Son Güncelleme Tarihi 27.05.2005
MAYIS 2005-SAYI 39

Makale:

AVRUPA  BİRLİĞİ  VE  KÜRESEL TERÖRİZMLE  MÜCADELE

Yrd.Doç.Dr. Mehmet Özcan·

Serkan Yardımcıb

                        Giriş

Parg. 1.                      Günümüzün en önemli güvenlik sorunlarından biri olan terörizm, 200 yılı aşan tarihinde her dönemde kendine yeni fırsatlar açmış ve başarılar elde etmiştir. Öyle ki, insanlığın büyük sevinç ve huzur beklentileri ile karşıladığı 21. yüzyılın hemen başında dünya, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de, ardından İstanbul, Madrid, Beslan ve bir çok yerde meydana gelen saldırılar ile yeni bir döneme girmiştir. Aynı zamanda terörizm de 21. yüzyılda kendini yenilemiş ve küresel veya yeni terörizm olarak adlandırılmaya başlanmıştır.

Parg. 2.                      11 Eylül New York saldırıların ardından kim, neden, niçin ve nasıl sorularının zihinleri meşgul ettiği sırada ABD yönetimi cevabı  “iyiler ile kötülerin savaşı” olarak tanımlamış ve ardından küresel terörizme karşı savaş açtığını söyleyerek Afganistan’a askeri harekat düzenlemiştir. Atlantik’in iki yakasının Yeni Dünya kısmında bu gelişmeler olurken, diğer yakası olan Eski Dünya, Avrupa’nın nasıl bir cevap vereceği merakla beklenen bir durum olmuştur. Çünkü Yeni Dünya küresel teröre karşı mücadelesinde şu ana kadar başarı sağlayamamıştır. Dünya kamuoyunu endişelendiren ve bir çok eleştiri alan mücadelesi her geçen gün bilinmezlere doğru yol almaktadır

Parg. 3.                      Ekonomik entegrasyonunu büyük ölçüde tamamlayan, ancak uluslararası politika, iç ve dış  güvenlik konularında bir türlü “birlik” olamayan ve bu alanlarda bir çok sorunla boğuşan Avrupa Birliği (AB) için de 11 Eylül saldırıları  yeni bir dönemi başlatmıştır. Aslında ikiz kuleleri vuran saldırıların, aynı zamanda AB’nin iç ve dış güvenlik alanındaki tabuları yıktığını da söylenebilir. Devletlerin egemenlik yetkisinin en hassas noktasında yer alan konuların başında gelen terörizmle mücadele anlayışına, AB bünyesinde bir çok noktada müdahale edilmiştir. 11 Eylül sonrası AB, terörizme karşı kapsamlı bir mücadele başlatmıştır.

Parg. 4.                      Ancak terörizmin ortaya çıktığı yer olmakla beraber, aynı zamanda terörizmle mücadelede 20. yüzyıl boyunca önemli mesafeler katederek başarılı modeller ortaya koyan Avrupa’nın bu yeni terörizme karşı nasıl bir yaklaşım sergileyeceği sorusu, terörizm gerçeğini ve onun dehşetli yüzünü bilenler için merak konusu olmuştur. Bu düşüncelerle beraber, diğer yandan “terörizm gerçekten bütün boyutları ile AB güvenliğine yönelik bir tehdit olarak algılanmakta mıdır, yoksa terörizmle mücadele Adalet ve İçişleri alanındaki işbirliğini sürecini hızlandırmaya yönelik kullanılan bir araç mıdır? AB’nin terörizm tanımı nedir? Terörizmle mücadele adına ne gibi düzenlemeler yapılmıştır? Şimdiye kadar devletlerin üzerinde uzlaşma sağlayamadığı terörizm konusunda AB ülkeleri arasında politik ve yasal bir uzlaşı var mıdır? AB Anayasası’nın nasıl bir etkisi olacaktır? AB terörizmle mücadeleyi hangi boyutları ile ele almaktadır? AB’nin terörizmle mücadelesi bir model olabilir mi? Mücadelesi yeterli midir? ABD’nin terörizmle mücadele anlayışından farklı mıdır?” gibi AB politikaları arasında 11 Eylül sonrası öne çıkan terörizmle mücadele konusunda ister istemez akla bir çok soru gelmektedir.

Parg. 5.                      Bu çalışmada, bu sorulara cevap aramak için öncelikle birinci bölümde 11 Eylül sonrası yaşanan gelişmelerin AB iç güvenliğine olan etkileri kısaca değerlendirilecektir. Daha sonra ikinci bölümde terörizmle mücadelelerde büyük tecrübelere sahip Eski Dünya’nın 11 Eylül’e kadar olan dönemde, AT/AB çatısı altında terörizmle mücadelesi genel olarak gözden geçirilecektir. Üçüncü bölümde, 11 Eylül sonrası AB politikaları, dördüncü bölümde Madrid saldırılarına AB’nin yanıtı incelenecektir. Beşinci bölümde ise AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’nda terörizmle mücadele politikası ele alınacaktır. Sonuç bölümünde ise genel olarak AB’nin terörizme karşı politikalarının bir analizi yapılacaktır.

                        1. 11 Eylül Sonrası Sürecin AB İç Güvenliğine Etkilerine Genel Bir Bakış

Parg. 6.                      11 Eylül 2001 tarihinde New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırılar ile dünya daha önce benzerini görmediği bir terör saldırısı ile karşı karşıya gelmiştir. Bu olay, küresel güç Amerika Birleşik Devletleri’ni derinden etkilediği gibi, uluslararası politikada da bir takım değişikliklere sebep olmuştur. Kendi topraklarında saldırıya maruz kalan ve saldırıların faili olarak Usame Bin Ladin ve örgütü El-Kaide’yi sorumlu tutan ABD yönetimi, küresel terörizmle mücadele etme adına önce Afganistan, sonrasında Irak’a karşı askeri harekat başlatmıştır. 11 Eylül saldırıları, devletlerin güvenlik algılamalarını değiştirmekle beraber aynı zamanda dünya düzeni de artık bu tarihten itibaren yeni bir şekil almaya başlamıştır.[1]

Parg. 7.                      Düşman, artık sınırların dışından değil, içinden vurabilmektedir. Dünyanın en zengin ve güvenli toprakları buna karşı korumasızdır. Ortaya çıkan bu manzara sonucunda, ulus devlet düzeyinde tek başına güvenliğin ve savunmanın sağlanamayacağı konuşulmaya başlanmıştır. Bu düşünceler aynı zamanda Avrupa ülkelerini de etkilemiştir.[2] Yine 11 Eylül saldırıları sonrası dünya genelinde terörizme bakış açısı da değişmiştir. Artık 20. yüzyıl uluslararası politikasına özgü olarak devletlerin elinden bir araç[3] olmaktan çıkan bu tehlikeli silah, tüm insanlığı tehdit eder hale gelmiştir. Bundan sonra insanlığın ve çağdaş ortak değerlerinin karşısında ciddi tehdit olarak küresel veya uluslararası olarak nitelendirilen, küresel düzlemde hareket kabiliyetine sahip, sınırlarla bağımlı kalmayan, teknoloji,iletişim ve ulaşım alanındaki hızlı gelişmelerden yararlanan yeni bir terör çeşidi vardır.

Parg. 8.                      11 Eylül saldırıları, küresel bir diğer güç olma yolunda ilerleyen Avrupa Birliği’nin de (AB) terörizme bakış açısını etkilemiştir. 11 Eylül öncesi, terörizmi ve terörle mücadeleyi diğer ciddi suçlarla beraber Europol’un çalışmaları içerisinde değerlendiren ve hem Avrypa Birliği’nin kurumsal boyutunda, hem de üye ülkelerinin çoğunda etkin anti-terörizm düzenlemeleri olmayan[4] AB, bu olaydan hemen sonra terörizme karşı vizyon ve strateji arayışlarına girmiş ve küresel terörizmle mücadele açısından yeni politikalar geliştirmeye yönelik adımlar atmıştır. Zira 21 Eylül 2001 tarihinde olağanüstü toplanan devlet ve hükümet başkanları Zirvesinde AB Avrupa Konseyi ‘terörizm dünya ve Avrupa’ya karşı gerçek bir tehdittir ve terörizmle mücadele AB’nin öncelikli hedeflerinden birisi olacaktır’ ifadesini kullanmıştır.[5] Gerçekten de takip eden günlerde Adalet ve İçişleri Bakanları Konseyi, polis ve adli işbirliğinin geliştirilmesinden, terörizmin finansal gücünün önlenmesine kadar anti-terörizm ile ilgili olarak bir çok yeni düzenlemeyi gündeme getirmiştir. Hatta İngiltere İçişleri Bakanı David Blunket, Avrupa Komisyonu’nun son dört yıl içinde hiç bu kadar hızlı çalıştığını görmediğini söylemiştir.[6] Aynı zamanda radikal denilebilecek bu önlemler, daha az tartışma ve çabuk kabullerle uzlaşıya varılarak kabul edilmiştir.[7] Çünkü terörün yarattığı korku ortamı insanları psikolojik olarak etkilemektedir. Avrupa Komisyonu’nun 2004 yılında gerçekleştirdiği ankete göre Avrupalıların %82’si, terörizmi ‘en yakın korkulan tehdit’ olarak gördüğünü ifade etmiştir.[8]

Parg. 9.                      Bununla birlikte AB için temel sorunlardan birisi de uluslararası güvenliği gerilime sokan terörizm tehditine karşı küresel düzlemde tutarlı, etkin ve inandırıcı bir cevap verebilmektir.[9] Bu açıdan Birlik’in iç güvenlik politikası kadar Ortak Dış ve Güvenlik Politikası da  terörizmle mücadele açısından önem kazanmıştır. Uluslararası terörizmin beslenme kaynağı olarak görülen bölgelere (Ortadoğu ülkeleri) veya Filistin-İsrail gerilimine ve diğer etnik çatışmaların gerçekleştiği yerlere yönelik AB’nin politikası ne olacaktır? Birlik’in üçüncü ülkelerle olan ilişkilerinde terörizm faktörü nedir? gibi sorular gündeme gelmiştir. Ancak AB’nin bu konuda etkinliğini sağlamak için ulus-üstü politikalar ortaya koyması, kendi yapısı itibari ile bu süreçte olası değildir. Dolayısıyla üye devletleri ortak bir tutuma çekmek AB için bir öncelik olsa da bunun gerçekleştirilmesi de beklendiği kadar kolay olmamıştır.

Parg. 10.                  Amsterdam Antlaşması sonrasında, AB vatandaşlarına ‘bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanı’ oluşturmayı hedefleyen AB kurumları, iç güvenlik alanında çalışmalarını, çoğunlukla uyuşturucu kaçakçılığı, organize suçlar, insan kaçakçılığı, sınır güvenliği ve diğer ciddi suçlar üzerine yoğunlaştırmışlardır. Avrupa güvenliği için en önemli tehdit olarak bu suçlar görülmekteydi ki, halen bu tehdit algılamaları devam etmektedir. Ancak 11 Eylül’den sonra AB iç güvenlik tehdit algılamasında, terörizm başlı başına ele alınan bir konu olmuştur. Bilindiği gibi ekonomik entegrasyonunu sağlamada oldukça başarılı bir örnek olan AB, iç güvenlik alanında işbirliği sürecini hükümetlerarası düzlemde sürdürmektedir. Maastricht Antlaşması ile beraber ortaya çıkan üç sütunlu yapıda Üçüncü Sütun başlığı altında Adalet ve İçişleri alanında işbirliği çalışmaları Amsterdam sonrası artarak devam etmiştir. 1997 Amsterdam Antlaşması ve 1999 Tampere Zirvesi ile alınan kararlar ve eylem planları bu alandaki işbirliği çalışmalarına ivme kazandırmıştır. Özellikle Tampere sonrası ‘özgürlük, güvenlik ve adalet alanını’ sağlamaya yönelik bir dizi önlem listesi belirlenmiştir. Bu dönemdeki çalışmalar sınırların güvenliği, yasadışı göç ve insan kaçakçılığı, dolandırıcılık ve örgütlü suçlarla mücadeleye odaklanmıştır. Ancak 11 Eylül saldırıları AB’nin bu alandaki politikalarını ve bu politikalara yönelik tartışmaların içeriklerini değiştirmiştir.[10] Bir yönü ile 11 Eylül’den sonra Avrupa, iç güvenlik alanında hızlı bir entegrasyon sürecine girmiştir.[11]                                                                                                                                

2. 11 Eylül Öncesi AB’nin Terörizmle Mücadelesine Genel Bakış

Parg. 11.                  Aslında iç veya dış kaynaklı olsun terörizm ve terörizmle mücadele, Avrupa topraklarında ve AB üyesi devletler arasında yeni bir politika değildir.[12] Bazı Avrupa devletleri yıllar boyunca terörist eylemler ile yüz yüze gelmiştir. Fakat bu ülkeler sorunu kendi iç güvenlik sorunu olarak görmüşler ve politikalarını bu yönde belirlemişlerdir.

Parg. 12.                  Ancak terörizmi tanımlamak ve ortak mücadele konsepti geliştirmek açısından, AB’nin 11 Eylül olayları meydana gelene kadar ciddi anlamda örgütsel, ortak bir politikası yoktur. Zaten uluslararası politika ve hukukta da, genel olarak tüm devletlerce kabul gören bir terörizm tanımı yapılamamıştır.[13] Bunun en temel nedenlerinden birisi, devletler arasındaki terörizme bakışta var olan görüş ayrılıklarıdır. Terörizmle mücadele, genel olarak devletlerin ulusal egemenlik yetkisinde bir iç güvenlik konusu olarak kabul edilmiştir.[14] Bu açıdan ele alındığında vatandaşların güvenliği devletin garantisi altındadır. AB üyesi devletler, Topluluğun ilk dönemlerinde savunma, güvenlik ve dış politika alanlarını, ekonomi ve ticaret alanlarının aksine kendi egemenlik yetkilerini içinde görmüşler ve yetkilerini AT kurumları ile paylaşmaktan ısrarla kaçınmışlardır.[15] İç güvenlik alanında “devletin egemenlik yetkisi” terörizmle mücadele dahil olmak üzere ön planda yer almaktadır. Özellikle Avrupa Savunma Topluluğu girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanması ve siyasal birlik hedeflerinin ertelenmesi Avrupa entegrasyonunu ekonomik ve endüstriyel sektörler üzerine yoğunlaştırmıştır.[16] Üye devletler iç güvenlik alanlarında egemenlik devrine uzun yıllar sıcak bakmamışlardır.[17] Terörizm sorunu ise ülkelerin bir iç sorunu olarak görüldüğünden dolayı, terörizme karşı politik yaklaşımlar ve mücadele stratejileri de ülkeden ülkeye farklılıklar göstermiştir. Oysa 19. yüzyılın sonlarında dahi Avrupa üzerindeki anarşist ve terörist aktiviteler yüzünden zamanın Avrupa devletleri arasında işbirlikleri oluşmuştur.[18] Terörizmin AT/AB çatısında ele alınması bir takım aşamalardan geçmiştir ki terörizmin uluslararasılaşması, uluslarararası alanda daha kolay hareket edebilmesi ve faaliyetlerini Avrupa toprakları üzerine taşıması bunun temel etkenlerden birisi olmuştur.

 

Parg. 13.                  AT ülkeleri, özellikle 1960’lı yılların sonunda ve 70’li yıllarda terörist eylemler ile yüz yüze geldiklerinde, terörizmin demokratik toplumlara olan tehditini ve içinde bulundukları yapının terörizme elverişliliğini fark etmişlerdir.[19] Bu yıllarda Avrupa ülkelerinde terörist faaliyetlerde bulunan bir çok örgüt vardır. Almanya’da Baader-Meinhoff ve Kızıl Ordu Fraksiyonu (Red Army Fraction), Fransa’da Action Directe, ASALA, İtalya’da Red Brigades, İspanya’da ETA ve İngiltere’de IRA etkin olan terör örgütleridir.[20] Ancak Avrupa devletleri kendi içlerindeki bu terör örgütlerine karşı yasal çerçeve içinde, insan haklarına dayalı, hukukun üstünlüğünü koruyucu, teknik donanımı ve bilgi düzeyi gelişmiş polis birimlerinin denetlenebilir ve saydam politikaları ile başarılı mücadeleler gerçekleştirmiştir.[21] Yine bu güvenlik politikalarının yanında, terörizmle mücadeleye yönelik, bu mücadelenin ideolojik temelleri atılmıştır. Bu bağlamda teröristlerin ileri sürdükleri ideolojik söylemlere karşı Avrupa’da sosyal, politik, yasal, ekonomik ve kültürel alanlarda düzenlemeler gidilmek suretiyle, örgütlerin ellerindeki propaganda gücü alınmaya çalışılmış ve önemli başarılar elde edilmiştir. Terörle mücadeleden öte terörizmle kapsamlı mücadele önem kazanmıştır.[22]

 

Parg. 14.                  Ancak 1972 Münih olimpiyatlarında meydana gelen terörist saldırılar ve ardından Ortadoğu kökenli terör grupları tarafından Avrupa kıtası üzerinde eylemler gerçekleştirilmesi, uluslararası terörizm sorununun Avrupa’ya taşındığının göstergesi olmuş ve tehlikenin boyutuna dikkat çekmiştir.[23]

Parg. 15.                  Bunun üzerine AT ülkeleri arasında 1976 yılından itibaren Topluluk hukuku dışında ancak hükümetlerarası işbirliği şeklinde gelişen ve üye ülkeler arasında iç güvenlik alanında işbirliğini başlatan TREVI grupları başlamıştır. TREVI grupları üye ülkelerin adalet ve içişleri bakanlarının ve kamu yetkililerinin bir araya geldiği bir forumdur ve temel olarak terörizmle mücadele konusunda bilgi alışverişi ve işbirliği yapmak üzere inşa edilmiştir. Daha sonra organize suç, yasadışı göç, polis eğitimi gibi konularda da grupların oluşturulduğu TREVI oluşumunda, TREVI 1 grubu terörizmle mücadele grubu olarak ön plana çıkmıştır.[24] TREVI oluşumu, Maastricht Antlaşması ile yeni yapılanma ortaya çıkana kadar devam etmiştir.

Parg. 16.                  Bununla birlikte Avrupa düzeyinde terörizmle mücadele çabaları arasında Avrupa Konseyi’nin önderliğinde imzalanan 27 Ocak 1977 tarihli ‘Terörizmin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi’ önemli bir yer tutar. Bu sözleşme, o tarihe kadar terörizmle mücadele amacıyla ortaya  çıkarılan uluslararası sözleşmeler arasında, doğrudan doğruya terörizmle ilgili ilk sözleşmedir.  Sözleşme’nin 1. ve 2. maddeleri, belirli terörist eylemlerin listesini vermiştir. Sözleşme’nin önemli bir özelliği ise, tanımı verilmiş terörist eylemlerin siyasal suç kabul edilerek, suçluların iadesi konusunda istisna teşkil etmeyeceğini açıkça belirtmesidir.[25] Ancak Sözleşme’nin 13. maddesi bu konuda devletlere çekince koyma imkanı sağlamış ve böylece Sözleşme’nin etkililiğini zayıflatılmıştır. Ayrıca Avrupa Konseyi’nin kendi organizasyonel yapısı gereğince homojen bir yapı oluşturulması zordu. Bu yüzden AT üyesi devletler söz konusu sözleşmenin yürürlüğe girmesi ile ilgili olarak kendi aralarında yaptıkları 1979 tarihli Dublin Sözleşmesi’nde 13. madde istisna tutulmuştur. Dolayısıyla AT ülkesi devletler arasında suçluların iadesinde “siyasi suçlu” çekincesi yer almayacaktır. Avrupa Konseyi yukarıda sözü edilen Sözleşme’den sonra da terörizmle mücadelede aktif olmaya devam etmiş, ancak Topluluk üye devletleri zamanla kendi aralarında işbirliğine daha fazla yönelmişlerdir. Bu bağlamda üye devletler işbirliği aracı olarak, Topluluğun kurumsal çatısı altında değil de uluslararası antlaşmaların klasik enstrümanlarını ve gayrı resmi siyasi işbirliğini kullanmışlardır.[26] Bununla birlikte 1970’li yıllarda Avrupa üzerinde RAF, Red Brigades veya Action Directe gibi aşırı sol ve Marksist veya IRA ve ETA gibi etnik terör örgütleri faaliyet gösterirken, diğer yandan bazı Arap ülkelerinde örgütlenen fakat Avrupa topraklarında eylemler yapan farklı terörist organizasyonlara rastlanılmaktadı. Bu durum yukarıda değinildiği gibi, uluslararası terörizmin Avrupa’daki varlığına işaret etmekte idi.[27]

Parg. 17.                  1977 yılında Fransız lider Valery d’Estaing’in girişimleri ile terörizme karşı mücadelede sadece özel işbirliği değil, aynı zamanda kapsamlı ve çok yönlü bir yaklaşım gerektiği yönündeki düşünceleri ile beraber, AT üyesi devletler arasında bir ‘Avrupa Adli Alanı’ oluşturulması fikri ortaya çıkmıştır.[28] Fransa’nın önderliğinde ortaya çıkan bu tasarıda suçluların iadesine ilişkin sözleşme yapılması, kriminal konularda karşılıklı yardımın artırılması gibi konular yer almış ancak bu öneriler yaşama geçirilememiştir.[29] Tek Avrupa Senedi’nde bu düşüncelere yer verilmemiş, sadece Senedin ekinde yer alan siyasi deklarasyonda atıfta bulunulmuştur.[30] Bir Avrupa Adli Alanı düşüncesi, Maastricht ve sonrasında Amsterdam Antlaşması ile gerçeklik kazanmaya başlamıştır ki bu düşüncenin itici gücü terörizmle mücadele olmuştur.[31]

Parg. 18.                  Diğer yandan 1985 yılında Schengen Mutabakatı ile ilk başta beş Avrupa ülkesi arasında, sonrasında diğer Topluluk üyesi devletlerin katılımı ile, sınırlarda kontrollerin kaldırılması yoluyla başlayan süreç, üye devletleri iç güvenlik alanında daha yakın işbirliğine zorlamıştır. Çünkü sınırlardaki serbestlikten, normal vatandaşların yanında aynı zamanda suç organizasyonları da faydalanacaktır. Bu durumda şöyle bir tereddüt ortaya çıkmaktadır; ya iç güvenlik ve adli alanda işbirliği artırılarak AB vatandaşlarına güvenli bir alan oluşturulacak, ya da vatandaşlara tanınan bu özgürlük kısıtlanacaktır. Üye devletler birinci tercihte ısrar etmiş, dolayısıyla polis ve adli alanda işbirliğinin artması, bir Avrupa Adli Alanı fikrinin belirginleşmesi gibi konular gün yüzüne çıkmıştır. Terörizmle mücadele ise bu noktada ikincil konumda, daha doğrusu diğer ciddi suçlarla aynı kapsamda değerlendirilmiştir.

Parg. 19.                  Schengen sürecinde polis ve adli işbirliği alanında elde edilen tecrübeler neticesinde, Avrupa Adli Alanı düşüncesi Maastricht Antlaşması ile beraber AB’nin üç sütunlu yapısında Üçüncü Sütunda yer almıştır. Bu üçüncü sütun Adalet ve İçişleri Alanı (Aİİ) olarak isimlendirilmiştir. Ancak Topluluk hukuku dışında, hükümetlerarası işbirliği ve uluslararası hukukun araçlarını kullanarak hareket edilen bu alanda, elde edilen gelişmelerin yanında, karar alma mekanizmaları, demokratik niteliği ve insan hakları açısından eleştirel yönleri de olmuştur. Maastricht Antlaşması ile Avrupa Birliği Antlaşması’nın madde K 1 paragraf 9, yeni 29.maddesinde, Adalet ve İçişleri alanında terörizmle mücadele, üye devletlerin ortak yararları arasında yer almıştır.

Parg. 20.                  Bu gelişmelerin ardından 1995 yılındaki Madrid Zirvesi Sonuç Bildirgesi’nde yayınlanan La Gomera Deklarasyonu, Maastricht’ten sonra atılan önemli bir adım olmuştur. Deklarasyon, terörizmin hareket alanındaki değişiklere işaret etmektedir. Deklarasyona göre terörizm; fundementalist eylemlerin sonucunda faaliyetlerini hızlandırmış, sınıraşan düzlemde faaliyet göstermekte, organize suçların yöntemlerini kullanmakta ve farklı üye devletlerde yasal yollardan avantajlar elde etmeye çalışmaktadır. Bu yüzden terörizmle artık yalnız başına mücadele edilemez, işbirliğine ihtiyaç vardır.[32] Deklarasyon, AB bünyesinde, ilk defa terörizmin uluslararasılaştığına ve üye devletler için yeni tehdit kapsamına girdiğini ifade etmektedir. Deklarasyon, yeni bir yaklaşım benimseyerek, terörizmin, adli işbirliği çerçevesinde ayrı bir alan olmasının yanında aynı zamanda terörizm ile organize suç, karapara aklama gibi ciddi suçlar arasında ilişki kurmuştur. Dolayısıyla kriminal bütün konularda işbirliğini artırmak aynı zamanda terörizmle mücadelede etkili bir araç olacaktır.[33] Bu bağlamda adli işbirliğine yönelik terörizmle ilgili olarak suçluların iadesi prosedürlerini kolaylaştıran sözleşmeler benimsenmiştir.[34]

Parg. 21.                  Ancak La Gomera Deklarasyonu, 1997 yılında Avrupa Parlamentosu’nda terörizmle ilgili bir Karar kabul edilinceye kadar bir cevap bulamamıştır. Bu Karar[35] terörizme dair bir tanımlamayı içermekle beraber,[36] uluslararası terörizmle ilgili tehlikelere özellikle siber-terörizm gibi terörizmin modern versiyonlarına vurgu yapmaktadır. Ayrıca terörizmle mücadelede uzun dönemli stratejileri tavsiye etmektedir. Karar sonrsı Avrupa Parlamentosu, Konsey’den Europol’un (Avrupa Polis Ofisi) terörizmle mücadelede yetkisini artırmasını istemiştir.[37] Bunun üzerine Konsey 1998 tarihli bir karar ile Europol Sözleşmesine uygun olarak, Europol’u tam olarak faaliyetlerine başlamadan önce terörist eylemlerle ilgili olan/olabilecek suçlarla ilgilenmesi için yetkili kılmıştır.[38]

Parg. 22.                  Europol’un kurulması ile terörizmle mücadele Europol’un görev alanına girmiştir. Europol Sözleşmesi 1998’de yürürlüğe girmiş ve Europol 1 Temmuz 1999’da tam olarak faaliyetlerine başlamıştır. İlk olarak Maastricht Antlaşması’nda kurulması kararlaştırılan Europol, 1994 yılında sınırlı olarak uyuşturucu ile mücadele amacı ile Europol Drug Unit (EDU) (Avrupa Uyuşturucu Birimi) olarak faaliyete başlamıştır. Amsterdam Antlaşması ile yapılan değişiklik ile ABA’nın 29. maddesinde Europol, adalet, özgürlük ve güvenlik alanında AB vatandaşlarına en yüksek düzeyde koruma sağlayacak bir araç olarak nitelendirilmiştir. Europol’ün görev alanları 2001 yılında her türlü uluslararası suçları kapsayacak şekilde genişletilmiştir.[39] 

Parg. 23.                  Diğer yandan Avrupa bütünleşmesinin önemli adımlarından olan Amsterdam Antlaşması Adalet ve İçişleri alanında önemli değişikler yapmıştır. Özel hukuka ilişkin bazı alanlar ve iltica, göç ve vize konuları Topluluk çatısına alınırken, kriminal konularda polis ve adli işbirliği, Birliğin hükümetlerarası işbirliği çatısı altında kalmaya devam etmiş ancak etkililiği artırılmıştır. Bu alandaki hükümleri hayata geçirmeye yönelik olarak ortak eylem kaldırılmış, yerine çerçeve karar mekanizması getirilmiştir. Terörizmle mücadele ve önleme ise açıkça özgürlük, güvenlik ve adalet alanının amaçlarından biri olarak belirtilmiştir. ABA’nın 29. maddesinin 3. paragrafı, terörizm de dahil olmak üzere, suçla mücadele ve önlemede hedefe ulaşmak için; polis güçleri, gümrük otoriteleri ve diğer otoriteler arasında yakın işbirliği, adli otoriteler arasında yakın işbirliği ve kriminal konularda üye ülkelerde mevzuatın yakınlaştırılmasını hedeflemiştir.

 

Parg. 24.                  Amsterdam Antlaşması’nın verdiği güç ile 1999 yılında Tampere Zirvesi’nde, Amsterdam Antlaşması’nda belirlenen hedeflere ulaşmak için eylem planı oluşturulmuştur. Bu Zirve alınan kararlar dört önemli önlemi içermektedir; 1- Ortak soruşturma ekiplerinin oluşturulması, 2- Eurojust’ın kurulması, 3- Kriminal konularda adli kararların karşılıklı tanınması ilkesinin yürürlüğe sokulması 4- Ulusal ceza hukuklarının yakınlaştırılması.

Parg. 25.                  Hemen fark edilmese bile, aslında Tampere Zirvesi Sonuçları, AB terörizmle mücadele politikalarının gelişmesinde önemli bir yere sahiptir. Öyle ki 11 Eylül sonrası kabul edilen Eylem Planı, Tampere Zirvesinin sonuçlarının izlerini taşımaktadır.[40]

Parg. 26.                  Özetleyecek olursak AB ülkelerinde terörizm ve terörizmle mücadele, 1970’li yıllarda devletlerin iç egemenlik alanı ile TREVI işbirliği sürecinde Avrupa Siyasi İşbirliği’nin bir parçası arasında bir konumda yer almıştır. Üye ülkeler arasında iç güvenlik ve adli işbirliği alanındaki işbirliği sürecini başlatan itici bir role sahip olmuştur. Maastricht sonrasında Üçüncü Sütun çervesinde örgütlü suçlar ve yasadışı göç gibi diğer ciddi suçlar kapsamında ele alınmış,[41] 90’lı yılların sonundan itibaren ise, terörizmin değişen boyutuna yönelik olarak AB bünyesinde, farklı yerlerde dikkat çekilmiştir. Ancak bu süreçte, 11 Eylül’ün yarattığı dehşet görülmedğinden terörizm başlı başına ele alınan bir olgu olmamıştır. Bununla birlikte 11 Eylül sonrası terörizm ile mücadele politikaları genel olarak Avrupa üzerinde suç kontrol politikalarının belirlenmesinde de katalizör bir role sahip olmuştur.[42] Diğer taraftan terörizmle mücadele politikalarının göç, sığınma, vize rejimi, sınır kontrolleri gibi diğer alanların yasal süreçlerine ve ikinci sütuna da kayması ile ‘yayılma’ etkisi gösterdiği söylenebilir.[43]

                        3. 11 Eylül : Dönüm Noktası

Parg. 27.                  11 Eylül saldırıları ile sarsılan dünyada, AB’nin saldırılara ilk cevabı ABD’ye tam siyasi desteği olmuştur. 11 Eylül saldırılarının hemen ardından 12 Eylül’de bir deklarasyon[44] ile düşüncelerini açıklayan AB, terörist saldırıları kınayarak ABD hükümeti ve halkı ile dayanışma içinde olduklarını ifade etmiştir. Saldırıları tüm insanlığa yapılmış olarak kabul eden AB, uluslararası terörizmle mücadelede ABD ile yakın işbirliği içinde olacağını belirterek, BM ve diğer uluslararası organizasyonların terörizmle mücadele ile ilgili (özellikle terörizmin finans kaynakları açısından) gerekli bütün önlemlerin uygulanacağını vurgulamıştır.  

                        3.1. Eylem Planı ve AB’nin Politik Cevabı

Parg. 28.                  Saldırılardan sonra AB, terörizme karşı bir cevap verme arayışına girmiştir. 20 Eylül 2001 tarihinde olağanüstü toplantı yapan Adalet ve İçişleri (Aİİ) Bakanlar Konseyi de terörizmle mücadele için bir takım önlemler listesi belirlemiştir.[45] Bu önlemler; yargı işbirliği alanında ortak terörist eylem ve terörizm tanımı yapmak ve terörist suçluların yasal korunmasını önlemek için çerçeve kararları çıkarmak, AB ülkeleri arasında Kriminal Konularda Karşılıklı Yardıma İlişkin Sözleşmenin bir an önce yürürlüğe girmesi, AB genelinde terörizm konusunda uzman polis ve savcılardan oluşan ortak bir soruşturma ekibinin kurulması, polis ve istihbarat servisleri arasında işbirliği alanında üye devletlerin birimleri ile Europol arasında düzenli bilgi değişiminin sağlanması, Europol bünyesinde terörizm ile mücadele biriminin kurulması, sınırların güvenliği açısından ciddi denetimlerin yapılması ve gerek görüldüğü taktirde Schengen sisteminde kısıtlamaların yapılması,-bu bağlamda uzun süreli Schengen vizelerinin verilmemesi, üçüncü ülke vatandaşlarına verilen vize ve oturma izinlerinin ve kimlik kontrollerinin dikkatlice gözden geçirilmesi ve sıkılaştırılması-, terörizmin finans kaynakları açısından özellikle BM Sözleşmelerinin üye devletlerce yürürlüğe sokulması, terörist örgütlerin finansmanını önleyecek önlemlerin alınması ve ABD ile işbirliğinin artırılmasından oluşmaktadır.

Parg. 29.                  Söz konusu saldırının ardından 21 Eylül 2001 tarihinde Brüksel’de, olağanüstü Konsey Zirve toplantısı yapan AB devlet ve hükümet başkanları, saldırıları ve ABD’nin tepkisini değerlendirmiş, AB’nin genel politikasını belirlemiş ve terörizmle mücadelede bir ‘eylem planı’nı kabul etmiştir. Zirvede alınan karar gereği terörizme karşı mücadele, artık AB’nin öncelikli hedeflerinden (a priority objective) biri haline gelmiştir.[46] Zirve sonucunda ABD halkı ile dayanışma içinde olunduğu ve ABD hükümeti ile suçluların yakalanması konusunda işbirliği yapılacağı belirtilmiştir. AB’ye göre ABD’nin, BM Güvenlik Konseyi’nin 1368 sayılı kararına dayanarak Afganistan’da başlattığı askeri operasyonlar meşrudur. Ayrıca BM çatısı altında terörizme karşı global bir koalisyonun oluşturulması gündemde tutulmuştur. Genel politika açısından ise AB; ABD, Rusya ve İslam dünyasındaki ortakları ile işbirliği içerisinde, Ortadoğu’daki sorunları sona erdirmek için BM düzenlemeleri çerçevesinde çaba gösterecektir. AB, global terörizmle mücadele açısından özellikle BM çatısı altında global çapta hareket edilmesine önem vermektedir.

Parg. 30.                  Zirvede belirlenen eylem planı ise AB’nin terörizmle mücadeledeki genel çerçevesini belirleyecek  beş başlıktan oluşmaktadır.[47] Birinci başlık üye devletler arasında polis ve adli birimler arasındaki işbirliğini geliştirmektir. Bu açıdan suçluların iade prosedürünü kolaylaştıran ve yeniden düzenleyen Avrupa Tutuklama Emri ve Üye Devletler Arasında Teslim Prosedürlerine Dair Konsey Çerçeve Kararı ile terörist eylemlerin ortak bir tanımını yapan Terörizmle Mücadeleye İlişkin Çerçeve Kararı önemli işleve sahiptir. Adalet ve İçişleri Bakanlar Konseyi, Avrupa topraklarındaki teröristlerin, terör örgütlerinin ve bunları destekleyenlerin listesini hazırlayacaktır. Üye devletlerin istihbarat örgütleri işbirliğini ve bilgi değişimini artıracak, gerekirse ortak soruşturma ekipleri kurulacaktır. Üye devletler, terörizmle ilgili bütün bilgilerini Europol ve Eurojust ile paylaşacak ve Europol içerisinde uzman anti-terörist ekip kurulacaktır. Bu ekip, ABD’li meslektaşları ile yakın işbirliğinde olacaktır.

Parg. 31.                  İkinci başlık terörizmle mücadeleye ilişkin uluslararası sözleşmelerin üye devletlerde en kısa sürede yürürlüğe sokularak işletilmesidir.[48] Bu bağlamda BM’in ilgili sözleşmeleri ön plana çıkmaktadır. AB, terörizme karşı global bir yaklaşım sergileyebilmek ve inandırcı olabilmek için bu sözleşmelerde ısrar etmektedir. Üçüncü başlık terörizmin mali kaynaklarının sona erdirilmesidir. Bunun için Bakanlar Konseyi, kara paranın aklanmasını önlemesi ile ilgili direktif ve mal varlıklarının dondurulması ile ilgili çerçeve karar hazırlayacaktır. Birlik üye devletlerden, ‘BM Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Sözleşme’nin imzalanması ve yürürlüğe sokulmasını istemiştir. Bunun yanında OECD Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından belirlenen ve işbirliğine yanaşmayan üçüncü ülkelere karşı bir takım önlemler alınacaktır.

Parg. 32.                  Dördüncüsü, hava yolu ve taşımacılığı güvenliğinin güçlendirilmesidir. Bu önlemler; uçak mürettebatının teknik eğitimi, yolcu eşyalarının kontrolü ve görüntülü izlenmesi, pilot mahalline ulaşımın engellenmesi ve üye devletlerin kontrol mekanizmalarının takibini kapsayacaktır. Daha sonra, AB genel olarak dış sınırlarda her türlü giriş-çıkış güvenliğini sağlamaya yönelik bir dizi önlem listesi belirlemiştir.

Parg. 33.                  Sonuncusu ise, AB’nin global politikasının koordine edilmesidir. Terörizmle mücadelede Birlik’in politikalarının koordine edilmesi Genel İşler Konseyi’nin görevidir. Ortak Dış ve Güvenlik Politikası da (ODGP) terörizmle mücadeleyi kendi bünyesine entegre edecektir. Bu açıdan üçüncü ülkelerle olan ilişkilerde dahi terörizmle mücadele, ele alınacak konular arasına girmiştir.

Parg. 34.                  Eylem Planına bakıldığında AB’nin uzun dönemli bir stratejiye sahip olduğu görülmektedir. Bu uzun dönemli stratejinin temel hedefinin ise, küresel terörizmin temel direklerini işlevsiz hale getirmek olduğu da görülmektedir. Diğer önemli yanı ise terörizmle mücadelenin ODGP alanına da taşınmış olmasıdır. Birlik’in üçüncü ülkelerle olan siyasi, ticari ve ekonomik ilişkilerinde o ülkelerin terörizme karşı duruşları, anti-terörist düzenlemelere sahip olmaları gibi konular göz önünde bulundurulacaktır.[49] Bu politika terörizme karşı global bir politika belirlemede önemli bir adımdır. Diğer yandan Birlik ülkeleri arasında azami derecede polis ve istihbarat birimleri arasında işbirliğinin öne çıkarılması Eylem Planının temel noktasını oluşturmaktadır.

Parg. 35.                  Terörizme karşı çalışmalarını hızlandıran AB, 19 Ekim 2001 tarihli Gent zirvesi sonucunda 11 Eylül saldırıları ve terörizmle mücadele için bir deklarasyon yayınlamıştır.[50] Uluslararası terörizmle mücadelede BM çatısı altında global bir koalisyon oluşturulması yönünde kararlılığını dile getiren AB, ABD’nin Afganistan’daki operasyonlarına desteğini de yinelemiştir. Ayrıca Afganistan’da olağan demokrasi süreci başladıktan sonra her türlü politik ve insani yardımın sağlanacağı belirtilmiştir.

Parg. 36.                  Deklarasyonda, Eylem Planının başarısı açısından dört noktaya dikkat çekilmiştir; birincisi 6-7 Aralık 2001’deki Aİİ Bakanlar Konseyi’nde Avrupa Tutuklama Emri, Terörizmle Mücadele Çerçeve Karar Tasarısı ve malvarlıklarının dondurulması ile ilgili uygulamaya yönelik ayrıntıların kabul edilmesi, ikincisi; Europol, Eurojust, istihbarat servisleri, polis ve adli yetkilileri arasındaki işbirliğinin artırılması, üçüncüsü; terörizmle etkin mücadele için karapara ile ilgili direktiflerin ve BM Sözleşmesinin üye devletlerce işletilmesi, sonuncusu ise hava taşımacılığı güvenliğine ilişkin tasarının onayıdır.

Parg. 37.                  ABD ile işbirliğine ilişkin olarak Eylem Planındaki önlemlerin yanında; üye devletler ile ABD kurumları arasında karşılıklı adli yardımlaşmanın özellikle suçluların iadesi açısından artırılması, kimyasal, bakteriolojik ve nükleer maddelerin etkin kontrolu ve pasaport ve vize güvenliğini sağlama açısından işbirliğinin yoğunlaştırılması kararlaştırılmıştır. Gent Zirvesi, Avrupa sınırları içerisindeki kimyasal, biyolojik ve nükleer silahlar, bulaşıcı maddelerin kontrolü adına bir program hazırlamalarını Komisyon’dan istemiştir.

Parg. 38.                  Gent Zirvesi’nde Avrupa Konseyi, Filistin devleti kurulması ve İsrail’in barış ve güvenlik içerisinde yaşamasına dayalı Ortadoğu barış sürecinin yeniden başlatılmasını istemiştir. Ayrıca Balkanlar’daki istikrarın sağlanması da Birlik’in önemli amaçlarından biridir.

Parg. 39.                  Bu ilerlemelerin ardından AB’nin geleceğinin genel çerçevesinin belirlendiği 2001 yılındaki Leaken Zirvesinde ise terör suçları konusunda ortak bir tanım yapılması, Avrupa Tutuklama Emri’nin benimsenmesi, terör örgütleri ve teröristlerin listesinin belirlenmesi, terörizmin finansmanına yönelik önlemlerin alınması, hava yolu taşımacılığı güvenliğinin ve polis ve istihbarat birimleri arasında işbirliğinin artırılması konularında görüş birliğine varılmış, uluslararası terörizmle mücadelede kararlılık gösterilmiştir.[51]

Parg. 40.                  Genel olarak bu dönemde AB politikaları incelendiğinde, terörizme karşı çok yönlü bir yaklaşım sağlama çabasının olduğu görülmektedir. Birlik, uluslararası güvenliğin sağlanması açısından kendisini sorumlu bir küresel aktör olarak görmektedir. Diğer yandan terörizmle mücadele konusu hem Ortak Dış ve Güvenlik Politikası alanında hem de Adalet ve İçişleri alanında diğer politikalar açısından belirleyici olmuştur. Terörizm ile ilgili tanımlamaları ve yaklaşımlarında sanki terörizmin dehşetli ve çok boyutlu yüzü yeniden keşfedilmektedir. Birliğin uluslararası terörizmle mücadele açısından uzun dönemli politikasının temel direkleri olarak, AB içerisinde üye devletlerin ceza hukuklarını harmonize ederek yargı ve polis güçleri arasındaki işbirliğini azami seviyeye çıkarmak, üye ülkeler arasında ortak bir politika belirleyerek genel tutumu koordine etmek, soruna global bir yaklaşım benimseyerek BM’in çatısı altında bir çözüm üretilmesini sağlamak, bu yeni terörizmin önemli niteliklerinden biri olan finansal gücünü sona erdirmek ve hava yolu taşımacılığı esas olmak üzere sınırlarda güvenliği artırmak olarak söylenebilir. Aşağıdaki bölümlerde bu hedefleri sağlamaya yönelik olarak AB’nin kurumsal politikası incelenecektir.

                        3.2. AB’nin Somutlaşan Yanıtları

                        3.2.1. Polis ve Yargısal İşbirliği

Parg. 41.                  Daha önce ifade edildiği üzere bir çok üye ülkede terörizm ile ilgili düzenlemelere sahip olmayan AB, bu durumu aşmak için öncelikli olarak iki çerçeve karar çıkarmıştır. Çerçeve karar, AB’nin Üçüncü Sütundaki kullandığı araçlarından biri olarak, amaçlanan sonuç bakımından bağlayıcı fakat yöntemi üye ülkeye bırakan, işbirliğini ve ülkelerin mevzuatlarını yakınlaştırmayı sağlamaya yönelik bir araçtır. Çerçeve kararlardan ilki olan Terörizmle Mücadeleye İlişkin Konsey Çerçeve Kararı’nın[52] amacı, terörizme karşı üye ülkelerin mevzuatlarını yakınlaştırmak ve bunun sonucunda ortak bir konsept ve mevzuat ortaya çıkarmaktır. Çünkü üye ülkelerde terörizm mevzuatı açısından farklı durumlar vardır, hatta bazı ülkelerde herhangi bir düzenleme dahi yoktur. Ayrıca yasal düzenleme bulunan ülkelerin mevzuatları da bir birinden farklıdır. Bunun yanında bütün üye ülkelerin terörizmle ilgili uluslararası sözleşmeleri onaylamadıkları da düşünülürse ortaya oldukça sıkıntılı bir durum çıkmaktadır.[53] Diğer yandan terörizmle mücadele konusunda kapsamlı bir yaklaşım başlatmak isteyen Birlik, işe ilk önce ortak bir terörizm mevzuatından başlamayı arzulamıştır.

Parg. 42.                  Kararın önsözünde terörizmin demokrasi, temel insan hakları, ekonomik ve sosyal gelişmenin önündeki en ciddi tehlike olduğu, asla hiçbir gerekçe ile haklı görülemeyeceği belirtilmiştir. Terörist faaliyetlerin, geçmişten çok farklı olarak, günümüzde çok daha tehlikeli ve öldürücü olduğu vurgulanmıştır.

Parg. 43.                  Çerçeve kararda doğrudan bir terörizm tanımlaması yapılmamıştır. Kararın dayandığı temel kavram, terörist suç kavramı olduğundan belirtilen suç eylemleri üzerinden ortak bir konsept oluşturulmaya çalışılmıştır. Karar AB kurumlarına, üye devletlere, üçüncü devletlere ve diğer uluslararası kuruluşlara yapılan terörist saldırıları kapsamaktadır.

Parg. 44.                  Aslında çerçeve karar bir yönü ile üç parçalı bir terörizm tanımı içermektedir.[54] Birincisi, eylemin içeriği açısından (context of action) bir ülkeyi ya da uluslararası bir organizasyonu ciddi zarara uğratan kasıtlı eylemler, ikincisi, eylemin hedefi açısından (aim of action) bir ülkenin halkını ciddi şekilde korkutmak veya sindirmek, bir hükümeti ya da bir uluslararası kuruluşu bir şey yapmaya veya yapmamaya zorlamak ve bir ülkenin ya da uluslararası kuruluşun politik, sosyal, ekonomik, anayasal temel yapısını yıkmak veya işlemez hale getirmek amacı ile belirli eylemleri (specific acts) yapmaktır.

Parg. 45.                       Bu noktadan hareketle AB’nin terörizm tanımlaması;

“bir ülkenin halkını ciddi şekilde korkutmak veya sindirmek, bir hükümeti ya da bir uluslararası kuruluşu bir şey yapmaya veya yapmamaya zorlamak ve bir ülkenin ya da uluslararası kuruluşun politik, sosyal, ekonomik, anayasal temel yapısını yıkmak veya işlemez hale getirmek amacı ile bir ülkeyi ya da uluslararası bir organizasyonu ciddi zarara uğratan kasıtlı eylemleri yapmaktır. Bu eylemler;

a)             bir insanın ölümüne sebebiyet verme,

b)             bir insanın bedensel bütünlüğüne zarar verme,

c)             adam kaçırma ya da rehin alma,

d)             kamuya ait mülkiyette ya da özel mülkiyette altyapı sistemlerinden bilgi sistemine kadar insan hayatını tehlikeye sokacak şekilde aşırı kayba yol açma veya büyük ekonomik zarar verme,

e)             uçak, gemi veya diğer taşımacılık araçlarını kaçırma,

f)              silah, patlayıcı, kimyasal, nükleer veya biyolojik her türlü silah üretme, geliştirme, elde etme, taşıma veya kullanma,

g)             insan hayatını tehlikeye sokacak patlama, sel veya yangına sebep olma veya tehlikeleri maddeleri yayma,

h)             insan hayatını tehlikeye sokacak şekilde su, enerji veya diğer doğal kaynaklara müdahale etme veya şeklini bozma,

i)               bu eylemleri yapma tehditinde bulunma,

 

olarak tanımlanabilir.

 

Parg. 46.                  Kararda örgüt yerine ‘terörist grup’ ifadesi yer almaktadır. Terörist grup, belirli bir periyodik süreyi doldurmuş, ikiden fazla kişiden oluşan, belirtilen suçları işlemek amacıyla hareket eden gruptur. Bir terörist örgütü yönetmek, terörist bir örgütü desteklemek, finanse etmek, bilgi ve materyal kaynakları temin etmeye katkıda bulunmak veya bu örgüt içerisinde yer almak Çerçeve Karara göre cezalandırılmalıdır.

Parg. 47.                  Bunların yanında çerçeve kararda bu suçlara verilecek cezalardan ağırlaştırıcı nedenlere,  yargılamadan suçluların iadesi ile soruşturma kriterlerine kadar bir çok konunun düzenlendiğini ve oldukça kapsamlı bir yaklaşım geliştirildiği görülmektedir. Çerçeve kararın gereklerini yerine getiren üye devlet sayısı 2004 Aralık itibari ile 17’dir.[55]

Parg. 48.                  Bu Çerçeve Karar ile beraber atılan bir diğer adım ise ‘Avrupa Tutuklama Emri ve Üye Devletler Arasında Teslim Prosedürlerine Dair Konsey Çerçeve Kararı’ dır.[56] Komisyon’un Konsey’e sunduğu bu karar Aralık 2001’de kabul edilmiştir. Bu çerçeve karar ile devletler arasındaki karmaşık ve gecikmeye neden olan önceki suçluların iadesi prosedürü, değişmektedir. Ayrıca iadeye istisna teşkil eden siyasi suçlu gibi bir kavram bu Çerçeve karar’da yer almamaktadır. Yeni sistem ile ‘özgürlük, güvenlik ve adalet’ alanında adli ve polis işbirliğini basitleştiren, üye ülkeler arasında karşılıklı güvene dayanan, suçluların iadesini kolaylaştıran ve adli kurumlar arasında teslim prosedürlerini düzenleyen bir yapı oluşturulmuştur.  Esas itibari ile devletler arasındaki klasik işbirliği modeli kalkmakta ve ülkelerin yargı otoriteleri arasında teslim prosedürüne dayalı bir sistem kurulmaktadır.[57] Ancak ölüm cezası olan ülkelere teslim söz konusu değildir. Karara göre, Avrupa Tutuklama Emri, tutuklama ve teslim ile ilgili olarak bir üye devletin diğer üye devletten soruşturma veya ceza infazı veya tutuklama amaçlı istenilen bir kişi ile ilgili adli bir karardır. Madde 2 (2) de terörizmle alakalı suçların bu kapsama girdiği belirtilmektedir. Bu Çerçeve kararın gereklerini 2004 yılı itibari ile İtalya hariç bütün üye devletler yerine getirmiştir.[58] Çerçeve kararla ilgili bazı gerekçeleri olan İtalya ancak 12 Nisan 2005 tarihinde çerçeve kararı yürürlüğe sokmuştur.[59]

Parg. 49.                  Diğer taraftan 28 Kasım 2002 tarihli Konsey Kararı ise, ‘Terörizmle Mücadelede Üye Ülkelerin Yasal Sistemlerinin ve Uygulamalarının Değerlendirilmesine Yönelik Bir Mekanizma’ kurulmasını önermektedir.[60] Bu mekanizmanın kurulmasına yönelik Karar, 20 Eylül 2001 tarihindeki Adalet ve İçişleri Bakanlar Konseyi olağanüstü zirvesinde alınmıştır. Yasal, bürokratik ve teknik karakterli değerlendirmeler temelinde ulusal anti-terörizm karşıtı düzenlemeler hakkındaki emsal değerlendirmeler için bir prosedür tanımlamak amacıyla böyle bir mekanizma kurulması gündeme gelmiştir. Bu mekanizma üye ülkelerden terörizmle mücadele alanında çalışan ve gönüllü olan uzmanların katılımı ile oluşturulacak ekiplerin üye ülkeleri denetlemeleri ile işleyecektir. Ancak bu sistem ulusüstü bir nitelikte değil uluslararası işbirliği prosedürlerine göre hareket edecektir. Her üye devlet, ulusal otoritelerinin bu değerlendirme ekipleriyle yakın işbirliği içerisinde çalışmasını sağlamaktan sorumludur. Hukukun üstünlüğü ve etik ilkeler, çalışmalarda göz önünde bulundurulacaktır. Aslında bu Konsey Kararı’nda AB politika belirleyicilerinin, terörizmle mücadelede bütün üye ülkelerde ortak bir politika sağlama ısrarı görülmektedir.

Parg. 50.                  Bununla birlikte AB Konseyi, terörizmle mücadelede en önemli sacayaklarından biri olarak, ‘Üye Ülkelerin Polis ve Adli Mekanizmalarında İşbirliğine Yönelik’ 19 Aralık 2002’de bir Konsey Kararı çıkarmıştır.[61] 2001 yılında hazırlanan Terörizmle Mücadelede Özel Önlemlerin Alınmasına İlişkin Ortak Tutumun 4. maddesine göre oluşturulan Karar’da temel hareket noktası AB tarafından listesi oluşturulan terörist faaliyetlerle ilişkili birey, grup veya tüzel kişiliklerdir.[62] Bütün üye devletler bu kararın gereklerini yerine getirdiklerini Komisyon’a bildirmişlerdir.

Parg. 51.                  Karara göre her üye devlet kendi polis hizmetleri içerisinde terörizmle ilgili özel bir birim oluşturacaktır. Bu birim, Konsey tarafından belirlenen listedeki terörist kişi, grup ve tüzel kişilerle alakalı güvenlik güçleri tarafından suç araştırmasında karşılaşılan terörist suçlarla ilgili bütün bilgileri toplayacak ve biriktirecektir.

Parg. 52.                  Her üye devlet aynı zamanda bu birimlerin Europol ile iletişimde olarak aşağıdaki bilgilere ulaşmasını sağlayacak tedbirleri alacaktır. Bu bilgiler;

- terörist kişi, grup ve tüzel kişileri tanımlayıcı veriler

- soruşturma altındaki eylemleri ve spesifik durumları

- diğer terörist suçlarla ilgili irtibatları

- iletişim teknolojisini kullanma durumu

- kitle imha silahlarına sahip olma ihtimalleri ile ilgili bilgilerdir.

Parg. 53.                  Diğer yandan her üye devlet terörizmle ilgili ya bir Eurojust ulusal iletişim birimi ya da adli bir otorite oluşturacaktır. Bu birim de Konsey tarafından belirlenen listedeki terörist kişi, grup ve tüzel kişilerle alakalı adli makamlardan tarafından suç araştırmasında karşılaşılan terörist suçlarla ilgili bütün bilgileri toplayacak ve biriktirecektir.

Parg. 54.                  Yargısal işbirliği sağlama açısından her üye devlet bu birimlerin aşağıdaki bilgilere ulaşmasını sağlayacak tedbirleri alacaktır. Bu bilgiler:

- terörist kişi, grup ve tüzel kişileri tanımlayıcı veriler

- soruşturma altındaki eylemleri ve spesifik durumları

- diğer terörist suçlarla ilgili irtibatları

- başka bir devlet veya o devlet tarafından yapılmış karşılıklı yasal yardım talepleri ile ilgili bilgilerdir.

Parg. 55.                  Üye devletler uygun olduğunda, terörist suçları araştıracak ortak soruşturma ekipleri kuracaklar ve elde ettikleri bilgileri zaten iletişim halinde oldukları Europol ve Eurojust’a da aktaracaklardır. Ayrıca her üye devlet, terörist suçlarla ve listede belirtilenlerle ilgili başka bir üye devletten gelen yardım talebine, acil ve öncelik verilmesi gereken bir konu olarak yaklaşacaktır.

 

Parg. 56.                  Bir diğer önemli adım ise ‘Ortak Soruşturma Ekiplerinin Kurulması’ ile ilgili Konsey Çerçeve Kararıdır. Bu ekipler Europol ile Eurojust arasında olan operasyonel yetkiye sahip ekiplerdir. Konsey’in bu kararı çıkarma amacı sınıraşan uluslararası suçlar, örgütlü suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı, insan ticareti gibi suçlarla mümkün olan en kısa sürede ve etkin şekilde mücadele etmektir. Bu suçların arasında terörist suçlar öncelik taşmaktadır. Karara göre iki veya daha fazla üye devlet amaçları ve süresi belirli olarak suç soruşturması yapmak için polis, savcı veya hakimlerinden ortak ekip oluşturabilirler.[63] Ayrıca Eurojust ve Europol temsilcileri de bu ekiplere katılabilirler. Ancak Europol temsilcileri sadece bu ekiplerin faaliyetlerine yardım ve bilgi değişimi sağlayarak destekleyici nitelikte bir katılım sağlayabilirler.[64]

Parg. 57.                  11 Eylül sonrası hazırlanan Eylem Planı’nda yer alan bir çok önlemin arasında, polis işbirliğine ilişkin önlemler önemli bir yer tutmuştur. Diğer önlemlerde yaşanan tartışmaların aksine, polis işbirliğinin terörizmle mücadele açısından artırılması genel kabul görmüştür. Çünkü terörist faaliyetlerle doğrudan ilgili olan birimler polis örgütleridir. Bu yüzden Eylem Planı’nın ilk hedefi polis ve istihbarat servisleri arasında Europol dahil işbirliğinin artırılması olmuştur. Europol, günün 24 saati istihbarat ve bilgi paylaşımını sağlamak ve koordine etmek üzere kurulmuş merkezi bir ünitedir. Üye devletler, haftalık olarak terörizmle ilgili bilgilerin güncelleştirilmiş halini Europol’den alırlar. Konsey üye devletlerden terörizmle ilgili bütün işe yarar bilgileri geciktirmeden ve sistematik olarak Europol ile paylaşmasını istemiştir. Bununla birlikte Europol, Adalet ve İçişleri Konseyine belirli aralıklarla üye devletlerin kendi aralarındaki ve Europol arasındaki bilgi paylaşımının etkinliğine dair rapor sunacaktır. Zaten Europol bünyesinde ayrıca bir terörizmle mücadele grubu da kurulmuştur. 11 Eylül öncesi sadece 7 terörizm uzmanı olan Europol’un aynı yıl Ekim ayında bu sayısı 35’e yükselmiştir.[65] Bu mücadele grubu, üye ülkelerden gelen bilgiler doğrultusunda bir tehdit değerlendirmesi ve analizi yapacaktır. Bu bağlamda Europol, her yıl Avrupa üzerindeki terörist aktivitelerle ilgili durum raporu yayınlamaktadır. Gerçektende AB Konseyi, Europol’u terörizmle mücadelede merkezi bir role oturtmak istemektedir.

Parg. 58.                  Europol, terörizmle mücadele birimi aracılığıyla kendisine verilen bu yetkileri birkaç program ile yerine getirmektedir. Bunlardan ilki Terörizmle Mücadele Programıdır. Bu program çerçevesinde Europol, terörizmle ilgili bilgileri, stratejik ve operasyonel yönleri ile analiz ederek, aynı zamanda tehdit ve risk değerlendirmesi yapmaktadır. Bir diğer çalışma ise nükleer veya radioaktif maddeler, patlayıcılar ve kitle imha silahlarının üretilmesini, trafiğini kontrol etmeye çalışan programdır. Bir diğer önemli program ise terörizmle mücadele çabalarını ve devletlerin buna yönelik birimleri arasındaki işbirliğini artırmayı ve düzenli şekilde toplantılar yapmayı hedefleyen Networking Programıdır. Bunun yanında ortak ekipler için Hazırlık Programları ve Eğitim Programları da mevcuttur.[66]

Parg. 59.                  Europol ile beraber AB’nin terörizmle mücadele politikasında Eurojust da aynı öneme sahiptir. Tampere Zirvesinde temelleri atılan Eurojust, üye devletler arasındaki adli işbirliğini sağlamak, ciddi suçlara karşı etkin mücadele etmek ve karşılıklı yasal yardım anlaşmasında yaşanan sorunları aşmak amacı ile oluşturulmuştur. 2002 yılında Konsey Kararı ile kurulan Eurojust üye ülkelerin savcı, yargıç ve polis temsilcilerinden oluşmaktadır. Europol ile yakın işbirliği içerisinde çalışan Eurojust’tan ABD ile terörizmle mücadele konularında işbirliği yapması istenmiştir.

Parg. 60.                  Diğer taraftan AB Polis Şefleri Operasyonel Görev Gücü de terörizmle mücadelede öne çıkan bir niteliğe sahiptir. Üye ülkelerin üst düzey polis yetkililerinden oluşan bu ekip, Konsey tarafından sürekli desteklenmektedir. Bu ekip aslında bir nevi iç güvenlik alanında alınan tedbirlerinde denetleyicisidir. Üye ülkelerin terörizmle mücadele birimlerinin başındaki yetkililerle düzenli toplantılar yapan bu ekip, terörizmle mücadelenin güçlendirilmesine yönelik önlemler almakla da görevlidir. Bunun dışında hem bu ekiple hem de Europol ile yakından çalışan üye ülkelerin iç ve dış istihbarat birimlerinin başındaki yetkililerin bir araya gelerek terörizm alanındaki çalışmaları değerlendiren düzenli toplantılar da yapılmaktadır.[67]

Parg. 61.                  Bu yapılanmalarla beraber Konsey bünyesinde, Terörizm Çalışma Grubu, İrtibat Görevlileri, Terörizm üzerine Polis Çalışma Grubu, İkinci Sütun Terörizmle Mücadele Çalışma Grubu gibi birkaç çalışma grubu daha vardır. Terörizmle mücadele açısından AB’nin etkinliğini sağlama amacıyla ortaya çıkan bu çalışma grupları aynı zamanda bu alanda koordinasyon sorununu da beraberinde getirmektedir. Gerçekten de bu kadar ayrı birimin varlığı bir koordinasyon alanında ciddi bir zaafiyetin ortaya çıkma olasılığını da beraberinde getirmektedir.[68]

3.2.2.Genel Tutumu Koordine Etme

Parg. 62.                  Terörizmle mücadelede yasal açıdan üye devletleri yakınlaştırmayı amaçlayan AB aynı zamanda politik açıdan da üye devletleri ortak harekete zorlamaktadır. Bununla ilgili olarak 27-28 Aralık 2001’de AB Konseyi, iki ortak tutum (common position)[69] belirlemiştir. Bunlardan birisi ‘Terörizmle Mücadelede Ortak Tutum’dur.[70] Konsey bu ortak tutum ile üye ülkelerden aşağıda belirtilen kararları uygulamalarını istemektedir:

Parg. 63.                  Terör örgütlerine ve teröristlere eylemlerinde kullanabileceği doğrudan veya dolaylı maddi destek sağlamanın suç kabul edilerek cezalandırılmasını, terör örgütlerine veya terörist eylemlere doğrudan ya da dolaylı katılan, yardımcı olan, örgütlerin talimatları doğrultusunda faaliyet gösteren veya malvarlığı bu örgütler tarafından kontrol edilen gerçek ve tüzel kişilerin paraları ile malvarlıklarının dondurulmasını, üye ülkelerin terör örgütlerine, teröristlere, yardımcı olanlara, doğrudan veya dolaylı bu insanların emri altına girenlere karşı hiçbir şekilde herhangi bir fon, malvarlığı, ekonomik kaynak, finansal işler ile ilgili faaliyet gösterememesi için önlemler almasını, terör örgütlerinin insan ve silah temin etmelerine karşı aktif veya pasif önlemler alınması istenilmektedir.

Parg. 64.                  Ortak tutum, terörist faaliyetlerin önceden önlenebilmesi amacıyla üye devletler arasında veya üçüncü devletlerle, istihbari bilgi değişimine izin vermektedir. Teröristlere, onları destekleyenlere, finanse edenlere sığınma hakkının verilmeyeceğini, teröristlerin ve destekçilerinin AB topraklarında veya AB dışında eylem yapmak amacıyla AB topraklarını kullanmalarına izin verilmeyeceği ifade edilmektedir.

Parg. 65.                  Terör organizasyonlarını kuranların, teröristlerin ve bir şekilde onlara destek olanların AB ülkelerinde yargılanacağı, bu amaçla üye devletlerin gerekli yasaları çıkaracakları ve ağır cezalar öngörecekleri, bu suçlarda yapılacak araştırma, soruşturma ve sorgulamalar konusunda üye devletler arasında ve üçüncü devletler ile yardımlaşma yapılacağı belirtilmektedir.

Parg. 66.                  Ortak tutum, 2001 Eylem Planı gibi kapsamlı bir yaklaşım içermektedir. AB terörizme karşı kararlılığını göstermektedir. Diğer yandan ortak tutum, üye devletlerden terörizmle ilgili uluslararası sözleşmeleri ve protokolleri iç hukuklarına uygulamalarını istemektedir.           

Parg. 67.                  Konsey, sadece bu ortak tutumla yetinmemiş aynı tarihte, terörist grupların ve teröristlerin listesinden oluşan ‘Terörizmle Mücadelede Özel Önlemlerin Uygulanmasına İlişkin Ortak Tutum’ belgesini hazırlamıştır.[71] Ortak tutumun çıkarılış amacı, listesi yayınlanacak terörist grup ve kişilerle ilgili önlemleri içermesidir. AB’nin terörist kişi ve gruplara ilişkin ilk listesi bu ortak tutumla beraber ilan edilmiştir. Listede, 13 terörist grup ve 29 teröristin ismi yayınlanmıştır. Bundan sonra belirli tarihlerde Konsey tarafından yenilenen bu liste en son 16 Mart 2005 tarihinde güncellenmiştir. Son haliyle listede 45 şahıs ve 47 örgüt yer almaktadır.[72] Ortak tutum, özellikle finansal açıdan terörist örgütleri işlevsiz hale getirmeyi amaçlamaktadır. Terörist örgütlerin ve şahısların listesinin belirlenmesi belki de terörizmle mücadelede atılan en önemli adımdır. Böylelikle bir devlet artık bir terör örgütü hakkında tereddüt, koruma veya görmezden gelme şeklinde pasif kalamayacağı gibi aynı zamanda polis ve yargı güçleri de daha etkin ve ortak hareket edeceklerdir. Ancak bu noktada AB’den beklenen terör örgütlerini belirlerken sadece kendi üye devletlerinin görüşleri yanında bölge ülkelerinin ve aday ülkelerin de görüşlerini dikkate almasıdır. Böylelikle tüm terör örgütlerine ‘sıfır tolerans’ ile bir yaklaşım sergilenmesi mümkün olacaktır.

Parg. 68.                  Söz konusu belgede, ‘terörist eylemde bulunan kişi, grup ve tüzel kişilikten’ ne anlaşılması gerektiği de belirtilmiştir. Bunlar; terörist eylem yapan veya yapmaya çalışan, terörist eyleme katılan veya kolaylaştıran; dolaylı veya doğrudan bu tür insanlar tarafından sahip olunan veya kontrol edilen gruplar veya tüzel kişiler; bu örgütlerin adına iş yapan, talimat alan grup, gerçek veya tüzel kişilerdir. Ayrıca Konsey çerçeve kararda olduğu gibi yeniden ortak bir terörist eylem tanımı yapmıştır. Bu açıdan bakıldığında Konseyin, terörizme yönelik ortak bir bakış açısı belirlemek bakımından hem arzulu hem aceleci hem de endişeli olduğu söylenebilir.

 

Parg. 69.                  Ortak tutum, Avrupa Topluluğu’na (AT), AB Antlaşması’nda kendisine verilen yetkiler çerçevesinde listede belirtilen bireylerin, grupların ve tüzel kişilerin mali, ekonomik ve diğer finansal kaynaklarını dondurabilme ve aynı zamanda bu kişilerin bu kaynaklardan yararlanabilmesini veya ulaşabilmesini engelleme yetkisini vermektedir. Diğer yandan üye devletler mümkün olan en üst seviyede terörist faaliyetleri engelleme ve mücadele etme adına polis ve adli  konularda işbirliğini sağlayacaktır.

Parg. 70.                  AB’nin bahsedilen terörist örgüt ve kişiler listesinde Usame Bin Ladin ve örgütü El-Kaide yer almamaktadır. Ancak Konsey, Ladin ve örgütü ile ilgili olarak ayrı bir ortak tutum belirlemiştir. 27 Mayıs 2002 tarihli bu ortak tutum ‘Usame bin Ladin, El-Kaide ve Taliban üyeleri ile, onlarla ilişkisi tespit edilmiş birey, grup ve tüzel kişiliklere yönelik kısıtlayıcı önlemlerin alınmasına’ ilişkindir. [73]

Parg. 71.                  Ortak tutuma göre, belirtilen bu kişilere üye devletlerin sınırları içerisinde ya da üye devletlerin sınırları dışında gemi veya uçaklarını veya vatandaşlarını kullanarak dolaylı veya doğrudan silah, askeri mühimmat veya bunlara benzer materyalleri satmak, temin etmek, transfer etmek yasaklanmıştır. AT, üye devletlerde resmi makamların yetkilerine zarar vermeden AT’yi kuran antlaşmada belirlenen yetkiler içerisinde, üye devletlerde bu kişilere dolaylı veya doğrudan teknik yardımın yapılmasını, temin edilmesini, askeri faaliyetlerle ilgili eğitim sağlanmasını önleyecektir.

Parg. 72.                  Ortak tutum AT’ye, bu kişilere ait mali fonları, finansal varlıkları ve ekonomik kaynakları dondurma ve bu kaynakları kullanılmaz duruma sokma yetkisi vermiştir. Ayrıca üye devletler bu kişilerin topraklarına girişini veya transit geçişini önleyeci gerekli tedbirleri alacaklardır.

3.2.3. Terörizmin Finansal Kaynaklarına Yönelik Önlemler

Parg. 73.                  Ticari, ekonomik ve mali ilişkilerin küresel akıma kapılıp hızla etkileşime geçtiği ve yoğunlaştığı günümüzde genel olarak suç örgütleri de bu avantajlı durumdan faydalanmasını bilmişlerdir. Suç organizasyonlarının özellikle terör örgütlerinin dünya genelindeki ekonomik hareketliliğinin önüne geçmek çok zor olduğu gibi aynı zamanda bu suçlarla etkin mücadele açısından büyük önem arz etmektedir. Bu yönü ile BM konuya dikkat çekenlerin başında gelmektedir. AB ise bu konu ile ilgili olarak üye devletlerden BM’in ilgili sözleşmesini[74] iç hukuklarına adapte etmelerini istemiş, daha sonra terörizmle mücadeleye ilişkin ortak tutumunda önceki bölümlerde bahsedildiği üzere üye devletlerin terör örgütlerinin finansmanlarını kısıtlayıcı bir takım önlemler almasını istemiştir.

Parg. 74.                  Konsey, bu Ortak tutumun yanında 27 Aralık 2001 tarihinde ‘Terörizmin Finansman Boyutuna İlişkin Önlemlerin Alınmasına Yönelik’ bir tüzük hazırlamış ve ilk olarak mücadelenin, Ortak tutum ekinde belirlenen liste doğrultusunda başlatılmasını öngörmüştür.[75] Tüzük, üye ülkelerde Konsey tarafından hazırlanan listede belirtilen kişi, örgüt veya tüzel kişilikler ile alakalı olarak bütün fonların, malvarlıklarının, ekonomik kaynakların dondurulmasını, dolaylı veya doğrudan hiçbir şekilde bu fonlara, malvarlıklarına, ekonomik kaynaklara ulaşılamamasını ve kullanılamamasını öngörmektedir. Üye devletlerde terörist eylemlerin finansmanı için kullanılan kaynaklar dondurulacaktır. Terör örgütlerini organize eden, mali destek sağlayan ya da bu örgütlerin eylemlerine katılanlara caydırıcı cezalar uygulanacaktır. Terörist grup ve eylemler için üye devlet topraklarının kullanılmasına izin verilmeyecektir. Tüzüğün ekinde terörist kişi veya gruplarla ilgili bilgi vermeye ve bu kişi ya da gruplara ait hesapların dondurulmasına yetkili ulusal otoritelerin listesi de verilmiştir.[76] Tüzük ve Ortak tutum gibi yasal süreçle beraber, AB Komisyonu bir süre sonra yaklaşık 100 milyon Euro değerinde terörizmle ilgili şüphelenilen kişilere ait malvarlığının dondurulması ile karşı karşıya kalmıştır.[77]

Parg. 75.                  Tüzük’te belirtildiği şekli ile ‘fonlar, diğer finansal mal varlıkları ve ekonomik kaynaklardan’ kasıt maddi- gayri maddi, taşınır-taşınmaz mal varlıkları, elektronik veya digital ortamı da kapsayan yasal belge veya enstrumanlar, banka kredileri, seyahat çekleri, banka çekleri, hisse senetleri, havaleler, kıymetli evraklar, bonolar, poliçeler ve kredilerdir. ‘Dondurulmadan’ kasıt ise, bu varlıklar üzerinde herhangi bir transfere, yer değişikliğine, harekete veya miktarında, sahipliğinde, özelliklerinde, yerinde değişmelere neden olacak kullanımına engel olmaktır. ‘Finansal hizmetlerden’ kasıt ise finansal hayatın her türlü hizmeti, sigortacılık işlemleri ve bütün bankacılık işlemleridir.[78]

4. Düşman Kapıda: 11 Mart Madrid Saldırıları

Parg. 76.                  11 Eylül sonrasında terörizme karşı çok yönlü bir mücadele stratejisi geliştirmesine rağmen, öngördüğü önlemlerin bir çoğunu eyleme geçirmeye ve üye ülkeler arasında tereddütlerin yerine uzlaşıya varılması için çalışan AB, 2004 yılında artık gerçekle yüz yüze gelmiştir. Terörizm gerçeği kendisini bu defa AB sınırları içerisinde göstermiştir. 11 Mart 2004’te İspanya’nın başkenti Madrid’de meydana gelen El-Kaide bağlantılı bombalı saldırılarda 200’e yakın kişi hayatını kaybetmiş ve 1000’den fazla kişi de yaralanmıştır.

Parg. 77.                  Olaylardan sonra 19 Mart 2004’te olağanüstü toplanan Adalet ve İçişleri Bakanlar Konseyi, terörizmle mücadelede daha önce alınan önlemlerin uygulamaya sokulması ve güçlendirilmesi yönünde karar almış, işbirliği mekanizmalarının geliştirilmesine yönelik vurgu yapmıştır.[79] Aslında bu saldırılar AB’nin bu döneme kadar olan politikasını gözden geçirmesine sebep olmuş ve bundan sonraki süreçte daha hızlı hareket etme düşünceleri ortaya çıkmıştır.

Parg. 78.                  Örneğin, AB Komisyonuna göre bu terör saldırılarından sonra artık yeni yasal düzenlemelere veya kurumlara gerek yoktur. Çünkü bir çok yasal düzenleme teklif edilmiş ve onaylanmayı ya da yürürlüğe girmeyi beklemektedir. Oysa Komisyona göre bundan sonra öncelik operasyonel eylemlerde bulunmakta olmalıdır. Terörizmle mücadeleye yönelik önlemlerin yürürlüğe girmesi çok yavaş ve etkisizdir ve bu durum ‘kabul edilemez’ bir durumdur.[80]

Parg. 79.                  AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana’ya göre “Avrupa’nın terörizmle mücadelesi çok daha etkin olmalıdır ve bu öncelikle daha fazla bilgi paylaşımına dayanmalıdır. Birlik sınır kontrollerini güçlendirme, belge güvenliğini sağlama gibi konuları hızlandırmalı ve terörizmin mali kaynaklarının kesilmesi ile ilgili önlemler ve Avrupa dışında işbirliği yapılabilecek ülkeler gözden geçirilmelidir. Ayrıca Birlik, terörizmin arkasındaki faktörlerle ilgilenmedeki kararlılığını devam ettirmelidir. Hiçbir şey terörizmi haklı kılamayacağı gibi hiçbir şeyde terörizmin sebeplerini görmezden gelmenin gerekçesi olamaz. İsrail-Filistin çatışması ve Arap dünyasındaki umutsuzluğun çözümü, terörizmle mücadelede başarılı olunmak isteniyorsa ertelenmemelidir.”[81]

Parg. 80.                  Bu olayla birlikte bir takım tartışmalar da gündeme gelmiştir. Özellikle istihbari bilgi paylaşımı konusunda bazı sıkıntıların ortaya çıktığı görülmüştür. Bu yüzden Mart Zirvesi öncesi tartışmalarda, bir Avrupa İstihbarat Servisi’nin kurulması da gündeme gelmiştir. Bazı uzmanlara göre kurulacak olan Avrupa İstihbarat Servisi ile Avrupa Savcılığı AB’nin terörizm ve organize suçlara karşı mücadeledeki etkinliği artıracaktır. Avusturya ve Belçika’nın teklifi ile gündeme gelen bu konuya, Fransa ve İngiltere, istihbarat bilgilerini 25 devlet ile paylaşmanın hassas bilgilerin sızmasına yol açacağı korkusuyla gönülsüz yaklaşmışlar ancak Fransa sadece Birlik’in 5 büyük üyesi Fransa, İngiltere, Almanya, İspanya ve İtalya arasında derinleştirilmiş istihbarat işbirliğini önermiştir.[82] Komisyona göre ise Birlik bilgi alışverişinde güvenlik güçlerinin, yargı otoritelerinin ve istihbarat servislerinin karşılıklı güvenini artıran ve operasyonel bilgi alışverişini mümkün kılan yeni bir koordinasyon mekanizması kurmalıdır. Europol ve Eurojust ulusal istihbarat ve güvenlik güçlerinin yapısına tam olarak katılmalıdır. Yine Komisyon’a göre bu yeni koordinasyonda ne bir Avrupa CIA’ne ne de ikinci sütunun araçlarına gerek vardır. Terörizm sadece bir iç güvenlik meselesidir ve bu yüzden Üçüncü Sütun çatısı altında bilgi değişimine dayalı bir sistem kurulmalıdır.[83]

Parg. 81.                  Europol’un terörizmle mücadeledeki rolü de bu tartışmalarla beraber tekrar gündeme gelmiştir. Europol Sözleşmesinin 2. maddesinde Europol, terörizmle mücadele yetkisine sahiptir ki, bu görevini üye devletlerin ilgili birimleri ile bilgi değişimi, bilgi sağlama, temin etme ve toplama yolu ile bir bilgi sistemi oluşturarak yapacaktır. 11 Eylül sonrası ise Europol bünyesinde Terörizm ile Mücadele Görev Gücü kurulmuştur. Europol’ün etkinliğini tartışırken onun operasyonel yönünün olmadığını unutmamak gerekir. Bu hem Europol’un sözleşme niteliğinden hem de üye ülkelerin isteksizliğinden kaynaklanmaktadır. 11 Eylül sonrası Europol’un sorumluluğunda olan suçlar listesi genişlemiştir. Bunun yanında Europol temsilcilerinin ortak soruşturma ekiplerine destekleyici nitelikte katılımına izin verilmiştir. Bununla birlikte belirli durumlarda üye ülkelerin ilgili birimleri ile temas kurma ve soruşturmayı koordine etme yetkisi de verilmiştir. Ancak üye devletler bu duruma kendi güvenlik çıkarları açısından veya bireylerin güvenliğini ya da soruşturmanın başarısını olumsuz etkileyeceği düşüncesi ile sıcak bakmamaktadırlar. Bu nedenler yüzünden Konsey, Europol bünyesinde terörizmle mücadele uzmanlarından oluşan ve görevleri güncel tehditler ile ilgili bilgi toplayıp operasyonel  ve stratejik analiz sağlayacak bir birim kurmuştur.[84]

Parg. 82.                  Europol Sözleşmesinin 26. maddesi Europol’un üçüncü ülkelerle veya diğer uluslararası  kuruluşlarla anlaşma yapmasına izin vermektedir. 11 Eylül sonrası Europol’un dış ilişkilerinde temel özne ABD ile işbirliği olmuştur. Zaten 2001’de benimsenen Eylem Planı da bunu öngörmekte idi. Bu noktada ABD ilgili birimleri ile iki anlaşma yapılmıştır. Bunlardan birincisi Aralık 2001’de imzalanan stratejik ve teknik bilgi değişimi ile ilgili anlaşmadır. Bu anlaşmanın amacı Europol vasıtası ile üye devletler ile ABD ilgili organları arasında terörizm başta olmak üzere diğer uluslararası suçlarla ilgili işbirliğini artırmaktır.[85] Bu anlaşma kişisel verilerin değişimini içermezken, Konsey bu sefer kişisel veri değişimini de öngören ikinci anlaşmayı da 2002’de onaylamıştır. Bu anlaşma bir çok tartışmayı da beraberinde getirerek özellikle parlamenterler, sivil toplum kuruluşları ve bazı ülkelerde itiraz edilmesine rağmen Konsey’de gizlilik içerisinde, fazla tartışılmadan acelece kabul edilmiştir.[86] Sonuç olarak bu anlaşmalar doğrudan veya dolaylı olarak üye devletleri etkileyecek, itirazlara rağmen Europol üye devletin güvenlik güçlerinden bilgi isteyecek ve bu bilgi istenildiğinde Atlantik’in diğer tarafına geçecektir. Aslında buna Adalet ve İçişleri alanında işbirliğinin transatlantikleşmesi de denilebilir.[87] Ancak bu durumun aynı zamanda Europol ile üye devletlerin polis güçleri arasındaki çok etkin olmayan işbirliğini olumsuz yönden etkileyebileceği de olasılık dahilindedir.

Parg. 83.                  25 Mart 2004’te toplanan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sonucunda bir terörizmle mücadele deklarasyonu yayınlanmıştır. Deklarasyon, AB ülkelerinin dayanışmasını ve kararlılığını yansıtmaktadır.[88] Deklarasyonda öncelikle ‘dayanışma’ (solidarity) hükmü yer almaktadır. Konsey bu hükmün AB Anayasası’nda yer almasını kabul etmiştir. AB Anayasasının I-43. maddesinde yer alan bu hükme göre;

üye ülkelerden birisi bir terörist saldırıya maruz kalırsa Birlik ve üye devletler dayanışma ruhu içerisinde hareket ederek üye devletlerin bölgesindeki terörist tehditin önlenmesi, demokratik kurumların ve sivil halkın herhangi bir terörist saldırıdan korunması ve terörist saldırı durumunda bir üye ülkenin siyasi makamlarının talebi üzerine o ülkeye kendi bölgesinde yardımda bulunulması durumlarında Birlik üye devletler tarafından sağlanan askeri kaynaklar da dahil olmak üzere tüm araçları bu üye devletin kullanımı için seferber edecektir.

Parg. 84.                  Deklarasyona ve Anayasaya bakıldığında üye ülkelerden birine yapılacak saldırı tüm üyelere yapılmış gibi kabul edilmektedir. Oysa bu noktada  Birlik’e aday ülkeler Anayasa’nın bu hükmüne göre kapsam dışındadır. Bu durum, Birliğin terörizmle mücadelede global ve üçüncü ülkelere yönelik politikası ile bağdaşmamaktadır. Ayrıca Türkiye gibi uzun yıllarını terörle geçirmiş ve her zaman terör tehditine açık, aynı zamanda uzun süre AB aday ülke statüsü devam edecek bir ülke için bu durum dikkat çekicidir.

Parg. 85.                  Diğer yandan terörizmle mücadele bir iç güvenlik meselesi ise mücadelenin yine bir iç güvenlik birimi olan polis birimlerince yapılması bir çok açıdan doğruları içermektedir. Oysa Anayasa askeri kaynakları kullanmayı da öngörmektedir ki bu da AB’nin baştan belirlediği eylem planı ile çatışmaktadır. Eğer gerçekten ciddi durumlar yaşanacak olursa BM ve AGİT örneklerinde olduğu AB’in ortak polis güçleri, terörizmle mücadelede, etnik krizlerde ve sonrasında düzenin sağlanmasında rol alabilir.

Parg. 86.                  Zirve ile beraber gelen diğer bir yenilik ise Terörizm ile Mücadele Koordinatörünün atanmasıdır. Bu koordinatör, Konsey Genel Sekreterliği bünyesinde çalışacak olup Konsey’in terörizmle ilgili çalışmalarını koordine edecektir. Konsey kararlarının takibinden ve çalışmalarla ilgili Konsey’e rapor sunmaktan sorumludur. Böyle bir birimin kurulmasının temel nedeni terörizm ile mücadele politikalarının ağır işlemesi, Europol ile diğer AB kurumları arasındaki koordinasyon sorunlarıdır.[89]

Parg. 87.                  Yine aynı Zirvede terörist saldırılar sonucu mağdur olmuş insanlara yönelik yardım yapılması gündeme gelmiştir. Bunun üzerine AB Komisyonu pilot bir proje başlatmış ve bunun için AB bütçesinden 1 milyon Euro ayrılmıştır.[90] Projenin hedefi terörist eylemler sonucu mağdur veya mağdur yakınlarına sosyal ve psikolojik açıdan destek olacak organizasyonları finansal açıdan desteklemek ve Avrupa halklarının terörist tehdite karşı bilincini artıracak projelere destek olmaktır.[91] Birlik’in bu projesi hem terörizmin verdiği zararın insani boyutunu görmek açısından, hem terörizme karşı mücadelesinde kendisine destek sağlaması bakımından hem de terörizmle mücadelede model olması bakımından önemlidir.

Parg. 88.                  Ancak Avrupa üzerindeki Adalet ve İçişleri alanındaki gelişmeleri izleyen Statewatch editörü Tony Bunyan’a göre Mart Zirvesinde AB Devlet Başkanlarının Terörizmle Mücadele Deklarasyonu, Avrupa halkları için sivil özgürlükleri ve temel hakları etkileyecek önlemler içermektedir. Özellikle biometrik dökümanlarda zorunlu parmak izi bunların başında gelmektedir.[92]

Parg. 89.                  Zirvede ayrıca AB’nin politikaları gözden geçirilmiş ve sonrasında Birlik’in daha önce uyguladığı 2001 Eylem Planını revize etme kararını alınmış ve bu yeni plan 2004 Haziran Zirvesinde kabul edilmiştir. Konsey, Aralık 2004’ten itibaren yılda iki kez eylem planında yer alan önlemlerin yerine getirilip getirilmediğini kontrol edecektir.

                        4.1. 2004 Yeni Eylem Planı

Parg. 90.                  Yeni Eylem Planı yedi stratejik hedeften oluşmaktadır.[93] Bu hedefler 2004 Aralık Zirvesinde tekrar gözden geçirilmiş ve onaylanmıştır. Bu hedefler ile beraber 2005 yılı öncelikleri şunlardır:

1. Terörizmle Mücadelede Uluslararası Konsensusu Ve Uluslararası Çabaları Artırmak

Parg. 91.                  Öncelikle AB, terörizmle mücadelede uluslararası kamuoyunun harekete geçirilmesinden yanadır ve çözümün global odaklı politikalar çerçevesinde sağlanmasını istemektedir. Bu sebeple eylem planında belirtildiği üzere BM’in terörizmle mücadeledeki anahtar rolünü desteklemeyi öncelik haline getirmiştir. Bu bağlamda üye devletlerin çoğu BM’in ilgili Sözleşmelerini iç hukuklarına adapte etmiştir. Bu açıdan birliğin sağlanması AB’nin inandırıcılığı ve etkililiği ilgili olarak önemlidir.

 

Parg. 92.                  Birlik’in diğer bir hedefi ise BM çatısı altında ‘Terörizme Karşı Kapsamlı BM Sözleşmesi ve ‘Nükleer Terörizm Eylemlerinin Önlenmesine Dair BM Sözleşmesi’ konularında politik uzlaşmayı sağlayarak bu sözleşmelerin yürürlüğe girmesi ve terörizmle mücadelede bölgesel ve uluslararası kuruluşlarla beraber çalışmak ve desteklemektir.

Parg. 93.                  Bununla birlikte AB çabalarına bakıldığında üçüncü ülkelerle ve Akdeniz ülkeleri ile olan ilişkilerde Birlik’in ekonomik ve ticari faaliyetleri ile birlikte terörizmle mücadele konularını gündeme getirmekte, anlaşmalarda anti-terörizm hükümlerinin yer almasını ve o ülkenin yapısının elverdiği şekilde özellikle BM terörizmle ilgili sözleşmelerinin uygulanmasını istemektedir. Diğer yandan ABD ile yakın işbirliği içerisinde hareket edilmektedir. Bu bağlamda ABD, Europol ve Eurojust arasında işbirliği ve bilgi paylaşımı konuları gündeme gelmiştir.

2) Teröristlerin Finansal Ve Ekonomik Kaynaklara Ulaşmasını Engellemek

Parg. 94.                  AB’nin terörizmle uzun dönemli mücadelesinin en önemli ayağı, teröristlerin finansal ve mali kaynaklara ulaşmasını engellemeye yönelik önlemler almaktır. Bu noktada AB daha önce terörist örgütlerin finans ve mal varlıklarına el konulmasına yönelik olarak tüzük ve ortak tutumlar çıkartmış, AB Komisyonu, terör örgütlerinin para transferlerinin kontrolünde etkinliğini artırmak amacıyla OECD’nin Mali Eylem Görev Gücü [Financial Action Task Force (FATF)]’nde yer almıştır. Buna bağlı olarak, Kasım 2001’de FATF’ın uygulamalarıyla paralel bir şekilde karapara aklamaya ilişkin direktiflerini güncelleştirmiştir.

Parg. 95.                  Üyeleri arasındaki bir takım farklılıklara rağmen AB’de, 11 Eylül 2001 tarihi ile 2002 tarihleri arasında çeşitli şahıs ya da tüzel kişiliklere ait 35 milyon doların üzerinde mali değer terörist eylemleri desteklemekte kullanıldıkları gerekçesiyle dondurulmuştur.[94] Yine dünya genelinde 100 milyon dolar civarında teröristlere ait malvarlığı dondurulmuştur.[95]

Parg. 96.                  Komisyon ve Konsey Genel Sekreterliği ile Yüksek Temsilcilik tarafından Konsey’e sunulan raporda ise terörist örgütleri listelemenin önemli ölçüde siyasi ve psikolojik etki yaptığını, yaptırımlar neticesinde teröristlerin finansal sektörü kendi amaçları için kullanabilme imkanlarının azaldığından bahsedilmektedir.[96]

Parg. 97.                  Ancak AB, üye devletlerden BM Sözleşmesi ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde teröristlerin mal varlıklarının dondurulmasını daha etkili hale getirmelerini, terörizmin finansmanına yönelik bilgilerin değişiminde devletler arasında işbirliğinin artırılmasını ve FATF ve üçüncü ülkelerle bu konuda yakın çalışılmasını istemektedir.

Parg. 98.                  Terörizmin finansmanının önlenmesine yönelik; Birliğe giriş-çıkış yapan paranın denetimi sağlayacak düzenlemeler yapılması, Karapara Aklama direktifi çıkarılması, mali yaptırımların uygulanması Konsey’in beklentileridir. Bunun yanında çeşitli yardım kuruluşlarının terörizmi finanse etmede kullanılmasını önlemeye yönelik çalışmalar yapılması Bakanlar Konseyi’nden istenmektedir. 

3) AB Kurumları ve Üye Devletler İçinde Teröristleri Bulacak, Araştıracak, Yargı Önüne Çıkartacak ve Terörist Saldırıları Önleyecek Kapasiteyi Artırmak

Parg. 99.                  AB bu alanda gerçekten bir çok gelişme sağlamış, terörizmle mücadele politikaları, aynı zamanda diğer suç kontrol politikalarının da belirleyicisi olmuştur. Ancak Birlik, üst seviyede Europol’un rolünün artırılması ve bünyesindeki Terörizm ile Mücadele Görev Gücü’nün etkinleştirilmesini, Europol ve Polis Şefleri Görev Gücü vasıtasıyla uygulamalı ve operasyonel işbirliğinin güçlendirilmesini, üye devletler ile Europol ve Eurojust arasında daha sıkı bilgi alışverişini ve 15 üye devletteki terörizmle mücadeledeki yapılanmaya ilişkin değerlendirmelerin yeni 10 üye devlette de tamamlanmasını istemektedir.

Parg. 100.              Adli işbirliği bağlamında adli kayıtlara ilişkin bilgi değişiminin geliştirilmesi, iletişim verilerinin korunmasında ilerleme sağlanması da belirtilen hedefler arasında yer almaktadır. Ayrıca Komisyon’dan terörizm mağdurları ve aynı zamanda terör davalarının tanıklarının korunmasına yönelik bir Avrupa Koruma Programı hazırlaması istenmektedir.

Parg. 101.              İstihbarat işbirliği çerçevesinde; Terörizm ile Mücadele Grubu ve güçlendirilmiş AB Durum Merkezi (SitCen) arasında kurulan bağlar neticesinde, ulusal istihbarat servislerinden gelen bilgiler ve Europol ile bilgi değişimi sayesinde Konsey, stratejik tehdit değerlendirmesi yapacaktır.

4) Uluslararası Ulaşım Güvenliğini Korumak ve Sınır Kontrollerinde Etkili Sistemleri Sağlamak

Parg. 102.              Sınır güvenliği konusu terörizmle mücadele stratejisinde ayrı bir öneme sahiptir. Zira  AB, dahili sınırlarının olmadığı kendine özgü yapısı ile terörist saldırılara maruz kalma açısından risk taşımaktadır. Bu açıdan sınırlarda giriş-çıkışların denetimi, bio-metrik verilerin (parmak izi ve profil görüntüleri)  kullanılması ile AB pasaportlarının güvenliğinin geliştirilmesi, belge güvenliği, bilgi alışverişi gibi konularda ilerleme sağlanmak istenmektedir. Bu anlamda 1 Mayıs 2005’ten itibaren faaliyetlerine başlayacak Avrupa Sınır Ajansı düzenleyici bir rol üstlenecektir.

5) AB ve Üye Devletlerde Terörist Saldırılar Sonrası Zararların Üstesinden Gelebilecek Kapasiteyi Artırmak

Parg. 103.              Bu hedef açısından Konsey, terörist saldırılar öncesinde ve sonrasında alınabilecek önlemleri düşünmektedir. Bununla ilgili olarak Sivil Koruma Mekanizması ve Dayanışma Programı benimsenmiştir. Diğer terörist saldırı mağdurlarına yardım ve destekleme bu hedef içerisindedir. Ayrıca terörist saldırıları önleme, hazır olma ve yanıt verme yeteneğine ilişkin sivil koruma kapasitesinin güçlendirilmesi de istenmektedir.

6) Terörizme Neden Olan Faktörler ve Terörizmin İnsan Kazanmasına Yol Açan Sebepleri Tespit Etmek

Parg. 104.              AB’nin terörizmle uzun dönemli mücadele stratejisinde belki de en önemli ayağı bu hedef oluşturmaktadır. Birlik, terörizmin bulduğu desteğin nedenlerini, aşırı dini ve siyasi inançlar, sosyo-ekonomik faktörler ile terörizm arasındaki ilişkinin araştırılmasını ve bunlara verilecek yanıtın ne olması gerektiği konusunda özellikle Europol, Terörizm ile Mücadele Grubu ve Polis Şefleri Görev Gücü gibi organlarını görevlendirmiştir. Bunun yanında İslam dünyası ve Avrupa arasında dinler ve kültürler arası ilişki kurulmasını teşvik edecek strateji geliştirilmesi de Birliğin hedeflerindendir.

7) AB’nin Üçüncü Ülkelerle Dış İlişkilerde Önceliği Anti-Terörist Niteliklere Sahip Veya Terörizmle Mücadelede Yardıma İhtiyaç Duyan Ülkelere Yönlendirmek

Parg. 105.              AB’nin bu alandaki çabası terörizme karşı global bir yaklaşım sağlamak olarak nitelendirilebilir. Gelişmenin ön şartının güvenlik mi olduğu, güvenliğin ön şartının gelişme mi olduğu bu bağlamda tartışılabilecek konulardır. Ancak küresel ekonominin devlerinden olan AB’nin bu politikası, bir çok devleti terörizme karşı tavır almaya zorlayacağı muhakkaktır. Bu politikası ile ilgili olarak AB, öncelikle bu ülkelerle politik diyaloga geçip sonrasında bilgi değişimi ve teknik yardım sağlanması yönündedir. Bu açıdan AB’nin Barselona Süreci aracılığıyla Akdeniz ülkeleri ile başlattığı süreç önem arz etmektedir. Üçüncü ülkeler ile yapılan anlaşmalarda yer alan terörizmle mücadeleye ilişkin maddelerin işlevsel hale getirilmesi, bölgesel işbirliğini teşvik etmenin yanında diyalog ve yardım yolu ile öncelikli üçüncü ülkelerle işbirliğinin artırılması istenmektedir.

Parg. 106.              Revize edilen eylem planının ardından terörizmle mücadele açısından diğer önemli bir gelişme Hague Programı’dır. Kasım 2004 toplanan AB Konseyi’nde ‘özgürlük, güvenlik ve adalet’ alanını güçlendirmeye yönelik “Hague Programı” kabul edilmiştir.[97] Bilindiği gibi 1999’daki Tampere Zirvesi sonrasında ‘özgürlük, güvenlik ve adalet’ alanındaki ulaşılması belirlenen hedefler genel program çerçevesinde yapılmıştır. 2004’ten sonraki beş yıllık program için AB Anayasası’nın getirdiği yenilikler çerçevesinde hareket edilmiştir. AB vatandaşlarına mümkün olan en üst seviyede hareket etme ve dolaşım özgürlüğü amaç edinen bu program aynı zamanda bu hakkın sahibi AB vatandaşlarına en üst seviyede güvenlik ve adalet alanına da sağlamak istemektedir. Programın genel çerçevesi ‘özgürlük, güvenlik ve adalet’ alanı ile ilgili politikalar ve bunların dış boyutları, temel haklar ve vatandaşlık, mülteci ve göç politikası, sınır yönetimi, entegrasyon sorunları, polis işbirliği, organize suçlar ile terörizmle mücadele, özel hukuk ve uyuşturucu ile mücadeledir.

Parg. 107.              Terörizm açısından ise programda; temel haklara zarar vermemek şartıyla terörizme karşı etkili önlemler alan ve mücadele eden üye devletlerin, terörizmi sadece kendi güvenlik meselesi olarak görmemelerini aynı zamanda diğer üye devletlerin ve Birliğin güvenliği açısından yaklaşmaları gerektiğinin altı çizilmektedir. Bunun sonucunda;

- üye devletler istihbarat ve güvenlik güçlerini sadece kendi güvenlikleri için değil aynı zamanda gerektiğinde diğer üye devletin iç güvenliğini korumak içinde kullanacaktır.

- diğer üye devletlerin iç güvenliğini tehdit edici bilgilere ulaşan başka bir üye devletin yetkilileri derhal o devleti bilgilendirecektir.

- terörizm tehditleri ile bağlantılı olarak gözetim altına alınan kişi veya eşyaların sınır geçişlerinde kolaylık sağlanacak ve bu esnada gözetimin kesilmesine imkan verilmeyecektir.[98]

4.2 AB İçerisindeki Terörist Faaliyetlere Genel Bir Bakış

Parg. 108.              Europol tarafından hazırlanan 2004 tarihli AB içindeki terörist faaliyetlerle ilgili rapora baktığımızda AB ülkelerinde uluslararası terörizmin tehdit olarak varlığını sürdürmesine rağmen diğer yandan iç terör hareketleri de, hem bulundukları ülkenin güvenliğini hem de Birlik’in güvenliğini tehdit etmektedir. [99]

Parg. 109.              Uluslararası terörizm niteliğindeki faaliyetleri ile El-Kaide terör örgütünün ve ona bağlı olan grupların Avrupa için önde gelen spesifik bir tehdit olduğu belirtilmektedir. Raporda belirtildiği üzere Madrid saldırıları ve ardından bir çok üye devlette terörist hücrelerin bulunması El-Kaide’nin Avrupa üzerindeki varlığının ne olduğunu göstermektedir. Afganistan ve Irak savaşındaki tutumlarından dolayı Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya ve İngiltere’nin El-Kaide için özel hedef niteliği taşıdığı bahsedilen raporda, genel olarak uluslararası terörizm ve El-Kaide’den bahsedilirken İslami terörist (Islamic terrorist) örgütü veya İslami tehdit (Islamic threat) olarak bahsedilmektedir. El-Kaide’nin bir terör örgütü olduğundan kuşku duymaya gerek yoktur. Ancak terörizmle mücadelede kapsamlı bir strateji geliştiren ve ölçülü davranan AB, bu konuda kasıtlı olmasa bile, yanlış bir tanımlama içerisine girmektedir. Dünya üzerinde hiçbir semavi din terörü meşru görmez ve emretmez. Kabul etmek gerekir ki bazı Arap devletlerinde ve Müslüman ülkelerde yoğun terörist aktivitelere rastlanmaktadır. Ancak bu terörün sebebi bizzat din değil aksine, çoğunu Batı ülkelerinin geçmişte desteklemiş olduğu baskıcı ve otoriter yönetimler, yoksulluk, geri kalmışlığın verdiği nefret duygusu, dini yanlış yorumlama (Vahhabilik gibi) ve eğitimsizliktir yatmaktadır ki, Batı medeniyetine duyulan bir nefret varsa bu yine aynı nedenlerden kaynaklanmaktadır. El-Kaide teröristlerinin Müslüman olması yönü ile İslam dininden kaynaklanan bir terörizm olduğuna dair tanımlama veya niteleme yapmak bir çok yanlış anlamalara ve hatalara neden olacaktır. Özellikle terörizmle mücadele adına İslam dünyası ile ilişkiye geçmek isteyen AB’nin bu hedefi yine bu söylemi ile ters düşmektedir.[100]

Parg. 110.              Diğer yandan Avrupa içerisindeki terörde İspanya ve Fransa’da ayrılıkçı ETA örgütü faaliyetlerini sürdürmektedir. Ancak 2004 yılında İspanya ve Fransa güvenlik güçlerinin yakın işbirliği içerisinde örgütün yönetici kademesine ve lojistik desteklerine yapılan operasyonlar, örgütü organizasyonel açıdan kısmen zayıflatmıştır. Bunun dışında IRA örgütünün siyasi sürece katılıp eylemlerine son vermesine rağmen bu örgütten ayrılan RIRA (Real IRA) ve CIRA (Continuity IRA) örgütlerinin, anarşist terör bakımından İtalya’da Avrupa Birliği kurumlarını ve temsilcilerini hedef alan Federazione Anarchia Informale örgütünü, aşırı sol örgütler bakımından İspanya’da GRAPO, İtalya’da Red Brigades, birkaç Avrupa ülkesine dağılmış olan DHKP/C ve yine KONGRA GEL’in etkin olan örgütler olduğundan bahsedilmektedir.

Parg. 111.              Kısacası, Avrupa üzerinde bir çok ülkede halen aktif olan bir çok terörist örgüt bulunmaktadır. Bunun yanında dikkatlerin ise daha çok El-Kaide ve onunla bağlantılı gruplara odaklandığı da bir gerçektir.

                        5. Ortak Dış Güvenlik ve Politikası ve Terörizmle Mücadele

Parg. 112.              Terörizmle mücadele 11 Eylül sonrası süreçte Avrupa Birliği iç güvenlik alanının en önemli hedefi olurken aynı zamanda AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikasının (ODGP) da bir parçası olmuştur. Zaten 21 Eylül 2001’deki olağanüstü Zirve’de terörizme karşı AB’nin ODGP ve Avrupa Savunma ve Güvenlik Politikası (AGSP) dahil bütün politikaları ile koordineli ve çok disiplinli bir yaklaşım sergileyeceği belirtilmiştir.[101] Bunun üzerine 2002 Haziran’da Sevilla Zirvesi sonucunda yayınlanan deklarasyonda ODGP’nin AGSP dahil genel politikalarında terörizmle mücadelede önemli bir rol oynaması gerektiği ifade edilmiştir.[102] Diğer bir ifade ile terörizmle mücadele Birlik’in sınırları dışında da devam edecek ve bundan sonra ikinci sütunun araçları da kullanılabilecektir. Ancak terörizmle mücadelenin ikinci sütuna girmesi ile beraber askeri yöntemlerin kullanılabileceğini dair düşünceler geliştiği görülmektedir. Aslında Petersberg misyonları ile başlayan AB’nin askeri güçlere sahip olma konusu, 11 Eylül sonrası İspanya’nın dönem başkanlığında terörizmle mücadele ile AB Antlaşmasına sokulması gündeme gelmiştir. Bu noktada İspanya hükümetinin terörizme karşı uluslararası işbirliği sağlanması ve sembolikte olsa AB’nin kararlılığını göstermesi ve ABD’ye destek olunması düşüncelerinde gelişen bu tartışmalar sonucunda diğer üye devletler ikna olmamış ancak sorun Sevilla Zirvesi deklarasyonu ile sonuçlanmıştır. Bu konu en sonunda Anayasa Antlaşması ile netleşmiştir.[103] AB Anayasası Madde I-41 (1) e göre;          

“Ortak güvenlik ve savunma politikası ortak dış politika ile güvenlik politikasının bölünmez bir parçasıdır. OGSP, Birlik’e sivil ve askeri varlıklar sevk etmek için güç sağlar. Birlik BM ilkelerine uygun olarak barışı sağlamak, çatışmaları önlemek ve uluslararası güvenliği güçlendirmek amacı ile bunları Birlik dışındaki görevlerde kullanabilir….”

Parg. 113.              Bu madde ile AB askeri güçlerinin AGSP ile birlikte yeni bir tanımı yapılmıştır. Bu amaçlar çerçevesinde nasıl hareket edileceği ise Madde III-309’da verilmiştir:

“Birlik’in askeri ve sivil araçları kullanabilmesi durumunda madde 41(1) de belirtilen görevler uzlaştırma ve anlaşmazlık sonrası istikrar dahil olmak üzere, ortak silahsızlandırma operasyonlarını, insani görevleri…………Bu görevlerin tümü üçüncü ülkelerle kendi topraklarında terörizmle savaşma konusunda destek vermek de dahil olmak üzere terörizme karşı savaşa katkıda bulunabilir.”

Parg. 114.              Bu madde ise terörizme karşı savaştan bahsederek sivil araçların yanında askeri araçların kullanılmasına imkan vermektedir.

Parg. 115.              AGSP’ye dönecek olursak terörizmle mücadele stratejisi açısından dört önemli hedef belirlemiştir. Bunlardan birincisi terörist tehditi önleme, ikincisi terörist tehdit veya saldırı sonrası koruma, üçüncüsü saldırı sonrası askeri ve sivil mekanizmalarla cevap verme ve yönetim, en son olarak da üçüncü ülkelere terörizmle mücadelelerinde yardımdır.[104] Üçüncü ülkelere yardım edilmesi özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine yardımlarla başladığını söylenebilir. Bununla birlikte AB bir çok ülkeye finansal hukuku ve uygulamayı geliştirmek, karapara aklama, sınır yönetimi ve terörizmle mücadelede, terörizmle mücadele ve polis işbirliği açısından Balkan ülkelerine ve Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan, Romanya ve Slovakya’ya yardımda bulunmuştur. Yine Birlik sınır yönetimini güçlendirmesi bakımından Fas hükümetine 2002-2004 programı olarak bütçesinden 40 milyon Euro yardım etmiştir. Diğer yandan Komisyon göç alanında işbirliğinde kullanılmak üzere 2002 yılında 12 milyon Euro’yu 15 ülke için kullanmıştır. Bunun dışında AB, Filistin Yönetimine 1997-2003 yılları arasında terörizmle mücadele çabalarını desteklemek açısından 13 milyon Euro tahsis etmiştir.[105]

Parg. 116.              Diğer yandan Ortak Dış Güvenlik Politikasında AB’nin attığı en önemli adım ve AGSP politikasını açıklayacak belge Avrupa Güvenlik Stratejisi’dir. 12 Aralık 2003’te Zirve tarafından benimsenen belge, AB üyesi devletlerin daha iyi ve güvenli bir dünya nasıl oluşturulabileceğine dair ortak vizyonlarını paylaştığı bir ilk olma özelliğine de sahiptir.[106] Belgenin ortaya çıkmasında bir çok etken vardır. Bunlar; 11 Eylül sürecinin ardından gelen uluslararası politikadaki gelişmeler, uluslararası terörizm ve kitlesel imha silahları tehdidi, Avrupa’nin Balkanlardaki krizde etkisiz kalmasına bir tepki olarak gelişen AGSP, ve en son olarak da Irak Savaşı ile ilgili olarak AB ülkeleri arasında meydana gelen bölünmedir. Aslında bu şekilde açık bir stratejinin olmaması, Birlik üyelerini dış ilişkilerde sıkıntıya sokmuştur. Bu noktada belge hayati öneme haizdir. Belgenin ana teması şudur: “Yaşadığımız dünyada yeni fırsatlara sahip olduğumuz gibi aynı zamanda yeni tehditlere de sahibiz. Fırsatlardan yararlanmak ve tehditlerin üstesinden gelmek için Avrupa ‘küresel aktör’ olmalıdır.” [107]     

Parg. 117.              AB’nin artık küresel güvenliği sağlamada sorumlu olduğu ifade edilen Avrupa Güvenlik Strateji belgesine göre terörizm, Avrupa güvenliği için birincil tehdittir. Avrupa’nın güvenlik algılamasını yansıtan belgede global alanda hareket eden son terörizm dalgasının dini aşırılıklı şiddetle ilişkili olduğunu, nedeninin ise modernleşme baskısı, kültürel, sosyal, politik krizler ve bölgesel etnik çatışmalar gibi bir çok karmaşık sebepten kaynaklandığı belirtilmektedir. Ayrıca farklı toplumlarda yaşayan genç nüfusun içinde bulunduğu topluma yabancılaşması gibi bir neden de etkili olmakta ve bunun özellikle Avrupa toplumlarında meydana geldiğinden bahsedilmektedir. Terörizmle ilişkili olan diğer tehditler ise yönetim başarısızlığı, bölgesel çatışmalar ve organize suçlardır. Avrupa’nın hem hedef hem de kaynak olarak ifade edildiği belgede terörist grupların kitle imha silahlarına sahip olmalarının tehlikesine, organize suç örgütlerinin terörizmle ilişkili olduğuna ve terörist şebekeleşmenin artık daha tehlikeli olduğuna dikkat çekilmektedir. Terörizmle etkin mücadele etmek için artık istihbarat, polis, adli ve askeri ve diğer alanlarda işbirliğini zorunlu hale gerektirmektedir.[108]

Parg. 118.              Belgede Avrupa güvenliğini sağlamak içinse üç hedef belirlenmiştir. Birincisi tehditi belirleme ve cevap vermedir. İkincisi AB, kendi güvenliğini çevresindeki ülkelerin güvenliğinin sağlanmasında görmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi, global güvenliğin sağlanmasından kendini sorumlu gören ve Maastricht’ten bu yana ODGP alanında başarılı olamayan Birlik, yeni bir arayış içerisindedir. Belgeye göre Arap-İsrail çatışmasının çözümü Birlik için stratejik önceliğe sahiptir. Çünkü Ortadoğu’daki sorunların kaynağı olarak Arap-İsrail çatışması görülmektedir. İki devletli çözüm şekli Birliğin desteklediği bir çözüm şeklidir. Bunun yanında AB sınırlarına komşu olan Balkanlarda istikrarın sağlanmasını ve Barselona süreci ile Akdeniz ülkeleri ile başlayan işbirliğinin ekonomik, güvenlik ve kültürel alanlarda daha etkin hale getirilmesi, bu ülkelerde işbirliği yapılabilecek yönetimlerin desteklenmesi AB’nin güvenlik anlayışında genel çerçeveyi oluşturmaktadır. Aynı zamanda Birlik, Arap dünyası ve Güney Kafkasya ile işbirliğine geçmek istemektedir.

Parg. 119.              Üçüncü hedef ise uluslararası sistemin düzenli işlemesidir. Birlik sorunlara global odaklı yaklaşmakta, dolayısıyla çözümler içinde global çerçevede politikalar belirlenmesinden yanadır. Güvenliğin sağlanması açısından sadece NATO ile işbirliğinden bahsedilmemekte aynı zamanda diğer bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ile de işbirliği yapılması dile getirilmektedir. Bu noktada AB, uluslararası hukuka ve BM’ye olan bağlılığını ifade etmekte özellikle uluslararası düzen ve güvenliğin sağlanmasında BM Güvenlik Konseyini sorumlu görmekte ve BM’nin etkinliğinin artırılmasını öncelikli bir hedefi olarak görmektedir. Bununla birlikte Birlik özellikle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin devreye girmesini istemektedir.[109] 

Parg. 120.              Belge bir yönü ile de geleneksel savunma konseptinin şu an ki dünya düzeninde geçerli olamayacağını belirtmektedir. Birbiri ile içiçe geçmiş tehditlere karşı yine Birlik halinde önlem alınmalıdır. Bununla birlikte bir kriz, tehdit veya çatışma meydana gelmeden önce AB cevap vermeye ve önlem almaya hazır olmalıdır. Diğer yandan bu tehditlere karşı sadece askeri yöntemlerle baş edilemez. Özellikle terörizmle mücadele, istihbarat, polis, adli, askeri ve diğer ihtiyaç görülen alanlarda işbirliği gibi çok yönlü bir yaklaşım gerektirmektedir. AB’nin hedeflerine ulaşmak için kullanmak istediği araçlardan ilki çatışmaları önlemek veya sonrasında düzeni sağlamak için askeri ve sivil misyonları görevlendirmektir. Bunun ilk örneğini 2003’te Bosna’da polis misyonu ile hayata geçirmiştir. İkincisi yine bu askeri ve sivil misyonların kapasitesinin artırılmasıdır. Diğerleri ise diplomatik kabiliyet ve istihbarat paylaşımıdır. Bu hedefler açısından Avrupa Savunma Ajansı kurulmuştur.[110] Ancak bu noktada AB’nin politikasını anlamak güçleşmektedir. Çünkü bir kriz veya tehdit öncesi müdahele de bulunmaktan söz edilmekte ve diğer araçlarla beraber askeri yöntemlerin kullanılmasından bahsedilmektedir. Bu düşünce az çok ABD’nin önleyici saldırı doktrini ile benzerlik göstermektedir. Belki de AB’nin bu hedefi ‘küresel aktör’ olma hedefi gereği ortak askeri güce sahip olma arzusundan kaynaklanmaktadır. Ancak AB çevresinde ülkelerde bir etnik çatışma, kriz veya terörist tehdit ile karşılaştığında veya sonrasında düzeni sağlamada askeri yöntemleri kullanması Birlik’in kendi demokratik değerleri ile bağdaşmamaktadır. Bu noktada AB’nin polis misyonlarının kapasitesini güçlendirmesi, ekonomik, ticari yaptırımlar ile diplomatik yolları yani genel olarak sivil mekanizmayı kullanması daha başarılı olma ihtimalini ve etkililiğini artıracak ve farklı bir model olacaktır. Küresel terörle mücadelede askeri bir savaşım stratejisine bağlanmamalıdır. Temel strateji hedeflerinde seçici, halkın desteğini alma noktasında hassas olması, mücadele mantığı, düşmanı her şeye rağmen yok etme değil, titiz istihbarat çalışmalarıyla belirlenmiş birbirinden bağımsız hücrelerin, diğer masumlara zarar vermeden yakalanması ve yargı önüne çıkarılması olmalıdır. Bu ise profesyonel polisiye birimlerce hayata geçirilebilir.[111]

Parg. 121.              Strateji Belgesi başka eleştirilecek yönlere sahiptir. Öncelikle belgede güvenlik, gelişmenin ön şartı olarak belirtilmekte ve terörizmin nedenleri arasında siyasi, kültürel ve sosyal nedenler sayılırken ekonomik nedenler sayılmamaktadır. Ancak yoksulluğun, açlığın, işsizliğin beraberinde, genç insanlar arasında umutsuzluk ve karamsarlık getirdiği ve bu durumun bu insanları öfke içerisinde terörizme yönlendirdiği bilinen bir gerçektir. Hatta Stratejinin kendisi de bu durumu onaylamakta ve dünya nüfusunun yarısı, yaklaşık 3 milyar insanın günlük 2 Euro’nun altında yaşadığını ve her yıl 45 milyon insanın açlıktan öldüğü ifade edilerek ekonomik zayıflığın siyasal problemlere ve şiddetle ilişkili olduğundan bahsetmekte ancak yine de “güvenlik gelişmenin ön şartıdır” yargısına ulaşılmaktadır. Ayrıca belgeyi hazırlayan Yüksek Temsilci Javier Solana’nın ‘hiçbir sebep terörizmi haklı kılmaz, ancak hiçbir şey terörizmin sebeplerini görmezden gelinmesini de haklı kılmaz[112] ifadesi ile terörizmin ekonomik zemininin görmezden gelinmesi soru işaretleri oluşturmaktadır. Bununla birlikte AB’nin uzun dönemli terörizmle mücadelesinde yoksulluğu ve açlığı önleyecek politikalar geliştirmesi de dünya barışı için yararlı olacaktır.

Parg. 122.              Diğer taraftan Strateji de tehdit analizinde yeni olarak belirlenen etnik çatışmalar ve terörizm yeni tehditler değildir. Belgenin Amerikan etkisinde ‘Rumsfeldian dilde’ kaleme alındığı ve Irak savaşının gerekçesi olarak kitle imha silahları konusuna odaklanması ayrı bir tartışma alanıdır. Çünkü terörist saldırıların çoğunluğu düşük silahlar veya patlayıcılar ile yapılmaktadır.[113] 1977-2003 arası sadece 13 biyolojik ve 6 kimyasal saldırı vakası olmuştur.[114]

Parg. 123.              Ayrıca uluslararası sistemde diğer bölgesel ve global organizasyonlarla ortak hareket edilmesi hedeflenirken, hükümet dışı sivil toplum organizasyonlarının ve insan hakları örgütlerinin bu kapsama alınmaması da dikkat çekicidir.[115]

                        Sonuç

Parg. 124.              11 Eylül saldırıları sonrası küresel terörizmin, devletlerin ve uluslararası sistemin genelinde başlı başına bir gündeme sahip olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Başta ABD olmak üzere sistemin büyük güçleri küresel terörizmi önleme adına yoğun bir çaba içerisine girmişlerdir. Doğru teşhisin doğru tedaviyi sağlayacağını hatırlayarak, terörizmle mücadelede önemli olanın doğru, etkin ve sağlıklı bir mücadele olduğu unutulmamalıdır. Aksi taktirde terörizmin yaratmak istediği tuzağa düşebilme ihtimali yüksektir. Terörizmin istediği sağduyunun kaybolması, insanların nefretinin artması, korku ve endişenin hakim olması ve eylemlerine meşru bir zemin oluşmasıdır. Küresel terörizmle mücadelede ABD’nin bilerek veya bilmeyerek yaptığı yanlışlar kendisine karşı bir takım tepkilere yol açmaktadır. AB, bu yanlışları göz önüne alarak kendi terörizmle mücadele politikasını daha sağlam bir zemine oturtmak durumundadır.

Parg. 125.              Bu çalışmada AB’nin terörizmle mücadele politikası ile ilgili olarak beş bölüm üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde genel olarak 11 Eylül sonrası sürecin, AB iç güvenlik politikalarına olan etkileri değerlendirilmiştir. Genel olarak bakıldığında terörizmle mücadele adına iç güvenlik alanında radikal denilebilecek önlemlerin daha az tartışma ve çabuk kabullerle uzlaşıya varılarak kabul edildiğini, 11 Eylül saldırılarının AB’nin bu alandaki politikalarını ve bu politikalara yönelik tartışmaların içeriklerini değiştirdiğini görüyoruz. Bir yönü ile 11 Eylül’den sonra Avrupa, iç güvenlik alanında hızlı bir entegrasyon sürecine girmiştir.

Parg. 126.              İkinci bölümde, 1970’li yıllardan 11 Eylül saldırıları olana kadar geçen süreçte AT/AB çatısı altında terörizmle mücadele konusu incelenmiştir. Bu dönemde görülen odur ki, terörizmle mücadele, Avrupa’da adalet ve içişleri alanındaki işbirliği sürecinin tetikleyicisi olurken aynı zamanda üye devletler, terörizm olgusuna iç egemenlik yetkisi kapsamında yaklaşmıştır. Dolayısıyla terörizmle mücadele ve iç güvenlik alanında işbirliği hükümetler arası işbirliği olmaktan öteye gidememiştir. Yine bu dönemde AB iç güvenlik tehdit algılamasında terörizm, örgütlü suçlar ve yasa dışı göç gibi diğer ciddi uluslararası suçlar ile ele alınmış ve Europol’un görev alanında değerlendirilmiştir.

Parg. 127.              Üçüncü bölümde, 11 Eylül saldırıları sonrası yoğun bir  çalışma içerisine giren AB’nin terörizmle mücadele çabaları irdelenmiştir. 11 Eylül sonrası küresel terörizmle mücadele, AB Konseyi tarafından öncelikli amaç ilan edilmiş ve Birlik o zamana kadar görülmemiş çapta, terörizm tanımından terörizmin finansmanına kadar yasal ve politik ilerlemeler kaydetmiştir. Bu ilerlemelerden en dikkat çekeni terörizme karşı bir strateji geliştiren Eylem Planı, artırılmış polis ve adli işbirliği ve üye devletlerde ortak bir terörizm mevzuatı oluşturmayı hedefleyen Terörizmle Mücadele Çerçeve Kararıdır. Yine bu dönemde terörizmle mücadelenin suçla ilgili hemen hemen tüm alanları etkilediğini, suç kontrol ve özellikle göç, iltica, yasadışı göç, sınır güvenliği konularında alınacak önlemlerle ilgili katalizör bir role sahip olduğunu ve iç güvenlik ve adalet alanında entegrasyonu hızlandırıcı bir etken olduğunu söyleyebiliriz. Diğer yandan terörizmle mücadelede Europol’un yetki ve başarısı da değerlendirilmiştir. Bununla birlikte önem arzeden bir diğer konuda Europol ve üye devletlerin polis ve adli birimleri ile ABD birimleri arasındaki yakın işbirliğidir. Bu yakın işbirliği ve yapılan anlaşmalar bir çok tartışmayı beraberinde getirmekle beraber aynı zamanda Adalet ve İçişleri  alanının “transatlantikleşmesi” olarak tanımlanmıştır.

Parg. 128.              Dördüncü bölümde 11 Mart saldırıları ile küresel terörizm gerçeği ile tanışan AB’nin tepkileri değerlendirilmiştir. Bu noktada AB Konsey ve Komisyonu’nda hakim olan düşüncenin daha öncesinde alınan önlemlerin yürürlüğe sokularak etkililiğin sağlanması ve daha operasyonel davranmaktır. Bilgi değişimi ve paylaşımı tartışılan konuların başında gelmektedir. 11 Mart saldırıları sonrası 2001 Eylem Planı revize edilmiştir. Ancak AB’nin bu saldırılar sonrası daha önce sahip olduğu ılımlı ve sakin havanın değişmeye başladığı ve bir paranoya içerisinde hareket ettiği söylenebilir. Bunun en önemli neticesini askeri araçların terörizmle ile mücadelede bir araç olarak kullanılmasının yasal altyapısının AB Anayasası’nda ve Ortak Dış Güvenlik Politikası’ndaki yer alması olarak ortaya çıkmış olduğu söylenebilir.

Parg. 129.              Beşinci bölümde ise yukarıda bahsettiğimiz şekilde 11 Mart sonrası, AB’nin terörizme mücadeledeki bakış açısındaki değişmelerden biri olan terörizmle mücadelenin ODGP alanına yani ikinci sütun alanına entegre edilmesi ele alınmıştır. Bu noktada dikkati çeken husus, AB’nin terörizmle mücadelede askeri yöntemlerin kullanılmasını öngören yaklaşım ve politikalarıdır. Oysa terörizmle mücadele özellikle küresel terörizmle mücadelede askeri yöntemlerin kullanılması sonucu elde edilecek başarı ihtimali oldukça düşüktür ki, bunun en iyi örneğini ABD’nin Irak politikası göstermektedir. Ayrıca AB’nin bu alandaki politikalarından siyasi alanda küresel bir aktör olma hedefini ve bunu sağlamaya yönelik küresel terörizmle mücadeleyi bir araç olarak gördüğünü söyleyebiliriz.

Parg. 130.              Sonuç olarak insanlığın karşısında, İslam ve Batı medeniyetlerini karşı karşıya getirmeyi amaçlayan veya böyle bir çatışmayı bekleyenleri ümitlendiren, bir çok nedeni ve argumanı olan, küresel düzlemde hareket eden, kin ve nefret ile büyüyen bir terörizm olgusu vardır. Ancak, geçmişte ülkelerindeki terör örgütlerine karşı başarılı bir mücadele veren ve bir model oluşturan Avrupa ülkelerinin, küresel terörizme karşı vereceği sınavın başarılı olması -özellikle ABD politikalarının dünya genelinde tepki oluşturmasından sonra – dünya barışı için yaşamsal bir öneme sahiptir.

Parg. 131.              Öte yandan küresel güç olma yolunda ilerleyen AB’den beklenen, Ortadoğu politakalarında ve genel olarak İslam dünyası ile olan ilişkilerinde rencide edici, suçlayıcı veya sömürgeci bir zihniyetle değil aksine olumlu, terörizm sorununu ortak bir sorun olarak görerek çözüm için ortaklıklar geliştirecek politikalar izlemesidir.

Parg. 132.              Terörizmin bir strateji olduğunu ve teorisyenlerinin basit insanlar olmadığını unutmamak gerekir. Terör örgütleri ile onlarla mücadele edenler arasında her zaman bir ‘alan kazanma’ stratejisi vardır. Teröristler eylem üstünlüğüne, hızlı hareket etme, kitleleri etkileme ve çabuk karar verme gibi bir çok konuda aslında güvenlik güçlerine karşı bir adım öndedirler.[116]

Parg. 133.              Diğer yandan terörizmle mücadele adına yapılan insan hakları ihlalleri, aşırı güç kullanımı ve bunların olmasında büyük etkisi olduğu görülen salt askeri güç kullanımı terör örgütlerine meşru bir zemin hazırlamaktadır. Irak’ta Ebu Gureyb cezaevinde ABD askerlerince yapılan kötü muamelelerin El-Kaide örgütüne sağlayacağı olumlu argümanları tahmin etmek hiç zor değildir.

Parg. 134.              Bu bağlamda AB’nin küresel terörizmle mücadelede bu noktaları dikkate alması gerekir. Bu açıdan üye ve aday ülkeler arasında polis birimleri arasındaki artırılmış işbirliği, yardımlaşma, destek ve koordinasyonun sağlanması önemlidir ve zaten çalışmada da ifade ettiğimiz üzere polis işbirliğinin artırılması konusunda AB ülkeleri arasında bir uzlaşı vardır. Ancak sorun bu işbirliğinin hangi düzeyde yapılacağıdır. Bu işbirliğinin ulusüstü seviyeyi zorlayacak şekilde devam etmesi gerekir.

Parg. 135.              Çünkü ulusüstü seviyede faaliyet gösterdiği söylenebilecek bu yeni veya küresel olarak adlandırılan terörizme karşı, devletlerin ulusal egemenlik ve çıkar kaygısıyla hareket etmeleri aynı zamanda bir çok dezavantajı da getirdiği bilinen bir gerçektir. Özellikle AB gibi, iç sınırların olmadığı ve küresel terörün her zaman hedefinde olan bir bölgesel gücün, küresel terörle mücadelede başarılı olmasının olmazsa olmaz koşulu, hükümetlerarası düzlemden sıyrılarak hükümetlerüstü düzlemde terörizmle mücadele politikalarını geliştirmesidir. AB ancak bu sayede sınır tanımayan bu tehdit ile mücadelesinde başarılı olabilir.

 

Parg. 136.              Ancak yapılan çalışmalara özellikle 11 Eylül sonrası geliştirilen mekanizmalara bakıldığında, ulusal egemenlik kaygılarının hala varlığını sürdürdüğü yalın bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Anayasa ile her ne kadar AB’nin üç sütunlu yapısı kardırılmış olsa bile, karar alma mekanizmalarında, oybirliği esasının bir çok konuda devam etmesi bu gerçeğin en belirgin yansıması olarak karşımaza çıkmaktadır. AB, özellikle küresel terörizm ile mücadele politikasında başarılı olmak, ve bir model olmak istiyorsa, Europol ve Eurojust gibi yaşamsal öneme sahip kurumsal yapıların işleyişinde hükümetlerüstü sisteme geçmek zorundadır. Anayasa’da bu başarılabilmiş değildir. Ancak en azından Anayasa’ya dayanarak (yürürlüğe girdikten sonra) çıkarılacak olan yasal düzenlemelerde mümkün olduğunca bu konuda “ulusal egemenlik” kaygılarını bir tarafa iterek en azından “bölgesel” güvenlik için ulusüstü bir sistemin yaşama geçirilmesi gerekir. Bu konuda terörizm ile mücadele örnek bir alan çalışması yapılarak yeni bir model denenmesi gereklidir. Zira tehdit ortaktır. Sadece bir ülkeyi değil, tüm bölgeyi ve tüm insanlığı tehdit etmektedir. O halde bu tehdide karşı AB, öncelikle kendi içinde daha sonra da çevresinde yeni bir model geliştirmelidir.

 

EK 1: AB Konseyi’nin Yayınladığı Terör Örgütleri Listesi·

1. Abu Nidal Organisation (ANO), ( Fatah Revolutionary Council, Arab Revolutionary

Brigades, Black September, and Revolutionary Organisation of Socialist Muslims)

2. Al-Aqsa Martyr's Brigade

3. Al-Aqsa e.V.

4. Al-Takfir and Al-Hijra

5. Nuclei Territoriali Antimperialisti (Anti-Imperialist Territorial Units)

6. Cooperativa Artigiana Fuoco ed Affini – Occasionalmente Spettacolare (Artisans' Cooperative Fire and Similar – Occasionally Spectacular)

7. Nuclei Armati per il Comunismo (Armed Units for Communism)

8. Aum Shinrikyo ( AUM,  Aum Supreme Truth,  Aleph)

9. Babbar Khalsa

10. CCCCC – Cellula Contro Capitale, Carcere i suoi Carcerieri e le sue Celle (Cell Against Capital, Prison, Prison Warders and Prison Cells)

11. Continuity Irish Republican Army (CIRA)

12. Euskadi Ta Askatasuna/Tierra Vasca y Libertad/Basque Fatherland and Liberty (E.T.A.)

13. Gama'a al-Islamiyya (Islamic Group), ( Al-Gama'a al-Islamiyya, IG)

14. Great Islamic Eastern Warriors Front (IBDA-C)

15. Grupos de Resistencia Antifascista Primero de Octubre/Antifascist Resistance Groups First of October (G.R.A.P.O.)

16. Hamas (including Hamas-Izz al-Din al-Qassem)

17. Holy Land Foundation for Relief and Development

18. International Sikh Youth Federation (ISYF)

19. Solidarietà Internazionale (International Solidarity)

20. Kahane Chai (Kach)

21. Kurdistan Workers' Party (PKK), (KADEK; KONGRA-GEL)

22. Lashkar e Tayyaba (LET)/Pashan-e-Ahle Hadis

23. Loyalist Volunteer Force (LVF)

24. Mujahedin-e Khalq Organisation (MEK or MKO) [minus the 'National Council of Resistance of Iran' (NCRI)] (The National Liberation Army of Iran (NLA, the militant wing of the MEK), the People's Mujahidin of Iran (PMOI), Muslim Iranian Student's Society)

25. National Liberation Army (Ejército de Liberación Nacional)

26. New Peoples Army (NPA), Philippines, linked to Sison Jose Maria C. (Armando Liwanag,. Joma, in charge of NPA)

27. Orange Volunteers (OV)

28. Palestine Liberation Front (PLF)

29. Palestinian Islamic Jihad (PIJ)

30. Popular Front for the Liberation of Palestine (PFLP)

31. Popular Front for the Liberation of Palestine-General Command, ( PFLP-General Command)

32. Real IRA

33. Brigate Rosse per la Costruzione del Partito Comunista Combattente (Red Brigades for the Construction of the Fighting Communist Party)

34.  Red Hand Defenders (RHD)

35. Revolutionary Armed Forces of Colombia (FARC)

36. Revolutionary Nuclei/Epanastatiki Pirines

37.  Revolutionary Organisation 17 November/Dekati Evdomi Noemvri

38. Revolutionary People's Liberation Army/Front/Party (DHKP/C), (Devrimci Sol (Revolutionary Left), Dev Sol)

39. Revolutionary Popular Struggle/Epanastatikos Laikos Agonas (ELA)

40. Shining Path (SL) (Sendero Luminoso)

41. Stichting Al Aqsa ( Stichting Al Aqsa Nederland, Al Aqsa Nederland)

42. Brigata XX Luglio (Twentieth of July Brigade)

43. Ulster Defence Association/Ulster Freedom Fighters (UDA/UFF)

44. United Self-Defense Forces/Group of Colombia (AUC) (Autodefensas Unidas de Colombia)

45. Nucleo di Iniziativa Proletaria Rivoluzionaria (Unit for Revolutionary Proletarian Initiative)

46. Nuclei di Iniziativa Proletaria (Units for Proletarian Initiative)

47. F.A.I. – Federazione Anarchica Informale (Unofficial Anarchist Federation)

 

Kaynakça:

Kitap ve Makaleler

Apap, Joanna & Anderson, Malcolm, Striking A Balance Between Freedom, Security And Justice In An Enlarged EU, Centre For European  Policy Studies, Brussels, 2002.

 

Apap, Joanna & Carrera, Sergio, ‘Progress and Obstacles in the Area of Justice And Home Affairs in an Enlarging Europe: An Overview’, içinde, Eds. Joanna Apap, Justice and Home Affairs in the EU: Liberty and Security Issues after Enlargement, Edward Elgar, Cheltenham&Northampton, 2004.

 

Bal, İhsan, ‘Küresel Terörle Mücadelede Türkiye-AB Eksenli Güvenlik Politikaları: Yeni Bir Alternatif Olabilir mi?’,  Türkiyeli Avrupa,  içinde, Laçiner, Sedat & Bal, İhsan & Özcan, Mehmet,  USAK-Hayat Yayınları, İstanbul, 2004.

 

Beşe, Ertan, Terörizm, Avrupa Birliği, İnsan Hakları, Seçkin Yayınları, Ankara, 2002.

 

Bozkurt, Enver, &Köktaş, Arif,& Özcan, Mehmet, Avrupa Birliği Hukuku, Asil Yayınları, Ankara, 2004.

 

Brotons, Antonio & Esposito, Carlos, ‘Spain’, içinde, Eds. Alexander, Yonah, Combatting Terrorism-Strategies of Ten Countries, University of Michigan Press, Michigan, 2002.

 

den Boer M., “9/11 and the Europeanisation of Anti-Terrorism Policy: A Critical Assessment”, Groupement d’Études et de Recherches “Notre Europe”, Policy Papers N°6, September 2003.

 

Gilmore, Bill, ‘The Twin Towers And The Third Pillar: Some Security Agenda Developments’, EUI Working Paper LAW No 2003/7, European University Institute, Department of Law, Florence, 2003.

 

Grabbe, Heatter, ‘Breaking New Ground in Internal Security’, içinde Europe After September 11th, Bannerman, Edward&Everts, Steven& Grant, Charles& Murray Alasdair, Centre for European Reform, London, 2001.

 

Güzel, Cemal, Silinen Yüzler Karşısında Terör, Ayraç Yayınları, Ankara, 2002.

 

Lavranos, Nikalaos, ‘Europol and Fight against Terrorism’, European Foreign Affairs Review Vol. 8 2003.

 

Özcan, Mehmet& Beşe, Ertan&Karakaya, Muhittin ‘Terörizm Faktörü Işığında Türkiye AB İlişkileri’, içinde; Eds. H.Hüseyin Çevik vd., Türkiye’nin Dış, Ekonomik, Sosyal ve İdari Politikaları 1980-2003, Siyasal Kitabevi, Ankara, 2003.

 

Özcan, Mehmet, ‘AB-Türkiye İlişkilerinde Yasadışı Göç’, Türkiyeli Avrupa içinde, Laçiner, Sedat & Bal, İhsan & Özcan, Mehmet,  USAK-Hayat Yayınları, İstanbul, 2004.

 

Özcan, Mehmet,  ‘Turkey’s Possible Influences on The Internal Security of The European Union: The Issue of Illegal Migration’, European Union With Turkey içinde, Laçiner, Sedat & Bal, İhsan & Özcan, Mehmet,  USAK Publication, Ankara. 2005.

 

Peers, Steve, ‘EU Responses to Terrorism’, International and Comparative Law Quarterly, Vol 52, January 2003.

 

Spence, David, (2004), ‘International Terrorism: The Quest for a Coherent EU Response’, Eds, Bayles A. and Frommelt I., Business and Security, Oxford University Press, 2004. s.77.

 

Tezcan, Ercüment, Avrupa Birliği Hukukunda Birey, İletişim Yayınları, İstanbul, 2001.

 

Wouters, Jan & Ruys,Tom, ‘The Fight Against Terrorism and European Security Strategy’, Working Paper No 64. K.U. Leuven Faculty Of Law, Institute for International Law, November, 2004.

 

Resmi Dökumanlar

 

Conclusion and Plan of Action of the Extraordinary European Council Meeting on 21.09.2001, SN 140/01

Council Common Position on Combating Terrorism, 28.12.2001, 2001/930, OJ L 344/90,

Council Common Position on the Application of Specific Measures to Combat Terrorism, 28.12.2001, 2001/931, OJ L 344/93,

Council Common Position, 27.05.2002, 2002/402, OJ L 139/4,

Council Decision of  3 December 1998, OJ C 26 of 30.01.1999

Council Decision, 22.01.2003, 2003/ 487 JHA, OJ L 16/68,

Council Decision, 28.11.2002, 2002/996, OJ L 349/1,

Council Framework Decision on Joint Investigation Teams, 2002/465/JHA

Council Framework Decision, 13/06/2002, 2002/475/ JHA , OJ 2002 L 164

Council Regulation Of On Specific Restrictive Measures Directed Against Certain Persons And Entities With A View To Combatting Terrorism, 28.12.2001, Regulation 2580/2001, OJ L 344/70,

Declaration by the EU, General Affairs Council, 12.09.2001, 11795/01 (Presse 318), 

Declaration by the Heads of State or Government of the EU and the President of the Commission, 19.10.2001, Brussels, , SN 4296/2/01

Declaration on Combatting Terrorism, Brussels European Council, 25.03.2004,

EU Council Presidency Conclusions, - Brussel,  ANNEX 1 The Hague Programme, 4/5.11.2004, 14292/04 1

EU Plan of Action on Combating  Terrorism-Update 2004,

European Security Strategy, 2003

Extraordinary Council Meeting- JHA-Brussels, 19.03.2004, 7555/04 (presse 94)

Extraordinary Council Meeting- Justice, Home Affairs and Civil Protection- Brussels, 20.09.2001

Framework Decision on Europe Arrest Warrant and Surrender Procedures between Member States, 13.06.2002, OJ L 190

La Gomera Declaration, 1995 Madrid European Council, Annex 3:Terrorism

Note from SG/HR to European Council, The Fight Against Terrorist Financing, 14.12.2004

Presidency Conclusions-Leaken, 14-15 December 2001, SN 300/1/01 REV 1

Resolution on Combating Terrorism In The EU, 24.02.1997, OJ C 55

Seville European Council of June 2002 Decleration, 

Terorist Activity in the EU: Sıtuation and Trends Report (TE-SAT), The Hague, 02 December 2004, File  number 2566/ 378, Europol

 

İnternet Kaynakları

 

Bunyan, Tony, ‘Statewatch: Analysis Reports on Post-11 September’, no.6, www.statewatch.org, eri.tar. 20.04.2005.

 

Combating Terrorism Outside The Borders Of The EU, www.isis-europe.org, 2002, eri.tar. 12.04.2005.

 

Combating Terrorism Restrictive Measures Against Certain Persons And Entities, Brussels, 16.03.2005, 6199/05 (Presse 27), www.eu.int/coe/fight against terrorism/other documents/, erişim tar. 23.03.2005.

 

Conceptual Framework On ESDP Dimension Of The Fight Against Terrorism, bak. www.eu.int/council of european union/fight against terrorism/key documents, Erişim tar. 03.03. 2005.    

 

Eugenia Dumitriu, ‘The EU’s Definition of Terrorism: The Council Framework Decision on combating Terrorism’, German Law Journal, Vol 5 No. 5-1,  (2004), www.germanlawjournal.com, Eri. tar. 28.03.2005.

 

EU Counter Terrorism Policy, www.euractiv.com/Article/, Eri.Tar. 20.04.2005.

 

europa.eu.int/comm/justice_home/funding/victims_terrorism/funding_victims_terrorism_en.html erişim tar. 20.04.2005.

 

Europe Gears up to Fight Terrorism, www.bbc.co.uk/bbc news/europe/, eri.tar.18.04.2005.

 

European Comission Action Paper In Response To The Terrorist Attacks on Madrid, www.continuitycentral.com/ news01064.htm, erişim tar. 02/04/2004.

 

Ortega, Martin, ‘Petersberg Tasks, and Missions for the EU Military Forces’, 2005, Institıte for Security Studies, www.iss-eu.org,  eri.tar.20.04.2005.

 

Statewatch News Online, www.statewatch.org, erişim tar.20.05.2005.

 

Vennemann, Nicola, (2003), ‘Country Report on the EU’, http//edoc.mpil.de/conference-on-terrorism, erişim tar. 31/03/2005.



· Yrd. Doç.Dr., Polis Akademisi Öğretim Üyesi, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Avrupa Birliği Araştırmaları Merkezi Başkanı.

b Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü, Uluslar arası Polislik Araştırmaları ABD Yüksek Lisans Öğrencisi.

[1] Joanna Apap & Malcolm Anderson, Striking A Balance Between Freedom, Security And Justice In An Enlarged EU, Centre For European Studies, 2002,s. 7.

[2] David Spence, ‘International Terrorism: the Quest for a Coherent EU Response’, içinde; Eds, Bayles A. & Frommelt I., Business and Security, Oxford University Press, 2004. s.78.

[3] İhsan Bal, ‘Küresel Terörle Mücadelede Türkiye-AB Eksenli Güvenlik Politikaları: Yeni Bir Alternatif Olabilir mi?’, Türkiyeli Avrupa, içinde, Sedat Laçiner & İhsan Bal & Mehmet Özcan, USAK-Hayat Yayınları, İstanbul, 2004, s.210.

[4] AB ülkeleri arasında sadece İspanya, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Portekiz’in ulusal  mevzuatlarında terörizme yönelik düzenlemeler mevcuttu.

[5] Conclusion and Plan of Action of the Extraordinary European Council Meeting on 21.09.2001, SN 140/01

[6] www.bbc.co.uk/bbc news/europe/europe gears up to fight terrorism, erişim tar.18.04.2005

[7] Joanna Apap & Sergio Carrera, ‘Progress and Obstacles in the Area of Justice And Home Affairs in an Enlarging Europe: An Overview’, içinde; Eds. Joanna Apap, Justice and Home Affairs, Edward Elgar, Cheltenham&Northampton, 2004, s.8.

[8] Avrupa Komisyonu Güvenlik Raporu 2004, akt. İhsan Bal, a.g. m., s. 226

[9] David Spence, a.g.m. s. 77.

[10] Steve Peers, ‘EU Responses to Terrorism’, International and Comparative Law Quarterly, sayı 52, 2003, s.227.

[11] Heatter Grabbe, ‘Breaking New Ground in Internal Security’, Europe After September 11th, içinde; Eds. Edward Bannerman, & Steven Everts, & Charles Grant, & Alasdair Murray, Centre for European Reform, London, 2001, s.63, Joanna Apap & Sergio Carrera, ‘a.g.m s.8.

[12] Monica den Boer, ‘9/11 and the Europeanisation of Anti-terrorism Policy: A Critical Assesment’, Policy Papers N 6, 2003, s.1.

[13] İhsan Bal, a.g.m, s. 207.

[14] Nicola Vennemann, ‘Country Report on the EU’, s.4, 2003, http//edoc.mpil.de/conference-on-terrorism, erişim tar. 31/03/2005.

[15] David Spence, a.g.m, s.76.

[16] Enver Bozkurt, Arif Köktaş, Mehmet Özcan, Avrupa Birliği Hukuku, Asil Yayınları, Ankara, 2004, s.10.

[17] Mehmet Özcan, ‘Turkey’s Possible Influences on The Internal Security of The European Union: The Issue of Illegal Migration’, European Union With Turkey içinde, Sedat Laçiner & İhsan Bal & Mehmet Özcan, 2005,  USAK Publication, Ankara, s.87.

[18] Monica den Boer, a.g.m, s. 1.

[19] A. Vercher, ‘Terrorism in Europe’, akt. Vennemann, a.g.m., s.4.

[20] Cemal Güzel, Silinen Yüzler Karşısında Terör, Ayraç Yayınları, Ankara, 2002, s.11.

[21] İhsan Bal, a.g.m. s.240.

[22] İhsan Bal, a.g.m, s.240.

[23] Mehmet Özcan, a.g.m., Türkiyeli Avrupa, içinde, s.134.

[24] Ertan Beşe, Terörizm, Avrupa Birliği, İnsan Hakları, Seçkin Yayınları, Ankara, 2002, s.71-72.

[25] Ertan Beşe, a.g.e, s.37.

[26] Nicola Vennemann, a.g.m, s. 7.

[27] Nicola Vennemann, a.g.m. s.7.

[28] Joanna Apap & Malcolm Anderson, a.g.e., 2002, s. 41.

[29] Nicola Vennemann, a.g.m, s. 8.

[30] a.g.m, s.8.

[31] Joanna Apap & Malcolm Anderson, a.g.e., s.41.

[32] La Gomera Decleration,1995 Madrid European Council, Annex 3:Terrorism.

[33] Venneman, a.g.m, s.11.

[34] Antonio Brotons & Carlos Esposito, ‘Spain’, Combatting Terrorism-Strategies of Ten Countries, Eds. Yonah Alexander, University of Michigan Press, Michigan, 2002, s. 182-183.

[35] Resolution On Combating Terrorism In The EU, OJ C 55, 24.02.1997.

[36] Kararda yapılan terörizm tanımlaması şu şekildedir; “tehdit veya şiddet kullanarak resmi kurumlar, kişiler veya toplum üzerinde terör ortamı yaratarak ayrılıkçı, aşırı ideolojik, dini fanatizm veya irrasyonel faktörler  amacıyla bir ülkeye, ülkenin bir kurumuna veya genel olarak insanlara ya da belirli kişilere yönelik bireyler veya gruplar tarafından yapılan her türlü eylemlerdir”

[37]Vennemann, a.g.m., s. 12.

[38] Council Decision of  3 December 1998, OJ C 26 of 30.01.1999 .

[39] Mehmet Özcan, a.g.m, Türkiyeli Avrupa içinde, s.137.

[40] Vennemann,  a.g.m., s. 14.

[41] Monica Den Boer, a.g.m. s. 1.

[42] Monica Den Boer, a.g.m, s. 1.

[43] a.g.m, s.1.

[44]  Declaration by the EU, General Affairs Council, 12.09.2001, 11795/01 (Presse 318).

[45] Extraordinary Council Meeting- Justice, Home Affairs and Civil Protection- Brussels, 20.09.2001, 12019/01 (Presse 327).

[46]  Conclusion and Plan of Action of the Extraordinary European Council Meeting on 21.09.2001, SN 140/01.

[47] Conclusion and Plan of Action of the Extraordinary European Council Meeting on 21.09.2001, SN 140/01.

[48] Bu  sözleşmeler şunlardır:

1) 1963 tarihli Uçaklarda İşlenen Suçlar ve Diğer Bazı Eylemlere İlişkin Tokyo Sözleşmesi,

2) 1970 tarihli Uçakların Kanun Dışı Yollarla Ele Geçirilmesinin Önlenmesine İlişkin Lahey Sözleşmesi,

3) 1971 tarihli Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanun Dışı Eylemlerin Önlenmesine İlişkin Montreal Sözleşmesi,

4) 1973 tarihli Diplomatik Personelin Korunmasını içeren Uluslararası Korunması Gereken Kişilere Yönelik Suçların Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin New York Sözleşmesi,

                5) 1977 tarihli Terörizmin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi,

                6) 1979 tarihli Rehinelere İlişkin New York Sözleşmesi,

                7) 1980 tarihli Nükleer Maddelerin Korumasına İlişkin Viyana Sözleşmesi,

8) 1988 tarihli Deniz Trafiğinin Güvenliğine Karşı Eylemlerin Önlenmesine Yönelik Roma Sözleşmesi,

9) 1988 Tarihli Kıta Sahanlığı Üzerine Kurulu Sabit Platformların Güvenliğine Karşı Hukuk Dışı Eylemlerin Önlenmesi Protokolu

10) 1988 Tarihli Uluslararası Sivil Havacılık Hizmeti Veren Havalimanlarında Hukuk Dışı Şiddet Eylemlerinin   Önlenmesi Protokolu

              11) 1991 Tarihli Keşif Amaçlı Plastik Patlayıcıların Markalanmasına Dair Sözleşme

              12) 1997 tarihli Terörist Bombalamaların Önlenmesine Yönelik BM Sözleşmesi

              13) 1999 tarihli Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Yönelik BM Sözleşmesi’dir.

 

[49] Nicola Vennemann, a.g.m, s. 17.

[50] Declaration by the Heads of State or Government of the EU and the President of the Commission, Brussels, 19.10.2001, SN 4296/2/01.

[51] Leaken Presidency Conclusions, 14-15/12/ 2001, s.5, SN 300/1/01 REV 1.

[52] Council Framework Decision, 13/06/2002, 2002/475/ JHA, OJ 2002 L 164

[53] Eugenia Dumitriu, ‘The EU’s Definition of Terrorism’, 2004, German Law Journal, sayı 5, s.3, www.germanlawjournal.com, erişim tar.28/03/2005

[54] Steve Peers, a.g.m, s. 228.

[55] EU Plan of Action on Combating  Terrorism-Update 2004, s. 18.

[56]Framework Decision on Europe Arrest Warrant and Surrender Procedures between Member States, 13.06.2002, OJ L 190.

[57] Bill Gilmore, ‘The Twin Towers And The Third Pillar: Some Security Agenda Developments’, EUI Working Paper LAW, Florence, 2003, s.5.

[58] EU Plan of Action on Combating  Terrorism-Update 2004, s. 18.

[59] Statewatch News Online, www.statewatch.org, erişim tar.20.05.2005.

[60] Council Decision, 2002/996, OJ L 349/1, 28.11.2002.

[61] Council Decision, 2003/ 487JHA, OJ L 16/68, 22.01.2003.

[62] Bu terörist örgüt ve kişilerin listesi ilk olarak Aralık 2001’deki Ortak Tutumla beraber yayınlanmış olup bu liste Adalet ve İçişleri Bakanlar Konseyi tarafından güncelleştirilmektedir.

[63] Council Framework Decision on Joint Investigation Teams, 2002/465/JHA.

[64] Nikalaos Lavranos, ‘Europol and Fight Against Terrorism’, European Foreign Affairs Review, Vol. 8, 2003, s.262.

[65] Monica Den Boer, a.g.m, s.12.

[66] Den Boer, a.g.m., 12

[67] Monica den Boer, a.g.m, s.14.

[68] a.g.m, s.15.

[69] Ortak tutum (common position): AB’nin ikinci ve üçüncü sütun alanlarında kullandığı araçlardan biri olan ortak tutum, belli konularda işbirliğinin sistematik ve koordineli olmasını amaçlamaktadır. Konsey’de oybirliği ile alınan ortak tutuma üye ülkeler riayet ve desteklemek zorundadır.

[70] Council Common Position on Combating Terrorism, 2001/930, OJ L 344/90, 28.12.2001.

[71] Council Common Position on the Application of Specific Measures to Combat Terrorism, 2001/931, OJ L 344/93, 28.12.2001.

[72] Terör örgütleri listesi bu çalışmanın sonunda verilmiştir.

[73] Council Common Position, 2002/402, OJ L 139/4, 27.05.2002.

[74] 1999 tarihli Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Yönelik BM Sözleşmesi.

[75] Council Regulation Of On Specific Restrictive Measures Directed Against Certain Persons And Entities With A View To Combatting Terrorism, Regulation 2580/2001, OJ L 344/70, 28.12.2001.

[76] Ercüment Tezcan, Avrupa Birliği Hukukunda Birey, İletişim Yayınları, 2001, s.376.

[77] Tony Bunyan, ‘Statewatch: Analysis Reports on Post-11 September’, no.6, www.statewatch.org 

[78] Council Regulation Of On Specific Restrictive Measures Directed Against Certain Persons And Entities With A View To Combatting Terrorism, Regulation 2580/2001, OJ L 344/70, 28.12.2001.

[79] Extraordinary Council Meeting- JHA-Brussels, 19.03.2004, 7555/04 (presse 94).

[80]European Comission Action Paper In Response To The Terrorist Attacks on Madrid, www.continuitycentral.com/ news01064.htm, erişim tar. 02/04/2004.

[81] EU Counter Terrorism Policy, www.euractiv.com/Article/, erişim tar. 20.04.2005.

[82] EU Counter Terrorism Policy, www.euractiv.com/Article/ erişim tar. 20.04.2005.

[83] European Comission action paper in response to the terrorist attacks on Madrid, www.continuitycentral.com/ news01064.htm, erişim Tar. 02/04/2004.

[84] Lavranos, a.g.m, 262.

[85] Lavranos, a.g.m., s.265.

[86] Lavranos, a.g.m., s.265.

[87] Lavranos, a.g.m., s.265.

[88] Declaration on Combatting Terrorism, Brussels European Council, 25.03.2004, www.eu.int/council of european union/fight against terrorism/key documents , erişim tar. 03.03. 2005.  

[89] David Spence, a.g.m, s.80.

[90] European Comission Action Paper in Response to the Terrorist Attacks on Madrid, www.continuitycentral.com/ news01064.htm, erişim tar. 02/04/2004.

[91] europa.eu.int/comm/justice_home/funding/victims_terrorism/funding_victims_terrorism_en.htm, erişim tar. 20.04.2005.

[92] EU Counter Terrorism Policy, www.euractiv.com/Article/ eri.tar. 20.04.2005.

[93] Declaration on Combatting Terrorism, Brussels European Council, 25.03.2004, www.eu.int/council of european union/fight against terrorism/key documents , erişim tar. 03.03. 2005.   

ayrıca bak. EU Plan of Action on Combating Terrorism-Update, www.eu.int/council of european union/fight against terrorism/key documents , erişim tar. 03.03. 2005. 

[94] Mehmet Özcan, Ertan Beşe, Muhittin Karakaya, ‘Terörizm Faktörü Işığında Türkiye AB İlişkileri’, içinde; Eds. H.Hüseyin Çevik vd., Türkiye’nin Dış, Ekonomik, Sosyal ve İdari Politikaları 1980-2003, Siyasal Kitabevi, 2003, s.166.

[95] The financial war against terrorism:the contribution of Islamic Banking, 2003, speech Bill Rammell.

[96] Note from SG/HR and Comission to European Council, The Fight against terrorist Financing, 14 /12/ 2004, 16089/04, s.3.

[97]EU Council Presidency Conclusions, - Brussel,  ANNEX 1 The Hague Programme, 4/5.11.2004, 14292/04 1.

[98] The Hague Programme, s.28.203-255.

[99] Terorist Activity in the EU: Sıtuation and Trends Report (TE-SAT), The Hague, 02 December 2004, File  number 2566/ 378, Europol.

[100] Bu konuda kapsamlı bir yaklaşım için bakınız. İhsan Bal, a.g.e.

[101] Conclusions and Plan of Action of the Extraordinary European Council Meeting, 21.09.2001.

[102] Seville European Council of June 2002 Decleration.

[103] Martin Ortega, ‘Petersberg Tasks, and Missions for the EU Military Forces’, Institıte for Security Studies. 2005.

[104] Conceptual Framework on ESDP dimension of the fight against terrorism, bak. www.eu.int/council of european union/fight against terrorism/key documents , erişim tar. 03.03. 2005.   

[105] Combating Terrorism Outside The Borders Of The EU, www.isis-europe.org, 2002, erişim tar. 12.04.2005.

[106] Jan Wouters& Tom Ruys, ‘The Fight Against Terrorism and European Security Strategy’, Working Paper No 64, K.U. Leuven Faculty Of Law, Institute for International Law, 2004.

[107] Jan Wouters& Tom Ruys, a.g.m. s. 3.

[108] European Security Strategy, 2003.

[109] European Security Strategy, 12/12/ 2003.

[110] Jan Wouters& Tom Ruys, a.g.m. s. 5.

[111] İhsan Bal, a.g.m, s.253.

[112] EU Counter Terrorism Policy, www.euractiv.com/Article/, erişim tar. 20.04.2005.

[113] Jan Wouters& Tom Ruys, a.g.m. s.8.

[114] den aktaran Jan Wouters& Tom Ruys. http://db.mipt.org/ChartModule.jsp, eri.tar. 20.04.2005.

[115] Jan Wouters& Tom Ruys, a.g.m. s.10.

[116] İhsan Bal, a.g.m. s.223.

 

·  Combating Terrorism Restrictive Measures Against Certain Persons And Entities, Brussels, 16.03.2005, 6199/05 (Presse 27), www.eu.int/coe/fight against terrorism/other documents/, erişim tar. 23.03.2005