hukukunun Esasları, İstanbul: Es Yayınları, 1982, s. 78.
[12] Aksoy, s. 413.
[13] Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına, Bankalar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesine ve 35 sayılı KHK’nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair 29.4.1992 tarih ve 3794 sayılı Kanun, R.G. T. 13.5.1992, S. 21227.
[14] R.G. T.19.10.1991, S. 21026.
[15] Seri:VI, No:4 sayılı Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliği, R. G. T. 31.7.1992, S. 21301.
[16] Vural Günal, Hukuki Açıdan Sermaye Piyasası Faaliyetleri (Araçlar-Kurumlar), İstanbul: İMKB Yayınları, 1997, s. 353.
[17] Nisim Franko, “Sermaye Piyasası Kanununun Yeni Bir Müessesesi Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı”, Batider (Aralık 1985), C. XIII, S. 2, s. 26.
[18] Davut Aydın, “Kayıtlı Sermaye Sistemi ve Uygulaması”, E.A.Ü.İ.İ.B.F. Dergisi (Haziran 1989), C. VII, S. 1, s. 170.
[19] Hamdi Yasaman, İsviçre ve Fransız Hukukunda Yatırım Fonları ve Türk Hukukunda Uygulanma İmkanları, İstanbul: Fakülteler Matbaası, 1980, s.146.
[20] Fahiman Tekil, Anonim Şirketler Hukuku, İstanbul: Alkım Yayınevi, 1998, s. 379.
[21] Yasaman, İsviçre ve Fransız Hukukunda, s.139.
[22] Yasaman, İsviçre ve Fransız Hukukunda, s.140.
[23] Franko, s. 27.
[24] Bu husus gerekçede ifade edilmiştir, bkz.: Sermaye Piyasası Mevzuatı, Ankara: SPK Yayını, 1995, 1. Bölüm, s.73.
[25] Mark R. Greene ve Robert R. Dince, Personal Financial Management, A Financial Planning Approach, 2nd ed., South Western Publishing Co., Cincinnatio, Ohio, 1987, s. 433.
[26] Yasaman, İsviçre ve Fransız Hukukunda, s. 40.
[27] Olgun, s. 394.
[28] Semih Büker, “Yatırım Şirketleri”, E.İ.T.İ.A.D. (Haziran 1974), C.X, S.2, s. 52; Feridun Ergin, Kredi Sistemi, İstanbul: İ.Ü.İ.F. Yayını, 1980, s. 58.
[29] Gordon J. Alexander and William F. Sharpe, s. 521.
[30] Muharrem Karslı, Sermaye Piyasası, Borsa, Menkul Kıymetler, İstanbul: İrfan Yayımcılık ve Ticaret, 1994, s. 132.
[31] Bruce Jacobs, All About Mutual Funds From the Inside Out, Chicago: Probus Publishing Company, 1994, s.31.
[32] Olgun, s. 394; Gönenli, s. 490.
[33] Jacobs, s. 33.
[34] Jacobs, s. 34.
[35] Haluk A. Kabaalioğlu, Sermaye Piyasasında Kamuyu Aydınlatma İlkesi, İstanbul: Ege Matbaası, 1985, s.12; Mustafa İhtiyar, Sermaye Piyasası Hukukunda Kamuyu Aydınlatma İlkesi, İstanbul: Beta Basım Yayım, s. 59 vd.
[36] Yasaman, İsviçre ve Fransız Hukukunda, s. 57.
[37] Reha Poroy (Tekinalp/Çamoğlu), Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul: Beta Basım Yayım, 2005, s. 254.
[38] Yasaman, İsviçre ve Fransız Hukukunda, s. 58; M. Birol Çapanoğlu, Sermaye Piyasası Özelleştirme Uygulamaları ve Menkul Kıymet Borsaları, İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım, 1993, s.62.