Son Güncelleme Tarihi 02.07.2004
TEMMUZ 2004-SAYI 29

 

 

Makale:

 

 

 

GELİRİN OLUŞUMU VE MALİYETİ

 

Yrd. Doç. Dr. Murat ERDOĞAN[1]

 

ÖZET

1997 yılı başından itibaren yürürlüğe giren TMS-04, Satışlar ve Diğer Olağan Gelirler Standardı ile ulusal Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensipleri (GKGMP) açısından Gelir Prensibi ve Denklik Prensibi gündeme gelmiştir. Gelir Prensibi, Gelirin Oluşumuna ve Denklik Prensibi ise Gelirin Maliyetine yöneliktir.  İşletmelerin gelirlerinin oluşumu ve maliyetinin iyi bilinmesi gelir yönetimindeki başarıyı getirecektir.

 

Anahtar Sözcükler: Satış Gelirleri, Gelirin Oluşumu, Gelir Prensibi, Gelirin Maliyeti,  Denklik Prensibi

 

Revenue Recognition And Its Costing

ABSTRACT

Revenue Principle and Matching Principle become a current issue in point of national Generally Accepted accounting Principles (GAAP) by TAS-04 Sales and Other Ordinary Revenues Standard  which became effective since the beginning of the year 1997. Revenue Principle is related to Revenue Recognition and Matching Principle is related to Revenue Cost.  Knowledge of Companies Revenue recognition and its costing will bring success of Revenue Management.

 

Key Words: Sales Revenue, Revenue Occurrence, Revenue Principle, Revenue Cost, Matching Principle

 

GİRİŞ

Gelirler işletmenin dönem içindeki olağan faaliyetleri sonucunda elde edilen ekonomik yararların brüt tutarlarıdır. 01.01.1997 tarihinde yürürlüğe giren TMS-04, Satışlar ve Diğer Olağan Gelirler[2] standardının amacı[3], olağan işlemler ve olaylar sonucu elde edilen gelirler ve karların muhasebeleştirilme yöntemlerini belirlemektir. Bu standart sözü edilen kriterlerin oluştuğu ve dolayısıyla gelirin tahakkuk ettirileceği koşulları tanımlamaktadır. TMS-04, Mal ve Hizmet Satışları (Brüt Satışlar) ve Diğer Olağan Gelir ve Karlardan kaynaklanan gelirlerin muhasebeleştirilmesinde kullanılır[4]:

 

Tüm dünyada uygulanarak bir benzerlik taşımaya başlayan muhasebe standartlarına uyumla ilgili olarak mesleki organların ya da kuruluşların kabul etmiş oldukları ve muhasebenin dayandığı genel ilkeler diğer bir deyişle muhasebe biliminin temel kavramları, GKGMP olarak adlandırılmaktadır[5]. Ülkemizde tespit edilen GKGMP[6], uluslararası alandaki GKGMP (Generally Accepted Accounting Principles, GAAP)[7] açısından TMS-04, Satışlar ve Diğer Olağan Gelirler standardının kabulüyle Gelir Prensibi (Revenue Principle) ve Denklik Prensibi (Matching Principle) olmak üzere iki önemli farklılık içermektedir. Gelir Prensibi, Gelirin Oluşumuna ve Denklik Prensibi ise Gelirin Maliyetine yöneliktir. Gelirin oluşumu ile gelirin maliyetini uluslararası ve ulusal GKGMP’nin Gelir Prensibi ile Denklik Prensibi yönüyle farklılığını ortaya koymak makalenin amacını oluşturmaktadır.

 

Gelirin muhasebeleştirilmesine ilişkin en önemli husus gelirin ne zaman tahakkuk ettirileceğinin belirlenmesidir. Gelir, işletmenin gelecekte ekonomik yararlar sağlayacağı belirlendiğinde ve bu yararlar güvenilir biçimde ölçülebildiğinde tahakkuk ettirilecektir. Ulusal GKGMP’ne göre, dönemsellik kavramı, işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve karların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması da bu kavramın gereğidir.[8] Uluslararası GKGMİ’ne göre ise sadece sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve bu dönemlere ait bilgilerin işletme tarafından hazırlanmasıdır.[9] Ulusal ve uluslararası süreklilik kavramının karşılaştırılmasında ulusal süreklilik kavramının daha geniş ve kısmen uluslararası Gelir Prensibi (Revenue Principle) kavramını kapsağı ortaya çıkmaktadır.

 

Gelir Prensibi, muhasebecilere gelirin ne zaman günlük deftere kaydedileceği ve kaydedilecek gelir tutarı hakkında bilgi vermeyi amaçlar[10].

Gelirin ne zaman kaydedileceğine ait genel prensip, kazanıldığı zaman kaydedilmesini öngörür. Bazı durumlarda, gelir mamul veya hizmetin müşteriye teslimi ile kazanılır. İşletme anlaşma gereğince herşeyi yapmış ve mal veya hizmeti müşteriye teslim etmiştir.

 

Gelirin ne kadarının kaydedileceğine ait genel prensip ise, müşteriye verilen mal veya hizmetin toplam ödenmesi gereken karşılığı kadarının kaydedilmesini öngörür.

 

GELİRİN OLUŞUMU

TMS-04, Satışlar ve Diğer Olağan Gelirler standardı aşağıdaki hususlardan kaynaklanan gelirlerle ilgili değildir. Bunlar; [11]

1.    Finansal kiralama sözleşmeleri,

2.    Özvarlık yöntemi uygulamasının sonucu olarak ortaya çıkan

a.    Bağlı menkul kıymet,

b.    iştirakler ve

c.    bağlı ortaklıklar yatırımlara ilişkin temettüler,

3.    Sigorta işletmelerinin sigorta sözleşmeleri,

4.    Mali (finansal) varlıklar ve mali (finansal) borçların gerçeğe uygun değerindeki değişiklikler,

5.    Dönen varlıkların değerindeki değişiklikler,

6.    Hayvancılık, tarım ve orman ürünlerindeki doğal artışlar,

7.    Madenlerin çıkarılmasıdır.

 

Mal Satışları

Mal satışları; 152 Mamuller, 153 Ticari Mallar ve 157 Diğer Stoklar hesap kalemlerine ilişkin satış gelirlerini içerir ve Tekdüzen Hesap Planında 6** Gelir Tablosu Hesap Sınıfının 60* Brüt Satışlar Hesap Grubunda aşağıdaki hesaplarda izlenir.

 

 

Aşağıdaki koşullar yerine getirildiğinde, mal satışlarından gelir tahakkuk etmiş sayılır.[12]

1.    İşletme alıcıya malın mülkiyeti ile ilgili önemli riskleri ve yararları devretmiştir,

2.    İşletme  mülkiyetle ilgili yönetim hakkını ve satılan mallar üzerindeki etkili kontrolünü sürdürmemektedir,

3.    Gelir tutarı güvenilir olarak belirlenebilmektedir,

4.    İşleme ilişkin ekonomik yararlardan işletmenin yararlanması söz konusudur,

5.    İşleme ilişkin oluşan veya oluşacak maliyetler güvenilir olarak belirlenebilmektedir.

 

Çoğu kez gelirin karşılığı, nakit veya nakit eşdeğerlerinden oluşur ve gelir tutarı da alınan veya alınacak nakit veya nakde eşdeğer tutar olur.

 

Ancak nakit veya nakit eşdeğerlerinin tahsilatı ertelendiği zamanlarda bedelin gerçeğe uygun değeri tahsil edilen veya edilecek olan nakdin nominal tutarından az olabilir. Örneğin, satıcı satış bedeli kapsamında alıcıya faizsiz bir kredi sağlamış veya piyasa faiz oranından düşük oranlı bir bono almış olabilir. Eğer anlaşma bir finansman işlemi niteliği taşıyorsa, bedelin gerçeğe uygun değeri gelecekteki tüm nakit tahsilatları  iskonto edilerek belirlenir. İskontoya esas alınacak faiz oranı aşağıdaki kriterlere göre belirlenir:[13]

1.    İşlemle ilgili olarak taraflar arasında anlaşmaya varılan faiz oranı (vade farkı oranı),

2.    Yukarıda maddede bir faiz oranı belirlenmemişse benzer sektörlerde benzer işlemlere uygulanan faiz oranı,

3.    Yukarıdaki madde de faiz oranlarının saptanamaması durumunda  Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın iskonto oranı esas alınır.

 

Gerçeğe uygun değer ile bedelin nominal tutarı arasındaki fark diğer bir deyişle Vadeli Satışta Vade Farkı faiz geliri olarak tanımlanır.[14] Ancak, bu açıklama şu ana kadarki uygulamada TDHP’nda 6** Gelir Tablosu Hesap Sınıfının 60* Brüt Satışlar Hesap Grubunda 602 Diğer Gelirler hesabında izlenen vadeli satışta vade farkının 64* Diğer Faaliyetlerden Olağan Gelir ve Karlar Hesap Grubunda aşağıdaki hesapta izlenmesini öngörmektedir.

 

 

 

Böylece peşin ve vadeli satış bedelleri arasında doğal olarak bulunan bekleme süresi farkı ait olduğu finans fonksiyonu ile ilişkilendirilmiş olmaktadır.[15]

 

Bir işletmenin önemli risk ve yararları alıcıya ne zaman devretmiş sayılacağının değerlendirilmesi, işleme ait koşulların incelenmesini gerektirir. Çoğu kez risk ve kullanım hakkı ile mülkiyet ve zilyetliğin devri aynı anda olabilir. Perakende satışların çoğunda bu durum görülür. Başka durumlarda ise, risk ve kullanım hakkının devredilmesiyle mülkiyet ve zilyetliğin devri farklı zamanda olabilir. Eğer işletme, mülkiyet hakkından kaynaklanan  önemli riskleri taşımaya devam ediyorsa bu işlem bir satış değildir ve gelir tahakkuk ettirilmez.[16]

 

Satış Geliri, tahsil edilen veya tahsil edilecek varlıkların gerçeğe uygun değeri ile diğer bir deyişle, karşılıklı pazarlık ortamında bilgili bir alıcı ile bilgili bir satıcı arasında bir varlığın el değiştirmesi veya bir borcun ödenmesi durumunda ortaya çıkması gereken tutar ile ölçülür. Bir işleme ilişkin satış geliri tutarı, işletme ile alıcı arasında yapılan sözleşmeye göre belirlenir. Bu tutardan işletme tarafından yapılan miktar, kasa ve ticari iskontolar indirildikten sonra gerçeğe uygun değer saptanır. Bu değer işletmenin  Net Satışlarını ifade eder ve TDHP’nda 6** Gelir Tablosu Hesap Sınıfının 60* Brüt Satışlar ve 61* Satış İndirmleri Hesap Gruplarında aşağıdaki şekilde gösterilir.

 

 

Hizmet Satışları

Satış işlemlerinde alış işlemlerinde olduğu gibi, her zaman ticari mal söz konusu değildir. Bazı durumlarda hizmet de satılır. Ancak satılan hizmet içinde bulunulan dönemde tamamlanabileceği gibi, birden fazla dönemi de kapsayabilir. Araba yıkatmak, temizlik yaptırmak gibi hizmetler içinde bulunulan dönemde sonuçlanır ve verilen belge ile doğrudan gelir yazılırlar. Hizmet satışları ise, belli bir zaman süresi ile sözleşmeye bağlanmış hizmetlerin yapılmasından kaynaklanan gelirlerdir. Kira, reklam sözleşmesi, sigorta sözleşmesi, abonelik sözleşmesi ve onarım gideri gibi kalemler içinde bulunulan dönemle beraber gelecek dönemleri de ilgilendiren hizmet satışlarıdır.[17] Hizmet satışlarında süre, bir muhasebe dönemi kadar veya bu dönemden uzun veya kısa olabilir.

 

Giderlerin saptanamadığı durumlarda gelir tahakkuk ettirilmemelidir.[18] Böyle durumlarda malların ve hizmetlerin satış tutarı olarak tahsil edilen tutar gelir tablosunda yer almaz. Bu tutarlar Gelecek Aylara/Yıllara Ait Gelirler olarak  dönem sonu bilançosunda yer alır. Bu durumda bilançonun aşağıdaki hesapları kullanılır.

 

Bir muhasebe döneminden kısa sürede gelire dönüşecek hizmet satışları Bilançonun 38* Gelecek Aylara Ait Gelirler ve Gider Tahakkukları Hesap Grubunda aşağıdaki hesapta izlenir.

 

 

Daha uzun sürede gelire dönüşecek olan hizmet satışları ise 48* Gelecek Yıllara Ait Gelirler ve Gider Tahakkukları Hesap Grubunda aşağıdaki hesapta izlenir.

 

 

Diğer Olağan Gelir ve Karlar

Gelir olarak tanımlanan Diğer Olağan Gelir ve Kar unsurları; işletmenin esas faaliyeti dışında iştiraklerden, bağlı ortaklıklardan ve diğer sermaye yatırımlarından elde edilen temettü gelirleri, faiz gelirleri, kira gelirleri, kambiyo karları, menkul kıymet satış karları gibi kalemleri kapsar ve TDHP’nda 6** Gelir Tablosu Hesap Sınıfının 64* Diğer Faaliyetlerden Olağan Gelir ve Karlar Hesap Grubunda aşağıdaki şekilde gösterilir.

 

İşletme varlıklarının diğer işletmeler ve kişiler tarafından kullanılmasından kaynaklanan faiz, haklar ve temettü gelirlerini;[19] işleme ilişkin ekonomik yararlardan işletmenin yararlanması veya gelir tutarının doğruya yakın belirlenmesi söz konusu ise; faizlerin tahakkukunda raporlama dönemindeki kullanılma süreleri esas alınır, haklardan doğan gelirlerin raporlama dönemine ilişkin tutarları sözleşme koşullarına göre tahakkuk eder, temettüler, ortakların kar payları genel kurul tarafından onaylandığında tahakkuk eder.

 

Tahakkuk etmiş ancak henüz ödenmemiş faizi içeren bir menkul kıymet alındığında, izleyen faiz tahsilatı edinme öncesi ve sonrası dönemlere tahsis edilerek yalnızca edinme sonrasına ait kısmı gelir kaydedilir.

 

Edinme öncesi net geliri ilan edilmiş hisse senedi temettüleri bu menkul kıymetlerin alış maliyetinden indirilir.

 

Genellikle haklardan doğan gelirler sözleşme koşullarına göre tahakkuk ettirilir. Ancak, anlaşmanın özelliğine göre gelirin saptanmasında diğer esaslar da uygulanabilir.

 

Gelirin Oluşumu ile İligili Olaylar

Mal ve hizmet satışları (brüt satışlar) [20]; mal satışlarından satış siparişi alma, ticari mal satışı, satış iadesi, satış indirimi (ıskontosu), stokun elden çıkarılmaya karar verilmesi ve stokun elden çıkarılması; hizmet satışlarından gelecek aylara ait gelirin oluşması, ay sonunda gerçekleşen gelirin mahsubu, yıl sonuna kadar gerçekleşmeyen gelirlerin gelecek yıla aktarılması ve yeni dönem başında gerçekleşmeyen gelirlerin cari döneme aktarılması; diğer olağan gelir ve karlardan[21] vadesi gelen kuponlar, vadesi gelen kuponların kesimi, vadesi gelen kuponların tahsilatının yapılması, vadeli hesap, özel sektörün çıkarttığı tahvil, senet ve bono, hisse senedi ve yabancı paraya yönelik olaylar gelirin oluşumuna örnek olarak verilebilir. [22]

 

GELİRİN MALİYETİNİN SAPTANMASI

Bir işleme ilişkin gelir tutarı, işletme ile alıcı arasında yapılan sözleşmeye göre belirlenmekte, bu tutardan işletme tarafından yapılan miktar, kasa ve ticari iskontolar indirildikten sonra gerçeğe uygun değer saptanmakta ve bu değer işletmenin Net Satışlarını ifade etmekte idi.

 

Denklik Prensibi, giderlerin kaydında temel husustur. Gider, gelirin kazanılması için kullanılan varlıkların maliyetidir. Belli bir dönemin satışları, gelirleri ve karları bunları elde etmek için yapılan maliyetler, giderler ve zararlar ile karşılaştırılması Denklik Prensibi olarak adlandırılmaktadır. Giderleri gelirler ile denkleştirmek demek, dönem kar veya zararını hesaplarken, giderleri gelirlerden düşmek demektir. Ancak, hangi giderin gelirden düşüleceğinin belirleyicisi, gelirler ve aynı tip giderler arasındaki doğal ilişkidir. Tüm gelirler, elde edilen gider için yapılan gider ile elde edilen gelir arasındaki Direkt İlişki Esasına göre gelir tablosunda gösterilmelidir. Örneğin, ancak ticari mal satılırsa, bunun maliyeti gelir tablosunda gözükecektir. Bazı giderler için, herşeye rağmen direkt bir ilişki kurmak zordur. Bu durumda muhasebeciler dönem gideri kavramını kullanırlar. 

 

Denklik Prensibi, muhasebecilere, muhasebe dönemi boyunca yapılan tüm giderlerin tanımlanmasını; giderlerin ölçülmesini ve aynı dönemde elde edilen gelir ile giderlerin denkliğinin kurulması hakkında bilgi vermeyi amaçlar.[23]

 

Verilen hizmete ilişkin gelirin doğruya yakın biçimde tahmin edilebildiği durumlarda, gelir tutarı ilgili hizmetin bilanço tarihi itibariyle tamamlanma yüzdesi esas alınarak tahakkuk ettirilir. Gelir tutarının doğruya yakın olarak belirlendiği durumlarda, hizmete ilişkin ekonomik yararlardan işletmenin yararlandığı durumlarda, hizmetin tamamlanma yüzdesinin bilanço tarihinde doğruya yakın olarak belirlendiği durumlarda, hizmet için yapılan giderlerle, hizmetin tamamlanması için yapılacak giderlerin doğruya yakın belirlendiği durumlarda hizmete ilişkin gelirler doğruya yakın biçimde tahmin edilebilir:[24]

 

Bir hizmetin tamamlanma yüzdesi çeşitli yöntemlerle hesaplanabilir. İşletme, verdiği hizmeti doğruya yakın ölçecek olan yöntemi kullanacaktır. Hizmetin özelliğine bağlı olarak hizmetin yapılan kısmına ilişkin veriler, verilecek toplam hizmetin bir yüzdesi olarak bugüne kadar yapılmış hizmetler, veya hizmetin öngörülen toplam maliyeti içinde bugüne kadar yapılmış maliyetlerin oranı yöntemleri kullanılabilir. Bugüne kadar yapılmış veya yapılacak olan maliyetler içine yalnız bugüne kadar tamamlanmış hizmetleri yansıtan maliyetler dahil edilmelidir. Hizmetin tahmini toplam maliyetleri içine yalnızca yapılan veya yapılacak hizmetleri yansıtan maliyetler dahil edilmelidir.

 

Peşin ödemeler ve müşterilerden alınan avanslar genellikle gerçekleşmiş hizmetleri yansıtmaz.

 

Verilen hizmete ilişkin gelirin doğruya yakın tahmin edilemediği durumlarda, gelir yalnızca tahakkuk etmiş ve karşılığında bir gelir yaratabilecek giderler boyutunda tahakkuk ettirilir.

 

Gelir ancak mal ve hizmete ilişkin ekonomik yararlardan işletmenin yararlanması söz konusu olduğunda tahakkuk ettirilir. Ancak gelire dahil edilmiş bir tutarın tahsil edilebilirliği konusunda belirsizlik ortaya çıktığında, tahsil edilemeyecek tutar veya tahsil edilebilmesi mümkün görülmeyen tutar başlangıçta tahakkuk ettirilmiş gelirin düzeltilmesi yerine bir gider olarak tahakkuk ettirilir.

 

Satışların maliyetinin hesaplanmasının zaman boyutunda vemaliyet boyutunda esas olan faktörleri farklıdır. 

 

Satışların maliyetinin hesaplanmasının zaman boyutunda, diğer bir deyişle Satışların Maliyetinin ne zaman hesaplanacağı konusunda esas faktör işletmenin kullanmakta olduğu Envanter Yöntemidir. Bunlardan biri Aralıklı Envanter Yöntemi, diğeri Sürekli Envanter Yöntemidir. Bu yöntemlerden hangisinin uygulanacağı işletmelerin mal türüne, örgüt yapısına ya da işletme yöneticilerinin bilgi edinme gereksinimine bağlıdır.[25]

 

Buna karşın vergi kanunları açısından açık olarak aralıklı envanter yönteminin kullanılmasını engelleyen herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte maliyet hesaplarının niteliği dikkate alınacak olursa vergi kanunları açısından da sürekli envanter yönteminin kullanılması gerektiği anlaşılacaktır.

 

Satışların maliyetinin hesaplanmasının maliyet boyutunda, diğer bir deyişle Satışların Maliyetinin nasıl hesaplanacağı konusunda esas faktör ise, işletmenin kullanmakta olduğu maliyet yöntemidir. Bunlardan biri Fiili Maliyet Yöntemi, diğeri Basit Ortalama Maliyet Yöntemi, Tartılı Aritmetik Ortalama Maliyet Yöntemi, Hareketli Ortalama Maliyet Yöntemi ve İtibari Maliyet Yöntemini kapsayan Ortalama Maliyet Yöntemidir. Bu yöntemlerden hangisinin uygulanacağı da zaman boyutunda olduğu gibi işletmelerin mal türüne, örgüt yapısına ya da işletme yöneticilerinin bilgi edinme gereksinimine bağlıdır.

 

Bir işleme ait Net Satışlar ve Satışların Maliyeti hesaplandıktan sonra Brüt Kar veya Zarar tutarı saptanır. Bu değer, işletmenin Net Satışları ile Net Satışların Maliyeti arasındaki farkı ifade eder ve Gelir Tablosunda aşağıdaki şekilde gösterilir.

 

 

Gelirin Maliyetine Ait Örnek Olaylar

Ticari mal satışı kapsamında; yurtiçi ticari mal satışı, satış siparişi alınan yurtiçi ticari mal satışı, yurtdışı ticari mal satışı, ortaklara ticari mal verilmesi, satış iadesi ve stokun elden çıkarılması gelirin maliyetine örnek olarak verilebilir.[26] [27]

 

SONUÇ VE ÖNERİLER

Tüm dünyada uygulanarak bir benzerlik taşımaya başlayan muhasebe standartlarına uyumla ilgili olarak, ulusal GKGMP’nin gözden geçirilip “İşletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve karların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması da bu kavramın gereğidir.” şeklinde tanımlanan dönemsellik tanımı içerisinden Gelir Prensibi’nin ayrılması ve bunun Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği Sıra No:1, I -Muhasebenin Temel Kavramları içerisine ayrı bir başlık halinde alınarak; muhasebenin temel kavramları içerisinde hiç tanımlanmamış olan Denklik Prensibi’nin de  aynı yere ayrı bir başlık altında eklenerek ulusal GKGMP’nin uluslararası GKGMP’ne uyumunun sağlanmasının ve faiz geliri olarak tanımlanan Vadeli Satışta Vade Farkının şu ana kadarki uygulamadaki durumunun ulusal ve uluslararası standarda uyumunun sağlanmasının uygun olacağı önerilir.

 

KAYNAKÇA

 

ERDOĞAN, Murat             :Finansal Muhasebe, Yöneticilerin Karar Verme Aracı Olarak, Beta, İstanbul, 2002.

 

ERDOĞAN, Murat             :Dönem Sonu İşlemleri ve Muhasebesi, Yöneticilerin Karar Verme Aracı Olarak,  Beta, İstanbul, 2003.

 

ERDOĞAN, Murat             :Bilgisayar Tabanlı Finansal Muhasebe, Yöneticilerin Karar Verme Aracı Olarak, Beta, İstanbul, 2003.

 

ERDOĞAN, Murat            :TMS-04 Satışlar ve Diğer olağan Gelirler, Kazancı

                                          Yayınları, İstanbul, 2004.

 

ERDOĞAN, Murat             :Ticari İşletmelerde  TMS-13 STOKLAR, Kazancı

BAYDEMİR, Mehmet                                                                   Yayınları,İstanbul, 2003.

 

HARRISON,Walter

HORNGREN,Charles        :Fiancial Accounting, Prentice Hall, New Jersay, 2001, p.677-678

 

KIMMEL, Paul ato.            :Financial Accounting, Tools for Busines Decision Making, WILEY, USA, 2000.

 

WEYGANT, Jerry ato.       :Financial Accounting, 3rd Ed, WILEY, USA, 2000.

 

SAYARI, Mehmet              :4 Numaralı satışlar ve Diğer olağan gelirler standardının uygulamamıza getirdiği yenilikler, MÖDAV Muhasebe Bilim Dünyası Dergisi, Mart 2000, s.19-22.

 

AKBULUT Yıldız                          :Türkiye Muhasebe Standardı- 4: Satışlar ve Diğer Olağan Gelirler Standardının İncelenmesi, Muhasebe ve Denetime Bakış Dergisi, yıl:1, sayı:3, Ocak 2001. 

 

TÜRMOB                          :Türkiye Muhasebe Standartları 2001, TÜRMOB, Ankara, 2001

 

Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği / Sıra No: 1

 

Sermaye Piyasasında Mali Tablo Ve Raporlara İlişkin İlke Ve Kurallar Hakkında Tebliğ / Seri No: XI/I

 

Muhasebe Uygulama Yönetmeliği

 

www.aicpa.org                   :American Institute of Certified Public Accountants, AICPA    (Amerikan Diplomalı Kamu  Muhasipleri Enstitüsü).

www.fasb.org                     :(Financial Accounting Standarts Board, FASB) Finansal Muhasebe Standartları Kurumu

www.kazanci.com.tr            :Kazancı Bilişim, Mevzuat Bilgi Bankası

www.maliye.gov.tr              :Maliye Bakanlığı

www.spk.gov.tr                  :Sermaye Piyasası Kurulu.

www.turmob.org.tr             :TURMOB

 



[1] Yeditepe Üniversitesi, İİBF öğretim üyesi

[2] TÜRMOB, Türkiye Muhasebe Standartları 2001, TÜRMOB, Ankara, 2001, s.117-125

[3] TMS-04 Satışlar ve Olağan Gelirler, Md.1;UMS-18 Satışlar ve Olağan Gelirler, Objective

[4] TMS-04, Md.3; UMS-18, Md.1

[5] ERDOĞAN Murat ,Yöneticilerin Karar Verme Aracı Olarak Finansal Muhasebe, Beta, İstanbul, 2002. s.18

[6] Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği / Sıra No: 1, I- MUHASEBENİN TEMEL KAVRAMLARI

[7] HARRISON Walter, HORNGREN Charles, Financial Accounting, Prentice Hall, New Jersay, 2001, p.677-678

[8] Sermaye Piyasasında Mali Tablo Ve Raporlara İlişkin İlke Ve Kurallar Hakkında Tebliğ / Seri No: XI/I, Md.7

[9]KIMMEL Paul ato., Financial Accounting, Tools for Busines Decision Making, WILEY, USA, 2000, p.22

[10] WEYGANT, Jerry ato., Financial Accounting, 3rd Ed, WILEY, USA, 2000. p.94

[11] TMS-04, Md.6; UMS-18, Md.6

[12] TMS-04, Md.10; UMS-18, Md.14

[13] TMS-04, Md.9; UMS-18, Md.11

[14] TMS-04, Md.9; UMS-18, Md.11

[15] SAYARI Mehmet, 4 Numaralı satışlar ve Diğer olağan gelirler standardının uygulamamıza getirdiği yenilikler, MÖDAV Muhasebe Bilim Dünyası Dergisi, Mart 2000, s.21.

[16] TMS-04, Md.11; UMS-18, Md.15

[17] ERDOĞAN Murat, Finansal Muhasebe, Yöneticilerin Karar Verme Aracı Olarak, Beta, İstanbul, 2002, s.237

[18] TMS-04, Md.12; UMS-18, Md.19

[19] TMS-04, Md.17; UMS-18, Md.29

[20] ERDOĞAN Murat, TMS-04 Satışlar ve Diğer olağan Gelirler, Kazancı Yayınları, İstanbul, 2004, s.20-67’de  örnek olaylar verilmiştir.

 

[21] ERDOĞAN Murat , Dönem Sonu İşlemleri ve Muhasebesi, Yöneticilerin Karar Verme Aracı Olarak, Beta, İstanbul, 2003, s.104-106, 82-86, 121-125,112-114, 48-51’de  örnek olaylar verilmiştir.

[22] ERDOĞAN Murat , Bilgisayar Tabanlı Finansal Muhasebe, Yöneticilerin Karar Verme Aracı Olarak, Beta, İstanbul, 2003 tüm örnek olayların bilgisayar ortamında kaydını sağlayan Muhasebe İşlem Programı verilmiştir.

 

[23] WEYGANT, Jerry ato., Financial Accounting, 3rd Ed, WILEY, USA, 2000. p.94

[24] TMS-04, Md.13; UMS-18, Md.20

[25] ERDOĞAN Murat ve BAYDEMİR Mehmet, Ticari İşletmelerde  TMS-13 STOKLAR, Kazancı Yayınları,İstanbul, 2003, s.49

 

[26] ERDOĞAN Murat, TMS-04 Satışlar ve Diğer olağan Gelirler, Kazancı Yayınları, İstanbul, 2004, s.85-101’de  örnek olaylar verilmiştir.

 

[27] ERDOĞAN Murat Bilgisayar Tabanlı Finansal Muhasebe, , Yöneticilerin Karar Verme Aracı Olarak,  Beta, İstanbul, 2003 tüm örnek olayların bilgisayar ortamında kaydını sağlayan Muhasebe İşlem Programı verilmiştir.